Hutbe: Hakkın Yanında, Batılın Karşısında Yer Alabilmek

Diyanet işleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan haftanın cuma hutbesi: Hakkın Yanında, Batılın Karşısında Yer Alabilmek

Hutbe: Hakkın Yanında, Batılın Karşısında Yer Alabilmek

Diyanet işleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan haftanın cuma hutbesi: Hakkın Yanında, Batılın Karşısında Yer Alabilmek

10 Ocak 2018 Çarşamba 14:40
Hutbe: Hakkın Yanında, Batılın Karşısında Yer Alabilmek

İLİ        : GENEL

TARİH : 12.01.2018

HAKKIN YANINDA, BÂTILIN KARŞISINDA YER ALABİLMEK

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

TIKLA İNDİR 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), yaklaşık on yıl önce hicret ederek ayrılmak zorunda kaldığı Mekke’yi ordusuyla birlikte fethetmişti. Allah’ın Resûlü, doğup büyüdüğü ve hasretini çektiği bu mübarek beldeye bir müddet özlemle baktı. Ardından coşku ve heyecanla Beytullah’a yöneldi. Tavaftan sonra Kâbe’nin içine girdi ve  “Hak geldi, bâtıl yok oldu. Zaten bâtıl yok olmaya mahkûmdur.[1] âyetini okuyarak Kâbe’yi ve çevresini putlardan temizledi.[2]

Aziz Müminler!

Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri de “el-Hak” tır. Rabbimiz, hakkın, hakikatin, adaletin kaynağı ve yegâne sahibidir. O, Âdem (a.s.)’dan Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s)’e kadar yüce peygamberleri aracılığıyla insanları hakkı tanımaya davet etmiştir. İnsanlık tarihinin hak-bâtıl mücadelesi Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil ile başlamıştır. Hâbil, teslimiyet ve samimiyetiyle hakkın yanında yer almış, Kâbil ise hırsı ve kıskançlığıyla, bâtılın tarafını seçmiştir. Kıyamete kadar Hâbil, iyilerin ve iyiliğin öncüsü; Kâbil ise işlediği cinayetle kötülerin ve kötülüklerin sembolü olarak anılmaya devam edilecektir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hak, tevhit inancıdır. Allah’a iman ve teslimiyettir. Yalnızca O’na kul olmaktır. Bâtıl ise, Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek ve O’na şirk koşmaktır. O’ndan başkasına kulluk etmektir. Hevâ ve hevesin esaretine girmektir. Allah’ın sayısız nimetlerine kör ve sağır kesilmektir.

Hak, Din-i Mübin-i İslam’ın hayat veren ilkeleri ve insanı insan yapan, dünyayı yaşanılır kılan güzellikleridir. Bâtıl ise Yüce dinimizle bağdaşmayan inanış ve anlayışlardır. İslam’a savaş açan uygulamalardır. İnsanın onur ve haysiyetini zedeleyen kötülüklerdir.

Hak, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt eden hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in eşsiz örnekliğidir. Bâtıl ise Yüce Kitabımızı ve peygamberimizin sünnet-i seniyyesini gönüllerden, zihinlerden silmeye yönelik hareketlerdir.

Hakkın yolu, peygamberlerin, şehitlerin, sadakat ehli, iyi müminlerin yoludur. Bu yolun sonunda ebedi nimetler yurdu olan cennet vardır. Bâtılın yolu ise inkârcıların, gazaba uğrayanların, doğruluktan sapanların, kötülerin yoludur. Bu yolun sonu, azap ve hüsran diyarı olan cehennemdir.

Kardeşlerim!

Hakkın yolunu tutanlar, mazlumun, mağdurun ümidi olurken; bâtılda birleşenler, çoğunlukla zulmün ve zalimin sesi olurlar. Hakka gönül verenler, yüce değerler uğruna mücadele ederken; bâtıla dalanlar, çıkar ve menfaati üstün tutarlar. Hak sevdalıları, yeryüzünü imar edip yaşanılır hale getirmeye çalışırken; bâtılın hizmetkârları, fitne, fesat, yalan, iftira ve bozgunculuk peşinde koşarlar. Hakka tâbi olanlar, dünyada barış, huzur ve adaleti temin için çabalarken; bâtıl taraftarları, kan ve gözyaşı akıtmaya; şehirleri harabeye çevirmeye; zihinleri ve gönülleri tahrip etmeye çalışırlar.  

Kardeşlerim!

İstiklâl Şairimizin hak sevdalısı bir gönlü tarif eden şu dizeleri ne kadar da anlamlıdır:

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam, aldırma da geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Öyleyse kardeşlerim! Şartlar ne olursa olsun hakkın yanında, bâtılın karşısında yer almaya, hakikatin tercümanı olmaya devam edelim. Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmekten vazgeçmeyelim. Unutmayalım ki, hakkın hizmetinde olduğumuz sürece Allah’ın rahmeti ve yardımı da bizimle olacaktır. Hakkı tutup kaldırdığımız müddetçe bâtıl bize asla zarar veremeyecektir.

Hutbemi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle bitirmek istiyorum:

“Allah’ım! Hamd, sana mahsustur. Sen, yerin ve göğün nurusun. Sen, bütün varlıkların yegâne sahibi ve Rabbisin. Sen Hak’sın. Va’din de sözün de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler haktır. Kıyametin kopması haktır.

Allah’ım! Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık bütün günahlarımı bağışla! Benim ilâhım Sensin. Senden başka ilâh yoktur.”[3]  

TIKLA İNDİR 


[1] İsrâ,17/81.

[2] Buhârî, Mezâlim, 32; Müslim, Cihâd ve Siyer, 87.

[3] Buhârî, Tevhîd, 35.

                               

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 12.01.2018 13:55
Anahtar Kelimeler:
Hutbe
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir 2018-01-09 21:06:28

Hutbelerin erken yayınlanması taşradaki kardeşlerimiz açısından olumlu olmuştur Teşekkürler

Avatar
Imam 2018-01-10 17:52:16

InşAllah her hafta erken yayınlanır taşradaki imam arkadaşlar için iyi olur

Avatar
İmam 2018-01-09 23:07:00

diyanet erken yayınlama rekorunu kırmış oldu.

Avatar
Güzel güzel 2018-01-09 23:44:53

Tebrikler güzel gitme

Avatar
Amil 2018-01-10 08:18:56

Hayırlısı olsun inşAllah

Avatar
hoca 2018-01-11 18:44:29

arakadaşlar hutbedeki buhârî, tevhîd, 35. kaynak olarak varilen hadis-i şerifi google de arattığıma farklı hadis çıkıyor. ben mi yanlış birşey yapıyorum.

ebu hureyre (ra) anlatıyor: resulullah (sav) (bir hadis-i kudside) rabbinden naklen buyurdu ki: bir kul günah işledi ve: ya rabbi günahımı affet!” dedi.
hak teâla da: kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir rabbi vardır.”
sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: ey rabbim gühanımı affet!” der.
Allah teâla hazretleri de:
kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir rabbi vardır.”
sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: ey rabbim beni affeyle!” der. Allah teâla da:
kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muahaze eden bir rabbi olduğunu bildi. dilediğini yap, ben seni affettim!” buyurdu.”

(buhari, tevhîd 35)