Ey Nefsim!
Düşüncelerini aktarırken dikkatli davran.
Negatif değil, pozitif ol.
Eleştirilerinde yapıcı ol, yıkıcılıktan kaçın.
Yaraya merhem sür, fakat yarayı kaşıyıp kanatma.
Tartış, ama atışma.
Çözüm öner, fakat polemiğe kapı aralama.
Üslubun yumuşak olsun, kışkırtıcı/provakatif söylemlerden kaçın.
    
Sorunları çözme iddiasıyla yola çıkarken, kendin sorun olma.
Empati yapmadan kimseyi eleştirme.
Ey nefsim! Allah, şöyle buyuruyor:
 “…fitne, (adam) öldürmekten daha büyüktür (bir suç ve günahtır…”(Bakara-217)
“…yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lanet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.”(Rad-25)
O halde konuşmalarınla fitneye yol açma.
 
Ey Nefsim!
Sinirlenmemeye özen göster; çünkü sinirlenen kişi, hata yapmaya çok yakındır.
Haklı bir sebeple sinirlenmiş olabilirsin; ancak şunu bil ki, sinirlilik hali devam ederken haklı çözümler üretmen mümkün olmaz.

Sinirlendiğinde, sinirlerin yatışıncaya kadar, sinirlenme sebebini seni sinirlendirenlere ve başkalarına anlatma; çünkü sinirlilik bulaşıcıdır.

Sinirliyken; susman konuşmandan, yalnız kalman toplum içine çıkmandan, uyuman uyanık kalmandan daha iyidir. Abdest alman veya gusül yapman faydalı olur.

Ey nefsim, şunu unutma! Sinirlenen kişinin sesi ve yüzü çirkinleşir, bakışları korkunç bir hal alır.
Sinirli iken konuşursan, yanlış konuşma ihtimalin oldukça yüksektir; davranışların açısından ise, potansiyel bir suçlu sayılırsın.

Ey nefsim! Takva, öfkeyi yutmayı gerektirir. Allah’ın şu buyruğunu unutma:
 "O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever." (Âl-i İmrân-134) 

Ey nefsim! O halde hem sinirlenmemeye hem de bir başkasını sinirlendirmemeye özen göster. Sinirlenen bir kişi ile karşılaşınca da anlayışlı ol, ateşe körükle gitme.
 
Ey Nefsim!
Dilin kemiği yoktur, ne konuşmak istersen onu söyler.
Klavye, itiraz etme yeteneğine sahip değildir, ne yazmak istersen onu yazar.
Ancak unutma ki, aklın bir disiplini olmalıdır.
Aklın, vicdanın ile işbirliği yaparsa kırıcı ve yanlış şeyler söyleyip yazmasına izin vermez.
Aklın, vicdanı dışlayarak nefisin ile işbirliğine girerse, iç denetim mekanizman, fonksiyonunu kaybeder.
Vicdanın, nefsinin hakkını inkâr etmez; ancak nefisin, vicdanının görevini inkâr etmeye oldukça yatkındır.
Aklın, vicdanın ile işbirliği yaparsa, objektif kararlar verirsin; mutlu olman daha çok mümkün olur.
Aklın, hem vicdanın ile işbirliği yapar hem de vahiyden yararlanırsa, dünyada ve ahiret hayatında mutlu olmanın önündeki engeller kalkmış olur.
Unutma ki akıl, ancak vicdan ve vahiy ile gerekli disipline kavuşur.
O halde ne yapman gerektiği apaçık meydanda:
Aklının, “akl-ı selim” olmasını istiyorsan, nefisin ile değil, vicdan ve vahiy ile işbirliği yap.
Ey nefsim! Cennete ulaşmak için nefsinin arzularına gem vurmak gerektiğini unutma. Nitekim Cenabı Hak şöyle buyuruyor:
“Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.”( Naziat-40,41)
Kısacası; nefsini aklın, vicdanın ve vahyin denetiminde tut, kendi başına kararlar vermesine müsaade etme.

Ey Nefsim!
Şımarık olursan, arsız, azgın ve hayâsız olmaya başlarsın.
Şımarık olursan, kavuştuğun nimetleri kendinden, başına gelen sıkıntıları Allah’tan bilme hatasına düşersin.
Şımarık olursan, gündemde kalabilmek için sadece yaptığın iyilikleri değil, işlediği günahları bile anlatırsın.
Şımarık olursan, bu özelliğin sürdüğü müddetçe, olgunlaşmazsın; çünkü ciddiyetsizliği bir marifet sanırsın.
Şımarık olursan, saygısız olursun; çünkü aynı anda hem şımarık hem de saygılı olmak mümkün değildir.
Şımarık olursan, latif latifeler yapamazsın; çünkü mizah anlayışın kabalaşır, müstehcen içerikli olmaya başlar.
Şımarık olursan; dostların için baş belası, düşmanların içinse kalleş bir hasım olursun.
Şımarıklığın, seni perişan bir hale sokup alay konusu yapar.
Karun, zenginliği nedeniyle kavmine karşı azgınlaşınca, kavmi onu şöyle uyarmıştı: “…Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.”(kasas-76) Ancak o, bu uyarıyı dinlemediği için helak olmuştu.
Ey nefsim! En doğrusu asla şımarık olmamandır. Çünkü şımarıklık, başlı başına bir afettir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol