On bir ayın sultanı diye kültürümüzde iştihar etmiş mübarek Ramazan bu yıl da teşrif etti. İnanan tüm kardeşlerimize hayırlı olsun. Kendisini İslam Alemi olarak kanla karşıladığımız için bir kez daha af diliyoruz Ramazan-ı Şeriften. Duam o ki inşaallah mübarek ay azmış toplumlarımızı hizaya getirir, sekînet ve huzura en kısa zamanda kavuşuruz.
 
Bu yazımda ben hemen hemen tüm ilahiyatçıların, müftülerin, vaizlerin söylediği gibi cennetin kapılarının açıldığını şeytanların bağlandığı şeklindeki hadislerden mülhem sözleri söylemek istemiyorum. Mevlana'nın dediği özümüzden ilham alalım ama yeni şeyler söylemek de lazım diye düşündüm.
 
Her ne kadar şeytanlar Ramazanda bağlansa da birçok alanda şeytana rahmet okutacak şeytanlıklar yapan insanoğlu, Allah'a ve Onun dinine olan ihanetleri sebebiyle İblis'i geride bırakmıştır. İslam aleminin geniş anlamda da tüm Dünyanın durumuna bakıldığında görülecektir ki her akl-ı selim benim bu söylediklerimin altına imzasını atacaktır.
 
Netice-i kelam ben beylik sözleri kullanmak yerine başta İslam alemi olmak üzere ülkemizde yaşanan müessif (üzücü) durumları göz önüne aldığımızda bir din adamı (ruhban anlamında değil) olarak Ramazan ile ilgili şu öğütlerime hem devlet büyüklerinin hem de halkımızın kulak vermesini istirham ediyorum.
 
1- Varlıklı insanlar olarak garibanları değil de birbirinizi ağırlayarak iftar verdiğinizi sanmayın.
 
2-Sadece Ramazanda değil her zaman sofranızda imkânı kıt, fakir  insanlar bulunsun. Çünkü onların duası 100 tane nafile hacdan ve umreden üstündür. Özellikle de yetimlerin size yapacağı bir dua, en büyük manevi devlettir.
 
3- Lüks ve israfla bezeyerek İftar Sofralarını Firavun sofralarına dönüştürmeyin.
 
4-Büyük şehirlerde iş çıkışı evine yetişme kaygusu taşıyan insanlarımıza çadırlarda verilen iftarları asla bir gösteri ve siyasi çıkar malzemesi yapmayın. Bu çok büyük bir günahtır.
 
5-Varlıklı kardeşlerimiz Ramazaniye denilen içinde birçok gıda malzemesinin bulunduğu Ramazan paketlerini muhtaçlara ulaştırsınlar. Mümkünse fakirlere nakdi yardımda da bulunsunlar.
 
6-Tüm devlet büyükleri ara ara da olsa, fakirlerin evine misafir olup iftarlarını onlarla yapsınlar. Ama bunu arkalarına bir kamera ordusunu takarak değil...
 
7-Yaşlılar yurdu sakinleri ile iftar ediniz. Hastahanelerde yatan hasta ve refakatçilerini geziniz, resmi güvencesi olmadığı için çok müşkil durumda olan on binlerce muhtaçtan birinin ihtiyacını gidermenin, yüzbinlerce rekât nafile namazdan üstün olduğunu biliniz.
 
8-Ödülü Allahın katında çok özel bir mevkide olan orucunuzu asla dedikodu gıybet gibi toplumsal hastalık virüslerine ezdirmeyin. Bunları terk etmeyenlerin boşa aç kaldıklarını unutmayın.
 
9-Orucu sadece mideye değil tüm bedeninize tutturun. Orucun manevi himayesi vücudunuzun her zerresinde hissedilsin.
 
10-Günahların hazan yaprağı gibi döküldüğü bu kutsal iklimde tüm günahlarınızdan tevbe edin. Kamu malını veya direkt bir kulun hakkını bilerek veya bilmeyerek yemişseniz onu hemen ödeyin ve helallik dileyin, yetmez bir de mülkün sahibi olan Yüce Allah’tan bağışlanma dileyin.
 
11-Garip gurebâya, dula,  biçarelere özellikle de yetimlere el uzatın. Sevabın en büyüğünün Arafat Tepelerinde değil  yetimlerin hıçkırıklarında olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.
 
12- Çadırlar İçinde muhtelif eğlence veya güyâ dinî program yapıyoruz diyerek hadiseyi oldukça abartarak çadırları veya meydanları doldurup camilerin boşalmasına sebep olmayın. Ramazan’ın değeri ibadetlerden, tesbihatlerden ve yardımlaşmalardan mükevvendir. Karagöz-Hacivat ve sair cambaz gösterileri ile  veya Kamuya ait milyonlarca lirayı çeşitli şarkıcılara ödeyerek Ramazan Konseri verdirtmekle değil…Birtakım kültür faaliyetleri Teravih namazından sonra yapılması belki daha muvafık olabilir.
 
13-İş icabı anne ve babanızdan uzaklarda iseniz, onlarla iftar yapmak üzere amirinizden izin alın ve onlarla iftar edin. Çocukluğunuzdaki o muhteşem birliktelik sevincini yaşamanın bu dünyada en büyük mutluluk olduğunu unutmayın. Hele hele Ramazan Bayramınızı sakın bir tatil beldesine giderek değil bahsettiğim o muhteşem ihtiyarların yanında geçirin ve devamlı onların duasını alın. İnanın her ikisi de gerçek aleme göçünce keşke onlarla daha fazla vakit geçirseydik diyeceksiniz.
 
14-Ramazan akşamları sevdiklerinizle, komşularınızla bir araya gelin sohbet edin, ecdadımızın hayatlarından, eski Ramazan hatıralarından konuşun, çocuklarınız bu yaşanmış güzellikleri duyarak büyüsünler. Bırakın şu kalitesiz ve çapsız dizileri izlemeyi…
 
15-Teravih Namazı yoktur, lüzumsuzdur diyen lüzumsuzlara kulak asmayın. Bu namazı Sevgili Peygamberimiz kılmıştır, adına teravih demiyorlardı ama bu namaz kılınıyordu. Arapçaya vakıf olanlar bilir, Teravih kelimesi tef’il babından masdar olup Terviha kelimesinin çoğulu şeklinde teravih olarak gelir. Anlamı dinlendirmek, rahatlatmak demektir. Ecdadımız rekat aralarında dinlenerek bu namazı eda ettiklerinden bu adı vermişlerdir. Peygamberimiz zamanındaki adı elbette teravih değildi. Onlar Ramazan Gecelerini bol ibadetle geçirirlerdi. (Gece Namazı)
 
Teravih Namazı sünnet bir namazdır. Kılmak zorunlu değildir ama kılındığında büyük ecirleri havi bir namazdır. Çocukluk zamanlarımızı da göz önüne alırsak bize camiyi, dini, İslamı sevdiren diğer beş vakit namaza bizi alıştıran bir namazdır. Hal böyle olunca ümmet arasında bu denli saygı ve sevgi tesis etmiş bir namaza “yoktur” deyip milletimizin arasına lüzumsuz şüpheler sokmak, kelimenin en hafif ifadesiyle gaflettir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için geçen yıl yazdığım Teravih makalesine bakınız…
 
16-Bereketin ve bana göre manevi hissiyatın zirve yaptığı vakit olan sahura kalkın, okullar da tatilde olduğu için çocuklarınızı da sahura kaldırın. 
 
35 yıl geçmesine rağmen Ramazan’ın en iz bırakıcı tatlı  hatıratı sahur sayesinde yüreklerimizde ve dimağlarımızda mekân tutmuştur. Sahurda kompostoyu da unutmayın.
 
Yazımızı ben,im de muhayyer makamında bestelediğim Ahmet Remzi Dede’ye ait şiirle bitiriyorum…
Ramazan-ı Şerif  yuvalarınıza Halil İbrahim bereketi ve asr-ı seadetin mutluluğunu getirsin.
Allah yurdumuzu her türlü beladan ve düşman istilasından korusun.
 
 
 
Müjde mü'minler size ihsân-ı rahmandır gelen
Şânına ta'zim için bu mâh-ı gufrandır gelen
Ondadır feyz-i hidâyet ondadır afv ü kerem
Kadrini bil mevsîm-i inzâl-ı Kur'an'dır gelen
 
Iyd-ı ekber her günü kadr-i mübârek her gece
Ehl-i imâna ne mutlu lutf-ı sübhandır gelen
Zulmet ü kasvetten âzâd etmeye sâimleri
Nûr-ı İslâm nûr-ı îmân nûr-ı irfandır gelen
 
Hâne-i kalbi temizle hoşça istikbâl için
Ni'meti mebzûl bir mihmân-ı zî-şandır gelen
El-hazer senden şikâyet etmesin yarın aman
Rûz-ı mahşer şâfi-i ashâb-ı isyandır gelen
 
Rahmet ü gufran hedâyâsıyla cennet bahşeder
Derde derman vasl-ı cânan ıtk-ı nîrândır gelen
Mâsivâdan sâim ol Remzî dilersen vasl-ı Hak
Râh-ı aşkı kullara ta'lîm-i Yezdan'dır gelen “
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.