Müftü Keşvelioğlu'ndan şehitler Hutbesi
Grup Sayfamız için

Tarihimizde millet olma bilincimizi tazeleyen zaferlerimiz vardır. Bu zaferlerden biri de 30 Ağustos Zafer bayramıdır.
 
30 Ağustos 1922 yılında düşmanın topraklarımızdan sökülüp atılması ile hürriyet ve İstiklâlimizi kazandığımız zaferin adıdır.
 
Bu zaferi bize kazandıran komutanlarımıza ve tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin.
 
Barışı esas alan yüce dinimiz, vatan toprakları düşman işgaliyle karşı karşıya kaldığında, vatanın bölünmez bütünlüğü tehlikeye girdiğinde savaşı mukaddes bir vazife saymış, gaziliği ve şehitliği rütbelerin en büyüğü kabul etmiştir.
 
Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah: “Sizler Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, bilâkis onlar diridirler ve Rablerinin katında güzel nimetlerle rızıklandırılmaktadırlar”(1) buyurmuştur.
 
Sevgili Peygamberimiz de; “Cennete giren hiç kimse oradaki güzelliklerle hemhal olduktan sonra çıkmak istemez, yalnız şehitler müstesna, onlar şehitliğin mükâfatını bildikleri için defalarca dirilip şehit olmayı isterler” (2) buyurmuştur.
 
Şehitler toprağa kapanmış özgürlük âbideleridir.
 
Her yerde büyük milletler, mukaddesatı ve vatan uğruna şehit olmayı göze alan milletlerdir.
 
Arif Nihat Asya ne güzel buyurmuş:
 
Bayrakları bayrak yapan üstünde ki kandır,
Toprak uğruna ölen varsa vatandır. 
 
Şehit bir fert değildir. O, bir fertte barınan bir milletin ruhu,  bir milletin iradesidir.
 
O yattığı yerden bize diriltici bir nefha, ruh üfler, yaşadığımız topraklar üzerinde bize ebediyet duygusu kazandırır.
 
Şehitler bizim gerçek velilerimizdir, mürşitlerimizdir. Bugün, bu topraklarda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız gönderde dalgalanıyor, ezanlarımız gök kubbede yankılanıyorsa bunu onlara borçluyuz.
 
Bunu hatırlatma kabilinden M. Akif Ersoy şöyle der.
 
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı! 
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. 
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. 
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
 
Şu bir gerçek ki; her ne kadar Çanakkale’yi düşmana geçilmez kılsak ta, 30 Ağustos’ta düşmanı bu topraklardan söküp atsak ta, düşmanlarımız hain ve sinsi emellerinden vazgeçmiş değillerdir.
 
Kandile yapılan hava saldırısında ölen Alman ajanı, Doğuda PKK’nın yürüttüğü kirli savaşın gerçekte kimlerin savaşı olduğunu ortaya koymaktadır.
 
Doğu ve Güneydoğu da kendilerine yol yapan, baraj yapan iş makinalarını, araçları yakanlar, Mehmetçiğe, emniyet güçlerimize haince tuzaklar kurup kurşun atanlar ve bir de barış ve demokrasi sözcüğünü dillerine pelengsek ederek utanmadan kendilerini kürt kardeşlerimizin temsilcisi olarak sunanlar, her şeyden önce Çanakkale’de yatan Ağrı’lı, Van’lı, Diyarbakır’lı, Hakkari’li şehitlerimizden utanmalıdırlar.
 
Milletimiz, devletimiz nasıl ki dün 30 Ağustos’ta bu toprakları işgale yeltenenlere gerekli dersi vermişse bugün de bu topraklar üzerinde operasyon yapmaya kalkışanlara, ülkemizin birliğini, dirliğini, huzurunu bozmak isteyenlere de gerekli dersi verecektir, vermektedir de.
 
Yeter ki bizler bir millet olmanın şuuru ile bir ve beraber olalım.
 
Bu vesileyle Bedir’den Çanakkale’ye, Çanakkale’den 30 Ağustos’a, 30 Ağustos’tan bugüne göğü dua toprağı secde kokan Aziz coğrafyayı canları uğruna bizlere vatan yapan, vatan kalması için kanını akıtan bütün şehitlerimize, bütün yiğitlerimize Cenâb-ı Haktan rahmet niyaz ediyorum.
 
Mekânları, makamları cennet olsun.
 
 
Abdulkadir KEŞVELİOĞLU
 
 
 


[1] Bakara Sûresi  2/154
[2] Buhari, Cihad, 21; Müslim, İmare, 109; Tirmizi, Fezailul cihad, 13, 25
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol