Sosyal medyada dolaşan paylaşımlara bakıldığında "Hızır" ile Hızır'a dayandırılan "Vehbi ilmin" Kur'an ve sünnette hiçbir dayanağının olmadığı ama ısrarla vurgulandığına şahit oluruz. Bu yazımızda Hızır'ın dindeki yeri, Hızır ile ilgili hadislerin bize anlattıkları, Hızır arkasında şekillenen Yahudilik ve Hristiyan inancını, yardıma geldiğine inanılan varlığın kim ve ne olduğu konularına değineceğiz.

Bu konuda ileri sürülen tek delil Kehf Suresi 65. ayettir. Lakin ilgili ayet bu konuyu ileri sürenlerin gayelerinden oldukça uzaktır. Zaten Hızır ve Vehbi ilmin var olduğunu iddia edenlerin geleneksel bilginin ötesinde ciddi bir bilgiye sahip olmadıkları dikkat çeker. Allah'ın Müslümana verdiği ayırdedici işaretlerden biri de hiç şüphesiz Hızır ile Vehbi İlim konusudur. Bu tür hurafeleri savunanlara karşı Allah adeta, "Kulum! Hızır ve Vehbi İlmi savunan bu adamın ilim ve rehberliğinden şüphe et. Bu iki konuda dahi bilgi sahibi olmayan bir kimsenin İslami bilgisinde de hayır yoktur. Bu adamdan ve grubundan uzak dur" der.

Bir noktayı izah edelim ki yanlış anlamaların önüne başta geçmiş olalım. Hızır konusunda iki grup karşımıza çıkmaktadır. 

1- Geleneksel anlamda sadece kolaylık olsun diye ismini zikredip tevhitten ödün vermeden Kehf Suresi'nde Hz. Musa (as)'e eşlik eden zata "Hızır" adını verenler. Bunlar hiçbir zaman Hızır'ın yaşadığına, doğa üstü güçleri olduğuna, darda kalanın yardımına koştuğuna falan inanmazlar. 

2- Vatikan merkezli İslam topraklarında kök salmış tarikat odakları ile son dönem modernist yaklaşımlarıyla Vatikan ve İsrail hayranı kişi ve gruplar... Bunların bir kısmı cehaletinden bu tür bir inanışta iken elebaşlarına bakıldığında pek de masum olmayıp Müslümanların iman ve itikatlarını bozma konusunda ciddi çalışma içinde oldukları görülür. Bu taifenin tevhit inancında genel bir sakatlık olduğu dikkat çeker. En bariz özellikleri Kur'an'dan kopuk olmaları, uydurma hadislerle amel etmeleri, hurafelerle dolu bir din anlayışına sahip olmaları, ilim erbabı yerine hurafeleriyle tanınanları referans alıp övmeleri ve ilim ehline olan mesafeli duruşlarıdır.

Hızır denen varlığın yaşadığına ve iş üzerinde olduğunu kabul edenlere tercümanlık eden bir yazarımız  Hızır ile Vehbi ilmi şu şekilde açıklar:

"Vehbi ilim: Bâzı mânevî özelliklere hâiz özel kişilere, özel olarak hîbe edilen ve “ilm-i ledün” denen gizli, hâfî, bâtın, gaybî/metafizik bir bilgidir. Ledün ilmi, mâneviyat sahiplerinden, “hakka’l-yakîn” mertebesine çıkan bazı kişilere taraf-ı İlâhîden hibe edilir. Ledün ilminin hakikati, Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde, Hz. Mûsâ ve Hz. Hızır’ın (as) mâceraları nakledilirken dikkate sunulur. İsmini de 65. âyette geçen “ledün” kelimesinden alır. Âyette geçen “Rabbin istedi ki” tâbiri, “ledün” ilminin püf noktasıdır ve O’nun sırlarını istediklerine açacağına işâretlerden biri olmalıdır." (Ali Ferşadoğlu, Yeni Asya)

KEHF SURESİNDEKİ "KUL" İLE TARİKATIN 'HIZIR'I FARKLI İKİ VARLIK

Başta belirtelim ki Hızır inancı içinde olanlara tercüman olan Ali Ferşadoğlu'nun zoraki yaptığı tanımda "Rabbin istedi ki" şeklinde bir ifade Kehf Suresi 65. ayette bulunmamaktadır. Vehbi ilmin ve Hızır'ın dayanağı olarak gösterilen Kehf suresi 65. ayet ve meali şu şekildedir: 

فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَا آتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

"Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik." (Kehf Suresi, 65.ayet)

Ayette zikredilen عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَا "kullarımızdan bir kul" demektir. Ayette dikkat edilecek olursa "Hızır" isimli bir varlıktan söz edilmemektedir. Ayet gayet açık bir şekilde Hz. Musa'ya eşlik edecek varlığı tanımlarken zoraki bir mantıkla buradaki varlığı hadislerle destekleyip "Hızır" olarak anlamaya çalışmak herşeyden önce Allah'a bir iftiradır.

Bazıları bu açıklamamıza kızıp "İyi de hadislerde zikredilen Hızır ne olacak?" diyebilirler. İbni Kayyım el-Cevziyye ve Hadis alimlerinin tamamı, Hızır hakkında rivayet edilen tüm hadislerin uydurma olduğunu belirttikten sonra ayetteki "kul"a "Hızır" demenin neden Allah'a iftira atmak olduğu da böylece açıklık kazanmış olur. 

Uydurma hadisler her ne zaman gündeme gelse, hurafeci kanadın "Ehli Sünnet elden gidiyor!" deyip bağırmasının nedeni Hızır konusunda olduğu gibi kendi hayatlarının sorgulanması ve temellerinin sarsılmasından başka birşey değildir.

Hızır inancı İslam'da olmadığına göre Hızır'ın varlığından söz eden her kim varsa adı "Alim, mürşit, gavs, kutup, veli..." de olsa ilmi birikimlerinin olmadığı açıktır.

İddia edildiği gibi bu kişiler manevi aleme haiz özel bilgi verilen kimseler ise öncelikle Hızır inancının dinde olmadığını bilmeleri gerekirdi.

İmamı Rabbani dahil tüm tasavvuf büyüklerinin Hızır inancına sahip olması, cehaletlerinin ve manevi hiçbir bilgiye sahip olmadıklarının en açık delilidir. 

Aslında ayette vurgulanan "kul" kelimesinin "hızır" olarak anlaşılması şuna benzer ki: Bir işletme sahibi, işletmeye ziyarete gelen kimselere bir elemanından bahisle "Bu elaman, bizim personelimizden bir personel" demekle yetinmiştir. İşletme sahibinin hakkında hiçbir bilgi vermediği personel tanımına rağmen o personeli ve işletmeyi tanımayan ziyaretçilerden birileri, "Patronun işaret ettiği o adam var ya o adam! Fabrikanın mühendisidir" demektedir. Oysa söz konusu kişinin kim ve ne olduğunu sadece işletme sahibi ve şahsın kendisi bilmektedir. İşletme sahibi ve ilgili şahse rağmen yapılan tüm tanımlamalar o şahsa ve işletme sahibine iftira atmaktan başka bir şey değildir.

Ayette Allah, Hz. Musa'ya rehberlik edecek alelade bir varlıktan söz etmektedir. Oysa tarikat erbabının diline doladığı Hızır, "gizemli, tılsımlı, her darda kalana yardım eden, uçan, kaçan, olağanüstü bilgi ile donanımlı... bir varlık"tır. Aslında tarikat erbabı ayette geçen varlığın alelade bir varlık olduğunu adı gibi bilmektedir. Lakin tarikat liderleri olarak piyasaya sunulan, "Gavs, Kutup, Mürşit, Veli..." isimli varlıkların yarı ilahi güçlerle donatılabilmesi için Hızır isimli mitelojik bir varlığa ihtiyaç duymaktadırlar.

AYETTE İLİM VERİLEN VARLIĞIN İNSAN OLDUĞU MÜPHEMDİR


Ayette zikredilen kulun peygamber(insan) olması imkansız görünmektedir. Çünkü "Bir cana karşılık olmaksızın kim, bir kimseyi öldürürse tüm insanları öldürmüş gibidir." (Maide Suresi, 32. ayet) ayeti ile ayette zikredilen kulun masum bir çocuğu öldürmesi büyük bir çelişkidir. Ve çelişki, Allah için söz konusu olamaz.

Muhtemelen burada zikredilen "kul" insanlara indirilen kitaplara muhatap olmayan melek türü bir varlıktır. Malumdur ki melekler, vahye muhatap olmadıkları gibi vahyedilen teklifleri yerine getirmeklede muhatap değillerdir. Burada ki "kul" adlı varlığın Maide suresi 32. ayetin muhatabı olmayan bir melek olması ihtimali yüksektir.

Nihayetinde Cebrail ve diğer melekler kendi çalışmaları ile değil Allah tarafından kendilerine verilen bilgi ile bilgilenen varlıklardır.

Ayette zikredilen "kul"un insan veya cin olduğuna dair açık bir karine bulunmadığına göre müphem bir olaydan yola çıkılarak insanlara kıyas yapılamaz.

Müphem bir varlıktan yola çıkılarak, "Kehf suresinde Hızır'a Allah ledün ilmi vermiş. Hızır'a verilen ledün ilmi bizim mürşide de neden verilmesin..." yollu bir akıl yürütme, akıl yürütmek değil ancak akılsızlıktır. Bir defa kıyas benzer varlıklar arasında yapılır. İnsan insanla, melek melekle, hayvan hayvanla, eşya eşya ile kıyas edilir. 

KEHF SURESİ 65. AYET BAŞLI BAŞINA BİR MUCİZEDİR

Yani Allah bu ve devamındaki ayetlerde insan aklının alamayacağı hatta peygamber olan Hz. Musa (as)'ın dahi şaşıracağı türden anlatılacak olaylar karşısında okuyucunun ve Hz. Musa'nın farklı düşüncelere dalmaması adına uyarı yaparak adeta, "Ey Musa ve ey insanlar! Bu ayetlerde tasvir edilecek olaylar sakın haa, sizi farklı düşüncelere itip Musa'ya eşlik eden varlığı Allah'ın dışında üstün bir bilgi ve donanıma sahip bir varlık olarak görüp  haktan sapmayasınız. Nihayetinde o varlığın ilmi de tarafımızdan kendisine verilmiş olup yaptığı ettiği herşey bilgimiz dahilindedir" demektedir.

Allah ne büyük bir Rab ki insanların burada sapıtacağını, ins ve cin şeytanların ayetten olmadık anlamlar çıkaracağını ezeli ve ebedi ilmiyle bilerek uyarısını daha olayları anlatmaya başlamadan önce "gönderilen kulun" ilim kaynağını "tarafımızdan ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul" deyip kesip atmaktadır.

Bu ayet Allah’ın ilahlığına ayrıca bir delildir. Allah, bu ayetle pek çok insanın sapacağını bilmiş ve uyarılarını baştan yapmıştır. Allah’ın bu uyarısı gerçekten akledenler için büyük bir mucizedir.

Allah, size doğru yoldan sapmamanız için bunları açıklamaktadır ve Allah, her şeyi bilendir.(Nisa Suresi, 176. Ayet)

"Şüphesiz ki rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır." (Zariyat suresi, 58. ayet)

Sonuç olarak "Kendisine manevi ve özel bilgi verildiği iddia edilen ayak takımının daha 'Hızır' denen bir varlığın İslam'da olmadığını dahi bilemediği, Kehf Suresi'ni dahi anlamayacak kadar cahil ve Kur'an'dan habersiz olduğu bir ortamda nasıl olurda 'Gavs, Kutup, Mürşit, Veli...' olabileceği" üzerinde her Müslümanın düşünmesi gerekir.

Daha doğru ile yanlışı ayırdetme yeteneği bile olmayan cahillere Allah nasıl olur da keşf yaptırır?

Madem bu mübarek zatlar(!) keşf yapacak, manevi bilgilere haiz olacak kadar özel güce sahiplerse ilk olarak dinin temel meselelerini, uydurma ve zayıf hadisleri keşf etmeleri ve bilgi sahibi olmaları gerekmez miydi?

Maalesef bu sözde mübarek zatların(!) dinin temel meselelerini dahi açıklığa kavuşturmak bir tarafa gerçeğin aksine nerede uydurma hadis varsa onunla amel ettikleri, dini hurafelere boğdukları, Kur'an ve sünnete aykırı bir yığın bilgilerle dini doldurduklarına şahit oluyoruz.

(Yazı Hızır konusunun ardından Vehbi/Ledünni ilim ile devam edecek...)

(Yazı boyunca Hızır konusunda alıntıladığımız videoda konuşan şahıs ile sosyal medyada dolaşan afişlere bakıldığında konunun destekçisi kimselerin  İslam'dan uzak oldukları ve hiçbir delil olmayan konularda çok açık ve cesaretle yorum yaptıkları görülmektedir.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hafiz... 2017-10-01 13:12:10

Çok güzel bir yazı...Teşekkürler.

Avatar
Bunyamin tastan 2017-10-07 07:50:23

Yazimiz gayet ilmi yerinde bir yazi onayliyorum herker anliycagini anlamali

Avatar
abdullah 2017-10-06 20:04:30

diyanet işleri başkanlığımızdan ki̇mi̇n adina çaliştigi belli̇ olmayan bu tür haber si̇teleri̇ni̇ buradan çikarmalari arzumuzdur .başkanliğimizin dişinda ne olduğu belli̇ olmayan bu tür yayinlara müsade etmeyi̇n.

ADMİNİN YORUMU: ALLAH VE RESULÜNE ÇALIŞIYORUZ. HALA ANLAMADIN MI AŞŞAĞILIK ADAM. İNSAN YAZIYA BAKAR VE KİMİN ELİNDEN ÇIKTIĞINI BİR OKUYUŞTA ANLAR. ŞEREFSİZ SENİ KANDIRANLARA SİTEM EDECEĞİNE SENİN GÖZÜNÜ AÇANLARA MI HASET EDİYORSUN. BİZ DELİLLERİ KOYDUK BUYUR SEN DE DELİLLERİNİ KOY SALDIRACAĞINA...

Avatar
Murat 2017-10-06 20:16:15

Işiniz gücünüz fitne fesat hizir as nebi ve veli olduğu tartışılan bu zat derdiniz ne

ADMİNİN YORUMU: BİR ADAMA VELİ DEMEKLE VELİ, NEBİ DEMEKLE NEBİ OLMUYOR. BİZ OLMADIĞINI ORTAYA KOYDUK. SEN DE ÇOK BİLMİŞ BİRİ OLARAK NEBİ VE VELİ OLDUĞUNU KUR'AN VE SÜNNETTEN DELİLLERİYLE İSPATLA. VAR OLAN HADİSLERİN TAMAMI UYDURMA OLDUĞUNA GÖRE GERİYE KALIYOR AYETLER. O AYETTE YAZIDA VERDİĞİMİZ BİR TANE AYET... VE O AYETTE SENİN GİBİ ÖKÜZLERİN BİLE ANLAYACAĞI AÇIKLIKTA İKEN NEYİ İSPATLAYACAKSIN MERAK EDİYORUZ

Avatar
birisi 2017-10-06 22:24:46

tamam anladık reytinginiz düşünce böyle acayip sağdan soldan toplama ne idüğü belirsiz şeyleri bir araya getiriyorsunuz. işiniz gücünüz de yok belli zaten.

ADMİNİN YORUMU: SANA YILLARCA HIZIR ANLATAN ŞARLATANLARIN MASKELERİNİ DÜŞÜRMEMİZ PEK BİR ZORUNA GİTMİŞ ANLAŞILAN. YARIN TEK OLARAK HUZURU İLAHİYE ÇIKACAĞIN GÜNÜN HESABINI YAP. MALUMLAR KÖPEKLER HAVLAMAKLA GÖKTEN KEMİK YAĞMIYOR.. DELİL GETİR

Avatar
muh 2017-10-06 22:42:35

cübbeliyle ne aleka ula kime hizmet ediyorsunuz acaba

Avatar
Muhip 2017-10-07 00:13:51

eminim sen bir gün peygamberi ve ona verilen ilimleri de inkar edeceksin resulullah ummi idi .falan dersin.seni ahmak . bunları sana şeytan anlatıyor galiba içine ifritler girmiş

ADMİNİN YORUMU: "Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa Suresi, 59) ayetince aramızda bir ihtilaf olduğu belli. Buyur biz durumu Kur'an ve Resule arz ettik. Sonuçlar bu!. Hadi sen de delilini getir de içimizdeki ifritler çıksın. Bizi içimizdeki ifritlerle başbaşa bırakacak kadar merhametsiz olamazsın. Haydi Allah'ın huzurunda bu konuyu anlatacak şekilde bize anlat. Bekliyoruz.

Avatar
Garib 2017-10-07 13:20:52

Hiziri bidat ve hurafe dolu hiNzirliklarina perde yapanlar ile; hiziri Allaha kul olma yolunda her daim hazir olanlar arasindaki mucadele iste.. Sanirim kiyamete kadar da surup gidecek..