Başbakan Erdoğan'ın TŞOF Genel Kurul Konuşması

Başbakan Erdoğan'ın TŞOF Genel Kurulu konuşmasının satırbaşları şöyle:

Sektöre yönelik üst üste müjdeler verdik. Kredi limitlerini düşürdük. Faiz oranlarını indirdik.

Eskiden şoförlerimizin yollarda neler çektiğini çok iyi biliyoruz. Bolu Dağı'nda yaz ya da kış şoförlerimizin nasıl dualar ederek oralardan geçtiğini, maalesef o yollarda ne kadar canımızın yitip gittiğini çok iyi biliyoruz.

2002 yılına kadar 79 yıl içinde bölünmüş yol uzunluğu 6 bin 500 km idi. Biz ise 17 bin Km'nin üzerinde bölünmüş yol yaptık. Bunun en yakın şahidi sizsiniz. Bu yolları birileri inatla görmüyor. Ya bu yolları gör be!

Şu anda bölünmüş yol uzunluğumuz 23 bin 100 km'ye ulaştı.

Allah'a hamdolsun kaza sayısı azaldı. Özellikle de ölümlü kazalarda azalma oldu.

Uzun yıllar bitirilemeyen Bolu Dağı Tüneli için acaba burayı patates deposu mu yapsak şeklinde öneriler getiriliyordu biz geldik buranın parasını verdik ve bitirdik. Şimdi Bolu Dağı korkumuz var mı bizim? Yok...

Türkiye'yi tünellerle, viyadüklerle, köprülerle ve yollarla donattık.

Birçok ilimizde trafik ciddi oranda rahatlatıldı.

3. Köprümüzün inşaatı önümüzdeki yıl bitecek. Buradan araçların yanı sıra trenler de geçecek.

Yaptığımız yatırımlarla özellikle siz şoför kardeşlerimizi memnun etmek istedik. Mevcut sorunlarınızın farkındayız ve çözüm üretmek için çaba sarf ediyoruz.

12 yılda huzur ve kardeşlik içinde hayaller gerçeğe dönüştü. Milli gelirimiz bakın ne seviyelere geldi. Ancak birileri bunu istemiyor. Türkiye'nin kalkınma yarışından uzaklaştırmak istiyorlar.

Gezi olayları dediler, Türkiye'nin istikrarını bozmaya çalıştılar.

17 Aralık ve sonrasında Türkiye'ye ve Türkiye ekonomisine kast eden bu paralel yapı en fazla esnafımızı istismar etti. Sadaka dediler, zekat dediler milyonlarca lira para topladılar. Biliyorum artık bir çok kişi bu ücretleri vermiyor. Ama sizlerden ricam verenleri uyarın.

Bir takım müjdeler açıklamak istiyorum. Bu düzenlemeler buradaki arkadaşlarımı da doğrudan ve dolaylı ilgilendiriyor.

Soma'da maden kazasında etkilenenlerin ve yakınlarına yönelik bir takım düzenlemeler yapılıyor.

Sigortalı bir işçi hayatını kaybdettiğinde yakınlarına maaş bağlanıyordu ancak bu maaş için belli süre çalışma şartı vardı. Bundan dolayı Soma'da hayatını kaybeden aileler bu maaştan alamamışlardı. Biz bunu kaldırıyor ve maaşa bağlıyoruz. Madende hayatını kaybdenlerin prim borçlarını da siliyoruz. Maden kapalı olsa bile maaşlar yatmaya devam edecek. Soma'da hayatını kaybdenlerin yakınlarına istihdam zorunluluğu getiriliyor. Madenciler için emeklilik yaşı 50'ye çekilecek.

Vatandaşlıktan çıkanlara borçlanma hakkı getiriyoruz. 



4 milyon vatandaşımızın borcunu yapılandırıyoruz.



Esnaf odalarına kesilen para cezalarını siliyoruz.



Taşeronluk sistemini yeniden düzenliyoruz.



Yeraltı çalışanların yıllık ücretli izinlerini 4 gün arttırıyoruz. Günlük çalışma saatlerini 6 saate indiriyoruz.



Sosyal Güvenlik prim alacaklarını yeniden yapılandırıyoruz.



Mükelleflerin vergi, askerlik para cezası, trafik para cezası, köprü ve otoyol cezaları yeniden yapılandırılıyor.



Vergi dairesindeki kredi ve harç alacakları yeniden yapılandırılacak.



Sigorta primlerine yönelik alacaklar yeniden yapılandırılacak.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN TÜM KONUŞMASI

Paralel yapı esnafı istismar etti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu paralel yapı malesef en çok da esnafımızı istismar etti. Hibe dediler, himmet dediler, zekat dediler, sadaka dediler, esnafımızdan para topladılar, gittiler o paraları Türkiye'ye ihanet için kullandılar. Allah'a hamdolsun ki milletimiz de esnafımız da artık bunların gerçek yüzünü gördü. Bunlara desteğinizin devam etmediğini biliyorum ama destek verenleri uyarmanızı sizlerden rica ediyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezinde düzenlenen Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, genel kurulun Türkiye ve "rızıklarını direksiyon sallayarak kazanan" tüm şoförler için hayırlı olmasını diledi.

Yollarda hayatını kaybeden tüm şoförlere Allah'tan rahmet, yollarda çalışanlara da kazasız, kedersiz yolculuklar dileyen Erdoğan, şoförlerin çok zorlu ve meşakkatli bir mesleği icra ettiklerini, sevenleri buluşturmak, aileleri birbirine kavuşturmak, hayatın idamesi için ihtiyaçları ihtiyaç sahipleriyle buluşturmak gibi kutsal bir iş yaptıklarını anlattı.

"Otobüslerinizle, kamyon, kamyonet, tırlarınızla, midibüs, minibüs ve taksilerinizle uzakları yakın ediyor, mesafeleri aradan kaldırıyorsunuz. Milletçe hepinize şükran borçluyuz" diyen Başbakan Erdoğan, İstanbul'da çeşitli vesilelerle şoför esnafıyla bir araya geldiğini, güzel muhabbet ettiklerini, dertleştiklerini, TESK'in Genel Başkanı Bendevi Palandöken ve yöneticileriyle çok sık bir araya gelerek, istişareler yaptıklarını kaydetti.

Halkbank'tan esnafa sağlanan kredilerle indirim müjdelerini daha önce esnaflarla buluşmada açıkladığını, sevincini birlikte yaşadıklarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"12 yıl önce 2002 yılında Halkbank'ın esnafa kullandırdığı kredinin faizi yüzde 47'ydi. Biz, bu oranı en son yüzde 4-5 aralığına indirmiştik. 21 Mart'ta esnafımızla bir araya geldik, faiz baskısını esnafımıza yansıtmayacağımızın müjdesini verdik, onunla da yetinmedik kredi limitlerini en düşük 40 bin lirada 75 bin liraya, en yüksek 125 bin liradan 150 bin liraya kadar çıkardık. Bir müjde daha verdik; TESKOMB'un kredilerden aldığı bloke sermaye payını 1,5 puandan 1 puana düşürdük, aynı toplantıda bir müjde de Halkbank'tan geldi, o da komisyon payını 1 puandan yarım puana geldi. O toplantıda esnaf kredi faiz oranını 1 puan daha düşürmüş olduk, yüzde 3, yüzde 4 aralığına çektik.

Şoför esnafımız için kredilerden öte çok daha büyük bir hizmeti gerçekleştirdik. Türkiye'de uzun yıllar boyunca şoför esnafımızın çektiği çilelerin en yakın şahidiyim. Gençliğimde Bolu yolunda yaşadığım trafik kazası nedeniyle yaşanan çilenin de mağduruyum. Şehirler arası yük ve yolcu taşıyan kardeşlerimiz o tek şeritli yollarda adeta ömür tükettiler. Sakaltutan'da Azap Deresi'nde, Köroğlu Beli'nde Gülek Boğazı'nda, Sertavur'da, Cankurtaran'da, Kop Dağı, Zigana, Elmadağ, Ovit'te neler yaşandığını, neler yaşadığımızı çok iyi biliyorum. Karadeniz'in o sarp yollarında burunlu otobüslerle neler yaşandığını çok iyi biliyoruz, virajı alamazsın gider bir noktada durursun diğerinin gelip geçmesini beklersin, ondan sonra yola devam edersin, pencereden aşağıya da bakamazsın... Allah muhafaza. Bolu Dağı'nda yaz ya da kış şoförlerin nasıl dualar ederek oralardan geçtiklerini, kısa mesafede saatlerce mücadele verdiklerini, o geçitlerde ne kadar çok canın yitip gittiğini de çok iyi bilirim."

-"Birileri görüyor ama görmüyor"

Başbakan Erdoğan, trafik kazalarının Türkiye'nin en önemli ve en can alıcı meselelerinden biri hatta birincisi haline geldiğini ifade ederek, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde Türkiye'ye 15 bin kilometre bölünmüş yol inşa etme sözünü verdiklerini, sözlerini tutarak 12 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol inşa ettiklerini anlattı.

Erdoğan, "Bunları en iyi bilen sizsiniz, bunun en yakın şahidi sizsiniz. Birileri görüyor ama görmüyor. Gözü var, görmüyor, dili var doğruyu söylemiyor, kulağı var doğruyu duymuyor. Bu yolları gör be..." diye konuştu.

Türkiye'de şu anda bölünmüş yol uzunluğunun 23 bin 100 kilometreye ulaştığını, yollardaki araç sayısının 2 kat artmasına rağmen kaza sayısının azaldığını vurgulayan Erdoğan, ölümlü kaza sayısında çok ciddi düşüş yaşandığını, 12 yılda şoförlerin adeta korkulu rüyası haline gelen tüm geçitleri elden geçirdiklerini, birçok tünel inşa ettiklerini söyledi.

2002 yılına kadar Türkiye'de 50 kilometre uzunluğunda 83 tünel bulunduğunu, iktidarları döneminde ise 117 kilometre uzunluğunda 122 tüneli sürücülerin hizmetlerine sunduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, "Hem yolları kısalttık hem de kaza riskini minimize ettik. Toplam tünel sayımız 205'e, tünel uzunluğumuz 167 kilometreye ulaştı" dedi.

Başbakan Erdoğan, Artvin Cankurtaran ve Rize - Erzurum arasındaki Ovit tünelinin de devam ettiğini, bittiğinde o bölgelerin başka olacağını ifade ederek, on yıllarca devam eden Bolu Dağı tünelinin kendilerinden önceki iktidarlar döneminde patates veya doğalgaz deposu olarak kullanılmasının tartışıldığını, bu tünelin de AK Parti iktidarı döneminde tamamlandığını anlattı. Erdoğan, "Biz geldik, bu umutsuz yatırımı ele aldık. İtalyan yükleniciye dedim ki 'orayı bitirecek misin?', 'bitireceğim, yeter ki siz paramı verin' dedi. Para verilmediği için yapılmıyor. 'Hiç endişe etme, yeter ki sen tüneli bitir' dedik. Hem parasını verdik hem tünel bitti, artık bizim 'Bolu Dağı' diye bir korkumuz kaldı mı? Elhamdülillah yok" ifadelerini kullandı.

Karadeniz otoyolunun da Ordu'da devam eden viyadük dışında tamamlandığını ve bittiğini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde onlarca tünelle yolları açtıklarını, Türkiye'yi duble yollarla, tünellerle, viyadüklerle, otoyollarla donattıklarını aktaran Erdoğan, şehir içlerinde de trafiği rahatlatmanın mücadelesi içinde olduklarını, belediye başkanlarının birçok ilde şehir içi ulaşımı son derece rahatlattığını dile getirdi. Erdoğan, birçok ilin iktidarları döneminde köprülerle, kavşaklarla, dal-çıklarla tanıştığını, İstanbul'da çok büyük ulaşım projelerini devreye aldıklarını, geçen ay tünel delme makinesinin devreye alınarak, boğazın altına otomobiller için inşa edilen 2 katlı tüp geçidin de küresel çapta bir proje olduğuna işaret etti.

-"Benim dağlarım deniziyle de bütünleşiyor, karasıyla da bütünleşiyor"

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da devam eden 3. boğaz köprüsünün 2015 yılının sonunda bitirileceğini, İzmit Körfezi üzerinde küresel çapta olan köprü projesinin devam ettiğini, Karadeniz'i Anadolu'ya bağlayacak Ovit, Cankurtaran ve Kop tünelleri gibi büyük projelerin de devam ettiğini söyledi. Erdoğan, "Ben şimdi Ordu'dan geçerken, o tünellerden geçerken insan başka bir keyif alıyor, zevk duyuyor. Niye? Bakıyorsun o yeşillerle hamdolsun bütünleşiyorsun, kucaklıyorsun, otomobilinle giderken kenara çekip park ettiğinde oraya doyum olmaz. İsviçre'nin dağları diyorlar, benim dağlarım var, bütün güzellikleriyle var. Üstelik benim dağlarım deniziyle de bütünleşiyor, karasıyla da bütünleşiyor" diye konuştu.

Uluslararası ticaretin şoför esnafı sayesinde artış gösterdiğini, bunun için de yolları açık tutmanın gayreti içinde olduklarını anlatan Erdoğan, vize ve karneler konusunda hep şoför esnafının yanında olduklarını, sorunların çözümü için devlet ve hükümet başkanları düzeyinde çabalar sarfettiklerini kaydetti.

-"Hayalleri gerçeğe dönüştürdük"

Erdoğan, Japonya, Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin 2. Dünya Savaşı yıllarında büyük yıkıma uğramalarına rağmen dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer aldığına işaret ederek, Türkiye'nin 91 yıllık barış dönemine rağmen kalkınma yarışında geride kaldığını söyledi. Türkiye'nin enerjisini içeride teröre sarfettiğini, terör için harcadığı paranın son 30 yılda Türkiye'nin 2 - 3 kat daha büyümesine sağlayabileceğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gereksiz tartışmalarla, gerilimlerle onbinlerce yavrumuzu kaybetmekle çok büyük bedeller ödedik. Özellikle demokrasiye yönelik müdahalelerle Türkiye'nin birikimleri, kazanımları, istikbali heba oldu. Bizim artık bunlara tahammülümüz yok. 12 yıl içinde istikrar, huzur ve kardeşlik sayesinde hayalleri gerçeğe dönüştürdük. Bu huzur ve kardeşlik iklimi devam ettikçe Türkiye çok daha fazla hayalini gerçeğe dönüştürecektir. Buraya geldiğimizde Türkiye'nin milli geliri neydi nereye geldi, nereden nereye geldik. Fakat birileri bunu istemiyor. İçeride istemeyenler var, dışarıda istemeyenler var. Güçlü bir Türkiye'yi kabullenemiyorlar. Terörü sürekli Türkiye'nin gündemde tutarak, terör yoluyla bedel ödeterek birileri Türkiye'nin önünü kesmeye çalışıyor. Mezhep farklılıklarını, inanç, değer, yaşam tarzı farklılıklarını sürekli tahrik ederek birileri Türkiye'yi kalkınma yarışından uzaklaştırmak istiyor.

'Gezi olayları' dediler, Türkiye ekonomisine, esnafımıza, kardeşliğimize, huzurumuza kastettiler. Allah aşkına soruyorum; molotof kokteyliyle halk otobüsünün yakılması millete ihanet değil midir? Bu otobüslerin içerisinde yavrularımızın yanması, ölmesi bu millete ihanet değil midir? İstanbul'da Serap kızımız otobüse atılan bir molotofla yandı. Bunun hesabını kimse sormuyor. '17 Aralık, 25 Aralık' dediler. Her şeyi hazırladılar. Rahmetli Menderes'e 'sabık başvekil' dediler, onu idama götürdüler, yargısız infaz yaptılar. Bir taraftan bunu konuşurken öbür tarafta dar ağacı hazırdı. 17 Aralık öncesinde aynı şekilde tutanaklar emniyette hazırlanmıştı, o imzalı tutanaklar elimize geldi. Ne diyor biliyor musunuz? 'Dönemin başbakanı' diyor, dönemin başbakanı dediği işte şu anda işinin başında ama onlar kararı vermişler, hükümeti de kurmuşlar ve 'dönemin başbakanı' diyerek Erdoğan gidecek, onların kurduğu hükümet işbaşına gelecek. Şimdi utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki 'biz, öyle birşey yapmadık'. Tüm imzalarla zabıtlar elimizde, yalancının mumu yatsıya kadar yanar."

-"Paralel yapı esnafı istismar etti"

Başbakan Erdoğan, paralel yapının istikrara, istikbale, istiklale kastettiğini, milletin de 30 Mart yerel seçimlerinde gereken cevabı verdiğini, milletin bir kez daha istikrar, huzur ve kardeşlik dediğini ifade ederek, "12 yılda olduğu gibi bundan sonra da birlikte çalışacak büyük Türkiye'yi birlikte inşa edecek, sorunları birlikte aşacağız. Yeni yolları, yeni viyadükleri, yaşanabilir şehirleri birlikte imar edecek, demokrasiyi birlikte güçlendireceğiz, kardeşliğimizi birlikte pekiştereceğiz, 2023 hedeflerine inşallah hep birlikte ulaşacağız" dedi.

Paralel yapının, 17 Aralık sonrasında Türkiye'ye, Türkiye ekonomosine, kardeşliğe kastetiğini ve en çok da esnafı istismar ettiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Hibe dediler, himmet dediler, zekat dediler, sadaka dediler, esnafımızdan para topladılar, gittiler o paraları Türkiye'ye ihanet için kullandılar. Allah'a hamdolsun ki milletimiz de esnafımız da artık bunların gerçek yüzünü gördü. Bunlara desteğinizin devam etmediğini biliyorum ama destek verenleri uyarmanızı sizlerden rica ediyorum" dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, madencilerin emeklilik yaşının 55'ten 50'ye indirileceğini, yıpranma payıyla emeklilik yaşının 43 olacağını bildirdi.

1 Haziran'da çatı çöktü

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı için bir gösterge, bir kamuoyu yoklaması olacaksa ortaya çıkan sonuç çatının bir kez daha çöktüğü, uçtuğudur. Çatı su sızdırmaya devam ediyor. Bu seçimde çatı bir kez daha çatladı. Aslında çatı diye bir şey kalmadı" dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Afganistan'da dün sabah bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden üç vatandaşa Allah'tan rahmet, yaralanan vatandaşa acil şifa diledi.

Dışişleri Bakanlığı'nın, konuyu yakından takip ettiğini ifade eden Erdoğan, Afganistan makamlarına faillerin bulunması talebini ilettiklerini bildirdi. Erdoğan, "Gerek şirketlerimiz, gerek çalışanlarımız, gerekse askerlerimiz, Afganistan'da sadece ve sadece barışı tesis etmek, Afganistan'a huzuru getirmek için orada bulunuyorlar. Yapılan saldırının, ciddiyetle soruşturulmasının ve gerekli önlemlerin alınmasının takipçisi olacağız" diye konuştu.

-"Oy oranımız 2,5 puan arttı"

Başbakan Erdoğan, konuşmasında 1 Haziran'da 14 yerleşim biriminde yapılan yerel seçimleri değerlendirdi.

Erdoğan, 14 merkezin 13'ünde itirazlar sonucunda seçimlerin yenilendiğini, 1'inde ise ilk kez seçim yapıldığını anımsattı.

Bu yerleşim birimleri içinde en önemli merkezlerin Ağrı ve Yalova olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ağrı'da daha önce BDP'nin seçimi kazandığı görülüyordu, itirazlar yapıldı ve seçimin yapılması kararı alındı. Pazar günü yapılan seçimde BDP adayı kazandı. Yalova'da, AK Parti olarak bizim itirazımız vardı, orada da yenilenme kararı alındı. Yapılan ittifak neticesinde Yalova'da seçimi, CHP adayı az farkla kazandı" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, 14 yerleşim birimi üzerinden bakıldığında AK Parti 5, CHP 3, MHP 3, BDP 2 ve Saadet Partisi'nin 1 merkezde seçimi kazandığına işaret etti. Erdoğan, AK Parti'nin, 30 Mart seçimlerinde 13 merkezde yüzde 43.05, 1 Haziran'da ise yüzde 45.5 oy aldığını anımsatarak, "Yani 30 Mart seçimlerine göre 13 yerleşim biriminde oy oranımız 2.5 puan artış kaydetti" dedi.

-"MHP, bir kez daha varlığını inkar etti"

CHP'nin 13 yerleşim biriminde 30 Mart seçimlerine göre oyunun 1, BDP'nin 2.3 puan arttığını, MHP'nin ise 1.9 puan düştüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"30 Mart'a göre oy oranlarındaki değişime baktığımızda, özellikle Yalova ve Ağrı'da, AK Parti'ye karşı ittifakların yapıldığı net olarak görülüyor. Tüm ittifaklara rağmen CHP ve MHP'nin, toplam oy oranının AK Parti'ye yetişemediğini görüyoruz. Bu bir anket de sayılabilir. 30 Mart'ta Türkiye genelinde CHP ve MHP'in toplam oy oranı yüzde 43 oldu, AK Parti'nin tek başına oy oranı yüzde 45.5 gerçekleşti. 30 Mart'ta, bu 13 merkezde CHP ve MHP'nin toplam oy oranı yüzde 33, AK Parti'nin tek başına oy oranı yüzde 43'tü. 1 Haziran'da 13 merkezde CHP ve MHP birlikte, yüzde 32 oy oranına ulaştı, AK Parti'nin oy oranı yüzde 45.5 oldu.

Biz Ağrı ve Yalova'da ortaya çıkan sonucu elbette derinlemesine analiz ettik ve ediyoruz. Hem süreci hem sonucu bütün boyutlarıyla değerlendiriyoruz. Bu mikro düzeydeki seçimin hem CHP ve hem MHP için çok önemli yeni dersler verdiğini ama her iki partinin de bir kez daha ibretlik dersler almasını özellikle tavsiye ederiz. Fakat bunu fark etmediklerini de ne yazık ki görüyoruz. MHP, bir kez daha varlığını, siyasetini, iddiasını inkar etti. 1 Haziran seçimlerinde adeta MHP'nin esamesi bile okunmadı. 30 Mart'ta Pensilvanya'nın maşası, CHP'nin de payandası olan MHP, 1 Haziran'da yeni vazifesini iyice benimsemiş halde, kimliğini tamamen CHP 'ye teslim etmiş oldu. Öte yandan CHP sadece Yalova üzerinden kendisi için başarı tablosu çıkarmaya çalışırken 30 Mart'ta olduğu gibi bugün de genel manzarayı görmekten kaçınıyor."

-"Siyaseti 780 bin kilometrekarede yapmıyorlar"

Erdoğan, Doğu'da BDP karşısında AK Parti'den, AK Parti'nin karşısında da BDP'den başka parti olmadığını vurguladı.

Bunun bir şeyi gösterdiğini kaydeden Erdoğan, CHP ve MHP'nin, siyaseti 780 bin kilometrekarede yapmadığını söyledi. Erdoğan, "Kendileri için uygun vilayetler, uygun ilçeler aramak suretiyle siyaseti böyle sürdürmek istiyorlar. Bunun adı demokratik mücadeleyi ülke geneline yaymak değildir. 'Ben burada yapabilirim, başka yerde buna ne gücüm ne anlayışım yetiyor' vaka budur" diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin her yerinde, 81 ilde AK Parti'nin olduğunu ifade ederek, buna karşılık CHP ve MHP'nin toplam oylarının bile AK Parti'ye yetişemediğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, sözlerini, "1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı için gösterge, bir kamuoyu yoklaması olacaksa ortaya çıkan sonuç çatının bir kez daha çöktüğü, uçtuğudur. 1 Haziran'da, 13 birimde CHP ve MHP'nin toplam oyu yüzde 33, AK Parti'nin tek başına oyu yüzde 45.5. Çatı su sızdırmaya devam ediyor. Bu seçimde çatı bir kez daha çatladı. Aslında çatı diye bir şey kalmadı" diye sürdürdü.

-"MHP'yi adeta vagon partiye dönüştürdü"

Erdoğan, 30 Mart ve 1 Haziran seçimlerinin, MHP tabanında, MHP'ye gönül veren kardeşleri nezdinde etraflı şekilde değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini söyledi.

MHP'nin, artık kendi varlığını, kimliğini inkar eden partiye dönüştürüldüğünü ifade eden Erdoğan, MHP'nin mevcut yönetiminin, MHP'nin tüm ilkelerini, sınırlarını çiğnediğini, MHP'yi adeta vagon partiye dönüştürdüğünü belirtti.

Erdoğan, MHP'nin, 2010 halk oylamasında diğer tüm partilerle ve özellikle terör örgütleriyle aynı safta yer almayı seçtiğini, ağır bir yenilgi aldığını, 2011 seçimlerinde aynı şekilde ağır bir hezimet daha yaşadığını kaydetti.

"MHP'nin, 30 Mart'ta Pensilvanya'nın kuklası haline getirildiğini, CHP'nin de oy deposu olarak kullanıldığını" vurgulayan Erdoğan, bu yapılanın, MHP seçmenine çok büyük haksızlık ve MHP seçmeninin istismar edilmesi olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"MHP seçmeni, gönül verdikleri partinin kimlere payanda, kimlerin yedeği haline getirildiğini görmeli, bunun sorgulamasını da yapmalıdır diye düşünüyorum. MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime, özellikle hatırlatmak isterim. CHP içinde sadece bir kanat yok, CHP içinde sadece ulusalcılar yok. Suriye'nin eli kanlı rejimine destek veren CHP var. Türkiye'de mezhep farklılıklarını körüklemek, bundan rant elde etmek için her türlü tahriki yapan bir CHP var. Öbür tarafta kalkıp şöyle Suriye'nin batısına doğru gittikçe orada bizim Türkmen kardeşlerimiz var. Bunların yanında yer alan AK Parti iktidarı var, onların karşısında yer alan CHP anlayışı var. Ey MHP, sen de mi yoksa onlarla beraber oradaki Türkmen kardeşlerimizin karşısında yer alıyorsun? Gezi eylemlerinde başı çeken, dünyaca terör örgütü olduğu kabul edilen polis, asker katili terör örgütlerine sırtını sıvazlayan bir CHP var. Hakkari'de Türk bayraklarını sallayamayan ama gelip Ankara'da bozkurt işareti yapan yani her türlü renge bürünen bir CHP var. Buradan MHP'li kardeşlerime çok açık soruyorum: Bir MHP'li nasıl İstanbul'da duvarlara, 'zulüm 1453'te başladı' diyen bir zihniyetin yanında durabilir? Bir MHP'li nasıl olur da Ankara'da Türk bayrağını yakan bir zihniyetin yanında durabilir?"

-"Lojistik merkez görevi yaptılar"

Gezi olaylarının yıl dönümünde yine en başta CHP ve milletvekillerinin olduğunu belirten Erdoğan, en başta CHP'nin provokatif milletvekillerinin, ellerinden gelen her türlü oyunu oynadığını söyledi.

Erdoğan, CHP il, ilçe başkanlıklarının cumartesi günü Ankara ve İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde lojistik merkez görevi yaptığını ifade ederek, "Gençleri sokağa çıkarmak için gençlerin sokakta polisle çatışmaya girmeleri için çağrı yaptılar, tahrik yaptılar" dedi.

CHP'nin, marjinal örgütlerin, hatta terör örgütlerinin tüm çağrısına rağmen karanlık senaryonun devreye sokulamadığını, kaos senaryosunun gerçekleşmediğini vurgulayan Erdoğan, çağrılara sadece üç-beş marjinal örgütün karşılık verdiğini, sokağa döküldüğünü anlattı. Erdoğan, polisin dik duruşu sayesinde de geldikleri gibi gittiklerini kaydetti.

-"Avuçlarını yaladılar"

Erdoğan, bundan önceki Gezi'de onlara lojistik desteği veren sermayenin, bu kez ortaya çıkamadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Onlardan da lojistik destek gelmeyince şimdi çırılçıplak ortada kaldılar. İstanbul'un lüks kafelerinde, ellerindeki telefonlarla isyan çağrıları yapanlar, cumartesi günü avuçlarını yaladılar. İstanbul'a gelip, abartılı, provokatif çağrılar yapan uluslararası medya kuruluşları avuçlarını yaladılar. Bir tane o, CNN'in dalkavuğu, oralarda bir şeyler yapmaya çalışıyor. CNN Internetional, yerlisi geçen yıl 8 saat aralıksız yayın yaptı. Niye, ülkemi karıştırmak, ülkemi dünyaya farklı göstermek için. Şimdi de suç üstü yakalandı. Bunların, özgür, tarafsız, bağımsız basın diye bir şeyleri yok, bunlar görevli, bunlar adeta ajan görevi icra ediyorlar. Bunun için buradalar. Günlerdir isyan çağrısı yapan bir kısım medya kuruluşları, bir takım yazarlar aynı şekilde onlar da avucunu yaladılar. Günler öncesinden fotoğraf makineleri, kameralar için iftira kareleri hazırlayan figüranlar da avucunu yaladı. Pensilvanya'da, Türkiye'den kaos çıkması için avuçlarını ovuşturanlar gazetelerini, televizyonlarını, twitterdaki o maskeli korkaklarını, kaos için görevlendirenler de onlar da avuçlarını yaladılar. Gezi olaylarının yıl dönümünde sokakları hareketlendirmek için nefret dilini, ırkçılığın, faşizmin, özellikle İslamofobi'nin dilini kullananlar da aynı şeklide avucunu yaladı."

-"Niye rahatsız oluyorsun?"

Bunları konuşunca 'Bu başbakan çok gerilimci...' dendiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sokakta polisime kurşun sıkacak, polisimi yakacak, nitekim şu anda biri hayati tehlike içinde. Bunu konuşmayacaklar ama farklı bir şey olduğunda polis şamar oğlanı, öldür, vur, yarala. Bunun için her yol meşru. Polisin savunma hakkı bile yok. Böyle bir şey olabilir mi? Geçenlerde 'bu ne sabırdır' dedim diye, beyefendiler rahatsız olmuş. Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere. Niye rahatsız oluyorsun? Sen bunu git ABD'de, Avrupa ülkelerinde, İngiltere, İspanya, Almanya'da yap bakalım. Sizlere şöyle bir Avrupa'dan dünyanın değişik yerlerinden, özellikle bazı çekimleri göstermek istiyorum. Bunları bir göreceksiniz. Nerede, ne nasıl yapılıyor görmek lazım. Sürekli olarak bizim güvenlik güçlerimizin bu işlerde tahrik unsuru olarak adeta hedef haline getirenler, dünyada, neyin, nasıl yapıldığını görmeleri lazım. Milletimizin de bunu iyi görmesi lazım. Onun için herhalde bir grup toplantısında, bunları özellikle yayınlamak, göstermek istiyorum. Çünkü milletçe bunu bilmemiz lazım. Başta CHP olmak üzere, sokakları hareketlendirip, Türkiye'de yeniden çatışma manzaraları oluşturmak isteyenler, bu Gezi'de hayal kırılığı yaşadılar."

MB'nin faiz yaklaşımını eleştirdi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın Bakanlar Kurulu'na yaptığı sunumun rutin bir çalışma olduğunu belirterek, "Faiz noktasındaki yaklaşımlarını asla olumlu bulmuyorum. O yaklaşımı kabul etmiyorum. Bu konudaki şeyleri zaten kendilerine tarafımızdan da iletilmiştir" dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısının ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın dün Bakanlar Kurulu'nda yaptığı sunumun hatırlatılması ve faiz politikalarıyla ilgili soru sorulması üzerine Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın Bakanlar Kurulu'na yaptığı sunumun rutin bir çalışma olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Faiz noktasındaki yaklaşımlarını asla olumlu bulmuyorum. O yaklaşımı kabul etmiyorum. Bu konudaki şeyleri zaten kendilerine tarafımızdan da iletilmiştir" dedi.

Başçı'nın, faiz yükseldikçe enflasyonunun yükseleceğinin "faiz sebeptir, enflasyon netice" iddiasında bulunduğunu belirten Erdoğan, bu ayki enflasyon rakamlarının açıklandığını, yüksek faiz nedeniyle enflasyonunun düşürülemediğini, enflasyonun iki haneli rakamları zorladığını anlattı. "Önümüzdeki aydan itibaren düşecek yaklaşımları söz konusu. Bunu göreceğiz" diyen Erdoğan, faiz düşerse enflasyonunun düşeceğini, düşmesze de enflasyonun yüksek rakamlarda seyredeceğini ifade etti. Şu anda piyasa faizleriyle Merkez Bankası faizlerinin farklılık arz ettiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu bir şeyi ortaya koyuyor; faiz doğru orantılıdır enflasyonla. Diğerlerinin hepsi tali sebeplerdir. Bunun bir numaralı sebebi faizdir. Biz devletin borçlanma faizini yüzde 63 ile aldık, o zaman enflasyon otuzdu. Biz faizi gerilettikçe, çektikçe ne oldu, faiz düştükçe enflasyon düştü. Faizde tek haneliye geldik, enflasyonda tek haneliye geldik. Hata reel faiz bir ara sıfır oldu. Bu da bundan dolayı. Eğer faiz o zaman yüksek olsaydı enflasyon yüksek olacaktı ve biz 4.60'a inmiştik faizde. 4.60'a indiğimizde enflasyon neydi? Geçen Mayıs'taki gezi olaylarıyla birlikte bir de Ocak'taki 5 puan artış faizi tahrik etmiştir, körüklemiştir. Temenni ederim ki yeni adım atılır."

Terör örgütü tarafından kaçırılan çocuklarla ilgili B ve C planlarının ne olduğu sorusuna da Erdoğan, "Bu tür yapılacak şeyler söylendiği zaman buradan netice alınabilir mi? Tüm bu süreç şu anda güvenlik güçlerimiz tarafından takipte, olayın bir çok boyutu var. Onların hazırlıkları içerisindeyiz. Hazırlıklarla birlikte hem Parlamento hem Parlamento dışı bütün adımlar bu noktada atılmış olacak" yanıtını verdi.

Erdoğan, daha sonra Gaziantep'ten grup toplantısını izlemeye gelen iki metre 33 santim boyundaki Ramazan Karagiyik ile bir süre sohbet etti.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol