Malatya'da FETÖ iddianamesi hazır!

15 Temmuz darbe girişimi kapsamında tutuklanan eski 2. Ordu Komutanı Adem Huduti ile bazı generaller, subay ve astsubaylarla erlerin aralarında bulunduğu 76 şüpheli hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın cezaevi girişinde Huduti'ye "Olmadı işte komutanım, başaramadık" dediği belirtildi

Malatya'da FETÖ iddianamesi hazır!

15 Temmuz darbe girişimi kapsamında tutuklanan eski 2. Ordu Komutanı Adem Huduti ile bazı generaller, subay ve astsubaylarla erlerin aralarında bulunduğu 76 şüpheli hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın cezaevi girişinde Huduti'ye "Olmadı işte komutanım, başaramadık" dediği belirtildi

Hacı Ali Ekber
Hacı Ali Ekber
02 Ocak 2017 Pazartesi 19:55
Malatya'da FETÖ iddianamesi hazır!
banner221
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15  Temmuz'daki darbe girişimiyle ilgili tutuklanan eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral  Adem Huduti ile bazı generaller, subay ve astsubaylarla erlerin de aralarında  bulunduğu 76 şüpheli hakkındaki iddianamede, eski 7. Ana Jet Üs Komutanı  Tuğgeneral Emin Ayık'ın cezaevi girişinde Huduti'ye "Olmadı işte komutanım,  başaramadık" dediği belirtildi. 
 
Malatya Cumhuriyet Başsavcı Ergül Yılmaz ve Başsavcı Vekili Mehmet  Badem tarafından hazırlanan ve 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165  sayfalık iddianamede, eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Huduti, bir numaralı  şüpheli olarak yer alıyor.
 
 FETÖ/PDY'nin kuruluşu, amacı, sosyo-kültürel ve zihinsel yapısı,  örgütün yönetim modeli, örgütün hiyerarşik yapısı, paralel devlet kurma çabaları,  örgütün istihbarat ağı ve illegal yapılanması, örgütün haberleşmede kullandığı  teknikler, baskı oluşturma teknikleri, siyasi baskı ve propaganda araçları gibi  bilgilerin yer aldığı iddianamede, "Örgütün siyasetle ilişkisi faydacı ve hatta  fırsatçı temelde olup, öncelikle siyaset ve kurumları üzerinde etkili olarak  kadrolaşmanın önünü açmayı, elemanlarını etkili konumlara taşımayı, onların  korunup kollanmasını sağlamayı hedeflemektedir." ifadelerine yer verildi.
 
 Örgütün şifreli mesajlaşma programı "ByLock", 1 dolar hakkındaki  tespitler ve FETÖ'nün 15 Temmuz tarihinde gerçekleştirdiği darbe girişimiyle  ilgili bilgilerin yer aldığı iddianamede, şüpheli eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral  Adem Huduti'nin "Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan 'Harekat Yıldırım'  öncelik dereceli gizli mesaj formunda '2. Ordu Komutanlığı görevine devam'  şeklinde tekrar görevlendirildiğinin tespit edildiği" ifade edildi.
 
Sıkıyönetim Mesaj Formunun gelmesini müteakip, darbe teşebbüsünde  bulunan diğer şüpheliler Mustafa Serdar Sevgili, Zeki Karataş, Bahadır Erdemli ve  Binbaşı Eyüp Kök'ün Adem Huduti'nin konutuna gittikleri, mesaj formuyla ilgili  Adem Huduti ile görüştükleri, konuta sonradan gelen Sedat Kaya'nın da dahil  olmasıyla saat 23.20 sıralarında 2. Ordu Karargahına geldikleri, 23.30  sıralarında karargahta bulunan makam odasına girdiği, daha sonra da saat 00.03  sıralarında Ordu Komutanlığına giriş yapan Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni  Angun'un komuta katı koridorunda Tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki  Karataş ile kısa bir süre görüştükten sonra Albay Bahadır Erdemli'nin de hazır  olduğu Adem Huduti'nin odasına gittikleri kaydedildi.
 
İddianamede, "Sayın Cumhurbaşkanının telefonla canlı yayına katılarak,  millete verdiği mesajlara rağmen, 2. Ordu Komutanı olan şüphelinin bu yönde bir  açıklama yapmadığı, 16/07/2016 günü saat 02.00 sıralarında Malatya Valisinin 2.  Ordu Komutanı ile irtibata geçebildiği, bu saate kadar 2. Ordu Komutanı olan  şüphelinin il valisiyle irtibat kurmadığı, kurulan bu irtibat üzerine Malatya  Valisinin kendisinden 2. Ordu'da herhangi bir sıkıntının olmadığı, bu kalkışmaya  karşı olunduğu yönünde bir mesaj yayınlanmasının istendiği ancak bu talep üzerine  saat 03.06 sıralarında  '2. Ordu Bölgesindeki bütün birliklerin kışlalarında ve  emir komuta zinciri dışında bir faaliyet içerisinde olmadığı milletimizin  bilgisine sunarım...' şeklinde başlayan bir mesaj yazarak Malatya Valisine  WhatsApp üzerinden mesajın fotoğraflanarak gönderildiği, valinin de bu mesajı  Anadolu Ajansı aracılığı ile yayınlattığı, bu mesajın Kara Kuvvetleri  Komutanlığına gönderildiği anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.
 
Huduti'nin odasına uzun namlulu silahla girilmemiş
 
Alınan ifade ve kamera kayıtlarının incelendiği aktarılan iddianamede,  şüpheli Huduti'nin makam odasına girişi ve çıkışı esnasında kendisine karşı  herhangi bir zor kullanma olmadığı, makam odasında iken Albay Bahadır Erdemli,  Tuğgeneral Zeki Karataş, Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'nin Adem Huduti'nin  emir subayı olan Sedat Kaya nezaretinde içeriye defalarca girip çıktıkları, giriş  çıkışlarında askeri nizama uydukları, makam odasının iki kapısının olduğu, bu  kapılardan birinde Koruma Astsubayı Fatih Gürcan, diğerinde ise Hacı Eyyip  Özcan'ın bulunduğu, bu nedenle bu odaya hiçbir zaman uzun namlulu silah ile  girilmediği, Albay Erdemli'nin sadece bir kere uzun namlulu silah ile içeriye  girmeye çalıştığı ancak emir subayı Kaya tarafından uzun namlulu silahın alınarak  içeriye silahsız girmesinin sağlandığı kaydedildi.
 
 "Olmadı işte komutanım, başaramadık"
 
Şüphelilerden Kemal Keskin'in beyanında, Huduti ve Angun'un kendileri  ile hareket ettiğini, kendilerine aksi bir bilginin ulaşmadığını ifade ettiği  belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
 
 "Şüpheli Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra, diğer şüpheliler Avni  Angun ve Emin Ayık ile Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Düzce T Tipi  Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sırasında, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu  girişinde, mahkum kabul bölümünde ilk kez karşılaştıkları, şüphelilerin kişisel  malzemelerinin bulunduğu yere gittikleri sırada Adem Huduti'nin daha önceden  görüşmediği ve araçtan indirildiği yerde gördüğü şüpheliler Avni Angun ve Emin  Ayık'a 'Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız' şeklinde beyanda bulunduğu, 7.  Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın da 'Olmadı işte komutanım,  başaramadık' şeklinde karşılık verdiği, Avni Angun'un da 'biz ve sizi' şeklinde  söylemde bulunduğu, şüphelilerin sevkine refakat eden jandarma görevlileri İ.M,  S.K. ve R.P'nin beyanları ile 23/07/2016 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır."
2. Ordu İnönü Kışlası'ndan içeriden dışarıya doğru emniyet ve jandarma  kuvvetlerine ateş açıldığı, darbecilerin etkisiz hale getirilmesi ve  yakalanmaları amacıyla İnönü Kışlası'na müdahale kararı alındığı aktarılan  iddianamede, içerideki darbecilere destek amaçlı Altay Kışlası'ndan zırhlı  araçların yola çıktığı, bir tanesinin yolda arızalandığı, diğerinin ise kışlaya  girebilmek adına duvarı yıkarak geçmek istediği ancak duvarda askıda kaldığı,  daha sonra bu zırhlı araçtan kışla içerisine girmiş olan emniyet güçlerine ateş  edildiği, bu sırada 2. Ordu Komutanı şüpheli Adem Huduti'nin valiyi telefonla  arayarak, kışladaki darbecilere müdahale için giren jandarma veya emniyet  kuvvetlerinin geri çekilmesini, darbecileri ikna etmeye çalıştığını, kan  dökülmesini istemediğini söylediği ancak bu talebinin vali tarafından geceden  itibaren müdahale edilmediğini, beklendiğini, bu saate kadar hiçbir gelişme  olmadığını, aksine içeriden dışarıya güvenlik kuvvetlerine yönelik ateş  açıldığını hatta zırhlı araçların darbecilere yardım için geldiğini, bu zırhlı  araçtan güvenlik güçlerine ateş açıldığını, bu sebeple müdahalede bulunacağı  hususunda kararlı olunduğunun söylendiği, bu görüşmenin valinin telefonunun  hoparlörünün açık olması sebebiyle yanında bulunan İl Emniyet Müdürü ve  Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da duyulduğu aktarıldı.
 
Huduti, Başsavcıyı da aramış
 
 İddianamede, daha sonra 2. Ordu Komutanı şüpheli Adem Huduti'nin  Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz'ı cep telefonundan arayarak "Başsavcım, Vali  bey heyecanlı davranıyor. Kendisine söyleyin, ben darbeci askerleri iknaya  çalışıyorum, jandarma ve emniyet kuvvetlerini geri çeksin." dediği kaydedilen  iddianamede, şunlar yer aldı:
 
 "Ancak kendisine 'sabaha kadar aynı şeyleri söylediniz, bu saate kadar  bir gelişme olmadı, içeriden sürekli ateş ediliyor, hatta dışarıdan darbecilere  yardım için zırhlı araç geldi. Bu araçtan polis ve jandarmaya ateş edildi'  şeklinde söylendiği, bunun üzerine şüpheli Adem Huduti'nin 'Başsavcım, bir  listeden bahsediliyor, bu liste sizde var mı? Eğer varsa kimler var? Söylerseniz  biz de dostu, düşmanı biliriz, ona göre tedbir alırız' şeklinde talepte bulunduğu  ancak Cumhuriyet Başsavcısının söz konusu Harekat Yıldırım mesajı ve ekindeki  görevlendirme listesi bulunmasına rağmen, bu hususun Cumhuriyet Başsavcılığı  tarafından bilindiğinin öğrenilmemesi ve başka türlü hareket etmelerinin  engellenmesi  amacıyla 'böyle bir liste bizde yok' şeklinde karşılık verdiği, bu  konuşmaların da Cumhuriyet Başsavcısının telefonunun hoparlörü açık olduğu için  orada bulunan vali ve emniyet müdürü tarafından duyulduğu, esasen, şüpheli alınan  savunmasında, Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan 'Harekat Yıldırım' emri  ve ekindeki görevlendirme listesinin 15/07/2016 günü geceleyin konutuna  getirildiğini hatta bu emri incelediğini, bu emrin kanunsuz olduğunu anladığını,  sonrasında karargaha geçerek, orada da ayrıntılı incelediğini hatta söz konusu  emrin üzerine bu emrin kanunsuz olduğunu ve uygulanamayacağını şerh düştüğünü  ifade ettiği, dolayısı ile Cumhuriyet Başsavcısından sorduğu listenin esasen  kendisi tarafından bilinmesine rağmen, bu hususun Cumhuriyet Başsavcılığımız  tarafından bilinip bilinmediğini öğrenmeye matuf bir amaç taşıdığının açık olduğu  anlaşılmıştır."
 
Şüpheli Adem Huduti'nin ikametinde yapılan aramada, harici harddisk,  CD/DVD, flash bellek, cep telefonu, sim kart ile K23937553A Seri numaralı 1 adet  2 Amerikan Doları'nın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı aktarılan  iddianamede, makam odasında ise Huduti'nin el yazısı ile yazıldığı bildirilen  "Darbeye iştirak edenler" başlığı ile başlayan ve 16 ismin yer aldığı bloknottan  koparılmış bir sayfadan ibaret yazılı belge, "Bilgi notu" ile başlayan "Konu:  Kışlayı izinsiz terk eden 2. Tb.K" ibaresi ile başlayan imzasız bir  belge ile bu  belgelerin altında "Hizmete özel" ve "Gizli" ibareleri taşıyan 16 Temmuz 2016  tarihli darbeye kalkışan kişilerce çekilmiş mesajları içeren belgelerin bulunduğu  belirtildi.
 
Dosyanın tetkiki neticesine yer verilen iddianamede, şöyle devam  edildi:
 
"Her ne kadar şüpheli 2. Ordu Komutanı Adem Huduti savunmalarında  olayı ilk öğrendiği andan itibaren gelen emrin yasa dışı olduğunu anladığını,  kendisinin darbeye karşı olduğunu, hatta gelen mesaj formu üzerine bu yönde şerh  düştüğünü, kalkışmanın içerisinde olan kişileri ikna suretiyle bu kalkışmadan  vazgeçmelerini sağlamaya çalıştığını, amacının kan dökülmesini engellemek  olduğunu, Anadolu Ajansı vasıtasıyla yayınlanan mesajı kendi hür iradesi ile  kaleme aldığını ve üzerine atılı suçlamayı bu nedenle reddettiğini beyan etmiş  ise de şüpheli Adem Huduti'nin Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan mesaj  formunda 'görevine devam' şeklinde görevlendirdiği, şüphelinin darbe teşebbüsüne  fiilen katılan personelin kimler olduğu aydınlığa kavuştuğu ve bu kalkışmanın  yasa dışı olduğunu bildiği ve öğrendiği halde söz konusu personelin etkisiz hale  getirilmesi için imkan ve şartlar birkaç defa oluşmasına rağmen bu hususta  zamanında ve etkin karar vermemesi neticesinde darbe teşebbüsünde bulunanların  ele geçirilme sürecinin uzamasına neden olduğu hatta daha öncesinde güvenlik  kuvvetlerince İnönü Kışlası'ndaki darbecilerin yakalanması ve etkisiz hale  getirilmesi için operasyon yapılmasını sürekli engellediği, darbe girişiminin  hemen akabinde 1. ve 3. Ordu Komutanları ile bir kısım Kolordu Komutanlarının bu  darbe girişimine karşı milletin ve devletin yanında oldukları yönündeki basın  açıklamalarının televizyonda yayınlanması, Başbakan ve Cumhurbaşkanının, bu  girişimin bir darbe olduğunu basın yoluyla canlı yayında milletle paylaşmasına  rağmen gecenin ilerleyen saatlerine kadar şüphelinin herhangi bir açıklamada  bulunmadığı anlaşılmıştır."
 
 Birçok kişiyle telefon görüşmesi yaptığını söylemesine rağmen  Huduti'nin il valisi ile temas kurmadığı ancak saat 02.00 sularında Malatya  Valisi ile telefonla temas kurduğu aktarılan iddianamede, şöyle devam edildi:
 "Bu görüşmede Malatya Valisinin 2. Ordu'da herhangi bir hareketlilik  olmadığına ve sıkıntı yaşanmadığına dair kendisinden açıklama yapmasını  istemesine rağmen, bu açıklamayı ancak darbe girişiminin başarısız olduğunun  anlaşılmasından sonra farklı bir pozisyon çizerek, sanki darbe karşıtıymış ve  darbeciler tarafından enterne edilmiş gibi bir rol sergilediği istenilen  içerikteki mesajı 16/07/2016 tarihinde saat 03.06'ta geçtiği, şüphelinin Yurtta  Sulh Konseyi tarafından gönderilen mesaj formunun üzerine 'Tüm komutanlıklar emir  komuta zinciri içerisinde faaliyetlerini yürüteceklerdir' ve 'bu görevlendirmeye  yetkili kişi Sayın Genelkurmay Başkanındır' şeklindeki şerhi teslim olma  sürecinde yazdığı, bu suretle şüphelinin 'FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmamakla  birlikte, örgüt adına suç işlemek' ile 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye  Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine  başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs  etmek', 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan  kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen  yapmasını engellemeye teşebbüs etme', 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye  Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen  engellemeye teşebbüs etme' suçlarını işlediği, Malatya Valisi Mustafa Toprak, İl  Jandarma Komutan Vekili Şahin Kaplan, olay tarihinde Van Asayiş Kolordu Komutanı  olan ve halen 2. Ordu Komutanı olarak görev yapan Korgeneral İsmail Metin Temel,  Malatya Kara Havacılık Alay Komutanı Hakan Keleş, Malatya İl Emniyet Müdürü Ömer  Urhal, Adana Garnizon Komutanı Osman Erbaş'ın beyanlarından anlaşılmıştır."
 
Angun, 6 kişilik keşif uçağı hazırlanması talimatı vermiş
 
İddianamede, eski 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun'un ise  Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan  "Harekat Yıldırım" öncelik dereceli  gizli mesaj formunda "Malatya Sıkıyönetim Komutanı" olarak görevlendirildiği  kaydedildi.
 
 İddianamede, şüpheli Avni Angun'un saat 00.05 sıralarında Orgeneral  Adem Huduti'nin makam odasına girdiği, saat 00.40 sıralarında geri çıktığı, bu  çıkışında Albay Bahadır Erdemli ile tartıştığı, Erdemli'nin kendisine silah  çektiği, daha sonra Angun'un, Huduti'nin Koruma Astsubayı olan Fatih Gürcan  tarafından oradan alınıp tekrar makam odasına götürüldüğü, saat 03.20 ile 03.30  arasında makam odasından çıkarak Tuğgeneral Zeki Karataş, Yarbay Suat Özocak ve  Binbaşı Bülent Kuzucu'ya talimatlar verdiği, saat 06.10 civarlarına kadar makam  odasında kaldığı, daha sonra makam odasından çıkarak koridorda rahat bir şekilde  dolaştığı ve tekrar içeriye girdiği, saat 07.25 sıralarında bu kez Adem  Huduti'nin Koruma Astsubayı Fatih Gürcan, Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili ve  Albay Bahadır Erdemli tarafından makam odasından çıkarılıp gözetim altında  soruşturma ile ilgili alınan ifadeler doğrultusunda şeref salonuna götürüldüğü,  orada kendisine plastik kelepçe takıldığı ve plastik kelepçenin bileklerini  sıkmasından dolayı bir süre sonra çıkarıldığı, darbe teşebbüsünün başarısız  sonuçlanmasının ardından bulunduğu yerden çıkarak sözde darbe teşebbüsünde aktif  rol alan Tuğgeneral Zeki Karataş, Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, Albay  Bahadır Erdemli ve bir grup askeri 12.00-13.00 saatleri arasında askeri ve  emniyet yetkililerine teslim ettikten sonra tekrar makam odasına girdiği, bütün  bunların yaşandığı sırada komuta katındaki iki kameranın da kayıt yaptığı ancak  sesleri almadığı ve güvenlik kameralarının Binbaşı Eyüp Kök tarafından açılarının  değiştirildiğinin anlaşıldığı aktarıldı.
 
İddianamede, "Şüpheli Avni Angun'un 15.07.2016 tarihinde saat 20.30  sıralarında 2. Ordu Karargahından çıkıp konutuna vardığı ve araçtan inmeden  şoförü Feridun Palaska'ya karargaha dönerek tıraş takımını alıp, getirmesini  söylemesi ve şoförün karargaha gidip, nizamiyeden içeri girmek isterken Kemal  Keskin'in içeriye bırakmaması ve küfretmesi bu olayı şoförün dönüp, Avni Angun'a  söylemesi ve kendisinin de gülerek 'sabah alırız' şeklinde söylemesinin, esasen  darbeden daha önceden haberdar olduğunun ve nizamiyelerde gerekli tertibatın  alınıp alınmadığının kontrolü amaçlı olarak yapıldığı" belirtildi.
 
Angun ile ilgili iddianamede şu ifadelere yer verildi:
 
"16/07/2016 tarihinde sabah saat 07.00 sıralarında Malatya Kara  Havacılık Alay Komutanı Hakan Keleş'i arayarak Şemdinli Tekeli bölgesinde  karakola saldırı olduğunu, durumun kötü olduğunu, 6 kişilik bir İKU (İnsanlı  Keşif Uçağı) hazır etmesi talimatını verdiği ancak yapılan teyit çalışmalarında  Şemdinli Tekeli bölgesinde herhangi bir saldırı olayının meydana gelmediğinin  anlaşılması üzerine bu emrin yerine getirilmediği ayrıca darbeye teşebbüs  olayının meydana geldiği ilk saatlerde karargahta bulunan kamera kayıtlarının  incelenmesinde, şüpheli Avni Angun'un da içerisinde bulunduğu grubun hayatın  olağan akışına uygun olmayan davranışlar sergilediği, darbeye teşebbüsün  başarısız olduğunun anlaşılması anından itibaren farklı bir pozisyon çizerek  darbe karşıtı şeklinde davranmaya çalıştığı, her ne kadar alınan savunmasında;  kendisinin Bahadır Erdemli'nin talimatı ile şeref salonuna götürülerek ellerinin  plastik kelepçe ile kelepçelendiğini ancak bileklerinin acıdığını söylemesi  üzerine kelepçenin çözülerek daha gevşek bir şekilde yeniden kelepçelendiğini,  diğer şahısların yanından ayrılmasından sonra elini kelepçeden kurtardığını,  üzerinde bulunan tabancasının namlusuna mermi sürerek yeniden yerine taktığını,  sonrasında ise elini tekrar plastik kelepçenin içerisine soktuğunu söylediği, bu  beyanın hayatın olağan akışına uymadığı, darbe sürecinin başarısızlığa  uğradığının anlaşılması üzerine, sanki kendisi darbe karşıtı imiş ve bu sebeple  hürriyeti kısıtlanmış şeklinde görüntü vermeye yönelik bir kurgu olduğunun delili  olduğu anlaşılmıştır."
 
Darbeci diğer rütbeliler
 
    İddianamede, eski 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa  Serdar Sevgili'nin ise Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan Darbeye Teşebbüs  Mesaj Formunda "Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı" olarak atandığı, şüphelinin  darbeye teşebbüs olayından önceden haberdar olduğu ve darbeye teşebbüs eden diğer  şüpheliler ile hazırlıklar yaptıkları, şüphelinin kalkışma olayının hemen  öncesinde nizamiye bölgelerinde önlemlerin arttırılması, ani müdahale  mangalarının hazır edilmesi ve Avni Angun'un konutunun güvende tutulması için  personel görevlendirilmesi yaptığı kaydedildi.
 
Şüpheli Sevgili'nin de içerisinde bulunduğu grubun hayatın olağan  akışına uygun olmayan davranışlar sergilediği bildirilen iddianamede, "Albay  rütbesinde olan Bahadır Erdemli'nin tuğgeneral rütbesinde olan ve üstü konumunda  bulunan bir kişiye emir verdiği, 16/07/2016 tarihinde saat 00.20'de Mesaj Formu  düzenleyerek 2. Kara Havacılık Alay Komutanlığına bir gün önce görevi devreden  Mustafa Özkan'ın buradaki komutan görevinin devam edeceğini bildirdiği, yine  16/07/2016 tarihinde saat 00.30'da Mesaj Formu düzenleyerek Tulga Kışlası'nda  hazır olarak bekletilen B-350 uçağının isimleri müteakiben bildirilecek kişiler  ile Ankara'ya hareket edeceğini bildirir mesaj gönderdiği, karargah içerisinde  silahlı olarak dolaştığı, Fatih Kılıç'ın cesedinin harekat merkezine  götürülmesine eşlik ettiği ve tüm darbeye teşebbüs eden astı konumunda bulunan  kişilere talimat verdiği, şüphelinin darbe teşebbüsünde aktif rol aldığı  anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.
 
 İddianamede eski 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki  Karataş'ın darbeye teşebbüs olayından önceden haberinin olduğu ve buna göre  darbeye teşebbüs eden diğer şüpheliler ile hazırlıkları gerçekleştirdiği,  şüphelinin Ordu Karargahındaki MEBS irtibatlarını sağlayan 4 telefonun kesilmesi  talimatı ile darbeye teşebbüse katılan askerlere emir talimat verdiği ayrıca  "koktod" uygulamasını isteyerek İstihkam ve MEBS Alay Komutanlıklarına Yurtta  Sulh Konseyi'nin yayınlamış olduğu "Sıkıyönetim emrinin gereği olarak kışla  dışına çıkılması" emrini verdiği, 2. Ordu Karargahında silahlı olarak dolaştığı,  çatışma esnasında polislere karşı silah kullandığı, bu suretle şüphelinin darbe  teşebbüsünde aktif rol aldığı kaydedildi.
 
Eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın Yurtta Sulh  Konseyi tarafından yayınlanan Darbeye Teşebbüs Mesaj Formunda "Sıkıyönetim 7. Ana  Jet Üs Komutanı" olarak görevine devam şeklinde görevlendirildiği belirtilen  iddianamede, şüphelinin darbeye teşebbüs olayından önceden haberinin olduğu ve  buna göre Hava Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının İstanbul Fenerbahçe  Orduevi'ndeki düğününe gitmek üzere Harekat Komutanı Hava Pilot Kurmay Albay  Tayfun Tuna'ya üs komutanlığının vekaletini bıraktığı halde düğüne gitmeyerek  garnizonda kaldığı ve şüphelinin Malatya Valiliğinin darbe teşebbüsünün önlenmesi  konusunda almış olduğu önlemler kapsamında, hava alanı pistlerini ve  sistemlerinin kapatılması talimatını uygulamamak için direnç gösterdiği, hava  limanına 7 kargo uçağının iniş yapmasına müsaade ettiği ve yine 7. Ana Jet  Üssü'nden 4 F4 uçağının kalkışına izin verdiği, ancak uçakların pistlerin iş  makineleriyle kapalı olması nedeniyle kalkamayıp geri döndükleri, bu şekilde  şüphelinin darbe teşebbüsünde aktif rol aldığı aktarıldı.
 
İddianamede, şüphelilerin, "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye  Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine  başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs  etmek", "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan  kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen  yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye  Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen  engellemeye teşebbüs etme" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve  "FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi olmak" suçundan da 15 yıl hapis cezasıyla  cezalandırılmaları istendi.
 
  Öte yandan, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, Malatya 2. Ordu  Komutanlığında görevli, darbeye teşebbüs suçlamasıyla gözaltına alınan 197 er  hakkında takipsizlik kararı verdi.
 



 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner274

banner273