Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca "Hazreti Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı" temasıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Kutlu Doğum Haftası Açılış Programı'ndaki konuşmasına, "Allah'ın salat ve selamı, efendimiz, rehberimiz, canlar canı Muhammed Mustafa'nın ve ehlibeytinin üzerine olsun" diyerek başladı.
 
"Allah'ın selamı, Ashab-ı Kiram'ın ve 14 asırdır insanlığı aydınlatan tüm alimlerin, evliyaların, gönül insanlarının üzerine olsun" diyerek sözlerine devam eden Erdoğan, "Doğumunun sene-i devriyesinde, Kutlu Doğum'u bir kez daha idrak ettiğimiz için Rabbime hamd-ü senalar ediyorum" dedi. 
 
"Batı toplumları ciddi bir inanç buhranı yaşıyor" 
 
Günümüz dünyasında çetin bir imtihan verildiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Zulmün, katliamın, terörün ve işkencenin ve daha nice dinimizce ve elbette Peygamberimizce kötülenmiş, yasaklanmış fiilin dünyanın dört bir yanında her gün, her an işlendiği bir dönemden geçiyoruz. Batı'da giderek yaygınlaşan İslamofobi, kitabımız ve Peygamberimiz başta olmak üzere tüm kutsallarımıza yönelik topyekün bir saldırı haline dönüşüyor. Kendileri ciddi bir inanç buhranı yaşayan Batı toplumlarının İslamı ve Müslümanları hedef alarak, buradan çıkış yolu aramak gibi çok yanlış bir yola girdiklerini üzüntüyle müşahede ediyoruz."
 
Terör örgütlerinin, İslam dünyasını büyük sıkıntılara maruz bıraktığını vurgulayah Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bilhassa açık ve net söylüyorum, DEAŞ gibi terör örgütlerinin yol açtığı tahribat, İslam düşmanlarının çabalarını dahi geride bırakacak düzeye ulaşmış durumda. Bu tür gelişmeler, Müslümanları daha büyük sıkıntılara maruz bırakmanın ötesinde, olumlu herhangi bir amaca hizmet etmiyor. İslam'a, tam aksine, yanlış bakışlar getiriyor."
 
"Mezhepçilik İslam dünyasını paramparça etti"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezhepçiliğin şu anda İslam dünyasını, ümmeti paramparça ettiğini ve bunu bizzat yaşadıklarını ifade ederek, şu anda bunun Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de, Yemen'de görüldüğünü ve acımasızca Müslüman'ın Müslüman'ı öldürdüğünü söyledi. 
 
Bunun sadece mezhebi farklılık nedeniyle olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bu kadar açık ve net. Bunları bizzat siyasetçi olarak biz de yaşıyoruz. Kendileriyle bunu konuşuyoruz. Açık ve net, bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur. Bizim Şia diye bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz İslam\'dır. Bunu böyle bilmemiz lazım. Ne yazık ki mezhebini din edinmiş olanlarla başımız dertte. Sıkıntı burada" dedi. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
SAĞDUYULU 2 yıl önce

SAĞDUYULU İTTİFAK ÇAĞRISI
Tedirginlik nedeni güncel gelişmelere sağduyulu bir ittifak zemini oluşturması bakımından 1931’deki İslam Birliği Genel Kongresi’nin kararları dikkate şayandır.
Körüklenmekte olan mezhep gerginliğini engellemenin yollarından biri de İslam Birliği Genel Kongresi’nde alınan kararların günümüze uyarlanmasından geçmektedir.
Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da devam eden gelişmeler ekseninde oluşturulmaya çalışılan Sünni-Şii gerginliğinin bir kutuplaşmaya dönüşme ihtimali bölgedeki dost ülkelerin geleceğini tehdit ediyor.
Yakın tarihimizde benzer dış saldırılarla ve oyunlarla karşılaşan Müslümanlar, İslam kardeşliğini tesis etme yolunda önemli toplantılar gerçekleştirip mezhep ayrımı gözetmeksizin ciddi kararlar aldılar.
Bu çerçevede, hicri 6 Şaban 1350, miladi 10 Aralık 1931 tarihinde Kudüs’te düzenlenen İslam Genel Kongresi’nde de (The General Islamic Congress), İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasında işbirliğini sağlamak ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek yönünde çok önemli kararlar alındı.
Aralarında Türkiye, Suriye, İran, Irak, Filistin, Yemen, Tunus, Trablusgarp (Libya), Mısır, Yugoslavya, Endonezya, Doğu Türkistan başta olmak üzere 22 ülkeden/bölgeden 153 delegenin katıldığı kongre, mezhep ayrımı (Sünni, Şii, Alevi, Safii, Hanefi vb.) gözetilmeksizin İslam kardeşliğini geliştirmek ve Müslümanların menfaatlerini birlikte savunmak için İslam ülkelerinin temsilcilerinin kendi iradeleriyle bir araya gelmeleri bakımından çok büyük önem arz etmektedir.
Zamanın Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseynî’nin ev sahipliğinde Kudüs’te gerçekleştirilen İslam Birliği Genel Kongresi’nde alınan kararlardan, günümüz siyasi arenasında örnek alınmasını istediğimiz en dikkat çekici ve en önemli gördüğümüz maddelerden bazıları şöyle:“Madde 1: Dünyanın her yerinden Müslümanların katılımıyla düzenli ve genel bir kongre düzenlenecek ve bu kongre İslam Genel Kongresi olarak anılacaktır.

Madde 2: Kongrenin hedefleri şunlardır:

a) İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasındaki işbirliğini ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek.

b) Müslümanların menfaatlerini savunmak ve kutsal mekânlar ile toprakları herhangi bir müdahaleye karşı korumak.
Kongre oturumlarında alınan karar gereği Müslümanlar arasında birliğin sağlanmasının nişanesi olarak Şii din âlimi Muhammed el-Hüseyin Al-i Kâşif, “Sünni, Şii ve İbadiyye’lerden oluşan ve onbini bulan cemaate” Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kıldırdı. Al-i Kâşif’in, “İslam kardeşliğinin önemi ve İslam birliğinin tesisi” başlığıyla verdiği hutbede İslam Birliği Genel Kongresi'nde alınan kararları kimlerin nasıl engellemek isteyeceğine dair önemli tespitlerde de bulunduğu kayıtlarda yer almaktadır.