Diyanet Cuma Hutbesi: Hak ve Hakikat



Hutbeyi indirmek için BURAYA tıklayınız

İLİ           : GENEL

TARİH    : 25.03.2016

HAK VE HAKİKAT





Aziz Müminler!

Allah Resulü (s.a.s), bir gün ashâbı ile otururken onlara, “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sordu. Ashâbdan söz alan biri, “Müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Efendimiz, asıl müflisi şöyle tarif etti ve onun ibretli akıbetini haber verdi: “Müflis, dünyadayken namazını kılmış, orucunu tutmuş, zekâtını vermiş olarak kıyamet günü Allah’ın huzuruna gelen fakat kimine sövmüş, kimine iftira etmiş, kiminin malını gasp etmiş, kimine hakaret etmiş, kiminin canına kast etmiş kişidir. Yapmış olduğu iyiliklerin sevabı, dünyada bir şekilde haklarını ihlal ettiği hak sahiplerine verilir. İşlemiş olduğu günahlara karşılık iyilikleri kifayet etmezse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.”

[1]

Rahmet Elçisi’nin dilinden dökülen bu kutlu söz, iman ve sorumluluk, iman ve amel, söz ve ahlak konusunda hassasiyet göstermeyen kişinin o büyük günde uğrayacağı hüsranı vurgulamaktadır.

Kardeşlerim!

Bizler, bu dünyaya her şeyden önce Hak ve hakikate şahitlik etmek için gönderildik. Hak ve hakikatin kaynağı, sahibi ve belirleyicisi olan Yüce Rabbimiz, Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun...”[2] buyurdu. Ve bütün inananları hakkı tanımaya, hakikati duyurmaya, adaleti yüceltmeye davet etti.

Bizler de, imanımız ve Müslümanlığımızın tescili olan kelime-i şehadetle Rabbimizin varlığına ve birliğine, sonsuz kudretine, O’nun Âlemlere Rahmet Elçisi Muhammed Mustafa (s.a.s)’nın peygamberliğine şahitlik ettik. Bu, sadece dilden dökülen bir şahitlik değildi elbette. Bu ulvi şahitlikle ağır bir sorumluluk da üstlendik. Rabbimize, bize emanet ettiği hak ve hakikate sahip çıkma, şahitlik etme, onu yaşama ve yaşatma sözünü verdik.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hakka sahip çıkmak, Rabbimize, kendimize, çevremize ve bütün yaratılmışlara karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Rabbimize karşı hak ehli olmak, O’na karşı vazifelerimizde teslimiyet ve sadakat sahibi bir kul olmaktır. Her vesile ile O’nun rızasını aramaktır.

Kendimize karşı hak ehli olmak, Allah’ın lütfu olan nimetleri yerli yerinde kullanmaktır. Zihnimizi kötü düşüncelerin esiri yapmamaktır. Dilimizi kötü sözlere kapatmaktır. Bedenimizi kötülükten korumak, insanlığın hayrı ve faydası için kullanmaktır.   

Çevremize karşı hak ehli olmak, onlara karşı şefkat, merhamet, insaf ve adaletle davranmaktır. Dili, ırkı, mezhep ve meşrebine bakmaksızın hiç kimsenin can, mal, onur ve haysiyetine dil uzatmamaktır. Dünyanın sadece bize değil, bizim dışımızdakilere de ait olduğunu unutmamaktır.

Kardeşlerim!

Her türlü israftan kamu malını çarçur etmeye; kumardan gaspa; dolandırıcılıktan hırsızlığa; aldatmadan hileye; karaborsacılıktan haksız kazanca; gıybetten iftiraya; yalandan sahteciliğe; cinayetten şiddet ve teröre, İslam’ın yasakladığı bütün davranışlar, aslında hem Allah’ın hakkına hem de insanların hakkına bir tecavüzdür, zulümdür. Müslüman, bu gibi durumlarla bir arada olamaz. Müslüman, bu gibi kötülüklerle anılamaz. Mümin, asla başkalarının hakkını gasp edemez. Haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliğe sessiz de kalamaz. Zulme duyarsız olamaz. Zalimin yanında yer alamaz. Çünkü mümin, Peygamberimizin tarif ettiği gibi, insanların elinden ve dilinden emin oldukları, canları ve mallarını kendisine karşı güvende bildikleri kişidir.[3]

Kardeşlerim!

Bizler, dünyada gerçek anlamda hakkı, hukuku tesis etmiş, adaleti yüceltmiş bir medeniyetin mensuplarıyız. Biliyoruz ki, hiçbir haksızlık, hiçbir zulüm ebedi değildir. Ve yürekten inanıyoruz ki; hakkı tutup kaldırdığımız sürece batıl bize asla zarar veremeyecektir. Haklının yanında olduğumuz müddetçe Rabbimiz bizi yüceltecektir. Yeter ki bizler, hak ve hakikatin kaynağı olan Kur’an’ı Kerim’i ve Efendimiz (s.a.s)’in sünnetini kendimize rehber edinelim. Yeter ki, hak benim, hakikat yalnız benim elimdedir demeyelim. Dinimizin bize öğrettiği hak duyarlılığına sahip olalım ve bunu yaymak için çabalayalım.

Hutbemi gönülden “âmin” diyeceğimiz şu dua ile bitirmek istiyorum:

“Allahım! Hakk’ı hak bilip Hakk’a uymayı, bâtılı bâtıl bilip bâtıldan kaçınmayı bizlere nasip eyle.”




[1] Müslim, Birr ve Sıla, 59.

[2] Maide 5/8.

[3] Nesâî, İman ve Şerâiuhû, 8.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
imamll 9 ay önce

Çok güzel bir hutbe ama burada yazılanları ilk başta diyanet yerine getirsin hak hukuk adalet hepsi İslami değerler ama islamı temsil ettiğini söyleyen bir kurumda bunların hiç biri yok çok garip çok tuhaf....

Avatar
mazlum 9 ay önce

2016 hac mulakatındaki komisyon başkanlarına bu hutbe hiçmi hitab etmez, ilde yazılı sınavda dereceye girmiş olan insanların hakkını nasıl olurda son sıradakilere verirler asıl müflis bu komisyon başkanlarıdır. Allahın ayetlerine hiçmi kulak verilmez aman yarabbi !saff süresinde Allahu teala buyururki eyy iman edenler! yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz .......

Avatar
hayati 9 ay önce

Allah dini sömürenlerin belasını verdiği gün işte o zaman kıyamet kopmuş olacaktır....ve iyiki cehennem var....bakalım kimlerle dolacak.

Avatar
Garip 9 ay önce

Allah Resulü (s.a.s), bir gün ashâbı ile otururken onlara, “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sordu. Ashâbdan söz alan biri, “Müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Efendimiz, asıl müflisi şöyle tarif etti ve onun ibretli akıbetini haber verdi: “Müflis, dünyadayken namazını kılmış, orucunu tutmuş, zekâtını vermiş olarak kıyamet günü Allah’ın huzuruna gelen fakat kimine sövmüş, kimine iftira etmiş, kiminin malını gasp etmiş, kimine hakaret etmiş, kiminin canına kast etmiş kişidir. Yapmış olduğu iyiliklerin sevabı, dünyada bir şekilde haklarını ihlal ettiği hak sahiplerine verilir. İşlemiş olduğu günahlara karşılık iyilikleri kifayet etmezse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.”İmam efendiye ithaf olunur Peygamber efendimizin sözünü düzeltmek isteyen imam

Avatar
NİĞDELİ 9 ay önce

Sözüm ne diyanet ve nede hutbe komisyonuna,sözüm yapılan yorumlara,adam tutmuş kendisine ,çoluk çocuğuna ekmek aş veren kurumuna dil uzatıp biz diyanetin piyonu değiliz diyor,ötekisi müflis in tarifini yapan Hz.peygamberin tarifini beğenmiyor,bir diğeri hac komisyonları üzerinden Diyanete saldırıyor.Ulan dangalaklar beğenmiyorsanız bırakın gidin,etrafı bulandırmayın.Bende 24 yıllık bir görevliyim ve ne bir umre nede hac için çağrılmadım,C.ALLAH çağırmamışşsa diyanet size ne yapsın.birazcık EDEB YAHUUUUU.

Avatar
İmam. 9 ay önce

Müflis ticarette malını mülkünü kaybeden kişi demektir.bence oranın düzeltilmesi lazım.

Misafir Avatar
vaiz 9 ay önce @İmam.

yazıklar olsun sana. bi de kendini imam diye tanıtmışsın.. düzeltilsin dediğin söz, peygamberimiz'e ait.. sen kim oluyorsun! haddini bil!

Beğenmedim! (0)
Avatar
zilan 9 ay önce

Kuranın anlamına ne ad verilir

Avatar
Bir imam 9 ay önce

bu genel hutbelere bir son verilmeli bizler piyon değil caminin Önder'leriyiz bırakın kendi hutbemizi kendimiz yazalım okuyalım artık