'PKK ellerini tetikten çeksin çağrısı doğru bir çağrı'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Herkes zihnindekini açık konuşsun. Demirtaş'a söylüyorum, bu fikirler serdedilirken, ayaklanma çağrıları yapılırken, Kobani olayları bahane edilerek 6-8 Ekim'de bütün şehirlerimiz, bir ateş görüntüsü içine sokulurken neredeydiler, niye 'çatışmasızlık' demediler? 2 polisimiz şehit edildiği gün çıkıp deselerdi ki dönüp o terör baronlarına ve kullandığı tabirle söylüyorum o terör gladyosuna 'yapmayın bu terörü' deme cesaretini göstermeyenler şimdi çatışmasızlıktan ve bize meydan okumaktan bahsediyorlar. Şimdi yavaş yavaş 'Elleri tetikten çeksin PKK' diyor. Geç oldu ama şimdilik doğru bir çağrı.' dedi. 
 
Nevali Hotel'de, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yemekte bir araya gelen Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'ya her gelişinde şehrin atmosferinden, manevi ikliminden feyz alarak döndüklerini söyledi.
 
Başbakan Davutoğlu, "Şanlıurfa'da sivil toplum kuruluşlarıyla buluşmak ortak bir ruhun, ortak bir vicdanın, ortak bir akidenin, ortak bir kaderin buluşması demektir" ifadesini kullandı.
 
'20 Temmuz'dan 23 Temmuz'a kadar sanki bir el düğmeye bastı'
 
Son ziyaretinin çok hüzünlü bir vesileyle gerçekleştiğini anlatan Davutoğlu, "20 Temmuz'da, Suruç'ta bir terör saldırısında arkasında güzel dinimizin merhametini, şefkatini kirletmek dışında hiçbir meziyeti olmayan DEAŞ diye bir terör örgütünün olduğu bir terör saldırısıyla sarsıldık. 32 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hemen sonrasında Şanlıurfa'daydım, yaralıları ziyaret ettim. Terör saldırısıyla ilgili teferruatlı bilgi aldım. Hemen aynı gün Adıyaman'a geçtim ve bu sefer 30 yıldır bu memleketin evlatlarına zulümden, terörden ve kandan başka hiçbir şey kazandırmamış olan ve hep bunlardan beslenen başka bir terör örgütünün, PKK'nın saldırısında şehit olmuş askerimizin cenaze törenine katıldım. Suruç saldırısıyla hem çok büyük bir ızdırabı yaşadık ama aynı zamanda da bir alarmı hep beraber hissetmeye başlamıştık. Birden Şanlıurfa'da ve bu şehirlerimizde arka arkaya gelen saldırılarla ciddi bir tehlikenin kapımıza geldiğini derinden hepimiz hissettik."
 
Davutoğlu, Suruç'taki saldırıdan sonra bölücü terör örgütünün başlattığı saldırıyla DHKP-C'nin Suruç'taki bir vatandaşın cenazesini bahane ederek, İstanbul sokaklarında, Dersaadet'in, irfanın şehrinde ellerinde silah, yüzlerinde maskeyle gösteri yapma cüretine girdiğini gördüklerini anlattı.
 
Bir gün sonra yine Ceylanpınar'da, iki polisin uyurken şehit edildiğini, DAEŞ'in Kilis'te Dağ Karakolunda askere saldırdığını anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bakınız, 20 Temmuz'dan 23 Temmuz'a kadar sanki bir el düğmeye bastı ve birbiriyle bazen ihtilaflı gibi görünen ama perde gerisinde aslında aynı hedefe matuf olarak çaba sarfeden DEAŞ, PKK ve DHKP-C harekete geçti. Hedefleri neydi biliyor musunuz? Hedefleri tam da Şanlıurfa'nın temsil ettiği neyse onu yok etmekti. Bu masada, bu salonda Türk var, Kürt var, Arap var, her bölgeden kardeşimiz, vatandaşımız var. Şanlıurfa Hazreti İbrahim'den bu yana tevhidin diyarıdır. Tevhit, hem kelime-i tevhid anlamında imandır hem de Müslümanların o tevhid etrafında birleşmesi anlamında vahdet demektir. Bu saldırıların hepsi vahdetimize, birliğimize dönük saldırılardır."
 
'Hep Müslüman katlettiler'
 
DAEŞ'in, işlediği cani cinayetlerle İslam'a en büyük zararı veren örgütlerden olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:
 
"DEAŞ terör örgütünün herhangi bir yerde Müslümanları hedef edinen örgütlere, yapılara karşı harekete geçtiğini görmediniz, hep Müslüman katlettiler ve istediler ki şu veya bu görüşe, inanca, yoruma tabi olmayan diğer Müslümanların tümden neredeyse katli vaciptir noktasında, Suriye'de büyük katliamlara sebep verecek bir zihniyeti hayata geçirdiler. Tam da Şanlıurfa'nın savunduğu zihniyetin karşısındaki bir zihniyet bu. Aynı şekilde bölücü terör örgütü PKK da bu sefer ülkemizin vahdetini, milletimizin birliğini, beraberliğini, en çok da Şanlıurfa'da görünen o ulvi kardeşliği hedef edindi. İkisinde de Şanlıurfa'yı seçtiler. Birisi Suruç'ta, birisi Ceylanpınar'da. Çünkü biliyorlardı ki eğer buradaki birlik ve beraberlik yok edilirse bu sembol şehrin Türkleri, Kürtleri, Arapları arasına nifak sokulabilirse Türkiye aynen Suriye gibi kardeş kavgası girdabının içine sokulabilir."
 
Davutoğlu, Ceylanpınarlılara şehit edilen iki polis için "size hiç zarar verdiler mi" diye sorduğunu "hayır" yanıtını aldığını, "Okan'a ve Feyyaz'a hakkınızı helal eder misiniz" sorusu üzerine de meydanın "evet" diye haykırdığını, "onlar bizim kardeşimiz" dediğini anlatan Davutoğlu, şehit edilen polislerin manen Şanlıurfalı olduklarını, çünkü Şanlıurfa neyi ifade ediyorsa onu savundukları için şehit edildiklerini söyledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.