21.11.2014 Cuma Hutbesi

HAYIR HAZİNELER DOLUSUDUR


Kardeşlerim!
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İyilik ve takvada yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Hayra vesile olan, o hayrı işleyen gibi sevap kazanır”[2]

Kıymetli Kardeşlerim!
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s) oturmakta olan bir grup insanın yanına gelir ve onlara, “Size hanginizin hayırlı, hanginizin şerli olduğunu söyleyeyim mi?” diye sorar. Oradakiler, “Söyleyin ey Allah’ın Elçisi.” dediklerinde Kutlu Nebi, şöyle buyurur: “Hayırlınız kendisinden hayır umulan ve şerrinden emin olunandır. Şerliniz ise kendisinden hayır beklenmeyen ve şerrinden de emin olunmayandır.”[3]
Alemlere Rahmet Efendimiz, bu sözüyle mümini her daim çevresine güzellikler saçan, faydalı olan, hayır peşinde koşan, kötülükten, fitne ve fesattan uzak duran kimse olarak tanımlıyordu.

Kıymetli Kardeşlerim!
İnsanlık tarihi ile başlamıştır iyi ile kötünün mücadelesi. Atamız Hz. Adem’in çocukları Habil ile Kabil arasındaki müessif hadise, günümüze değin hayır ile şerrin sembolü olmuştur. Habil kendisini öldürmeye teşebbüs eden kardeşi Kabil’e, “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.”[4] diye seslenmiştir. Böylece Habil, asil duruşu ile nesiller boyu iyiliğin sembolü, hayrın anahtarı olurken ihtirasına yenik düşen kardeşi ise şerrin kapısını açan ilk insan olma talihsizliğini yaşamıştır.

Kardeşlerim!
Yüce dinimizde hayrın, iyiliğin sınırı yoktur. İnancımızda Rabbimizin rızasına vesile olan her bir davranış hayırdır, güzeldir. Şüphesiz hayır işlemenin hem maddi hem manevi bir çeşidi vardır. Hayır, herkesin gönlüne ve gücüne göredir. Hayır işlemek, kimine göre cami, hastane, okul yaptırmak, şehir kurmaktır. Hayırda koşmak kimi zaman mağdurlara, muhtaçlara el uzatmak, kimi zaman mahzun gönüllere neşe saçmaktır. Hayır, bazen bir yetimin, kimsesiz boynu büküklerin başını okşamak, bazen de kardeşimizin yüzüne tatlı bir tebessümle bakmaktır. Hayrın anahtarı olmak, bazen yolunu kaybetmiş birine yol göstermek, bazen de boynu bükük bir garibin ümidi olmaktır. Hayır, kimi zaman da mazlumu, mağduru, masumu gönlümüzde barındırmak, onların acısını yürekten paylaşmak, gözyaşlarına ortak olmaktır. Kimi zaman da hayır, zalimlere, yakıp yıkanlara, terör estirenlere, cana kıyanlara, insanlara hayatı zindan edenlere buğz etmek ve karşı çıkmaktır. “İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ sözünü söylemektir. En alt seviyesi ise gelip geçenlere zarar veren bir şeyi yoldan kaldırmaktır.”[5] hadisi            hayrın bitmez tükenmez çeşitlerine vurgu yapmaktadır.

Değerli Kardeşlerim!
Hayra koşmak ve insanları hayra teşvik kadar kötülükten uzak durmak ve insanları ondan alıkoymak da önemlidir. Dinimizde iyiliğe/hayra anahtar, şerre kilit olmak “emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker” kavramıyla ifade edilir. Buna göre, her bir mü’min aslında hayrın anahtarı, şerrin kilidi olmalıdır. Her mümin, ahlakın, erdemin anahtarı, gayr-i ahlakî tutum ve davranışların, insanı alçaltan onursuzluğun kilidi olmalıdır. Peygamberimiz (s.a.s)’in şu sözü de hayra öncülük edip şerre set çekenler için ne güzel bir müjde; tersini yapanlar içinse ne düşündürücü bir uyarıdır:
“Hayır, hazineler dolusudur. O hazinelerin de anahtarları vardır. Ne mutlu Allah’ın hayra anahtar, şerre kilit kıldıklarına. Yazıklar olsun şerre anahtar, hayra kilit olanlara!”[6]

Kardeşlerim!
Hayra anahtar, şerre kilit olabilmek ancak dil ve gönül birlikteliği, sâfiyeti sağlandığında gerçekleşebilir. Hayrın anahtarı olabilmenin sırrı, bütün davranışlarımızda olduğu gibi ihlas ve samimiyette saklıdır. Gönlün derinliklerinden süzülerek eyleme dönüşen sözün gücü ile sadece dilde kalan sözün gücü bir olur mu? Zihin ve gönül dünyasını hayra ve iyiliğe kapatan birinin, hayır öğütlemesi karşıdakini etkiler mi? Allah rızasının gözetilmediği iyilikler, hayırlar hiç kalıcı kazançlar sağlar mı?

Kardeşlerim!
O halde geliniz, hayırlı hizmetleri sadece desteklemekle kalmayıp, bu hizmetlere anahtar olalım. Hayır peşinde koşalım ki, hayırla yâd edilelim. İyilik ve güzellikleri çoğaltalım ki fert ve toplum olarak güzelliklere kavuşalım. Efendimizin şu duası ile Rabbimize hep birlikte el açalım:
“Allahım! Senden doğru söyleyen bir dil, sana teslim olan bir kalp istiyorum. Her zararlı şeyin şerrinden sana sığınıyor, her hayırlı şeyi istiyorum. Her günah için beni bağışlamanı diliyorum."[7]

Kıymetli Kardeşlerim!
Kısa bir süre önce Karaman ili Ermenek ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Rabbimiz, ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın. 


[1] Mâide, 5/2.
[2] Tirmizî, İlim, 14.
[3] Tirmizî, Fiten, 76.
[4] Mâide, 5/28.
[5] Müslim, İmân, 58.
[6] İbn Mâce, Sunne, 19.
[7] Tirmizî, Deavât, 23.
 
                                Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Anahtar Kelimeler:
21 11 2014 cuma hutbesi

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Alaattin Demirel 2 yıl önce

Türkiye geneli yazmışsınız. Hutbe Türkiye geneli değil. Türkiye geneli olsa idi Din Hizmetleri Ana sayfasında yayınlanırdı.

adminin yorumu____Hay bir de itiraz etme kardeşim. Bir de sus ve büyüklerin sözünü dinle. Ne kadar ukalasın...! Ne hadsizsin kardeşim. Ağzına sahip ol.