'Savunma sanayinde hedefimiz özgün tasarım'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin savunma sanayi ihtiyacının yüzde 54'ünü kendi imkanlarıyla karşılar hale geldiğini belirterek, "Amacımız, 2023 yılına geldiğimizde savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan tamamen kurtarmaktır" dedi.
 
Erdoğan, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "IDEF 2015 12. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı"nın açılışında, Türkiye Cumhuriyeti'nin 92 yıllık geçmişe sahip bir devlet olsa da devlet geleneğinin binlerce yıllık, coğrafyadaki varlığının da bin yıllık geçmişi olduğunu söyledi.
 
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın bu yıl kuruluşunun 2 bin 224'üncü yıl dönümünü kutladığını, Anadolu topraklarının vatan haline dönüştürülmesinin müjdecisi olan Malazgirt Zaferi'nin üzerinden 944 yıl geçtiğini, Yeniçeri Ocağı'nın 653'üncü kuruluş yıl dönümüne ulaşıldığını, bu yıl İstanbul'un fethinin 562'nci senesinin idrak edildiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Daha yakın tarihlere geldiğimizde 19. yüzyıldaki ilk modern ordumuzun kuruluşunun üzerinden 189 yıl geçmiş durumda. Cumhuriyetimiz 92 yıllık olabilir ama bilhassa askeri kurumlarımızın geçmişleri çok eski dönemlere kadar uzanıyor. Bu köklü geçmişte günümüzde savunma sanayi diye ifade ettiğimiz, askeri amaçlı araç gereç üretimi konusunda da çok önemli örnekler vardır. Selçuklu Devleti'nden başlayan Osmanlı döneminde devam eden süreçte dünyanın en güçlü savaş gemileri, bu coğrafyadaki tersanelerde üretildi. İstanbul'un fethi başta olmak üzere kara savaşlarının en büyük gücü olan toplar, bu coğrafyada geliştirildi ve döküldü. 17. yüzyıla kadar bu bölge dünyanın en önemli savunma sanayi merkezi durumundaydı. Daha sonra Avrupa ülkeleri üstünlüğü ele geçirdi ve bu şekilde günümüze kadar geldik. Bununla birlikte bilhassa Kurtuluş Savaşı gibi zor dönemlerde eldeki kıt imkanlar en iyi şekilde kullanılarak büyük zaferler kazanmamızı sağlayan üretimler yapıldı."
 
Erdoğan, Cumhuriyet'in ilk döneminde, geçmişte yaşanan sıkıntılar da göz önünde bulundurularak, savunma sanayi konusunda gerçekten çok ciddi bir atılım başlatıldığına işaret ederek, "Ancak bilhassa II. Dünya Savaşı'nın ardından bu çabaların yerini dışarıdan hazır ürün alımına bıraktığını üzüntüyle müşahede ediyoruz. Uçak fabrikaları, tersaneler ve diğer tesislerin kapısına kilit vurularak, ihtiyaçlar NATO çatısı altında dışarıdan temin edilmeye başlandı. Kıbrıs çıkarması ve uzun yıllar boyunca sürdürmek zorunda kaldığımız terörle mücadele dönemi kendi savunma sanayimizi kurmamızın gerekli olduğunu bize çok açık şekilde gösterdi" diye konuştu.
 
Tecrübelerin ardından yoğunlaşan milli savunma sanayisini kurma çalışmalarında, 2002'ye gelindiğinde dışa bağımlılık oranının hala yüzde 80'ler düzeyinde bulunduğuna değinen Erdoğan, "Bugün savunma sanayi ihtiyacımızın yüzde 54'ünü kendi imkanlarımızla karşılar hale geldik. Amacımız, 2023 yılına geldiğimizde savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan tamamen kurtarmaktır. Bugün dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firması arasında 2 Türk firması da yer alıyor. Savunma sanayimizin üretim gücü geçtiğimiz yıl 5 milyar doları aştı. Yıllık 1 milyar dolar araştırma geliştirme harcamasıyla savunma sanayimiz, en çok araştırma geliştirme ve teknoloji yatırımı yapan sektör haline geldi" dedi.
 
"Milli savaş uçağının tasarım süreci devam ediyor"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sadece son 2-3 yılda katıldığı savunma sanayi projelerinin dahi bu konuda katedilen mesafe konusunda bir fikir vermeye yeteceğini belirterek, şöyle devam etti:
 
"Bu yıl 16 Mart'ta ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi Radar ve Elektronik Harp Merkezi'nin açılışına katıldım. Geçtiğimiz yılın son ayında 15 Aralık'ta Gebze'de TÜRKSAT 6A Projesi'nin imza törenine şahitlik ettim. Yine geçtiğimiz yıl haziran ayında ATAK helikopterlerimizin teslim töreninde yer aldım. 2013 yılı Eylül ayında Korvet projemizin ürünü olan MİLGEM Büyükada gemimizin teslim töreninde bulundum. 2012 yılında da Hürkuş uçağımızın hangardan çıkış törenine katılmıştım. Bunların yanı sıra ana muharebe tankımız ALTAY'la ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Tankımızın prototipi hazır, yakında seri üretime geçilecek. İnsansız hava uçakları konusunda pekçok proje yürütüyoruz. ANKA projesi ve Taktik İnsansız Hava Aracı Sistemi'nde son aşamaya gelindi. MİLGEM Heybeliada gemimiz tamamlanıp hizmete girmişti. Aynı proje kapsamında Burgazada gemimizin inşası sürüyor."
 
Erdoğan, 100'e yakın askeri gemi ve karakol botunun tersanelerde üretilerek, Deniz Kuvvetleri'ne ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'na teslim edildiğini, milli savaş uçağının tasarımıyla ilgili sürecin devam ettiğini aktardı.
 
Askeri ve sivil amaçlara yönelik, özgün helikopter geliştirme projesini de başlattıklarını, milli sanayinin katkılarıyla geliştirilen deniz karakol uçaklarının da hizmete girdiğini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Askeri personeli mayın tehdidinden koruyan kirpi araçlarından bugüne kadar 614 adedi Türk Silahlı Kuvvetlerimize teslim edildi. Şehir füzeleri, tanksavar füzeleri, güdümlü roketler gibi ürünleri kendi teknolojimizle üretebilir hale geldik. Uydu sistemlerinin tasarımı, üretiminin yanında bir uydu fırlatma merkezi kurmaya yönelik çalışmaları devam ettiriyoruz. Hava savunma sistemleri konusunda da çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Alçak ve orta irtifa hava savunması için üretilen hisar füzelerinin denemeleri başarıyla tamamlandı. Mızrak, tanksavar füzeleriyle ilgili çalışmalar sürüyor." 
 
Erdoğan, savunma sanayi konusundaki bir diğer önemli projenin de milli piyade tüfeği üretimi olduğunu, bunun başarıyla tamamlandığını vurgulayarak, şunları söyledi:
 
"Hazır alımdan ortak üretime, oradan kısmı tasarım aşamasına gelen savunma sanayimizde bundan sonraki hedefimiz özgün tasarımdır. Şu andaki tüm projelerimiz de buna yöneliktir. Sanayi ve teknoloji alanındaki atılımlarımız elbette sadece savunma sanayi ile sınırlı değil. Yerli çip üretiminden yerli tasarım otomobile, yüksek hızlı tren lokomotiflerinden hidroelektrik, güney ve rüzgar enerjisi santrallerine kadar geniş bir yelpazede çalışmalarımız sürüyor. Geçtiğimiz 12 yılda milli gelirini 230 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkartan Türkiye, 2023 yılında bu rakamı 2 trilyon dolara yükseltmeyi hedefliyor. Küresel kriz ortamına rağmen büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdüren Türkiye, önümüzdeki dönemde daha hızlı büyüyerek inşallah hedeflerine ulaşacak. İstikrar ve güven ortamı içinde güçlenen, gelişen, kalkınan Türkiye bölgesi için de bir umut kaynağı haline geldi."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizde bulunan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin sayısı 2 milyon civarındadır. Suriye'deki çatışmaların başladığı günden beri ülkemize sığınan kardeşlerimiz için yaptığımız harcama 5,6 milyar doları buldu. Buna karşılık Avrupa ülkelerinde şu anda toplam bulunan sığınmacı sayısı 250 bin" dedi.
 
Bölgedeki ve dünyadaki tüm mazlum toplumlara, mağdurlara ellerini uzatıp, dertlerine derman olmaya çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, "Bugün dünyada en çok insani yardım yapan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Geçtiğimiz yıl 4,5 milyar doları bulan insani yardımla dünyada 3. sırada yer aldık" diye konuştu.
 
Erdoğan, aynı şekilde tüm bu gayretleri sürdürürken, Türkiye'nin çevresindeki karışıklıklardan, istikrarsızlıklardan, çatışmalardan kaçıp gelen milyonlarca insana ev sahipliği yaptığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Ülkemizde bulunan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin sayısı 2 milyon civarındadır. Suriye'deki çatışmaların başladığı günden beri ülkemize sığınan kardeşlerimiz için yaptığımız harcama 5,6 milyar doları buldu. Buna karşılık Avrupa ülkelerinde şu anda toplam bulunan sığınmacı sayısı 250 bin. Kendilerine sığınmak üzere gelen mültecilerin gemilerinin Akdeniz'de batmasına ve içindekilerin boğularak hayatını kaybetmesine kayıtsız kalıyorlar. Hatta sorunun çözümü olarak botların limanları terk etmeden batırılmasını, imha edilmesini teklif eden ülkeler bile var."
 
"Çözüm, bu yangına sırtınızı dönmek değil"
 
Akdeniz'in, umut yolcularının, kendilerine sığınacak bir çatı araya on binlerce mültecinin, kundaktaki bebeklerin, kadınların mezarı olduğunu aktaran Erdoğan, "Akdeniz'in suları, acımasız dalgaları, savaştan, kıtlıktan, açlıktan, çatışmadan kaçan binlerce çocuğun hayatını yuttu. Biz açık kapı politikası izlerken, ne yazık ki onlar sınır kapılarını da gönül kapılarını da sıkı sıkıya kapatmış durumdalar" dedi. 
 
Erdoğan, böyle düşünenlerin, bu şekilde ne kendi ülkelerinin ne de dünyanın güvenliğini sağlayamayacaklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
 
"Eğer çevrenizde bir ateş varsa, oradan sıçrayan bir kıvılcım eninde sonunda gelir sizi de bulur. Çözüm, bu yangına sırtınızı dönmek değil, el birliğiyle, işbirliğiyle, tüm imkanlarla bu yangını söndürmenin yollarını aramaktır. Hiçbir siyaset, hiçbir diplomasi, hiçbir çıkar, milyonlarca insanın acısından, gözyaşından, ölümünden daha önemli olamaz. Bu fuarın adı nedir? Savunma Sanayi Fuarı. Ülkemizi, vatanımızı, insanımızı savunmak, bunun için her türlü hazırlığı yapmak, her türlü tedbiri almak hem hakkımızdır hem de yöneticiler olarak görevimizdir. Bu imkanların başka toplumların haklarının gasbı için kullanılması bizim asla kabul etmeyeceğimiz bir davranıştır. Dünyada saldırganlar oldukça, savunma için daima hazır olmak bir mecburiyettir. Biz savunma sanayimizi bu anlayışla sadece kendimiz için değil, aynı zamanda dostlarımız, kardeşlerimiz için destekliyor, güçlendiriyoruz. Bilgi, birikim ve tecrübelerimizi dostlarımızın istifadesine sunuyoruz. Sadece ürün satmanın peşinde değiliz. Biz uzun vadeli ortaklıklar kurmayı, ortak projeler geliştirmeyi de hedefliyoruz."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.