Papa'nın Türkiye’yi ziyareti nedeniyle Hıristiyanlık ile İslamiyet arasındaki ortak dini konuların, iki dine göre, farklı bakış açılarıyla ele alınması faydalı olacaktır. Bu bağlamda Hz. İsa’nın Allah’ın Kelimesi ve Ruhu Olması İle Teslis Sorunu ve Hz İsa’nın halen yaşayıp yaşamadığı hususları öne çıkmaktadır. Bu iki hususu incelemeye çalışalım.

Kur'an-a Göre Hz. İsa’nın Allah’ın Kelimesi ve Ruhu Olması İle Teslis Sorunu:

Aşağıda meali verilen ayette Hz. İsa için, “Allah’tan bir ruh” ve “Allah’ın kelimesi” ifadeleri kullanılmıştır. Meali okuyalım:

“Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın resulüdür. (O) Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı (“kün: ol”) kelimesi(nin eseri)dır. O’ndan bir ruhtur. Şu halde Allah’a ve peygamberine iman edin. “Tanrı üçtür” demeyin. Sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah, ancak bir tek Allah’tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.” (4.Nisa–171)

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı “Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir” isimli eserde bu ayette geçen Hz. İsa’nın Allah’ın kelimesi olarak anılması konusunda şu yorum yapılmaktadır:

“Kur’an’ın açıklamalarına göre de Hz Îsâ Allah’ın kelimesidir, ancak kelâm ve ilâhî kelime (söz, logos), irade ve kudret gibi Allah’ın sıfatıdır. Olağan üstü bir oluşa şahit olduğumuzda ‘Allah’ın kudreti’ deriz, burada kudret mecazen ‘Allah’ın kudretinin eseri’ mânasına gelmektedir. Aslında yalnızca Îsâ değil, bütün varlık ve oluşlar Allah’ın kelimesidir. O’nun “Kün” (ol) emriyle olmuşlardır. (Yasin 36/82) Ancak diğer insanların oluşmasında, Allah Teâlâ’nın iradesi ve âdeti gereği başka sebepler, vasıtalar devreye girdiği halde Hz. Îsâ’nın oluşmasında yine O’nun iradesiyle bu gibi vasıtalar devreye girmemiş, Allah ‘böyle olsun dediği’ için onun annesi baba faktörü olmaksızın hamile kalmış ve Îsâ’yı doğurmuştur (Âl-i İmrân 3/47; Meryem 19/21).”    (a.g.e.- C:2, S:189)

Aynı eserde, ayette geçen Hz. İsa’nın Allah’ın Ruhu olması hususuna ise şu açıklama getirilmiştir:

“Îsa Mesîh Allah’tan bir ruhtur; bütün insanların özünde aynı ruh vardır; Çünkü Allah ilk insanın maddesini yaratıp ona insan şeklini de verdikten sonra aynı ruhtan ona da üflemiş, o biyolojik yapı içine ‘bir ilâhî emir olan, mahiyeti de bilinmeyen ruh’tan bir paça yerleştirmiş, insanı onunla tamamlamıştır(Hicr 15/29). (…) Hz. Îsâ için ‘O’ndan bir ruhtur ifadesinin kullanılması ya onun bu ruhtan nasibinin daha fazla olduğundandır veya bu ruhun ona intikalinin diğer (analı-babalı) insanlardan farklı şekilde ve farklı yoldan olması sebebiyledir. (a.g.e.-C:2, S:188)    

Ayette teslis inancının yanlışlığı açık bir şekilde anlatılmakta ve Hz. İsa’nın yaratılması konusunda bilgi verilmektedir.

Hz. İsa’nın, Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesi olduğu söylenmektedir. Hz. İsa’nın Allah’ın kelimesi olması, O’nun oğlu olması anlamına değil, O’nun kudretinin eseri olması anlamına gelir.

Hz. İsa’nın babasız olarak yaratılması, Kur’an’da şöyle anlatılmaktadır:

“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesih’tir; dünyada da ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır.” (3.Al-i İmran–45)

“Meryem: Rabbim! Dedi, bana erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece “Ol!”der; o da oluverir.” (3.Al-i İmran–47)


Ayetten anlaşıldığı veçhiyle Hz. İsa Allah’a ait bir kelimedir. Bu kelime Allah’ın “Ol!”demesiyle olmuştur. Elmalılı Hamdi Yazır, bunu; “yaratma veya tebliğe dair bir kelime” (Nisa suresi 171. ayetin tefsiri) diye izah etmektedir.

Hz. İsa’nın, “O’ndan bir ruh” olması ise Allah’ın hayat vermesi anlamındadır. Konunun daha iyi anlaşılması için aşağıdaki ayetleri de zikretmekte fayda vardır:

“Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.” (19.Meryem–17)

Bu ayette geçen ruhtan maksat, Cebrail (a.s.)’dır.
Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah’a sığınırım! Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma). (19.Meryem–18)

“Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbi’nin bir elçisiyim, dedi.” (19.Meryem–19)

“Meryem: Bana insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.” (19.Meryem–20)

“Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelden olup bitmiş) bir iş idi.” (19.Meryem–21)

“Allah’ın bir evlat edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece “Ol!” der ve hemen olur.” (19.Meryem–36)

“(İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.” (19.Meryem–37)

Hıristiyanlığa sonradan giren teslis (Allah’ı baba, oğul ve kutsal ruh olarak üç sayma) inancı batıldır. Hz. İsa’yı Allah olarak kabul edenler, Kur’an’da kâfir olarak nitelendirilmişlerdir. Bunu haber veren iki ayet-i kerime’nin meali şöyledir:
“Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır.”(5.Maide–17)

“Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir diyenler hiç şüphesiz hakikati inkâr etmiş olurlar. De ki: Eğer Allah, Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve yeryüzünde bulunanların tamamını helâk etmek isterse, Kim Allah’ın gücüne karşı durabilir!”(5.Maide–17)


Son ayetteki mantık karşısında, ayrıca teslis inancının yanlışlığını gösterecek akli deliller getirmeye ihtiyaç kalmamaktadır.

        Hz. İsa Yaşıyor mu?                                                        

Konuyu detaylandırmak için başlıktaki soru ile birlikte şu sorulara da cevap aramak gerekir:

*Hz. İsa çarmıha gerildi mi?

*Allah’ın, Hz. İsa’yı kendi nezdine kaldırması ne anlama gelir?

*Ehl-i kitabın ölmeden önce, Hz. İsa’nın gerçek vasıflarını bilerek, ona iman edecek olmaları nasıl yorumlanabilir?

*Kur’an’da Hz. İsa İçin, “seni vefat ettireceğim.” denmesi, Hz. İsa’nın yaşıyor olması görüşü ile çelişmiyor mu?

*Hz. İsa’nın ahir zamanda yeryüzüne dönecek olma görüşü, Hz. Muhammed (sav)’in son peygamber olma inancına aykırı değil mi?

*Hıristiyanlara göre Hz. İsa yaşıyor mu, ahir zamanda yeryüzüne inecek mi?

Konuyu anlatan ayet-i kerimelerden bir kısmı mealen şöyledir:

“Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem’in üzerine büyük bir iftira atmalarından ve “Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük.” demeleri yüzünden (onları lanetledik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.” (4.Nisa–156,157)

Bu ayetlerden, Hz. İsa’nın, öldürülmek istendiği halde, öldürülemediği kesin olarak anlaşılmaktadır. Allah, onu kurtarmıştır. Hıristiyanların, Hz. İsa’nın öldürüldüğüne dair kanaatleri yanlıştır.

Peki, Hz. İsa, öldürülmediğine göre ne olmuştur? Bu sorunun cevabı da yukarıdaki ayetlerin devamında şöyle izah ediliyor:

“Bilakis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (4.Nisa–158)
“Ehl-i Kitaptan her biri ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.” (4.Nisa–159)


Yaygın İslami kanaate göre yukarıdaki iki ayetten şu anlaşılır: Hz. İsa öldürülmeden ve ölmeden Allah katına yükseltilmiştir. Kıyamet kopmadan önce yeryüzüne dönecektir. Yeryüzüne döndükten sonra bütün ehl-i kitap onun gerçek konumunu yani Allah’ın oğlu olmayıp peygamber olduğunu tam olarak öğrenip ona iman edeceklerdir. Hz. İsa, Hıristiyanlığa sokulan yanlışları ortadan kaldıracak ve Kur’an’la hükmedecektir.

Bu konuda şu ayet-i kerimeyi de incelemek gerekir:

“Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir Ondan hiç şüphe etmeyin ve buna uyun; çünkü bu, dosdoru yoldur.” (43.Zuhruf-61)

Birçok müfessir, bu ayetten Hz. İsa’nın kıyamet için bir bilgi alduğunu ve ahir zamanda tekrar dünyaya döneceğini anlamışlardır. Bazı müfessirler ise, bu ayet ile Kur’an’da ahiret için yeterli bilginin bulunduğuna işaret edildiğini belirtirler.

Ancak konu ile ilgili olan şu ayetleri de incelemek gerekir:
“(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır.” (3.Al-i İmran–54)

“Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün tutacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” (3.Al-i İmran–55)


Çok az sayıdaki İslam âlimi, son ayette geçen “seni vefat ettireceğim” ifadesinden hareketle Hz. İsa’nın vefat ettiğini, Allah nezdine yükseltilmesinin ise ruhi açıdan meydana gelen bir taltif ve onurlandırma olduğunu savunmuştur.

Son olarak, teslis inancını reddetme konusunu anlatmakla beraber, Hz. İsa’nın vefat ettirilmesinden de bahsettiği için şu ayeti nakletmek de faydalı olacaktır:

“Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.”(5.Mâide–117)

Ayette geçen; “Beni vefat ettirince” kısmı, “içlerinden aldın, kaldırdın. ‘Ben seni öldüreceğim, bana yükselteceğim.’(Âl-İmran3/55) vaadini yerine getirdin, şeklinde anlaşılmıştır.(E. Hamdi Yazır tefsiri) Elmalılı Hamdi Yazır, Âl-i İmran suresinin 55. ayetinin tefsirini ise şu şekilde bağlar: “İslam inancında İsa vefat etmemiştir ve fakat kıyametten öce vefat edecektir.” Yine Elmalılı’ya göre “seni vefat ettireceğim” hükmü, Hz. İsa’yı sevindireceği nüktesiyle öne alınmıştır.

Çoğunluk, bu görüşte olmasına rağmen Hz. İsa’nın vefat edip etmediği hususunda değişik görüşler ileri sürülmüştür.
Ancak Hz. Peygamberden rivayet edilen hadisler çoğunluğun görüşünü teyit edecek şekildedir. Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi tarafından nakledilen aşağıdaki hadis büyük oranda konuya açıklık getirmektedir:

Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Resulullah buyurdu ki: “Nefsim kudret elinde olan Zat-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim Meryem oğlu İsa’nın, aranıza (bu şeriatla hükmedecek) adaletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i kitaptan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur.” (Prof. İ. Canan, c:14, s:7, 5004. hadis)

Hadis-i Şeriften Hz. İsa’nın yeryüzüne ineceği kesin olarak anlaşılmaktadır. Hz. İsa’nın istavrozları kırması, hınzırları öldürmesi ve cizyeyi kaldırması; Hıristiyanlıktaki yanlışları ortadan kaldırıp Hıristiyanların İslamiyet’e dönmelerini sağlaması şeklinde anlaşılmıştır. Yani Hz İsa, insanları Hz. Muhammed (s.a.v.)’in tebliğ ettiği esaslara çağıracaktır.
Konu ile ilgili yukarıda zikredilen Nisa suresinin 158. ayeti ile dört önemli hadis imamı tarafından nakledilen bu hadis ve bu hadisi destekleyen diğer rivayetler Hz. İsa’nın ruh ve beden itibarıyla sağ olduğu ve ahir zamanda yeryüzüne ineceği fikrini ispat eden delillerdir.

Sonuç olarak şöyle diyebiliriz:

İslam bilginlerinin ekseriyeti ilgili ayetleri tefsir ederek ve Hz. Peygamberin verdiği haberlere dayanarak Hz. İsa’nın ruh ve cesediyle birlikte Allah’ın nezdinde olduğu inancındadırlar. Bu, Allah için zor değildir.
İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin El- Fıkhu’l- Ekber isimli kitabının sonunda verdiği şu bilgileri aktarmak da faydalı olacaktır:

“Miraç haberi haktır. Kim bunu reddederse bidatçi ve sapıktır.  Deccal, Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkması, güneşin battığı yerden doğması, İsa’nın semadan inmesi, sahih haberlerin getirip bildirdiği üzere diğer kıyamet günü alametleri haktır, olacaktır.”

Son olarak Hıristiyanların bu konudaki görüşlerini aktaralım:

 Hıristiyanlara göre Hz. İsa çarmıha gerilip gömüldükten üç gün sonra diriltilmiş ve melekler tarafından alınıp semaya yükseltilmiştir. Her yıl bütün Hıristiyanlar ilkbaharın değişik tarihlerinde bu olayın yıldönümünü paskalya yortusu olarak kutlarlar.

Hz. İsa’nın yeryüzüne inince insanları Kur’an’ın hükümlerine çağıracak olmasından başka bu olayın yorumlanmasında, İslam bilginlerinin ekseriyeti ile Hıristiyanlar arasında ortaya çıkan tek fark şudur:

 Hıristiyanlara göre Hz. İsa çarmıha gerilip öldürülmüş daha sonra diriltilip semaya yükseltilmiştir. Müslümanlara göre ise hasımları onu öldürmeye muvaffak olamamış, Hz. İsa Allah nezdine yükseltilmiştir. Görüldüğü gibi burada, anılan farklı yorumun dışında, önemli bir görüş birliği vardır. Bu görüş birliğinden rahatsız olmak elbette yersiz olur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol