Kudüs'ü kurtarmak ve biz!

Kudüs ile ilgili tartışmalara bakıyorum da, herkesin gözü, kulağı devlet adamlarında. Oysa, tarihimizde Kudüs' ün kurtarıldığı dönemlere bir baksak, devlet adamlarının arkalarına aldıkları toplumun maneviyatından, birlik ve beraberliğinden, ilim ve irfanından nasıl güç aldıklarını ve bu güçle Kudüs'ü kurtardıklarını görürüz. Şimdi sizlere üç örnek vermek istiyorum. Bakın bakalım, Kudüs'ü kurtaran liderlerin arkasında nasıl bir toplum varmış!

Kudüs'ü kurtarmak ve biz!

Kudüs ile ilgili tartışmalara bakıyorum da, herkesin gözü, kulağı devlet adamlarında. Oysa, tarihimizde Kudüs' ün kurtarıldığı dönemlere bir baksak, devlet adamlarının arkalarına aldıkları toplumun maneviyatından, birlik ve beraberliğinden, ilim ve irfanından nasıl güç aldıklarını ve bu güçle Kudüs'ü kurtardıklarını görürüz. Şimdi sizlere üç örnek vermek istiyorum. Bakın bakalım, Kudüs'ü kurtaran liderlerin arkasında nasıl bir toplum varmış!

11 Ocak 2018 Perşembe 00:09
Kudüs'ü kurtarmak ve biz!
banner283

636 yılında Kudüs'ün ilk fatihi Hz. Ömer. Hutbeden halka yaptığı o meşhur seslenişini hatırlayın: "Ben doğruluktan, dürüstlükten ayrılırsam ne yaparsınız?" Köylü bir vatandaş kalkarak cevap verir: "Seni kılıcımla düzeltirim ya Ömer!" Şu cesarete bir bakar mısınız! Dahası, Hz. Ömer'in verdiği karşılığa ne demeli: "Ya Rabbi!, ben gaflete düşersem, haktan, hakikatten, senin adaletinden ayrılırsam, beni kılıcıyla doğrultacak bir toplumu bana nasip ettiğin için sana şükürler olsun." İşte Hz. Ömer'i Kudüs'ün ilk fatihi yapan toplum. Sizce, Hz. Ömer'in arkasında Peygamber terbiyesi almış ve zenginiyle fakiriyle, alimiyle cahiliyle camide bütünleşmiş böyle bir toplum olmasaydı, dünya menfaati için haksızlıklara göz yuman, Allah'tan çok idarecilerden korkan bir toplum olsaydı Kudüs seferine çıkar mıydı! 

Çıkmazdı elbette. Mesela, Selahattin Eyyubi çıkmamıştı. O büyük Sultanın yine bir cuma günkü hutbesinde gencin haykırışını hatırlayın: "-Kudüs'e cihadı emret, başka ne konusundan bahsediyorsun." Günümüzde, "Daha ne diye İsrail'in altını üstüne getirmiyorsunuz!" diyen gençlere nasıl da benziyor değil mi? Selahattin Eyyubi orada bir cevap vermez ama ertesi gün sabah namazına durmadan önce topluma dönüp o gencin sabah namazında olup olmadığını sorar. Gencin namaza gelmediğini anlayan Selahattin Eyyubi der ki; "-Vallahi! Cuma namazına gelenler, sabah namazına da gelmediği müddetçe Kudüs'e cihadı emretmeyeceğim!" Çünkü çok iyi biliyordu ki, ne kadar maddi gücün olursa olsun, maneviyattan yoksun bir gençlik zalim; dinden yoksun bir ilim zehir; ibadetten yoksun bir toplum da bereketsiz olur.dinihaber.com Ve nihayet, toplumu manevi yönden irşat ettikten sonra 1187 yılında büyük komutan Kudüs'ü fetheder. Şimdi aynı soruyu kendimize soralım: Cuma namazına gelenlerin yüzde kaçı sabah namazına da gelebiliyor?, veya diğer vakit namazlarını kılabiliyor? Ben size Diyanet İşleri Başkanlığının en son yaptığı araştırma sonuçlarını vereyim: % 99,2’si Müslüman olan Türkiye’de 5 vakit namaz kılanların oranı sadece yüzde 42,5. Bu oran gençler söz konusu olunca çok daha aşağılara düşmekte. Sizce, Selahattin Eyyubi bugün liderimiz olsaydı, böyle bir toplumla Kudüs seferine çıkar mıydı! 

Son olarak Osmanlı'ya bakalım. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim Kudüs'ü fethettiğinde, arkasında dünyanın en bilgili alimleri, en büyük askeri ve ekonomik gücü vardı. Bundan daha da önemlisi, zamanın en kültürlü, ilim ve sanatta zirve yapmış bir toplumu vardı. Şimdi bir de bu mübarek neslin torunları olan bizlere bakalım: TÜİK verilerine göre, günde 6 saat televizyon izleyen, 3 saat internete giren ve günde sadece 1 dakika kitap okuyan bir toplumuz. En çok kitap okuyanlar arasında ise, İngiltere, Fransa, Amerika var. İsrail'in dünya genelinde yayınlanan bilimsel makale oranının, tüm dünya nüfusunun yaklaşık on katı olduğunu da söyledikten sonra, başka bir söze gerek var mı! Sizce, bütün gün televizyon başında gayri ahlaki ve faydasız programlar izleyen ve internet başında sanal bir dünyada yaşayan bir toplumla, Kudüs kurtarılabilir mi? 
Uzun lafın kısası, gerçekten Kudüs'ün kurtulmasını istiyorsak, öncelikle "Ey iman ettiğini iddia edenler, iman edin." ( Nisa-4/136) ayeti gereği imanımızı gözden geçirip, tazeleyeceğiz. Hz. Ömer ve Selahattin Eyyubi gibi, camiyi bütün faaliyetlerimizin merkezine koyup, cami merkezli bir toplum kuracağız. Adaleti, devletten beklerken, kapı komşumuzun hakkına tecavüz etmeyeceğiz. Ahlak yoksunu bir toplum yetiştiren televizyonları kapatıp, ecdadımız Osmanlı gibi bilgili, ahlaklı ve kültürlü bir toplum olabilmek için ailemizle birlikte kitap okuyacak ve ilim meclislerine katılacağız.  

Kısacası ey Müslüman kardeşim, Kudüs'ü kurtarmaya, önce ailemizi kurtararak başlamalıyız, sonra mahallemizi ve şehrimizi kurtarmalıyız. İşte o zaman, devlet liderlerinden Kudüs'ü kurtarmalarını bekleyebiliriz. Yoksa Hz. Ömer de gelse, Selahattin Eyyubi de gelse, Yavuz Sultan Selim de gelse böyle bir toplumla Kudüs seferine çıkmaz kardeşim. Yani, Kudüs'ü kurtarmak sadece devlet yöneticilerinin değil, toplum olarak bizim ellerimizde. Peki ya biz, hangi ellerdeyiz! 
 

Nurettin KÜÇÜK
Samsun 19 Mayıs İlçesi, 
Yörükler Geleriç Cami İmam-Hatibi

 

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.