Savcı ve hakimler yargının onuruna sahip çıktı

Erdoğan'ın konuşmalarından satır başları: 1973'te imam hatip lisesinden mezun olmuştum. Aslında futbola çok meraklıydım. Ama aynı zamanda üniversite eğitimi görmeyi de arzuluyordum. O günün şartlarında imam hatipte okuyup üniversiteye girmek pek mümkün değildi, almıyorlardı. Gittik bir de Eyüp lisesini, adı fark dersleri, aslında fark dersleri yok biz imam hatipte okuduk zaten. Eyüp lisesini bitirerek, Aksaray İktisadi ve Ticari bilimler, vatan caddesindeki apartmanın içerisinde orada okumaya başladık. Koşullar çok zordu ve 1981 yılında mezun olduk. 1982'de Marmara Üniversitesi adını aldı.

Hiç kuşkusuz Marmara Üniversitesi 1883 yılından bugüne kadar çok sayıda siyasetçi sanatçı bürokrat yetiştirdi. 131 yaşındaki üniversitemiz gerek Osmanlı devleti gerek Türkiye cumhuriyeti için çok başarılı kişiler yetiştirdi. Genç bir mezun olarak ayrıldığım Marmara Üniversitesi'ne seçilmiş cumhurbaşkanı olarak geldim.

Dün Sivas'ta çevik kuvvet polislerimizi taşıyan otobüsün kaza yapmasıyla 3 polisimiz şehit oldu, 33 polisimiz yaralandı. Yine dün helikopter kazasında 4 subayımız şehit oldu. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralı polislerimize acil şifalar diliyorum.

"YARGININ ONURUNA SAHİP ÇIKTILAR"

Dün HSYK'da oldukça önemli bir seçim tamamlandı ve sonuçlar açıklandı. HSYK seçimlerinde kazanan milletimiz oldu. Üyelerden 10 tanesi seçimlerde belirlendi, öncelikle seçim hayırlı olsun. Hakim ve savcılar yargının ve mesleklerinin onuruna sahip çıktılar ve yargıyı ele geçirmeye çalışan yapıya gerekli cevabı verdiler. Bağımsız yapısıyla HSYK'nın adalet dağıtımında artık vicdanları da rahatlatan bir yapıyla geleceğe yürüyeceğini görüyoruz. Seçilen üyeleri kutluyorum.

"EY IŞİD, EY PKK..."

Araplar, Kürtler ve Türkmenler gerilim yaşarken bu kurguları oluşturanlar seviniyor. Pipet batırıp petrolü var gücüyle çekenler ve bu cinayetleri kurgulayanlar iştahla izliyorlar. Ölen çocuklar bizim çocuklarımız. Havadan bombalayanlar petrol kuyularını kendilerine almak için yapıyorlar. Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye dalıp onlarca insanı katlettiğinde kimi sevindiriyorsun bunu düşündün mü? Ey IŞİD, ey PKK yaptığınız katliamlarla aslında kimin değirmenine su taşıdığınızı hiç düşündünüz mü?

"ZİHİNLERE SINIR ÇİZİLDİ"

Bu coğrafyada topraklara sınırlar çizilirken malesef çok kasıtlı idarecilerin zihinlerine de bariyerler konulmuştur. Aynısını Türkiye'de de akademisyenlerimizin, sanatçılarımızın zihinlerine çizilmiştir. Ortadoğu meselesi denildiğinde hep şunu söylenir "Araplar bizi sırtımızdan vurdu" denilir ve kapatılır. Filistin denildiğinde "bize ne Filistin'den" denilir ve kapatılır. Şii-Sünni gerilimi denildiğinde "biz mi düzelteceğiz bize ne" denilmiştir. Kürt meselesi denildiğinde "asker ilgilensin polis ilgilensin" denilmiştir. 1915 olayları denildiğinde "duymayalım görmeyelim" denilmiştir. İşte bütün o kapatılan, sümenaltı edilen konular yüz yıl içinde birikmiş bütün coğrafyayı tehdit eden konular haline gelmiştir.

"BÖYLE SAKAT BİR YAKLAŞIM OLABİLİR Mİ?"

Türkiye artık eski Türkiye değil. Okullar yakılıyor, hastaneler yakılıyor ve bütün bu olaylar karşısında bir partinin başı diyor ki ben sokağa çıkın dedim ama şiddet çağrısı yapmadım. Bu nedir yahu? Böyle bir sakat yaklaşım olabilir mi? Türkiye artık doğru soruları soruyor. Bütün bu yapılanlara rağmen ekonomi büyüyor, çok kararlı reformlar yapılıyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol