Rıza, İttihatçıların özgürlük söylemlerinin aldatmaca olduğunu anladığında çok geç kalmıştı

Rıza Tevfik''in 1937 yılında Kahire''de Müsâvât dergisinde yayınlanan şiiri Sultan Abdülhamid''e muhalefetinin en derin pişmanlığını içerdi. Rıza Tevfik''in II. Abdülhamid''e karşı duyduğu özlemi ifade eden şiiri tam anlamıyla pişmanlığını anlatmaya yetti de arttı bile

Rıza, İttihatçıların özgürlük söylemlerinin aldatmaca olduğunu anladığında çok geç kalmıştı

Rıza Tevfik''in 1937 yılında Kahire''de Müsâvât dergisinde yayınlanan şiiri Sultan Abdülhamid''e muhalefetinin en derin pişmanlığını içerdi. Rıza Tevfik''in II. Abdülhamid''e karşı duyduğu özlemi ifade eden şiiri tam anlamıyla pişmanlığını anlatmaya yetti de arttı bile

Hacı Ali Ekber
Hacı Ali Ekber
20 Mart 2017 Pazartesi 14:47
Rıza, İttihatçıların özgürlük söylemlerinin aldatmaca olduğunu anladığında çok geç kalmıştı
banner221

Çok koyu bir Abdülhamid düşmanı olan Feylesof Rıza Tevfik, Abdülhamid’in tahttan indirilmesi için yanıp tutuşanların başında geliyordu...

Bütün "İttihatçılar" gibi Feylesof Rıza Tevfik de azılı bir Abdülhamid düşmanıydı...

Sanıyordu ki...

Abdülhamid tahttan uzaklaştırılırsa ne zulüm kalır, ne istibdat...

Bu günün CHP medyası o gün ittihatçı medya adıyla yayın yapıyordu.

Dizginler tamamıyla Ermeni ve azınlıklardan oluşuyordu.

Çok güzel bir şekilde köşe başını tutan azınlıklar bürokratların kimini düşüncesi ile kimini para, kadın ve kızlarla kimini de tehdit ve şantajlarla bir güzel ikna edip susturmayı başardı.

Derken bir gün...

Abdülhamid devrildi...

O gün CHP'nin o iğrenç, kirli yüzü açığa çıkmaya başladı. Meğer haçlıların Osmanlı topraklarını paylaşma planının sadece bir parçası imiş özgürlük istemleri.

Ve devletin başına atananların tamamı İngiliz valileri.

Ama Feylesof’un acıları Abdülhamit sonrası bitmedi aksine şahit olduğu olaylarla iyice arttı.

Çünkü gelen gideni aratmıştı...

Ne zulüm sona ermişti, ne istibdat...

İşte bu ortamda...

Rıza Tevfik, aldı kalemini eline...

Hiç gocunmadan...

İşte o şiir...

Sultan Abdülhamid Han'nın Ruhâniyetinden İstimdad

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günahına.

Târihler ismini andığı zaman, 
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftara atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına.

"Pâdişah hem zâlim, hem deli" dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz "beli" dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!

Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler secde ettiler.
Tükürün onların pis külâhına.

Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lanetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstahına.

Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Harab büldânın şen sabahına.

Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyanet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allâh'ına.

Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.

Rıza Tevfik ( Feylesof )

Son Güncelleme: 20.03.2017 15:51
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.