Devlet ve Müslüman milletle hesaplaşma içinde olan Sözcü Gazetesi'ne neden işlem yapılmıyor?
Sözcü'den Saygı Öztürk, "O komutandan şehit Ali’nin hatırası silahı da istediler" başlıklı yazısında "Yarbay Mehmet Alkan, kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan'ı 22 Ağustos 2015 tarihinde Beytüşşebap'ta teröre kurban verdiğinde ... Cenaze töreninde hem ağladı, hem ağlattı..." satırlarıyla başladığı yazısında olayı bir güzel dramatize etti. 

Ardından da "Şehitlikten iki kardeşiyle birlikte dönerken Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Osmaniye Şubesi'ni ziyaret edip kendisine cenaze töreninde gösterdiği ilgi nedeniyle teşekkür iletmek, gazi ve şehit yakınlarıyla tanışmak, sohbet etmek istedi. Başkan Durmuş Öksüz tarafından kendisine bayrak takdimi sırasında ziyaret anısı olarak fotoğraf çektirildi. Orada teşekkür konuşması yaparken, “Dağdaki terörü şehre indirenler olayların asıl sorumlusudur” dedi. İşte bu sözden sonra yarbayın ipi kesildi…" deyip saçma bir yorum yapmış.

Saygı Öztürk bu günlerde FETÖ'yü aratmayacak şekilde provakatörce yazılar yazıyor. Bir önceki yazısında da GATA'nın Sağlık Bakanlığı'na devri ile ilgili yazısında saçma sapan, yalan yanlış bilgilerle halkı kin ve nefret duygularını tahrik edecek yorumlar yaptı.

Oysa Yarbay Mehmet Alkan, "Dağdaki terörü şehre indirenler olayların asıl sorumlusu..." sözünü ilk olarak kardeşinin cenaze töreninde sarf etmişti. Kimse yemese de kardeşinin hatırına TSK bu ihanet içerikli cümlelerin üzerine gitmemişti. Yarbay Mehmet Alkan'ın ilgili derneğe yaptığı ziyaret 11 Mayıs 2016.

Yani kardeşinin vefatından tamıtamına 9 ay sonra yapılan bir ziyaret...

9 ay sonra bilinçli bir şekilde şuur altını yansıtan, siyasi mesajlarla dolu, "“Dağdaki terörü şehre indirenler olayların asıl sorumlusudur” dedi. 

Saygı Öztürk yarbayın sarfettiği bu cümle nedeniyle atıldığını iddia ediyor.

Saygı Öztürk'ün FETÖ ve diğer terör örgütlerinin mağlubiyeti karşısında üzüntüsünü anlıyoruz. Ama TSK'da bir komutan "PKK, FETÖ, PYD, YPG, DHKP-C gibi terör örgütlerinin niyetini, artan saldırılarının nedeni, Suriye'de haçlı kuvvetlerin neden bulunduğunu..." dahi anlamayacak kadar cahil ise zaten böyle düşüncesiz ve bölgeyi analiz etme yeteneğinden mahrum bir askerin TSK'da hele bir de komutan olarak bulunması büyük sakınca doğururdu.

Elinde silah, emrinde bir bölük askerle terör örgütleri ile aynı tarafta bulunan ve aynı düşüncede olan bir askerin orduda ne işi olabilirdi ki?

Ordunun moralini  bozacak, TSK'daki darbe heveslisi cuntacıları hareket getirecek, devlet büyüklerine alenen isyan edecek şekilde böğürerek ağlayan askerin imkan olsa idi de o an biri alnından vursaydı.

Saygı Öztürk'ün bunları bilmemesi mümkün değil. Ama bulunduğu ihanet cephesinin kan kaybetmesi karşısında alttan alta kaleminden aldığı güçle hainleri savunmak durumunda kaldığı apaçık görülüyor. 

İşin ilginç tarafı FETÖ'den daha tehlikeli bir şekilde piyasayı yönlendiren, devlet aleyhine kışkırtan Saygı Öztürk ve Sözcü Gazetesi hakkında neden işlem yapılmadığı kamuoyunun merakı...




 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol