İran'da yaşayan Türkler ırkçılığa isyan ediyor
İran nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Azeri Türkleri, bir televizyon programında karşı karşıya kaldıkları hakaretten ötürü yine meydanları doldurdu.
 
Yeni Şafak'tan Nuriye Çakmak'ın haberi;
 
Birinci haftasını dolduran protesto gösterileri sürerken, bölgenin nabzını gazeteci Sevil Nuriyeva, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar ve Bütün Azerbaycan Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Agil Sametbeyli ile değerlendirdik.
 
Uzmanlara göre ilk olmayan bu tepkiler, ırkçı ve baskıcı politikalar sürdüğü sürece dinmeyecek.
 
6 Kasım Cuma günü, İran televizyonunun 2. kanalında yayımlanan "Fitile" adlı komedi programında Azeri Türkçesiyle konuşan bir baba-oğul üzerinden geçen diyaloglarda Azeri Türklerinin aşağılanması üzerine başlayan protestolar birinci haftasını doldurmak üzere.
 
İstanbul'dan sonra dünyadaki en kalabalık Türk nüfusuna sahip ikinci şehir olan Tebriz, İran'ın Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti. Tebriz'in neredeyse tamamı Türklerden oluşan nüfusu 2 milyona yaklaşıyor. Bir milyonun üzerindeki nüfusuyla Urmiye ise ülkenin en büyük 10. şehri konumunda. Urmiye nüfusunun yüzde 90'ını ise Azeri Türkleri oluşturuyor.
 
Başta Tebriz ve Urmiye olmak üzere Türklerin çoğunlukta yaşadığı şehirlerde meydanlarda ve üniversitelerde toplanan halk "Azerbaycan yıkılmaz. Türk'ün beli bükülmez", “Haray Haray Men Türk'em" ve “Azerbaycan varolsun, istemeyen kör olsun" sloganları atıyor. Göstericilere birçok kesimden destek gelirken polisin müdahalesi sonucu yaralananlar ve gözaltına alınanlar olduğu da bildiriliyor.
 
Özür geldi ancak tepkiler dinmedi
 
Tepkiler üzerine İran Radyo Televizyon Genel Müdürü Muhammed Serefraz, bir yazılı açıklama yaparak İran Azerilerinden özür diledi ve programın yöneticilerinden bazılarının görevden alındığını duyurdu.
 
Program oyuncuları da bir özür açıklaması yaptı ancak tepkiler dinmedi. 2006 yılında yine bir devlet yayını olan Cuma gazetesinde yer alan karikatürde Azeri Türkleri böceğe benzetilmiş ve bunun sonucunda gösteriler düzenlenmişti.
 
Gösteriler sırasında Türk halkın ayrımcılığa tepki sloganları atması ve Türk dilinde okul talepleri dikkat çekti.. Protestoların büyüyüp yayılması ihtimali tartışılırken Azeri asıllı yazar Sevil Nuriyeva, İran ve Azerbaycan üzerine kaleme aldığı eserlerle dikkat çeken Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar ve Bütün Azerbaycan Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Agil Sametbeyli'ye son gelişmeleri sorduk.
 
"Olaylar yeni de değil şaşırtıcı da değil"
 
Star Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva, olayların en yoğun olarak gözlemlendiği Tebriz şehrinin önemine dikkat çekiyor. Tebriz'in Azerbaycan Türklerinin başlıca düşünce ve manevi merkezi olduğunu, bir medeniyet odağı olarak İran'ın da siyasi, sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirten Nuriyeva, son olayların yeni ve şaşırtıcı olmadığının altını çizerek, İran yönetiminin yıllardır Türklerin milli kimliklerine ilişkin taleplerine duyarsız kaldığını, bu talepleri dile getiren kişilerin siyasi suçlu olarak mahkum edildiğini dile getirdi.
 
"Tepkiler sadece televizyon programına değil"
 
İran Devleti'nin Farisi zihniyete sahip mezhepçi devlet politikalarına sahip olduğunun altını çizen Nuriyeva, Azeri Türklerinin sadece bir televizyon programına tepki vermediklerini, yıllardır biriken sorunları dile getirdiklerini vurguluyor.
 
İran yönetiminin devlete ait yayın organlarında bu şekilde aşağılayıcı, ırkçı yayınlara yer vermesine Türk halkının tepki vereceğini bildiği halde bu skandallara imza attığını belirten Sevil Nuriyeva, kendi vatandaşına kendi dilinde eğitim hakkı vermeyen İran'ın başta Kürtler olmak üzere bölge halklarına hamilik yapma stratejileri yürüttüğünü söylüyor.
 
İran'ın her fırsatta Türkiye aleyhine bir tutum sergilediğini kaydeden Sevil Nuriyeva, bunun altında Türkiye'nin hem İslam coğrafyasındaki hem kendi ülkesindeki Türkler üzerindeki büyük etkisinden duyduğu rahatsızlığın yattığını ifade ediyor.
 
İran Türkleri için Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın vazgeçilmez bir sevda olduğunu vurgulayan Nuriyeva, bölge halkının kendilerine 'Azeri' denmesinden hoşlanmadığını, kendilerini 'Türk' olarak ifade ettiklerini belirtiyor.
 
"Nüfusun yüzde 40'ı Türkçe konuşuyor ama Türkçe eğitim yasak"
 
Bütün Azerbaycan Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Agil Sametbeyli ise 2006 yılının Mayıs ayında İran devlet gazetesinin Cuma ekinde Türkleri 'pislikle beslenen hamamböceği'ne benzeten bir karikatür yayınlandığında halkın yine sokaklara döküldüğünü ve bu gösteriler sırasında hayatını kaybedenler olduğunu hatırlatıyor.
 
Bu barışçıl protestolara İran güçlerinin şiddetle karşılık verdiğini ve halkın taleplerine kulak tıkandığını vurgulayan Sametbeyli, 7 Kasım'da yine devlet televizyonu olan KANAL 2'de benzer bir skandala imza atıldığını ve Tahran, Tebriz, Erdebil, Urmiye, Meşkin, Marağa, Sulduz şehirleri başta olmak üzere Türklerin sokaklara döküldüğünü ve güvenlik güçlerinin yine şiddetle karşılık verdiğini söylüyor.
 
Gösteriler sırasında birçok kişinin yaralandığını ve gözaltına alındığını belirten Sametbeyli, İran'da nüfusun en az yüzde 40'ı Türkçe konuştuğu halde Türk dilinde eğitimin yasak olmasından dolayı Türklerin her protestoda bu talebi dile getirdiğine işaret ediyor. Agil Sametbeyli, İran'da yaşayan Türklerin, İran'ın dini ve mezhebi bir sömürge aracı olarak kullandığını düşündüklerini vurguluyor.
 
"Türk kökenli nüfus İran'ın neredeyse yarısını oluşturuyor"
 
“İran'ın Etnik Yapısı" isimli kitabın yazarı olan Giresun Üniversitesi Rektörü Aygün Attar, İran'da resmi eyalet adı olarak Azerbaycan adını taşıyan iki eyalet olduğu, bunlardan birisinin, merkezi Tebriz olan Doğu Azerbaycan diğeri de merkezi Urmiye olan Batı Azerbaycan eyaleti olduğu bilgisini veriyor. İran'ın Başkenti Tahran'da dahi nüfusun yarısını Azerbaycan Türklerinin oluşturduğunu belirten Attar, İran'da Türk kökenlilerin nüfusun toplam sayının yarıya yakınını oluşturduğunun altını çiziyor.
 
Fars ırkçılığı her yerde
 
Çıkan son protesto olaylarında binlerce kişinin meydanlara çıkarak günlerdir sürdürdüğü tepkinin, İran'ın bir önceki karikatür krizinden hiç ders almadığını gösterdiğini belirten Prof. Dr. Aygün Attar, bu noktada protestocuların haklı öfkelerine kulak kabartması gerektiğini, İran bir İslam Cumhuriyeti olmasına rağmen, devlet medyasında da, sosyal medyada da, bürokraside ve toplum içinde de Fars ırkçılığının türevleri bulunduğunu dile getiriyor. Öfkeyi de bunun beslediğini vurguluyor.
 
"Anlayışla yaklaşılmazsa daha büyük olaylar çıkabilir"
 
İran Türklerinin bu gibi protestoları, normal zamanda hukuksal ve siyasal zeminde ifade etmeye imkan bulamadıkları hak taleplerini yüksek sesle haykırmak için bir zemin olarak görme durumunda kaldıklarını söyleyen Attar, merkezin uygulamalarındaki tarafgirliğe, ayrıma ve zaman zaman dışa vuran tahkire bir isyanın söz konusu olduğuna, eğer anlayışla yaklaşılmazsa daha büyük olayların yaşanmasının mümkün olduğuna
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol