Diyanet’teki Paralel Yapı Deşifre Oldu
Gündemi yalan yanlış haberlerle meşgul edip algı oluşturmaya çalışan paralel organlar, bu kez de Türkiye’nin en iyi hafızlarının yetiştiği Raif Cilasun Kız Kur’an Kursu’na el uzattı.İzmir İl Müftülüğü’nce kapatıldığı ve öğrencilerin tasfiye edildiği yönünde çıkan asılsız haberlerle sarsılan camia, olaylara aydınlık getirmekten şimdilik kaçınıyor. Akıllara bu durumda şöyle bir soru takılıyor. Acaba Diyanet içinde de ciddi bir paralel yapılanma mı var?

Bu soruların cevabını, yaşanan bu üzücü hadisenin aslını İMHAD Yönetim Kurulu Başkanı Burhanettin Kansızoğlu’ndan dinledik. Olayın bizzat canlı tanığı olan Kansızoğlu öncelikle vakfın kuruluş tarihinden bahsetti.

Yazar rahmetli Raif Cilasun’un en büyük hayalinin bir kız Kur’an Kursu açmak olduğunu söyleyen Burhanettin Kansızoğlu, bunun ilk adımı olarak da o dönemdeki vakıf adına bir arsa satın aldığını, daha sonra Fethullah Gülen’in haber göndererek bu arsayı istediğini, bu arsanın karşılığı olarak da daha iyi bir yer vereceğini vaat ettiğini belirtti. Kansızoğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Bu vaatler yerine getirilmeyince Raif Cilasun arsayı vermekten vazgeçti. Arsaya vakıf yönetimi olarak Kur’an kursu yapmaya karar veriyorlar. Kaba inşaat maddi yetersizliklerden dolayı tamamlanamıyor. Daha önceleri arkadaşları tarafından Kazakistan’da alınan bir bisküvi fabrikaları mevcutmuş ve bu fabrikayı işletemeyince Ülker firmasına işletmesi için kiraya veriyorlar. Ben de bu fabrikayı ziyaret etmiştim, görmüştüm. Ülker tarafından işletilen fabrikanın satışı için teklif götürülüyor ve Ülker de bisküvi fabrikasını düşünülen rakamın en az 100 katı bir fiyata satın alıyor. Böylece sadece kaba inşaatı bitirilmesi planlanan Raif Cilasun Kız Kur’an Kursu en güzel şekilde tamamlanıyor.”

CEMAAT BİNAYA GÖZ DİKTİ
Binası tamamlanan Kur’an kursuna Gülen cemaatinin göz diktiğini, almak için çok uğraştığını dile getiren İMHAD Yönetim Kurulu Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Olay bu aşamadan sonra başladı. Cilasun ve arkadaşları Gülen cemaatine arsa verilmesine razı olmadı. Binanın Diyanet İşleri Başkanlığı’na protokolle devrine karar veriyorlar. 10 yıllığın devri söz konusu olsun diye beyanatta bulunan vakıf üyelerinin bu talebine Diyanet itiraz ediyor, 10 yıl sonra akıbetinin ne olacağı belli olmadığı için. Diyanet’ten şöyle bir talep geliyor. Ya bu binayı süresiz ya da 99 yıllığına devrini bize yaparsanız biz burayı işletiriz diyor. Vakıf da süresiz vermek için karar alıyor. Fakat vakıf bu kararı alırken vakfın hem inşaatında hem de yönetim kurulunda bulunan bir kişi umrede olduğu için herkesin huzurunda telefonla aranıp bu olaya rıza gösterip göstermediği onayı alınıyor ve olumlu cevabı durumunda yine yönetim kurulunda görevli bir arkadaşı makine mühendisi Haldun Bey tarafından vekâleten imzası atılıyor. Böylece bina 99 yıllığına Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmiş oluyor. Bu protokolün gerçekleşmesi için de yine Haldun Bey görevlendiriliyor. Biz protokolü görmedik, bize iddia edilen bilgi bu yönde oldu.”

ÇİFTE MİNARE’NİN YÖNETİCİSİ “BEN DİRENEMİYORUM” DEDİ

Olayın çok yönlü karmaşık bir yapısı olduğunun altını çizen Burhanettin Kansızoğlu, İzmir Çifte Minare Kur’an Kursu Yönetiminden Mehmet Oğuz Yeşil’in kendisini bizzat aradığını, İMHAD olarak bir ağırlıklarının olduğunu, bu Kur’an kursunun Gülen cemaati tarafından kapatılmak istendiğini ve kendisinin bu konuda artık daha fazla direnemeyeceğini dile getirdi.

Kansızoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Mehmet Oğuz Yeşil beni arayınca buranın aylık 30 bin TL civarında bir gideri var, bu masrafları da karşılarsanız burası kapanmaz ve Gülen cemaatinin istediği gibi bir yurt olmaz. Rahmetli Raif Cilasun’un hayaliyle ilgili bize destek olun dedi. Ben de kendisine ne yapabileceğimizi sorduğumda her kesimi içerisine alan bir dernek kuralım ve dernek buranın masraflarını karşılasın, yine Kur’an kursu olarak devam etsin, diye karar aldık. Tabi Gülen cemaati bu binayı yurt yapmayı kafasına koymuş ya hemen Raif Cilasun Kur'ân Kursu ve Öğrencileri Koruma ve Yaşatma Derneği adı altında, bu bina yapıldıktan ve Kur’an kursu faaliyete geçtikten sonra bir dernek kurmuşlar. Bu dernekte YONTAŞ firmasının yöneticisi Recep Uygun, Kazım Türkili ve muhasebeci aynı zamanda derneğin yönetim kurulunda görev yapan Yılmaz Olcay bulunuyor. Bu derneği ziyaret ettik, kapanmasını istemediğimizi dile getirdik, çözüm önerimizi sunduk, Mehmet Oğuz Yeşil’in talebiyle geldiğimizi söyledik işte o anda orada bizimle kavga ettiler.”

BİZ BURAYI KİMSEYE YEDİRMEYİZ

Gülen cemaatiyle olan toplantının akıbetinin pek olumlu geçmediğini sözlerine ekleyen İMHAD Yönetim Kurulu Başkanı Kansızoğlu, “Burayı kimseye yedirmeyiz, dediler. Gerekçelerini sorduğumda, hayrete düştüm” dedi.
Burhanettin Kansızoğlu şöyle devam etti: “Bize toplantıda aleni olarak kapatmak istediklerini söylemediler. Sonra özel bir görüşme yaptık ve bu Kur’an kursunun yurda dönüşmesini istediklerini söylediler. Gerekçelerini sordum, Halil isminde bölgeden sorumlu bir imamın olduğunu, bu Halil ismindeki vatandaş da burasının kapatılması yönünde Fethullah Gülen’in talimatı olduğunu iddia etmiş. Gerekçe de kurstaki kız öğrencilerin alt bölümde bulunan erkek öğrencilerin ahlakını bozduğu yönünde bir iddiası olduğuymuş.”


CUMHURBAŞKANI TAYYİP ERDOĞAN’A “YA KAHHAR” SEANSLARI
“Raif Cilasun Kur’an Kursu’nu kendince sahiplenen dernekten öğrenciler tarafından“Ya Kahhar” seanslarının yapıldığı iddia edildi” diyen İMHAD Yönetim Kurulu Başkanı Burhanettin Kansızoğlu, İzmir’de faaliyet gösteren bu derneğin neler yaptığını da bir bir deşifre etti.

Bizden sonra bu kişiler Raif Cilasun Kur'ân Kursu ve Öğrencileri Koruma ve Yaşatma Derneği kurdular ya, bu derneğin Kur’an kursuyla uzaktan yakından bir ilişkisi yok. Sahipleniyor kendince. Dışardan bir kişi gelmiş oraya dernek kurmuş, kamuya ait bir mal ve sahiplenen şahıslara ait bir dernek. İşgal etmişler orayı. Ben burada öğrencilerin iddialarını deşifre edeceğim. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu dönemde dershanelerin dönüşümüyle ilgili karar alındığında öğrencileri gece yarısı kaldırıp “Ya KAHHAR” seansları düzenlediği öğrenciler tarafından iddia edildi. Biz de bu iddialarla ilgili gerekli makamlarla görüştük.”

KARABAĞLAR İLÇE MÜFTÜSÜ HİÇBİR GİRİŞİMDE BULUNMADI


Bu vahim olayın takipçisi olduklarını hatırlatan Kansızoğlu, Karabağlar İlçe Müftüsü Abdulcebbar Altun’a konuyu açtıklarını fakat Altun’un konuyla ilgili hiçbir girişimde bulunmadığını iddia etti. Kansızoğlu, “İlçe Müftüsü sanki Gülen cemaatini kollayıcı bir tavırla görmezden gelerek, böyle bir olayın olmadığını iddia etti. Ben bilinçli olduğunu düşünüyorum. Paralelci dernekle birlikte hareket ettiğini düşünüyorum. Karabağlar müftüsü ve paralelci dernek plan kurup Diyanetle yapılan protokolü fes etmeye gayret gösteriyorlar. Güya burada okuyan öğrencilerin olmadığını iddia ederek, kayıt yapmayarak, masrafların çokluğundan dem vuruyorlar ve kapatmaya çalışıyorlar. Masrafları biz karşılayalım dedik kabul etmediler. Diğer bir operayonlarıysa Karabağlar Müftüsü Abdulcebbar Altun’un Diyanetle yapılan bu protokolün kurulan bu Paralelci dernek tarafından tek taraflı feshinin gerçekleşebileceğini iddia etmesi. Bende kendisine yalan söylediğini, tek taraflı bir protokolün olmadığını, derneğin böyle bir yetkiye sahip olmadığını, böyle bir belge varsa bunu ortaya çıkarmasını talep ettim. Birkaç gün sonra Müftü Altun Bey, Kur’an kursu hocalarını toplamış ve kursun güya bina sahibinin Raif Cilasun Kur'ân Kursu ve Öğrencileri Koruma ve Yaşatma Derneği olduğunu, anlaşmayı tek taraflı fes ettiğini ve binayı boşaltmaları gerektiğini söylüyor. Binayı boşaltmak için küçük bir yer kiralanıyor ve eşyalar taşınmaya başlanıyor. Bu bina o kadar küçük ki ancak 20-30 kişi sığabilir. Oysa ki Kız Kur’an Kursu’nda 300 kişi eğitim alıyor. Hatta tabelasını bile bu küçücük binaya çakıyorlar. Müftülük pazartesi eğitim o küçük bina başlaması gerektiği talimatını veriyor. Bazı hocalar bana geldi ve olayı anlattı. Ben de müftünün yanına gittim ve siz bir talimat vermişsiniz neye dayanarak bu talimatı uyguluyorsunuz? Diye sorduğumda, “Dernek protokolü tek taraflı fes etti” dedi. Ben de bu tutanağı görmek istiyorum dedim. “Size gösterme yetkim yok dedi.” Ben de tutanağı görmezsem yasal işlem başlatacağım dedim. Kendisi biraz çekindi ki bir saat sonra hocaları toplayıp onlardan hesap sormuş. İkinci bir talimata kadar boşaltmayı durdurduk birileri bu olayı kaşıyor diye iddia etmiş, unutulmasını beklediğini yine iddia etmiş. Biz böylece ikinci operasyonu engellemiş olduk. Ama kapatmaktan vazgeçmedikleri için bu sefer üçüncü girişimde bulundular ve sahte imza diye bir şey ortaya attılar. Protokolün iptali için dava açtılar ve Haldun Bey ağır cezada yargılandı. Haldun Bey de paralelciler tarafından tehdit aldığını iddia etti. Haldun Bey’in iddiasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı da olayın ayrıntısını bilmesine rağmen hiçbir girişimde bulunmamış. Üçüncü kapatma operasyonunda da başarılı olamadılar. Çoğunluk sağlandığı için protokol geçerli sayıldı. Böylece bütün girişimleri boşa çıktı” dedi.

4. OPERASYONDA GELDİ BOŞA ÇIKTILAR

Paralel derneğin diyanetin içerisinde barınan paralelci hocalardan da destek aldıklarını iddia eden Burhanettin Kansızoğlu, “Bu paralelci dernekle ilgili çok iddia var. Hala daha öğrencilere beddua seansları düzenliyorlarmış. Bağış adı altında özellikle Ramazan ve Kurban Bayramları’ında FETÖ için para topladıkları ve burayı paralelin üssü gibi kullandıkları iddia edildi. Saf Müslüman kardeşlerimizin duygularının istismar edildiği iddia ediliyor. Dernek kurs için bir sürü masraf yaptıklarını iddia ediyor. Bir kuruş masrafları yoktur, varsa ispat etsinler” dedi.

ESKİ KARABAĞLAR MÜFTÜSÜ’NÜ PARALELCİLER GÖREVDEN ALDI
“Bir siyasinin iddiası daha önceki Karabağlar Müftüsü Emin Arık’ı paralelcilerin görevden aldıracağı yönünde oldu” diyen Burhanettin Kansızoğlu, eski müftüyle ilgili iddialara şöyle devam etti: “Biz de Emin Arık’ın görevde kalması için uğraştık ve görevden alınmasını engelledik. Daha sonra Emin Bey’i tehdit ettiler ve Emin Bey’in istifa etmesini sağladılar. Bu kapatma olayı 5 yıllık bir mesele ve bu uğraşları başarısızlıkla sonuçlandı. Onun hezimetini yaşıyorlar.”

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fatih 1 yıl önce

Nerde bu devlet nerde bu millet.bu fetö cülere hadlerini bildiren yokmu

Avatar
Osman 1 yıl önce

Siz yeni mi anladınız diyanet teki parelelcileri adamlar kendi adamalarini yurtdışı na sürekli görevli olarak gönderiyor .müfettişler taşraya çıkıp parelelci arayacagina ilk önce diyanettekilerini bulsunlar onları incelesinler

Avatar
Can 06 1 yıl önce

Ben bu haberin doğruluğuna inanmıyorum.Kaç tane müftü,vaiz,imam müezzin görevden alındı diyanet bir açıklasın o zaman.Benim mahalle camisinin imamı paralelcinin kralı.şikayet ettim.bir şey çıkmadı.hala görevde yeri bile değişmedi.lojmanı kapısına 5 tane saman gazetesi devamlı geliyor.daha bugün paralelcilerin öğrenci yurdu var caminin yakınında kendisini oradan çıkarken gördüm. Yarın seçim yanaşıyor.yine ne hainlik düşünüyorlarsa çıkar ortaya.hadi diyanet ismini sorsun.söyleyeyim.hakkında işlem yapsınlar. Diyanet sadece garibanın tepesine çöker.işte o kadar.