Hutbe: Peygambere İman Olmadan Allah'a iman Olmaz



Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, "Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek inkârcılarr bunlardır ve biz inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor: “Bana iman etmeyen Allah'a iman etmemiş olur …”[2]

Değerli Kardeşlerim!

Dinin en temel prensibi tevhittir, yani Allah’ın birliğine imandır; nübüvvettir, yani peygamberlere imandır; meaddır, yani hesap gününe imandır.  Bu prensiplerden peygamberlere iman, İslam inanç sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Kerim Kitabımızı bize açıklayan Sevgili Peygamberimiz (sas)’e iman etmeden Müslüman olamayız ve İslam’ı tam manasıyla yaşayamayız. Çünkü Rasûlullah (sas)’ e iman eden aynı zamanda Allah’a iman etmiş, onu inkâr eden, Allah’ı inkâr etmiş olur. Peygambere iman, onun, Allah’tan getirdiği her şeyi kabul etmek ve bunlara iman etmektir. Bu sebeple nübüvvete ve risalete inanmadan sadece Allah’ın varlığını kabul etmek, Allah nezdinde imanın geçerli olması için yeterli değildir. Bizler Müslüman olmanın ilk şartı olan kelime-i tevhitte ve kelime-i şehadette Rabbimize imandan sonra Peygamberimiz (sas)’e imanı zikrederiz. Bizler, Allah’a iman ile Rasulü’ne imanın ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul ederiz. Rasul’e iman olmadan Allah’a imanın yeterli olmayacağına inanırız. Zira Kur’an bizi Rabbimizin huzuruna çağırdı. “Namaz kılın!” buyurdu. Fakat biz nasıl namaz kılacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık ve ondan öğrendik. Kur’an bizi oruç tutmaya çağırdı. Fakat biz nasıl oruç tutacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık, Allah’ın bizden nasıl bir oruç istediğini ondan öğrendik.

Kardeşlerim!

Sevgili Peygamberimiz (sas), “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur...”[3], buyurmuştur. Aynı şekilde Rahmet Peygamberi Efendimiz (sas), “Gönülden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun Rasulü olduğuna şehâdet eden kimseye Allah, mutlak surette cehennemi haram kılar.”[4] buyurmuştur. Buna göre Allah’a, Hz. Muhammed Mustafa (sas)’e ve onun getirdiklerine tereddütsüz bir şekilde inanmadan mümin olunamaz. Son sözü “La İlahe İllallah” olan kimsenin cennete gireceği[5] şeklindeki bazı hadisler, İslam’ın bir bütün olarak kabul ve tasdik edildiğini ifade etmektedir. Nitekim İslam’ın bidayetinden itibaren bütün Müslümanlar, Hz. Muhammed (sas)’in peygamberliğini tasdik etmenin İslam’ın değişmez bir esası olduğunda ittifak etmişlerdir.

Kardeşlerim!

Sevgili Peygamberimiz (sas), Yüce Rahman’ın rahmet mektebinin öğretmenlerinden biridir. İnsanlığın rahmet pınarı, hikmet ışığı ve hidayet rehberidir. Biz ona baktık insanlığın en yüce özelliklerini onda gördük. Muhabbet, merhamet, vefa, doğruluk, adalet, hak, hakikat, hukuk, güvenilirlik, tevazu, kahramanlık, Allah’a kul olmak ve başkasına kul olmamak neymiş; onda gördük, ondan öğrendik. Peygamberimiz, ilimle ameli, hayatla ahlâkı, hikmetle irfanı, bugünle yarını, dünya ile ahireti buluşturan ve barıştıran insanlık önderidir. O, güzelle çirkini, adaletle zulmü, ilimle cehaleti, samimiyetle gösterişi, faydalı ile zararlıyı ayırt eden insanlık öncüsüdür.

Kıymetli Kardeşlerim!

Peygambere iman, sözden öte özde kendini belli etmelidir. Peygambere iman, onun adı anıldığında yalnız elimizi göğsümüzün üzerine götürmekten ibaret değildir. Ona iman, onu, her şeyden daha çok sevmek, getirdiği ilahi buyruklarla amel etmek, mübarek ismi anıldığında salat ve selam getirmektir. Bir insan Peygamberimize uydu mu, Allah’ın razı olduğu yola girmiş demektir.

Onun için, Ey Mü’minler!

Kim insanlığın güzelliklerinden bir nasip almak istiyorsa, onu örnek almalı. Kim iyi bir Müslüman olmak istiyorsa, onu rehber edinmeli. Kim Allah’ın sevdiği bir kul olmak istiyorsa, onun yolundan gitmelidir. Çünkü Rabbimiz, sevdiği ve bir kulunda görmek istediği bütün özellikleri ve güzellikleri Sevgili Peygamberimiz (sas)’de toplamıştır.

Kardeşlerim!

Sevgili Peygamberimize sonsuz salat ve selam olsun! Rabbimiz, onun ümmeti olma bahtiyarlığından bizleri mahrum bırakmasın! Onun hayat veren ilkelerinden, iki cihan mutluluğuna ulaştıran yolundan, sünnet-i seniyesinden bir an olsun bizi ayırmasın.

Hutbemi, Rahmet Elçisi’nin bir hadisi ile bitirmek istiyorum: “Allah’ı Rab, İslâm’ı din ve Muhammed’i de nebî ve rasûl olarak kabullenen kişi imanın tadını alır.”[6]  



[1] Nisa 4/150-151.
[2] İbn Hanbel VI, 382.
[3] Buhârî, Cihâd, 110.
[4] Buhârî, İlim, 49.
[5] Ebu Davud, Cenâiz, 15-16.
[6] İbn Hanbel, I, 208. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yorum sizin 2 yıl önce

geç kalmış hutbe

Avatar
berk9898 2 yıl önce

evet ...hep geç yayınlıyor diyanet...hutbeler güzel ama en azından bir hafta önce gelmeli ki her camide okunabilsin, son günde geldiği için il-ilçe merkezleri dışında çoğu köylerde okunmuyor, iletişim çağındayız ama çoğu yerde daha internet yok...

Avatar
Muhsin Hoca 2 yıl önce

Sayın Yetkililer, Allah Rızası için şu konuyu göz ardı etmeyin. Havalar çok sıcak. Camilerin çoğu klimasız. Klimalı olanlarda cemaat kalabalık olunca yetersiz kalıyor. Hutbeler çok uzun. Şu hutbe 15-20 dk sürüyor. Cemaat bunalıyor. Hutbe ne kadar güzel olursa olsun, okuyan ne kadar güzel okursa okusun sıcaktan cemaate hiç bir şey gitmiyor yada çok az gidiyor. Lütfen daha kısa daha sade bir çok mesajı bir kaç satırda verebilen hutbeler hazırlayın. Ve lütfen şu hutbeleri 1 gün kala yayınlamayın.