1.Kasım:

Kasım, Hz. Muhammed (s.a.v)’in ilk çocuğudur; bu nedenle Hz. Muhammed (s.a.v)’in künyesi, Ebu’l-Kasım’dır. Kasım’ın annesi, Hz. Hatice’dir. Nübüvvetten önce Mekke’de dünyaya gelmiştir. Ne kadar yaşadığı konusu tartışmalı olmakla birlikte, genel kanaate göre 17 aylıkken ve nübüvvetten önce vefat etmiştir. Ancak onun bi’setten sonra vefat ettiğini savunanlar da vardır. Bunlar, görüşlerini şu iki delile dayanarak savunurlar:

a)Gösterilen ilk delil şu hadistir: Hz. Hatice validemiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e gelerek, “Ya Rasulullah! (Göğsüm) Kâsım’ın sütüyle dolup taşıyor. Keşke süt emme süresini tamamlayana kadar olsun yaşasaydı.” demişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “O süt devresini cennette tamamlayacaktır.” buyurunca: “Keşke bunu (kesin bir bilgiyle) bilseydim ya Rasulullah! O zaman onun acısına sabretmem kolaylaşırdı.” deyiverdi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “İstersen Allah’a dua edeyim de sana onun sesini işittireyim.” Buyurdu. Ancak Hz. Hatice (r.anha) annemiz: “Hayır, yâ Rasulullah! Ben Allâh ve Resûlü’nü tasdîk ediyorum.” diyerek buna gerek görmedi. (İbn Mace, Cenaiz 27)

b)Gösterilen ikinci delil ise Kevser suresinin nüzul sebebidir. Müfessir Sabuni bu durumu şöyle izah etmektedir: "Hz. Peygamber (a.s) in oğlu Kasım ölünce, Âs b. Vâil: "Bırakın onu. O, soyu kesik bir adamdır. Nesli yoktur. Öldüğünde adı sanı kesilecektir" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu sûreyi indirdi ve her ne kadar çocukları olsa da, asıl soyu kesik olanın o kâfir olduğunu haber verdi. Çünkü o, Allah'ın rahmetinden mahrum edilmiştir. O ne zaman anılsa, lanetle anılacaktır. Ama Hz. Peygamber (a.s) böyle değildir. Çünkü onun adı kıyamete kadar anılacak; minare ve minberlerde Allah'ın adiyle beraber yücelecektir. Onun zamanında, kıya­mete kadar gelecek olan bütün mü'minîer onun tâbileridir. O, mü'minlerin babası yerindedir. Allah'ın salât ve selâmı onun üzerine olsun." (Sabuni, Safvetü't-Tefasir, C:6, S: 450)

Kasım, eğer çok küçükken vefat etmişse bu iki delili geçmişe dönük konuşmalar olarak kabul etmek gerekir. Ayrıca ikici delilin, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in son çocuğu Abdullah’ın ölümü ile ilgili olması da mümkündür.

Sonuç olarak; Kasım’ın ne kadar yaşadığı ihtilaflıdır. “Yedi gün veya yedi ay yaşadığı, süt emme yaşını tamamladığı, hatta temyiz yaşında yahut hayvana binecek yaşta öldüğü ileri sürülmektedir.” (TDV İslam Ansiklopedisi, C: 24, S. 538)

2.Zeynep:

Hz. Zeynep, Hz. Muhammed (s.a.v)’in Kasım’dan sonra doğan ikinci çocuğu ve en büyük kızıdır. Zeynep, hicretten yirmi üç yıl önce, babası otuz yaşlarında iken Mekke’de doğmuş, H. 8. yılda henüz 31 yaşında iken Medine’de vefat etmiştir.

Zeynep, nübüvvetten önce veya nübüvvetin ilk yıllarında teyzesi Hâle bint Hüveylid’in oğlu Ebu’l-As ile evlendi. Ebu’l Asi vefalı, güvenilir ve saygılı bir insandı. Ancak eşi Zeynep Müslüman olduğu halde, o İslamiyet’i kabul etmedi.

Ebu’l As, müşriklerin safında Bedir savaşına katılarak esir düştü. Zeynep, kocasının serbest bırakılması için bir miktar mal ile birlikte Annesi Hz. Hatice’nin kendisine düğün hediyesi olan gerdanlığı da gönderdi. Hz. Muhammed (s.a.v.), bu gerdanlığı görünce duygulanıp, gerdanlığın kızına iade edilmesini ve Ebu’l-As’ın da kızının Medine’ye hicret etmesine izin vermesi şartına bağlı olarak serbest bırakılmasını istedi.

Ebu’l-As, Medine’ye dönünce, Zeynep’i Mekke dışında Zeyd bin Harise ile Ensardan bir sahabeye teslim edilmek üzere, kardeşi Kinane ile birlikte gönderdi. Ancak daha belirtilen adrese varılmadan Kureyş’ten iki kişi yollarını kesti. Zeynep’in devesi, yol kesenlerden Hebbar’ın, deveyi mızrağı ile ürkütmesi üzerine, Zeynep bir kayanın üstüne düştü ve kaburga kemiği kırıldı ve hamile olduğu bebeği de düştü. Bu olayın ardından yol kesenler geri döndüler. Zeynep, Zeyd bin Harise ve Ensardan olan sahabe ile birlikte Medine’ye ulaştı.

