Hutbe: Hayata Emekle Dokunmak
İLİ           : GENEL

TARİH   : 14.10.2016

HAYATA EMEKLE DOKUNMAK

Hutbeyi indirmek için TIKLAYINIZ


Cumanız mübarek olsun Aziz Kardeşlerim!

Bugünkü hutbemizde milyonlarca kardeşimizin hukukunu ilgilendiren ve çoğu kez ihmal ettiğimiz önemli bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum: Hizmet ve emeğiyle hayatımızı kolaylaştıranlara saygı ve nezaketle davranmak.

Kardeşlerim!

Medine’de Allah Resûlüne gönülden bağlı, Ümmü Mihcen isminde bir hanım sahabî vardı. Medine’nin kenar mahallelerinden birinde ikamet eden bu sahabî, her gün Allah rızası için gelir ve Mescid-i Nebevî’nin temizliğini yapardı. Peygamberimiz (s.a.s), onun bu fedakârlığını takdir eder ve kendisine derin bir muhabbet duyardı. Bir ara ondan haber alamayan Efendimiz, onun nerede olduğunu sordu. Sahabe, bu fedakâr kadının vefat ettiğini ve defnedildiğini söyleyince Efendimiz çok ama çok üzüldü. Kutlu Nebi, “Keşke bana haber verseydiniz?” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Ve hiç yapmadığı bir şey yaptı. Ümmü Mihcen’in kabrine gitti, kabri başında cenaze namazı kıldı ve ona dua etti.[1]
Kardeşlerim!

Hayatta her birimizin bir meşgalesi vardır. Kimimiz amir, kimimiz memur, kimimiz işçi, kimimiz işveren. Aslında özü itibariyle her birimiz, diğerlerimizin hayatlarına bir emekle, bir fedakârlıkla dokunuyoruz. Kimi kardeşlerimiz, sokaklarımızı, okullarımızı, camilerimizi temizliyor. Kimi kardeşlerimiz, ekmeğimizi, yiyeceğimizi, giyeceğimizi üretiyor. Kimi kardeşlerimiz, canı pahasına güvenliğimizi, huzurumuzu temin ediyor. Ancak, gündelik hayatımızın akışı içinde çoğu kez bize emeğiyle hizmet eden kardeşlerimizi unuturuz, ihmal ederiz, bazen hiç görmeyiz. Oysa bize düşen, hayatımıza katkı sağlayan, bize hayatı kolaylaştıran her kardeşimizin hem onurunu, hem emeğini saygın ve kutsal kabul etmektir. Ona değer vermektir. Hiçbir kimseyi topluma ve insanlığa yapmış olduğu meşru hizmetin çeşidinden dolayı küçük görmemek, tahkir etmemektir. Zira işimiz, toplumsal hayattaki konumumuz her ne olursa olsun her insanın, insanlık onuru, haysiyeti aynıdır. Ve Kerim Kitabımızın ifadesiyle her insan saygındır, mükerremdir.[2] Kaldı ki hepimiz aynı topraktan yaratılmışız. Aynı zamanda bizler iman kardeşiyiz.

Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:  “Hizmet edenleriniz, sizin kardeşlerinizdir. Allah, onları sizin himayenize vermiştir. Kimin yanında bir kardeşi çalışıyorsa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Hizmet edenlerinize takatlerini aşan yük yüklemeyin. Eğer onlara ağır işler yüklerseniz bizzat kendiniz onlara yardım edin.’”[3]
Kardeşlerim!

Geliniz! Bugün, bu mübarek saatte Allah Resûlü’nün işlerini bizzat kendisinin yaptığını hatırlayalım. Geliniz, onun ayakkabısını tamir ettiğini, elbisesinin söküğünü diktiğini, süt sağdığını yeniden hatırlayalım. Geliniz! Onun kendisine hizmet edenlere olan nezaket ve merhametini ona on yıl hizmet eden Enes’ten dinleyelim: “Allah Resûlü, beni bir kez olsun azarlamadı, kalbimi kırmadı. ‘Niçin böyle yapmadın?’ ya da, ‘Şöyle yapsaydın ya!’ gibi sözler dahi söylemedi. Bana karşı sürekli ‘evladım’, ‘yavrucuğum’ gibi gönül alıcı, sevgi dolu ifadeler kullandı.[4]
Kardeşlerim!

Geliniz! Efendimizin “İşçiye ücretini alın teri kurumadan veriniz.” sözüne yeniden kulak verelim. Geliniz! Hayatımızı kolaylaştıran, emeğiyle hayatımıza dokunan kardeşlerimize saygı gösterelim. Geliniz! Onları incitecek, gönüllerini kıracak tavır ve davranışlardan uzak duralım. Ve bilelim ki, hayatımız onların emekleriyle ve hizmetleriyle daha da güzelleşmektedir.  
Kardeşlerim!

Geliniz! Hep birlikte gönülden “âmin” diyeceğimiz şu dua ile hutbemizi bitirelim: Ey Rabbimiz! Bizleri mükerrem olarak yarattığın insana saygı ve merhametten mahrum eyleme! Kardeşlerimizin izzet ve onuruna halel getirecek, onların emeğini zayi edecek davranışlardan bizleri muhafaza eyle! Emek ve hizmetiyle bize hayatımızı kolaylaştıran kardeşlerimizin işlerini Sen kolay kıl Allah’ım!

Hutbeyi indirmek için TIKLAYINIZ
[1] Buhârî, Salât, 72.
[2] İsra, 17/70.
[3] Buhârî, İman, 22.
[4] Buhârî, Edeb, 39; Müslim, Âdâb, 31.
                              



 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hoca 2 ay önce

kardeşim bu hutbeler neden bu kadar geç yayınlanıyor anılamıyorum imam bu hutbeye hiç göz atmayacak mı hiç hazırlanmayacak mı adam hazırlanacak ki hem kendisi hem de cemaat haz alabilsin bu hutbeyi hazırlayanların işi ne acaba yada umursamıyorlar lütfen bu çağrıya kulak verin

Avatar
Yaşar Yiğit 2 ay önce

Hutbelerin hazırlanma süreçleri, çekilen emekler dikkate alındığında bazı arkadaşların yaptığı yorumlar, hele hele ilgisiz ve ön yargıya müstenit anlamsız laflar gerçekten imam vasfını haiz kimselerin vasfıyla örtüşmemektedir..Bu hutbelerde bütün yoğunluğuna rağmen Sayın Başkanımızın ve din hizmetlerinde 1-2 arkadaşımızın ne derece emek verdiğinin yakın tanığıyım..hutbeler başkanlık tarafından nasıl ve hangi formda gönderilmişse Başkanlığa saygı gereği öylece okunur. Bu mevzuatın da bir gereğidir. hutbelerin dili konusuna gelince vatandaşın zekasıyla alay etmeyelim. Bu toplumda yaşayan herkesin seviyesi dikkate alınmaktadır. Güncel ve sosyal olmadığı yorumu oldukça abes..hele hele hadis yoğunluğundan şikayet hangi düzlemde değerlendirilmeli? Arkadaşlarımın takdirine bırakıyor, din gönüllüsü kardeşlerime saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum..

Avatar
Ahmet 2 ay önce

Bazı yorumlar, toptancı ve yıkıcı bir anlayıştan, herhangi bir etik değer ve usluba dayanmayan bir zihniyetten neşet ettiğini ele veriyor. Zira tahlil ve tenkidin de bir ölçüsü, sınırı, adabı olmalıdır. Evet neticede her bir hutbe metni bir beşer ürünüdür. Ve her beşer ürününde olduğu gibi hutbelerin de eksikleri, kusurları, eleştiriye müsait yönleri bulunabilir. Lakin her hafta büyük bir emek ve gayret ürünü olan, genel olarak toplumda makes bulan, memnuniyetle karşılanan hutbeleri toptancı bir anlayışla külliyen işe yaramaz addetmek, beraberinde bir art niyeti de izhar etmektedir. Kaldı ki bir hutbe metnini okumak için emek sarf ediliyorsa, o metni ortaya çıkarmak için ne derece emek sarf ediliyordur diye düşünmek gerekir. Diğer yandan emek ve hizmete saygı konulu bir hutbenin altında bu erdemden mahrum bazı yorumların varlığı, aslında Başkanlığımızın bu hafta yine çok önemli, elzem, yerini bulmuş, sosyal, insana ve topluma dokunan bir konuyu gündeme getirdiğinin bir göstergesidir. Başkanlığımıza teşekkür ediyor, hizmetlerinin daim olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Avatar
Hüseyin 2 ay önce

Günler öncesinden yayınlanan bir hutbe, büyük oranda gündemi ve günceli takip edemeyecek, dolayısıyla da toplumun ihtiyaç, ilgi ve beklentisine cevap veremeyecektir. Hutbeleri ilgiyle takip eden biri olarak, hutbelerin sosyal hayattan kopuk, gündemden habersiz olduğu yönündeki iddiaları da şaşkınlıkla karşılıyorum. İmtihanın Adı: Fitne; İmanı Hayat Kılabilmek; Mahremiyeti Yitirmek Mahrumiyettir; Gün, Milletçe Kenetlenme ve Geleceğimizi İnşa Etme Günüdür; En Büyük Bozgunculuk, Dinin Muazzez Değerlerini İstismar Etmektir; Kadına El Kalkmaz; Küresel Terörün Hedef Aldığı Din: İslam… Bu konular mıdır, insanı ve toplumu ilgilendirmeyen, günceli içermeyen? Sahih kaynaklarımızda yer alan olayları dile getirmek midir ajitasyon? Birer din gönüllüsü olarak Başkanlığımızın kurumsal kimliğine, birbirimizin hak, hukuk ve emeğine saygılı olmamız gerekmez mi? Ayrıca yazılan bu yorumlar bile aslında Başkanlığımız hutbelerinin ilgiyle takip edildiğini göstermez mi? Herkese hayırlı cumalar...

Avatar
Hüseyin 2 ay önce

Günler öncesinden yayınlanan bir hutbe, büyük oranda gündemi ve günceli takip edemeyecek, dolayısıyla da toplumun ihtiyaç, ilgi ve beklentisine cevap veremeyecektir. Hutbeleri ilgiyle takip eden biri olarak, hutbelerin sosyal hayattan kopuk, gündemden habersiz olduğu yönündeki iddiaları da şaşkınlıkla karşılıyorum. İmtihanın Adı: Fitne; İmanı Hayat Kılabilmek; Mahremiyeti Yitirmek Mahrumiyettir; Gün, Milletçe Kenetlenme ve Geleceğimizi İnşa Etme Günüdür; En Büyük Bozgunculuk, Dinin Muazzez Değerlerini İstismar Etmektir; Kadına El Kalkmaz; Küresel Terörün Hedef Aldığı Din: İslam… Bu konular mıdır, insanı ve toplumu ilgilendirmeyen, günceli içermeyen? Sahih kaynaklarımızda yer alan olayları dile getirmek midir ajitasyon? Birer din gönüllüsü olarak Başkanlığımızın kurumsal kimliğine, birbirimizin hak, hukuk ve emeğine saygılı olmamız gerekmez mi? Ayrıca yazılan bu yorumlar bile aslında Başkanlığımız hutbelerinin ilgiyle takip edildiğini göstermez mi? Herkese hayırlı cumalar...

Avatar
İbrahim SSagir 2 ay önce

bekliyoruz

Avatar
İbrahim Sagir 2 ay önce

eyvAllah teşekkürler

Avatar
Ali yıldız 2 ay önce

Hutbe hiçbir zaman vatandaşın anlıyacağı dilde yayınlanmıyor.
Sosyal konulara hiç değinmiyor.hep hadisler vs. Hep acıtasyon vs vs önemli konulara kısaca özüne girerek anlatılmalı..