Yüce Divan 17 Aralık'ın son halkası

Paralel örgüt ve destekçileri, 17 - 25 Aralık darbe girişimlerinde sadece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti'yi değil Halk Bankası gibi dev kamu bankasını, üçüncü köprü ile havalimanı gibi mega projeleri yapan firmaları da hedef aldı. Şimdi de siyasallaşmış Anayasa Mahkemesi üzerinden Yüce Divan tuzağı ile bu kurum ve projeleri tartışmalı hale getirmenin, hatta yeniden engellemenin hayali kuruluyor. Paralel örgütün 17-25 Aralık'ta hedef aldığı kurumlar ve nedenleri şöyle:

EN BÜYÜK HEDEF HALK BANKASI

2011'de İran'a ambargo konuldu. ABD Hazine Müsteşar Yardımcısı David Cohen, o dönemde Türkiye'ye gelerek bankaları İran'a yapılan ihracat işlemlerini yapmamaları yönünde ikna etmeye çalıştı. Bu gelişmeler karşısında Türk firmalarının İran'a ihracatlarının durmaması için bir kamu bankası olan Halk Bankası'nın acilen devreye girmesi gerektiği Bakanlar Kurulu'nda gündeme geldi. Halkbank'ın devreye girmesinin olumlu etkisi 2012 yılı dış ticaret rakamlarına yansıdı. 2012'de, tarihte ilk defa İran ile dış ticaret açığı 9 milyar dolarlar seviyesinden rekor seviyede bir düşüşle 1,5 milyar dolara indi. Yani Türkiye ilk defa İran'dan aldığı petrol ve doğalgazın finansmanı için yaptığı 10 milyar dolarlık ihracatın döviz girdisi ile kendi kaynağını kendisi oluşturdu ve dışarıdan borç döviz almadı. 2013'te, İran'a ambargo koyan ABD ve AB'deki bazı firmalar, İran'a neredeyse 15 milyar dolarlık transit ticaretini Halk Bankası'ndaki İran hesabından gerçekleştirdiği anlaşıldı. Üstelik bunun parası da Türkiye'den Halkbank'tan alınıyordu.

KARALAMA KAMPANYASI BAŞLADI

Halk Bankası'nda oluşturulan kaynak yerli firmalardan çok ambargocu ülkeler tarafından kullanılıyor, bu işlem transit ticaret kapsamı ile yapıldığı için Türkiye'ye tek kuruş kalmıyordu. 2013 yılı Mart ayı sonunda bu konu da Bakanlar Kurulu gündemine taşındı. Halk Bankası'ndan, kendisinde oluşturulan kaynaktan sadece Türkiye'de kurulu firmaların ihracatının desteklenmesi istendi. 11 Nisan 2013'te 47 Musevi kökenli ABD kongre üyesi Türkiye aleyhinde adeta bir linç ve karalama kampanyası başlattı.

KAYITLAR YURTDIŞINDA

Halk Bankası'nın devreye girmesiyle transit ticaretin miktarı önce 6 milyar dolarlar seviyesine 2014 yılında ise (Türkiye'de yerleşik olmayan firmalar açısından) sıfır seviyesine düştü. Bu durum ambargocu ülkelerin firmalarını iyice rahatsız etti ve ardından 17 ve 25 Aralık operasyonları geldi. 17 Aralık günü Halk Bankası'nda yapılan aramalarda "çok özel ve gizli kayıtların" ülke dışına çıkartıldığı ortaya çıktı.

BÜYÜK PROJELER

Aynı tarihlerde Türkiye, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı başta olmak üzere mega projeleri gündeme getirdi. Üçüncü havalimanı ve üçüncü köprünün devreye girmesiyle havacılığın ve kara taşımacılığının bölgesel merkezi değişecekti. Özellikle 25 Aralık bu büyük projeleri hayata geçirecek firmaları hedef almıştı. İşadamlarını tutuklayarak mallarına el koymaya kalkan paralel örgütün amacı projeleri durdurmak, yapımlarını önlemekti.

TÜRGEV VE VAKIFLAR

Paralel örgütün diğer amacı, önem verdiği eğitim alanında kendisine rakip olarak gördüğü kurum ve vakıfları hedef almak, onları tasfiye ederek imkanlarını ele geçirmekti. TÜRGEV ve benzeri hayır kuruluşlarını kendi çıkarları için tehdit ve rakip gören Paralel örgüt, bu tür vakıfların yöneticilerini ve bu vakıflarla işbirliği yapan başta belediye başkanları olmak üzere tüm yetkilileri itibarsızlaştırmak ve iftiralarla suçlamaya kalktı.

METİNER: YÜCE DİVAN SİYASİ KAPAN

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, 17 ve 25 Aralık'ın darbe girişimi olduğunun altını çizdi ve "Yüce Divan'da siyasi kapandır. Bu yola girilmesi çok tehlikeli sonuçları beraberinde getirecektir. Anayasa Mahkemesine hiçbir şekilde güvenmiyorum" dedi. Metiner, şöyle devam etti: "Paralel suç şebekesine alenen arka çıktığı besbelli olan, siyasi pozisyonu ne şekilde aldığı bilinen, Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmiş olmasına rağmen kutlama nezaketinde bulunmayan Haşim Kılıç'ın yönettiği Anayasa Mahkemesine bakanların gönderilmesi siyasi tuzağa düşmek anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi hukuki bir mahkeme değil, darbe ürünü bir vesayet organıdır." Soruşturma Komisyonu'ndaki AK Partili üyelerin oylamada Yüce Divan teklifini elinin tersiyle itmesi gerektiğine inandığını belirten Metiner, "Genel Kural'da gizli kapaklı değil, alenen hayır oyu vereceğim. Partime, davanın lideri olan Erdoğan'a kurulan bu tuzağın param parça edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aklanıp gelsinler türünden masumane görülen önerilere teslim olursak partiyi içeriden bitirme yanlısı güç odaklarının değirmenine su taşırız" diye konuştu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol