PYD'nin PKK'dan bir farkı yok
l PYD, PKK ile eş bir terör örgütüdür. PKK’daki Suriyeli lider kadrolarının da PYD içerisinde savaştığını bilenlerdeniz. PYD, Peşmerge’nin Kobani’ye gelmesini istemiyor. Gelirse tezgâh bozulacak.

 
l PKK ve uzantısı olan siyasi parti de barışı istemiyor. İki kere iki dört. Daha yeni Kağızman’da gittiler, baraj inşaatında iş makinelerini yaktılar. Sen Kürt’e hizmet gitmesini istemiyorsun yahu. 
 
l Esed’in gidip gitmeyeceği konusunda kafalardan şunu silmeleri lazım; hâlâ Batı’da şu mantık var: ‘Esed giderse yerine kim gelecek?..’ Bırak Esed gitsin. Ondan sonra halk kimi isterse o gelsin.

 
l Validebağ provokasyonu mescidden duyulan rahatsızlığı gün yüzüne çıkardı. Validebağ Korusu mezbelelikti, berbattı. Orada mescid var ya. Kimileri bundan rahatsızlık duymuş olabilir. 

 
l Paralel Yapı’yla ilgili konuyu 30 Ekim’deki MGK’da görüşeceğiz… Parti kurmayla alakalı sorunuza gelince... Keşke bunlar da böyle bir parti kurmuş olsalar... Çünkü herkes nerede olduğunu, kilosunu, boyunu, posunu görmüş olur.

 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Estonya dönüşünde beraberindeki gazetecilerin sorularını cevaplandırdı:
 
- Sayın Cumhurbaşkanım, Ortadoğu’da nasıl bir sıkıntı var? Türkiye çok fedakârlık yapıyor ancak sanki bir savunma psikolojisine itiliyor. 

 
- Maalesef ülkemizdeki bazı görsel ve yazılı medya organları da dahil olmak üzere, konuşanlar, başlık atanlar bunu yapabiliyor. Örneğin, Sayın Obama ile yaptığımız görüşmeden sonra birçok uydurma haber ve yorumlar yapıldı. Obama’ya söylediğim şuydu: PYD’ye yapılacak olan bu yardımları tasvip etmemiz mümkün değil. Çünkü PYD, PKK ile eş bir terör örgütüdür. Bunu PYD kendisi kabul eder veya etmez, ama biz PYD’nin uygulamalarını biliyoruz, görüyoruz ve PKK’nın içerisindeki Suriyeli lider kadrolarının da PYD içerisinde savaştığını da bilenlerdeniz. Bu süreç içerisinde Sayın Obama’nın görüşmeden sonra kalkıp hemen üç tane C 130’la, biliyorsunuz, silah mühimmat Kobani’ye indirmiş olmaları gerçekten tasvip edilmez. Ne oldu? Bu indirilen silahların bir kısmı PYD’nin eline düşerken bir kısmı da IŞİD’in eline düştü. Şimdi bunun Musul’da olandan bir farkı var mı? Yok. Musul’da da Maliki ordusu kaçtı, Amerika’nın Ordu’ya vermiş olduğu bütün o ağır silahlar tank, top, diğer uzun menzilli o silahların hepsi kimin elinde kaldı? IŞİD’in elinde kaldı. Bütün bunlar ortada iken Kobani ABD için niçin bu kadar stratejik? Eğer stratejik ise bizim için öyle olması lazım. Çünkü burası bizim sınırımızda, buranın ABD ile hiçbir alâkası yok. 

 
KOBANİ’DEKİ MAZLUM VE MAĞDURLARIN YANINDAYIZ

 
Bana söylenen tek bir şey var: “Eğer Kobani düşerse IŞİD ‘Bak ben Amerika’ya karşı koalisyon güçlerine karşı büyük bir zafer kazandım’ edasıyla dolaşacak”. Dediği bu. Ben de Obama’ya ısrarla şunu söyledim; Dedim ki; “Bakın şu anda Kobani boş bir şehir, 200 bin insan benim ülkemde. Onlara ev sahipliğini şu anda biz yapıyoruz…” Biz, Suriye’den ülkemize geçenlere şu ana kadar 4,5 milyar dolar destek vermiş bir ülkeyiz. Buna rağmen, “Siz ne yapıyorsunuz? Ne yediriyorsunuz, ne giydiriyorsunuz, bunun kaynakları nereden geliyor?” diye kimse bize sormuyor. Ülkemize 1 milyon 600 bin insan geldi, koskoca Avrupa’nın aldığı sığınmacı sayısı 130 bin. Hal böyleyken, PYD’nin başındaki kişi çıkmış, sıkılmadan, ‘Türkiye bize yardım etmiyor!’ diyebiliyor. Biz zaten sana yardım etmiyoruz. Bizim derdimiz Kobani halkı; nitekim, Kobani’deki mağdur mazlum durumda kalmış olan insanlara kapımızı açtık. Oradan 200 bin insan geldi ülkemize. Yaptıklarımız ortada, Türkiye daha ne yapacak? Kapılarını açtı, hepsinin hastanelerde bakımları yapılıyor, yaralı varsa hepsinin tedavisi yapılıyor. 

 
REJİM ÖNCE PYD’Yİ DESTEKLEDİ, SONRA ARAYI AÇTI

 
- Salih Müslim diyor ki; ‘Kimse bizi Suriye’deki rejimle savaştıramaz.’ Bunu açıkça söylüyor…

 
- Zaten  PYD’nin önceki destekçisi kimdi, rejimdi. Rejim PYD’yi destekliyordu. Rejim daha sonra PYD ile arayı açtı. Ondan sonra da belli bir süre de, aynı zamanda IŞİD’i de destekledi. IŞİD’e her türlü desteği verdi. Kendileri açıkladı. Suriye; kendileri PYD’ye silah yardımı yaptıklarını açıkladılar biliyorsunuz. Bu bir terör örgütü, buna böyle bir destek verdiklerini kendileri söylüyorlar. Bu arada Obama ile yaptığım görüşmede, ‘Ben bu gece hemen Barzani ile gerekirse görüşürüm, kendilerinden Peşmergeleri gönderme işinin hızlandırılmasını isterim’ dedim. Gece 02.00, kendisiyle bu görüşmeyi yaptık. Obama’nın verdiği cevap şuydu: ‘Kobani’dekiler 2-3 gün bile dayanamazlar. Ellerinde  herhangi bir silah mühimmat kalmadı…”
Dedim ki Obama’ya, “Biz kendi üzerimizden oraya Peşmergelerin geçişini sağlayacağız.’ Tabii oradakilerin hesapları bana göre farklı. Neydi hadise? PYD, Peşmerge’nin gelmesini istemiyor. Peşmerge oraya gelirse, Kobani’ye Peşmerge hakim olur diye Peşmerge’yi istemiyor. Yani, Kürt’müş, Arap’mış, Türk’müş o mesele değil. PYD, oraya Peşmerge’nin gelmesi durumunda oyunun bozulacağını düşünüyor. Tezgah bozulacak. Bundan dolayı Peşmerge’yi istemiyor. Sayın Obama’ya şunu da söyledim: ‘Birinci derecede tercihimiz, Hür Suriye Ordusu’dur’ dedim. Ve ‘Biz, Hür Suriye Ordusu ile de görüşürüz’ dedim. Ve nitekim her iki tarafla yapılan görüşmelerde, Kuzey Irak yerel yönetimi Barzani, onlar kabul ettiler.

 
 DAHA ÜST BİR AKIL VAR!

 
- Nedir efendim bu?
- Onu artık siz düşüneceksiniz. Muhtemelen daha üst bir akıl var. Olay farklı. ‘Sizin için stratejik mi?’ Söylenmiyor. Ne deniyor? “IŞİD burayı düşürdüğü anda, ‘Bak ben koalisyon güçlerine karşı bir zafer kazanmış olacağım’ diyebilir.” Bu çok tehlikeli yaklaşım. Peki aynı şeyi İdlib, Rakka düştüğünde niye düşünmüyorsunuz? IŞİD oraları da işgal etti. Oralarda niye vurmadınız IŞİD’i? Aynı şekilde Irak’ın üçte biri de malum IŞİD’in işgali altında, orada niye bunları vurmadınız? Üstelik sizin silahlarınızla bu işgal devam ediyor. Niye vurmuyorsunuz? Erbil’e 30, 40 kilometre yaklaştıkları zaman Erbil giderse, orada da ağırlıklı Kürtler var. Erbil giderse ne olur bu hal, niye bu soruyu sormuyorsunuz? 

 
17-25 ARALIK HEM İKTİDARA, HEM TÜRKİYE’YE YÖNELİKTİ

 
- Büyük oyundan bahsettiniz. Bu büyük oyun içerisinde Gezi olayları, 17 Aralık 25 Aralık… Böyle büyük bir çerçeve mi?

 
- Onlar Suriye planının dışında olanlar. Gezi de, 17, 25 Aralık da hepsi iktidarımıza yönelik, Türkiye’ye yönelik operasyonlardı. 

 
- IŞİD meselesine gelecek olursak… ABD Türkiye’nin tezlerine eskiye oranla daha mı yakın, yoksa daha mı uzak? 

 
- Bana göre şu anda tabii, ABD hâlâ orta noktada. Sadece, yani uçuşa yasak bölge dediğimiz bölgenin ilanıyla alakalı dahi kesin bir adım atmış değil. Güvenli Bölge konusunda ‘tartışılabilir’ diyor. Üçüncüsü Eğit-Donat’ta adım attı gibi. Ben çünkü gökten uçaklarla atılan silahların Eğit-Donat tanımı içerisine girdiğini kabul etmiyorum, böyle bir şey yok. “Eğitmeden Donat”tır bu. O da, kimi donattığı da belli değil.  Dolayısı ile burada yapılanın şu anda rejime de hiçbir beklentilerimiz istikametinde olumlu tesiri yoktur. Esed’in gidip gitmeyeceği konusunda da kafalarından şu düşünceyi silmeleri lazım; hâlâ batıda şu mantık var: ‘Esed giderse yerine kim gelecek?..’ Bir defa şuna kafayı yormuyorlar: Halkın iradesi ile kim seçildi ise o gelecek. Esed giderse kim gelecek? Bırak Esed bir gitsin. Ha ondan sonra halk kimi isterse o gelsin. Yani, Saddam Hüseyin’i gönderdiniz, Saddam giderse yerine kim gelecek dediniz mi?.. Ne oldu, gelen belli. Aynı şeyi Kaddafi ile alâkalı. Kaddafi giderse yerine kim gelecek dediniz mi? Mursi gibi bir insan yüzde 52 oyla geldi, yerine darbeyle adam getirdiniz, onu meşru kıldınız, onu demokratik kıldınız, ama buradaki takınılan tavırları bir defa demokratik bir yaklaşıma uygun bulmuyoruz. Ama diyorum ki; dünya 5’ten büyüktür. 

 
İRAN, MEZHEBÇİ YAKLAŞIYOR

 
- İran’ın bölgedeki rolünü, tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 
- Son zamanlarda tabii İran’ın bölgedeki etkinliği çok daha farklı bir konumda. Irak ve Suriye’ye yönelik etkinlik, bunlar devam ediyor. Maalesef bunlar samimi bir yaklaşımla devam etmiyor. Mezhebî yaklaşımı çok öne çıkartıyorlar. Çünkü ben defaatle şunu bütün ileri gelenlere söylemişimdir: “Müslüman’ca buna bakalım.”
 
- Almanya’nın PKK konusundaki tavrı hakkındaki değerlendirmeleriniz?

 
- Maalesef… Ben sayın Şansölye’ye belgeler verdim. Ciddi sayıda belgeler verdim. Ve kendisinin bana ifadesidir: “Bunlar hakkında açtırdığımız 4000 dava var.” Ama bu 4000 davanın içinden net gördüğümüz bir tane yok. Ve biliyorsunuz bölücü terör örgütünün şu anda ciddi manada yerleştiği yerlerden bir tanesi Almanya’dır. 

 
GÜLEN’İ İADESİ, DEVAM EDEN BİR SÜREÇ

 
- Obama ile Fetullah Gülen’in iadesini konuşmuştunuz, bu konuda bir ilerleme sağlandı mı?

 
- Bunu kendilerine ve gelen temsilcilerine devamlı söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Aynı şekilde CIA yetkilileri ile İstihbarat örgütümüzün görüşmeleri devam ediyor. Yani “Bunu ya deport edin ya bize iade edin.” Ama birinci derecede deport edilmesini istiyoruz. Bunu söylüyoruz. Bir yeşil kart meselesi var, bu kartın ağırlığını kaybetmesi meselesi var. Bunu bize gerekçe gösteriyorlar. Tabii ki bu halen devam eden bir süreçtir. Neticesi ileride ortaya çıkacaktır.

 
PARALELCİLER PARTİ KURSUN, BOYLARININ ÖLÇÜSÜNÜ ALSIN

 
- Önümüzdeki MGK’da Paralel Yapı ile ilgili ciddi kararlar alınabileceğini söylediniz…

 
- Milli Güvenlik Kurulu bunu gündemine alacak. Bu gündemi o gün görüşeceğiz. Milli Güvenlik Kurulu bu kararı alır, tavsiye kararıdır. Tavsiye kararını hükümete bildirir. Hükümet de bunu Bakanlar Kurulu’ndan geçirdiği andan itibaren bu Milli Güvenlik Kurulu Siyaset Belgesi’ne girer. Süreç böyle çalışır. Şimdi bu süreç bu şekilde 30 Ekim’de MGK gündemine gelecek ve orada bunu görüşeceğiz. Parti kurmayla alakalı sorunuza gelince... Biliyorsunuz ülkemizde en kolay şey parti kurmaktır, şu anda 70’i aşkın parti var. Herkes kurabilir. Keşke bunlar da böyle bir parti kurmuş olsalar, bundan çok çok mutlu oluruz. Çünkü herkes nerede olduğunu, kilosunu, boyunu, posunu görmüş olur. Bu bakımdan çok çok isabetli olur. Yani, bazı şeyler var ki, efsane olarak güç devşiriyorlar. ‘Bizim şu kadar oyumuz var’, gibi. Sadece onlar değil, başkaları da yapıyor aynı şeyi. Yaptılar yıllar yılı. ‘25 milyon oyum var’ diyenler oldu. ‘En az yüzde 25 oyumuz var’ diyenler oldu. Bunları çok yaşadık. Ama sonra baktık ki, Anamuhalefet Partisi bile böyle bir oy alamadı. Bu gerçekleri görmemiz lazım.
 
- Parti kurarlarsa legalite mi?..
- Teşvik etmekte fayda var, yeter ki bir an önce kursunlar.

 
RABBİM’DEN BAŞKA KİMSE ZAYIFLATAMAZ!
 
- Bugünlere hazırlık mıydı, elinizi zayıflatmak için?
- Rabbim’den başka kimse bizim elimizi zayıflatamaz. Biz bu noktada rahatız. Biz üzerimize düşeni, inandığımızı yapmaya devam edeceğiz.
 
- Son PKK eylemleri ve barış sürecine yönelik saldırılar bu büyük oyunun içindemi?

 
- Hepsi bunların içinde. Yani çözüm sürecinin özellikle engellenme gayretleri de bu işin içinde. Tabii, PKK bir defa Türkiye’de barışı istemiyor. PKK’nın uzantısı olan siyasi parti de barışı istemiyor. İki kere iki dört. Bunlar sadece, meydanlara çıktıkları zaman, barış, özgürlük derler ama işte yapılanları görüyorsunuz. Daha yeni; Kağızman’da gittiler, ciddi bir baraj inşaatında iş makinelerini yaktılar. Güvenlik güçlerimizin takibi neticesinde üç tanesi öldürüldü, işte yaralılar var, vesaire. Süreç bu. Yapılan bir barajı, gelip de oradaki bir hizmeti engelliyorsunuz. Yani Hakkari’de yapılan Havalimanı’ndan bir Kürt vatandaşım olarak oradaki insanlar istifade etmeyecek mi? Birinci derecede onlar istifade edecek. Sen Kürt’e hizmet gitmesini istemiyorsun yahu. Yani yol yapıyoruz, bunu istemiyorsun, enerji hatları kuruluyor onu istemiyorsun. Orada enerji üretilecek ya, bu üretilen enerjiden sen aydınlanacaksın, karanlıkta mı yatmak istiyorsun arkadaş! Bunlar size hizmet verecek. Bunlar ne yapıyorlar, bütün bunların karşısına dikiliyorlar. Bunların Kürtleri düşünmek diye bir derdi yok. Bunların derdi başka. Sizi rahatsız eden ne? Yapılan yollar mı, yapılan okullar mı, o yaktığınız okullar mı, yapılan hastaneler mi? Sizi rahatsız eden ne? 

 
- Süreç için 2015 final yılı mı? 

 
- Bunlar matematik değil, sosyal olaylardır. Sosyal olaylarda böyle iki kere iki dört diye bir şey olmaz. Bu bir süreçtir, süreç devam eder. Gönlümüz arzu eder ki bu süreç bir barış içerisinde, bu milletin, bu ülkenin evlatları olarak dayanışma içerisinde devam etsin.. Bu noktada bizim için her an finaldir, her an bir başlangıçtır.
Anahtar Kelimeler:
pyd nin pkk dan farkı yok
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.