Kurban hurafelerine dikkat
Kurban kanını insanların alnına, ev duvarlarına veya araçlara sürme gibi geleneklerin, İslam dininde olmadığı belirtildi.
 
Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfikar Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "kurban" kelimesinin yaklaşmak, yakın olmak manalarına geldiğini söyledi.
 
Kurban kesmenin bir ibadet olduğunu ve insanoğlunu yoktan var eden yüce yaratıcıya yakın olmayı kapsadığını vurgulayan Durmuş, insanların Allah'ın emriyle kurban keserek ona daha yakın olmayı hedeflediğini ifade etti.
 
Durmuş, kurban ibadetiyle ilgisi olmayan bazı uygulamaların yanlış olduğuna değinerek, "Toplumumuzda bidat ve hurafe diyebileceğimiz şeyler çok yaygın. Bunlardan birkaçı, kurbanın kanını evlerin duvarlarına, araçlara ya da çocukların alınlarına sürerek bundan bereket ümit etmektir" diye konuştu.
 
Kesilen kurbanın ne etinin ne de kanının Allah'a ulaşmayacağının ayetlerde belirtildiğine vurgu yapan Durmuş, şöyle devam etti.
 
"İslam öncesi dönemde, insanlar sırf bereket olsun, ölünce öyle uğurlanalım diye evlerinin duvarlarına veya alınlarına o kanları sürerlerdi. Oysa bu uygulamalar cahiliye dönemine kadar gitmektedir. Bu durumun yanlış olduğu Hac suresinin 36'ncı ayetinde belirtilir ve kurbanlarımızı hangi amaçlar için kesmemiz gerektiğini söyler. 'Rabbimiz buyurur ki, 'o kestiğiniz hayvanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Allah'a ulaşacak olan sizin takvanızdır.' Burada etlerin ve kanların demesi cahiliye döneminde yapılan bu adetleri dile getirmek içindir. Burada anlatılmak istenen, önemli olan et değil kurbanlığın hangi niyetle hangi maksatla kesildiğidir."
 
Vekalet verilerek kurban kesilmesi
 
Kesilen hayvanların kurban olması isteniyorsa kim adına, ne için ve nasıl kesilmesi gerektiğinin farkında olunması gerektiğine dikkati çeken Durmuş, "Kurbanı tek veya ortaklarla da kesebilmemiz mümkündür. Ancak bu ortakların temel hedefi ve gayesi sırf ibadet maksadıyla bir araya gelmiş olmalarıdır. Aksi takdirde ortaklardan bir kişi farklı bir gaye için kurban kesiyorsa bizim o ortaklıkta yer almamamız gerekir. Çünkü ibadet yapılırken niyeti bozuk olan kişi diğer ortaklarının ibadetini de bozabilir" ifadelerini kullandı.
 
Durmuş, kurbanlık hayvanın mümkün olduğunca başında durulması gerektiğini bildirerek, "Vekalette olabilir ancak asıl olan Peygamber Efendimiz'in yaptığı gibi kurbanımızı kendimiz kesmemizdir, bu esas olandır. Diyelim ki vaktiniz yok, işinizden dolayı gidemiyorsunuz tabii ki vekalet verebilirsiniz. Kurbanın parasını verip takibini yapmamakta doğru bir davranış değildir. Kesemezseniz bile orada tekbirlere iştirak ederek o hayvanın kesilmesine bizzat tanıklık etmeniz gerekir" şeklinde konuştu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol