Rabbimizin insanlığa bahşettiği nimetlerin en değerlisi şüphesiz ki İslamiyet’tir. İslami ilimlerin ise en şereflisi akaid ilmidir. Akaid sahasında Resulullah (s.a.v) ve ashabının takip ettiği yolu izleyenlere de ehl-i sünnet ve’l cemaat denir. Bu yol geçmişten günümüze sevad-ı azam olarak (Müslümanların çoğunluğunun tabi olduğu yol) kabul edilmektedir. Ehl-i sünnetin zıddı bid’at ve dalalettir.


Mezhep imamımız Ebu Hanife de, bu konudaki görüşlerini el- Vasiyye isimli risalesinde açıklamaktadır. Bu risale aynı zamanda ehl-i sünnet ve’l cemaat itikadı konusunu da işlemektedir.
 

Büyük imam ömrünün son demlerinde ciddi bir şekilde hastalanınca ömrüm vefa etmez de bildiklerimi aktaramadan ölürüm endişesiyle arkadaş ve talebelerini toplayarak onlara şu şekilde vasiyette bulunur.
 

Arkadaşlarım, ey benim can dostlarım. Allah Teala sizi her türlü hayırlı işinizde muvaffak eylesin. Biliniz ki ehl-i sünnet ve’l cemaat mezhebinin on iki temel özelliği vardır.  Sizden kim bu prensipleri kendine rehber edinirse; bid’atçi ve nefsine uyan kimselerden olmamış olur. Kıyamet gününde Peygamberimizin (s.a.v) şefaatine nail olmamız için siz arkadaşlarıma bu temel görüşleri açıklamayı gerekli gördüm.” Bu izahattan sonra maddeler halinde ehl-i sünnet yolunun asil itikadi umdelerini sıralamıştır. Maddelere geçmeden önce ehl-i sünnet ve’l cemaatten ne anlamamız gerektiğini öğrenelim.
 

Sözlükte; manevi alanda çizilen yolu takip edenler anlamına gelen bu terim hakikatte ise; şu şekilde tarif edilmektedir: “Hz. Peygamber (s.a.v) ile onun ashabının temel dini konularda takip ettikleri yolu izleyenlere verilen umumi bir isimdir.” “Ehl-i sünnet selefiye demektir, ehl-i sünnet-i hassadan maksat Maturidiyye ve Eşariyye mezhepleridir.” diyenler de olmuştur.
 

İmam Ebu Hanife’ye göre ehl-i sünnet ve’l cemaat mezhebinin ana özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
 

1-İman dil ile ikrar, kalp ile tasdikten ibarettir. Sadece ikrar ile iman gerçekleşseydi ikrar sahibi münafıkların, sırf marifetle iman tamam olsaydı da tüm ehl-i kitabın mü’min olmaları gerekecekti. İman ne artar ne eksilir. İman ile amel ayrı ayrı şeylerdir.
 

2- Ameller üç kısımda mütalaa edilir;
a)    farz olan ameller
b)    fazilet olan ameller
c)    ma’siyet olan ameller

 

Farz ameller, Allah Teala’nın  iradesine, sevgisine ve rızasına dayanan yüce emirlerdir. Fazilet olan ameller ise, Allah Teala’nın emri olmamakla birlikte sevgisine, iradesine ve rızasına dayanmaktadır. Masiyetlere gelince, Allah Teala’nın irade ve meşieti olmakla birlikte; rızasının, sevgisinin ve yardımının olmadığı amellerdir. Bütün bu ameller Levh-i Mahfuz’da bulunmaktadır.
 

3- Allah Teala’nın arşa oturması ona ihtiyaç duymadan gerçekleşen bir hadisedir. Zira arş yok iken O vardı. İstiva, bizim bilgilerimizin dışında bir oturma demektir.
 

4- Kur’an, Allah Teala’nın zatı ile kaim, mahluk olmayan kelam sıfatının Hz. Peygamber’e (s.a.v)  vahiy olarak tecelli etmesi ve indirilmesidir.
 

5- Peygamberimizden (s.a.v) sonra ümmetin en faziletlisi ve üstünü Hz. Ebu Bekir’dir. Daha sonra sırasıyla Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali gelmektedir. Her takva sahibi mü’min onları sever.
 

6- Kulun amelleri, ikrarı ve marifeti Allah’ın yaratmasının eseridir. Kulun kendisi mahluk olur da işleri olmaz mı?
 

7- Allah katında insanlar üç sınıfta değerlendirilir.
a)    İmanında samimi mü’min
b)    Küfründe inatçı kafir
c)    Nifakında istismarcı münafık

 

Bu duruma göre Allah Teala mü’min kuluna amel etmeyi, kafir olana iman etmeyi, münafığa ise imanında samimi olmayı farz kılmıştır. “Ey insanlar! Rabbinizden sakınınız.” (Nisa:1) ayeti bu hususu ihtiva eder.
 

8- Fiillerin meydana gelmesi için lazım olan kuvvet ve güç fiille beraber yaratılır. Eylemden ne önce ne de sonra. Eylemden önce güç oluşur denilirse kul Allah’ın yaratmasına muhtaç değildir gibi bir durum ortaya çıkar ki bu, muhaldir. Eylemden sonra güç oluşması da mümkün değildir, zira her iş bir kuvvet neticesinde oluşur.
 

9- Mestlerin üzerine mesh yapılmak suretiyle abdest alma, mukim ve misafir için belli bir müddet dahilinde gerçekleşir. Bu konudaki hadis-i şerif mütevatir haber derecesine yakın bir şekilde varid olmuştur. Bu hususu inkar eden kişinin küfre düşeceğinden korkulur. Sefer halinde namazları kısaltma ve oruç açma durumu birer ruhsattır. Ayet-i kerimeler bu durumu açıklamaktadır. (Bakara:184, Nisa:101)
 

10- Allah Teala; kaleme yazmasını emretti. Kalem ‘Neyi yazayım Ya Rabbi?’ deyince Allah Teala, ‘Kıyamet gününe kadar gerçekleşecek her şeyi yaz.’ buyurdu. “Büyük küçük her şeyin bütünü satırlara yazılmıştır.” (Kamer:53) ayeti bu konuya ışık tutmaktadır.
 

11- Şüphesiz kabir azabı bütün kafirler ve günahkar olan mü’minler için vuku bulacaktır. Münker-Nekir meleklerinin sualleri ayet ve hadislerin de işaret ettiği gibi haktır ve gerçekleşecektir. “İki defa azaba tabi tutacağız.” (Tevbe:101) ayet-i celilesi bu konuya işaret etmektedir. Cennet ve Cehennem şu anda mevcuttur. Her ikisi de içindekilerle beraber ebedi ve daimi kalacaklardır. Allah Teala onları sevap ve ikab için yaratmıştır. Amellerin tartılması ve amel defterlerinin okunması ayetlerin de beyan ettiği üzere haktır. (A’raf:8, İsra:14)
 

12- Muhakkak ki Allah Teala, her canlıyı ölümden sonra, müddeti elli bin sene olan bir günde cezalandırma ve hakların ödenmesi için yeniden diriltir. Allah Teala’ya kavuşma ve cennette mü’minlerin Allah’ı görmeleri mekansız, nitelik ve nicelik söz konusu olmadan vuku bulacaktır. Peygamberimizin şefaati büyük günah sahibi olanlar için olmakla birlikte her cennet ehli için geçerlidir. Bahsi geçen tüm bu konularda ayet-i kerimeler mevcuttur. (Mea’ric:4, Kıyame:23, Bakara: 255)

Sonuç olarak şunu çok net ifade edebiliriz ki; ,yüce Kuran ve sahih sünnetin ihtiva ettiği inanç, ibadet ve ahlak ölçülerinin hayata tatbiki noktasında ehl-i sünnet, İslam’ın ilk yıllarından günümüze kadar adeta bir süzgeç görevi görmüştür.  

Kim kendisine hidayet besbelli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakır ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.”(Nisa:115)
 

Bütün bu ifade etmeye çalıştığımız ehl-i sünnet inancı bizi temiz bir toplum ve her türlü şiddetten arındırılmış huzurlu bir ortama kavuşturacaktır.
 

Yüce Rabbimiz bizleri ehl-i sünnet ve’l cemaat yolu üzerinde olanlardan ve her türlü batıl düşünce ve itikatlardan korunanlardan eylesin. (Amin.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bi-perva 3 hafta önce

günümüzde i̇slam dünyasinin çekti̇ği̇ sikintilarin başlica sebepleri̇nden bi̇ri̇ i̇ti̇kad anlayişimizin oturmamişliğidir. böylesi̇ yazilara şi̇ddetle i̇hti̇yacimizin olduğu kanaati̇ndeyi̇m. hak razi olsun. lakin tevbe 101'in manası "iki defa azaba tabi tutacağız" olmalı. yazım yanlışı olmuş galiba...

Misafir Avatar
ADMİNİN YORUMU 3 hafta önce @bi-perva

ilgili hata düeltilmiştir. teşekkürler..

Beğenmedim! (0)
Avatar
Aziz Ata. 3 hafta önce

Şu karışık ortamda ders niyetine okunması ve okutulması gereken muhteşem bir yazı.Yüreğinize,kaleminize sağlık kıymetli Hocam...

Avatar
Berkay Kumaşcı 3 hafta önce

Sayın hocam izniniz olursa bu yazıyı çoğaltıp eşe dosta dağıtmak istoyorum.Mezhebimizi çok güzel özetlemişsiniz.Allah sizden azı olsun.

Avatar
Ali Hatipoğlu 3 hafta önce

kıymetli hocam yüreginize sağlık ümmetin tefrikaya düştüğü şu zamanda ehli sünnet itikadını güzel kaleme almışsınız,rabbi̇m si̇zleri̇ ve bi̇zleri̇ ehli̇ sünnet çi̇zgi̇si̇nden ayirmasin,rabbi̇m lamin üstününü nasi̇b eylesi̇n

Avatar
Güzel 2 hafta önce

güzel bir yazı olmuş

Avatar
Kütahya Hisarcık Müftüsü Mustafa Arda 2 hafta önce

Allah razı olsun.Allah bizi şu karmaşık zamanda Ehli Sünnet Vel Cemaat itikadından ayırmasın Amin

Avatar
pratik bilgi 3 hafta önce

ehl-i sünnet kavramı sonraki dönemlerde ortaya çıkarılmıştır. oysa ebu hanifenin dönemleri henüz oluşum zamanıdır. bu yazının ebu hanifeye isnadı ile ilgili net bir bilgi de elimizde yok sadece isnad edilmektedir. yazı çok sonraları kaleme alınmış özet bir bilgidir.

Avatar
zeki birbilen 2 hafta önce

şartlanmış olanların ufkunu açmak kolay değildir. onlar hep tefrikayı körüklerler. islam birliğnden ,ehl-i sünnetten ,sevad-i azamdan ve islam kardeşliğinden hoşlanmazlar..bazılarının ufkunu Allah teala açacaktır kıyamet gününde...selam ve dualarımla...

banner205