Ebu’l-As, h. 6. yılda Kureyşlilere ait mallarla Suriye’den dönerken Müslümanlarca esir alındıktan sonra kaçıp Medine’ye giderek Zeynep’ten eman istedi. Gerekli eman verildikten sonra Kureyşlilerin mallarını Mekke’ye götürüp teslim ettikten sonra Müslüman olduğunu açıklayarak Mekke’ye hicret etti. Müslüman olduğu için hanımı ile eski nikahı yenilendi. Zeynep, kocası ile yeniden evlilik birliği sağladıktan kısa bir süre sonra hicretin 8. yılında vefat etti. Baki mezarlığında medfundur.

Hz. Zeynep’in Ali ve Hümame isminde iki çocuğu vardı. Ali daha çocuk yaşta iken vefat etti. Hümame ise, Hz. Fatma’nın vefatından sonra Hz. Ali ile evlendi. Zeynep’in nesli devam etmemiştir.

3.Rukıyye (Rukayye):

Hz. Rukıyye,  Hz. Muhammed (s.a.v.)’in üçüncü çocuğu ve ikinci kızıdır. Hicretten yirmi yıl önce Mekke’de doğdu.

İslamiyet’in gelişinden önce Ebu Leheb’in oğlu Utbe ile nikahlanmış ancak düğünleri yapılmamıştı. İslamiyet’ten sonra Tebbet Suresi nazil olunca bu nikah bozuldu.

Rukıyye, Hz. Osman ile evlendi. Hz. Osman ile Rukiye, 615 yılında Habeşistan’a hicret eden ilk kafile içinde yer aldılar. Daha sonra Mekke’ye dönüp oradan da Medine’ye hicret ettiler.

Bir erkek çocuğu doğdu; bu çocuğa Abdullah adı verildi. Abdullah, Hicri 4. yılda henüz küçük bir çocuk iken, yüzünün bir horoz tarafından gagalanması neticesinde hastalanıp öldü. Rukıyye’nin nesli devam etmemiştir.

Rukıyye, yirmi dört yaşında iken Bedir zaferinin haberi geldiği gün Medine’de vefat etti.  Cenaze namazını, onun hastalığı nedeniyle Bedir savaşına katılamayan Hz. Osman kıldırdı. Hz. Rukıyye, Baki mezarlığına defnedildi.

4-Ümmü Gülsüm (Ümmü Külsüm):

Hz. Ümmü Gülsüm, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in 4. çocuğu ve 3. kızıdır. 605 veya takip eden yıllarda doğmuştur. Asıl adı Ümeyye veya Amine’dir. Hiç çocuğu olmadığı halde niçin Ümmü Gülsüm dendiği bilinmemektedir.

İslamiyet’ten önce Ebu Leheb’in oğlu Uteybe ile nikahlanmış, ancak düğünleri yapılmamıştı. İslamiyet’ten sonra Tebbet Suresi inince bu nikah bozuldu.

Hz. Ümmü Gülsüm, h. 4. yılda Hz. Osman ile evlendi. Hicretin dokuzuncu yılında vefat etti. Cenaze namazını Hz. Muhammed (s.a.v.) kıldırdı. Baki mezarlığına defnedildi.

5.Fatma (Fatıma):

Hz. Fatma, H. Muhammed (s.a.v.)’in 5. çocuğu ve 4. kızıdır. Bi’setten yaklaşık bir yıl kadar önce Mekke’de doğmuştur. Zehra ve Betül lakaplarıyla anılmıştır. Künyesi, babasının annesi demek olan Ümmü Ebiha’dır.

Hz. Fatma, on beş yaşında iken Hicretin 2. yılında Medine’de Hz. Ali ile evlendi. Evlendiklerinde Hz. Ali yirmi dört yaşında idi. Hz. Ali, Hz. Fatma yaşadığı müddetçe başka bir evlilik yapmamıştır.

Hz. Fatma’nın; Hasan, Hüseyin, Muhsin (Muhassin), Ümmü Gülsüm, Zeynep isimlerinde beş çocuğu dünyaya geldi. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in soyu, kızı Fatma ile devam etmiştir. Muhsin, küçük yaşta vefat etmiş, diğer çocukları evlenmişlerdir.

Hz. Fatma’nın kızı Ümmü Gülsüm, hilafeti döneminde Hz. Ömer ile evlenmiştir. Dolayısıyla Hz. Fatma, dört büyük halifeden Hz. Ali’nin eşi, Hz. Ömer’in ise kayın validesidir.

Hz. Fatma, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vefatından altı ay kadar sonra Hicri 11. yılda Medine’de vefat etti. Cenazesini Hz. Ali ile Hz Ebubekir’in hanımı Esna bint Umeys yıkadı. Tabutu kendisinin sağlığında istediği gibi üstü kapalı olarak hazırlandı.Cenaze namazını Hz. Ali kıldırdı. Baki mezarlığına defnedildi.

6-Abdullah:

Abdullah, Hz. Muhammed (s.a.v)’in Hz. Hatice’den doğan son çocuğudur. Nübüvvetten sonra doğmuş üç aylıkken vefat etmiştir. Tahir ve Tayip adlarıyla da anılmıştır.

7-İbrahim:

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in son çocuğu olan İbrahim’in annesi Mısırlı Mariye’dir. İbrahim, H. 8. yılda Medine’de doğmuş on sekiz aylıkken vefat etmiştir. Baki mezarlığına gömülmüştür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.