İNSANIN HUZUR VE BARIŞINI, BİR VE BERABER YAŞAMINI TEMİN EDEN NİZAM; HAZRET-İ KUR’AN’DIR.

Yüce Rabbimiz, Al-i İmran suresi 103. ayet-i kerimede; “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. “ buyurmuştur.

Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de; “Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır.”  Bir başka hadis-i şeriflerinde ise Efendimiz (s.a.v.); “Bölücülük yapan, bizden değildir.” ikazlarında bulunmuşlardır.

Sünen-i Ebu Davut’ta Hazret-i Sevban (Radıyallahu Anh) ‘dan rivayet edildiğine göre Bir gün Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular; “Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.”

Sahabi Efendilerimiz;
“Bu, o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” diye sordular.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
“Hayır, aksine siz o gün kalabalık olacaksınız. Fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak sizin gönlünüze de vehn atacak” buyurdular. Bunun üzerine Sahabi Efendilerimiz;
“Vehn nedir, ya Resulullah?” diye sorunca,

Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
“Vehn; dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir” buyurdular.

Rahman suresi 5. ayet-i kerimede Yüce Mevla; “Güneş ve ay bir hesaba bağlı (olarak hareket ederler.)”  buyurmaktadır.

Aslında bu ve benzeri ayet-i kerimeler semadaki ahenkten ve düzenden bahs ederek insanoğlunu tefekkür ve tedebbura davet etmektedir. Öyle ya güneş ve ay dünya kuruldu kurulalı kendilerine tahsis edilen yolda hayatlarına devam ederler. Kavga yok, gürültü yok, patırtı yok, terör yok, itişme yok, rötar yok.

Hayvanlar âlemine bir göz atalım. Hayvanların çoğalıp nesillerini devam ettirebilmeleri için bir ve beraber yaşamak zorunda oldukları hatta uyum içinde yaşayabilmeleri için de kendi aralarında bir takım kural ve kaidelerin olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur.

Peki, semadaki en küçüğünden en büyüğüne gök cisimlerinden tutun hayvanlar âlemine kadar bir ve beraber yaşayabilmeleri için bir kanun bir nizam olur da Eşref-i mahlûkat olarak yaratılmış olan insanoğlunun huzur ve sükûnunu temin eden, bir ve beraber yaşamalarını sağlayan bir kanun olmaz mı? Elbette bunun bir kuralı olmalıdır. Bütün kâinat duymalıdır ki insanoğlunun huzur ve barışını, bir ve beraber yaşamını temin eden nizam; Hazret-i Kur’an’dır.

Aslında güneş her gün semamızda doğarken âdete bizlere; “Size ne oluyor? Birbir ellerinden tutmanız gerekirken birbirlerinizin boğazından ne diye tutar oldunuz. Bir kere de olsa bize bakıp ibret almaz mısınız?” der gibi. Bu, semadaki ahenkten dünyamızdaki düzene kadar bütün eşyanın yaratıcısının emrine teslim oluşunun bir neticesidir.

Dünya ve içerisindekilerin emrine musahhar kılınmış insanoğlunun huzursuzluğu, yaratıcısından irtibatını koparmasıdır. Yaratıcısı ile barışık olamadığından yaşadığı dünyayı yaşanmaz hale dönüştürmüştür. Rotasından çıkan, sahip tanımayan insan,  sadece kendi dünyasını değil toplumun dünyasını da yıkmaktadır. Bu gün dünyamızda özellikle de topraklarımızda cereyan eden terör ve terörizm hareketlerinin altında; Allah tanımayan, ahiret tanımayan, kitap tanımayan insanların isyanı yatmaktadır.

Kardeşliğimizi zedeleyen, güç ve kuvvetimizi azaltan, bir ve beraber olmamıza mani olan hislerimizi ortadan kaldırmalıyız. Sen ben diyerek dağılma, parçalanma yerine bizi bir edecek, iri edecek Hazret-i Kur’an’ın ve Kur’an’ın başöğretmeni Hazret-i Muhammed (s.a.v.) Efendimizin engin ahlakında yeniden bir araya gelmeliyiz. İsmini hatırlayamadığım bir filozofun güzel bir tespiti var; “Din duygusu, kuvvetli içtimaî bir bağdır. Bir milletten, Allah fikrini kaldırırsanız, o zaman onlar, ancak menfaat korkusunun tesiri altında bulunan bir topluluk olurlar. O topluluğu teşkil eden vatandaşlar ise, birer kardeş değil, sadece müşterek menfaatli birer ortaktırlar.”

Eğer bu milletin birliği, bu milletin dirliği söz konusu ise gelin aramızda Kur’an hakem olsun. Hazret-i Muhammed (s.a.v.) Efendimiz hakem olsun. Bir kere daha Ustad Akif’in dili ile sesleniyorum; “Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.” Zira menfaat bağları çözülmeye dursun o zaman ne birlik kalır ne de dirlik. Hazret-i Mevlana’nın Mesnevi’de anlattığı kurtla kuzu misalini asla unutmamalıyız.

Yukarda meallerini sunduğum Peygamberî uyarılar şunu bir kere daha göstermiştir ki düşmanlarımız, bize saldırmak, bizi mağlup edebilmek için, zayıf anımızı kollamaktadırlar. Bizim bölük pörçük olmamızdan sadece düşmanlarımız sevinir ve istifade ederler.

Yaşadıklarımız birlik içinde, güçlü olmamız gerektiğini ve bölünmeyi çağrıştıran her türlü söz ve eylemden uzak durmamızı çok açık şekilde göstermektedir.

Sadece tabiî afetler halinde değil, çarşıda, pazarda, camide, evde, işte, içeride, dışarıda, sevinçte, kederde, kısaca hayatın her alanında, her zaman bir ve beraber olmamız gerekmektedir. Milli şairimiz de yıllar önce; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez” diyerek milletimizi bölünüp parçalanma konusunda uyarmıştır.

Kavga ve düşmanlık Müslümanların birliğini bozar, güçlerini zayıflatır, onları gevşekliğe sürükler. Düşmanların ise iştahlarını kabartır. İffetlerimizden servetlerimize kadar her şeyimize göz koyar, gelir kaynaklarımızı talan etme niyetleri kamçılanır. Oysa Yüce Allah Enfal suresi 46. ayet-i kerimede; “Sakın, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, kuvvetiniz elden gider.” Buyurarak biz kullarını ikaz etmiştir.

Her türlü kavga ve tartışmanın dışında kalmaya gayret etmeliyiz. Hedefimiz birlik, hedefimiz düzenlik olmalıdır. Bizler, Allah’ı, Peygamberi, dini, kıblesi, vatanı ve bayrağı tek olan bir milletin çocuklarıyız. Bu kadar birliğin arasına şuculuk, buculuk yaparak parçalanmamıza asla fırsat vermemeliyiz. Farklı inanış ve anlayışlarımız da olsa, millet olarak birlik, beraberlik ve kardeşlikten yana olmalıyız.

Toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışma içinde olmaları, maddî ve manevî varlığımızın korunup kollanması dinin zorunlu kıldığı bir sorumluluktur. Ayrıca bu, barış ve huzurun da teminatıdır.

Selam ve dualarla…

 
Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol