Yüzyılın fırsatı Türkiye’nin önünde

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’de uzun süredir görülmeyen bir milli birlik havası esmeye başladı. 7 Ağustos Yenikapı mitingi, bu havanın doruk noktasına çıktığı yer oldu. Ortadoğu uzmanı Beşir Nafi, bu ortamın yeni bir Türkiye’nin kurulması için büyük bir fırsat sunduğu fikrinde.

Nafi, Middle East Eye sitesinde kaleme aldığı yazıda ilk olarak cumhuriyet tarihinin bir özetini veriyor. Cumhuriyetin 1930’lardan itibaren kendi yolunu çizmeye başladığını belirten Nafi, bu dönemin özelliklerini, etnik grupları görmezden gelen bir milliyetçilik, gitgide merkezileşen bir devlet yapısı ve halkın adına en iyisinin ne olduğuna devletin karar verdiği bir yaklaşım olarak sıralıyor. Küçük bir azınlığın büyük siyasi güce sahip olduğunu vurgulayan Nafi, bu kesimin İslam’ın kamusal alandaki rolüne de savaş açtığını ifade ediyor. 1950’den itibarense Türk devletinin yeni bir kimlik arayışına girdiğini belirten yazar, bu uzun yolculukta bir başbakanın idam edildiğini, onbinlerce kişinin çatışmalar, terör ve işkencelerle öldüğünü, PKK ile ‘sınırlı bir iç savaş’ yürütüldüğünü hatırlatıyor.

MUTLAK KIRILMA OLMAZ

Bugünse Türkiye’nin önünde derinlemesine bir reform hareketine girişme fırsatı olduğunu belirten Nafi, Türkiye’nin bir kez daha kimliğini yeniden tanımlaması, özgürlükleri genişletmesi ve devlet ile halk arasındaki vesayet ilişkisini kesin olarak sonlandırması gerektiğini yazıyor. Bu projenin hayatın her alanını kapsayacağını ifade eden Nafi, yeni bir anayasanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Nafi’ye göre Türkiye’nin yapması gereken en önemli şeylerden biri ise dünyadaki rolünü yeniden tanımlamak. “Kemalist devletten mutlak bir kopuşa gerek yok” diyen Nafi, yazısını şu ifadelerle noktalıyor: “Uluslar, kendilerini tarihlerinden kopartarak yükselmezler. Bugün gerekli olan, Türkiye’nin Osmanlı’nın son yıllarından itibaren sahip olduğu mirası yeniden bir araya getirmesidir. Yeni cumhuriyetin temeli bu mirasla yoğrulmalıdır.”


HALKIN DEMOKRASİYE BAĞLILIĞI VE DİRENCİ ARTTI

Nafi, AK Parti döneminde ekonomik ve sosyal alanda yapılan reformlar, devletin siyasi söyleminin dönüştürülmesi ve Kürt meselesinin çözülmesi girişimi gibi konularda atılan adımların küçümsenemeyeceğini söylüyor. Ancak reformların, aşırı siyasi kutuplaşma ortamı ve Türkiye’nin görece azalan stratejik önemi nedeniyle tıkanma noktasına geldiğini belirten Nafi, özellikle 2012’den sonra durduğunu ifade ediyor. “AK Parti dönemi halkın iktidarını güçlendirdi ve demokrasi ile hukuk devletinin altını oyan her türlü girişime karşı direnme kararlılığını artırdı” diyen Nafi, buna karşın 15 Temmuz’un, reformların darbe girişimlerini önleyecek düzeyde olmadığını gösterdiğini belirtiyor.

TÜRKLERE GÖRE EN BÜYÜK TEHDİT KUTUPLAŞMA

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS), 15 Temmuz darbe girişiminden hemen önce yaptığı bir anketin sonuçlarını açıkladı. 504 Türkle görüşülerek yapılan ankete katılanların yüzde 60’ı, Türkiye’nin önündeki en büyük tehdidin siyasi ve toplumsal kutuplaşmaya yol açacak bir olay olduğu kanısında. CSIS analisti John Schaus, Türkiye halkının darbeye karşı kenetlendiğini söylerken, darbe sonrası yapılan temizlik operasyonları nedeniyle devletin işleyişinin tehlikeye düşmesinden kaygılı olduğunu belirtti. Benzer bir durumun sadece bir ülkede değil, bütün bir bölgede sorun yaratabileceğine dikkat çeken Schaus, PKK ve IŞİD’in de saldırıları artırabileceğini söyledi.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.