İmamı Rabbani'nin görüştüğünü iddia ettiği Hızır'ın hiçbir ilmi karşılığı bulunmuyor

Bir önceki yazımızda İmamı Rabbani'nin 282. Mektubu'nda Hz. İlyas ve Hızır isimli bir varlıkla görüştüğünden hareketle İlyas (as) ile görüşmesinin imkansız olduğunu ortaya koymuştuk. Bu yazımızda ise Hızır konusunu ele alacağız...

İmamı Rabbani'nin görüştüğünü iddia ettiği Hızır'ın hiçbir ilmi karşılığı bulunmuyor

Bir önceki yazımızda İmamı Rabbani'nin 282. Mektubu'nda Hz. İlyas ve Hızır isimli bir varlıkla görüştüğünden hareketle İlyas (as) ile görüşmesinin imkansız olduğunu ortaya koymuştuk. Bu yazımızda ise Hızır konusunu ele alacağız...

Hacı Ali Ekber
Hacı Ali Ekber
13 Şubat 2017 Pazartesi 07:35
İmamı Rabbani'nin görüştüğünü iddia ettiği Hızır'ın hiçbir ilmi karşılığı bulunmuyor
banner221

DiNiHABERLER.COM 
Mahmut Deniz / ÖZEL

(Dinihaberler.com olarak hiçbir cemaatin ne yanında ne karşısında olduk. Haber sitesi olarak Kur'an ve sünnet üzere hayatını idame ettiren herkesin yanında olduğumuzu, Kur'an ve sünnete muhalif atalar dini yaşayan herkesin adının büyüklüğüne ve ardında gidenlerin sayısına bakmaksızın karşısında yer aldığımızı herkes bilir. İmamı Rabbani'yi eleştirmekle birlikte sitemize ilmi tek bir cevap veremeyen Rabbanici grubun her zaman olduğu gibi küfür ve hakeretlerinin yanısıra sitemize yönelik olarak karalama kampanyalarına hız verdiklerini duymaktayız. İmamı Rabbani'nin kim olduğunu dahi bilmekten aciz bu zavallı gürühun ehli sünnet müdafiiliğine soyunması gerçekten çok üzücü bir durum. İmamı Rabbani gibi bir yalancıyı savunmak Kur'an ve Sünnete yapılabilecek en büyük ihanettir. İmamı Rabbaniciler öylesine hak yoldan sapmışlardır ki bunların putlaştırdığı hangi lidere dokunsanız kendilerini, "Yetişin! Ehli Sünnet Vel Cemaate saldırıyorlar. Hadisleri inkar ediyor, sünnete saldırıyorlar" şeklinde savunduklarını biliyoruz. Sünnet Allah Resulü'nün kendisidir ve hiçbir kimse ona denk değildir. Allah Resulü dışında herkes eleştirilebilirken ehli sünnetin kalesi olduğunu iddia eden İmamı Rabbaniciler maalesef ŞİİLERİN imamlarını masum ilan ettiği gibi kendi din adamlarını masum, eleştirilmez ve dokunulmaz ilan etmektedirler. Rabbim basiretlerini açsın...)

İmamı Rabbani'nin Hızır ile ilgili 282. Mektubunda yer alan Hz. İlyas ile görüşmesinin imkansızlığını "İmamı Rabbani'yi cin çarpmış!" başlıklı yazımızda ele almıştık. Bu yazımızda aynı Mektupta İmamı Rabbani'nin ruhen buluşup konuştuğunu iddia ettiği Hızır isimli varlığın da İslam'da yeri olmadığını açıklayacağız:

İmamı Rabbani 282. Mektubunda şöyle diyor: 

“Allahu Teâlâ'ya hamd olsun! Onun seçtiği kullarına selâm olsun! Çok zamandan beri, sevdiklerimiz Hızır “alânebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” için soruyorlar. Onun için bu fakire lâzım olan bilgi verilmediğinden cevap yazmıyordum. Bugün sabah vakti toplanmıştık. İlyas “aleyhisselâm” ile Hızır “alânebiyyinâ ve aleyhimessalavâtüvetteslîmât” ruhani şekillerde geldiler. Hızır “aleyhisselâm” ruhani olarak dedi ki, “Biz ruhlar âlemindeniz. Allah Teâlâ, bizim ruhlarımıza öyle kuvvet vermiştir ki, insan şeklini alırız. İnsanların yaptığı işleri, bizim ruhlarımız da yapar. İnsanların yaptığı gibi yürürüz, dururuz, ibadet ederiz”. “Namazları şâfi’î mezhebine göre mi kılarsınız?” dedim.

Konuyu incelediğimizde görülecektir ki İmamı Rabbani birçok konuda olduğu gibi Hızır konusunda da ya yalan söylemektedir ya da kendisinin hayal alemine olan merakından faydalanan şeytan ve dostları olan cinler gelip kendisiyle kafa bulmuştur. 

Kültürümüzde yardım ettiği pek görülmüş olmasa da zor duruma düşenlerin imdadına her an yetişen Hızır adlı bir varlıktan söz edilir.

Peki, nedir bu Hızır inancı? Ve Hızır inancının kaynaklarda yeri var mıdır?

Hızır kavramı, Müslümanların hayatına ne zaman ve ne şekilde bulaştığı tam olarak bilinmese de Müslümanlar için efsaneleşmiş bir Noel Baba olduğu inkar edilmez bir gerçek olarak ortadadır. 

SÖZÜ EDİLEN HIZIR FIRSATÇI BİR VARLIKTIR

Müslüman toplum içinde Hızır konusu o kadar abartılı bir şekilde ele alınır ki adeta (HAŞA) zalim bir varlık olarak Allah kullarına tuzaklar kurmakta Hızır ise Allah’a rağmen gelip kurulan tuzakları birbir bozmaktadır.

Gerçekte böyle bir varlığın olması aklen ve naklen mümkün olmamakla birlikte dertlerden kurtulmada yardım ettiği söylenen HIZIR isimli varlığın FIRSATÇI BİR VARLIK OLDUĞU anlaşılıyor. Dikkat edilecek olursa iddia edilen Hızır, insanların işlerinin kesada gittiği ortamda görülmezken her hayırla sonuçlanan iş sonrası bir şekilde gelip başarılı sonucu üstlenmekte ve sahip çıkmaktadır.

Tabi bu fırsatçı Hızır, İmamı Rabbanici tarikat erbabının Allah’a yaratmada ortaklar olmasında kendilerine büyük avantajlar sağlar. Her nerede toplumsal bir olay olsa orada bir anda ya Hızır veya Hızır olarak görülen EVLİYALAR devreye girer ve toplumu bir şekilde beladan kurtarırlar.

Her ne hikmetse bu Hızır denen varlık ile evliyalar Irak’ta, Suriye’de, Myammar’da, Afrika’da görülmedikleri gibi 15 Temmuz öncesi Türkiye’de yapılan darbelerin tamamında da ortada görülmemişlerdi.

Yine Mısır Rabia meydanında gerçekleşen katliamda da Hızır ve evliyalar ortalıkta yoktu.

Cemel ve Sıffin’de Müslümanlar birbirine girip geride 60 bin şehit bırakırken de Hızır ile evliyalar hiç görülmemişlerdi. Ama “15 Temmuz’da millet canını dişine takıp darbeyi püskürttükten sonra bir anda ortaya çıkıp milletin başarısına ortak olmuşlardı.

Çanakkale’de ve Kıbrıs’ta da beyaz saç ve sakalları ile beyaz cübbeler içinde evliyalar 250 bin şehit verirken ortada görülmemiş savaş bittikten sonra bir şekilde gelip sağolsunlar ülkeyi kurtarmışlardı.”

AMAN HAA! BAŞARINIZA SAHİP ÇIKIN VE HIZIR İLE EVLİYALARI ORTAK ETMEYİN

Müslümanlar kan ağlarken EVLİYALAR ortada görülmüyor. Ama millet canını dişine takıp zafere/başarıya/huzura ulaştığında bir anda ortaya çıkıyor ve o başarıya/zafere ortak oluveriyorlar. 

Tabi Hızır ile Evliyalar millet için koştururken haşa zalim olan Allah ile Peygamberleri olanı biteni seyretmekle yetiniyorlar.

Bir müslüman hangi hal ve durumda olursa olsun eline geçen her nimeti/başarıyı/mutluluğu... Allah'tan bilir. İmamı Rabbani gibi EVLİYA MÜSVEDDELERİNİN kendi yardımına ortak olacağını bilen Allah bu gerçeği şu ayetle iman edenlere hatırlatır:

 "Benim başarım ancak Allah iledir. Ben, O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim.” (Hud Suresi, 88) ayeti her nerede olursa olsun bela ve sıkıntıdan kurtulan veya bir nimete ulaşan kimsenin bu halini EVLİYA MÜSVEDDELERİNDEN değil doğrudan Allah'tan bilinmesini emretmektedir.

Kimse bu yazıya bakıp dinihaberler.com’a kızmasın.

Herkes dürüstçe sorumuza cevap versin :

Hiç zor da kalana yardım eden peygamber gören var mı?

Ya da neden hep Hızır ve evliyalar yardım eder de Allah şu başı belada olan insanlara yardım etmez?

KUR’AN VE SÜNNETTE HIZIR

Kur’an’da Hızır denen bir varlığın ne adı ne de anlamını üstlenmiş bir varlığın mahiyetinden söz edilmez. 

Lakin, Kur’an olmadan bir kavramın kıymeti harbiyesinin olmayacağını gören bazı uyanıklar, Hızır kelimesini dayandıracakları yeri de buluvermişlerdir.

Kehf Suresi 60 ile 72. Ayetlerde Hz. Musa’ya Allah tarafından gönderilen bir kuldan bahisle  “kullarımızdan bir kul” denilmektedir.

İşte İmamı Rabbani gibi yalancılar, mal bulmuş mağribi gibi bu ayetin ilk bakışta var gibi görünen muğlaklığından faydalanıp Hz. Musa ile buluşan şahıs "Hızır" idi deyip işi sulandırmışlardır.

*Oysa ayette Allah, gelen varlığın "Hızır" değil “yarattığı kullardan bir kul” olduğunu belirtmektedir.

*Gelen varlık öyle Hz. Musa’ya bilgiçlik taslayacak ahım şahım bir varlıkta değildir. Ayetin devamında bu kulun, “Allah tarafından ilim/bilgi verilen bir varlık” olduğu da açıkça belirtmiştir.

Ayette herşey o kadar açık ki, tarikat erbabının Hz. Musa’ya gelen bu kuldan hareketle fırsatçılık edip “ilmi ledün” kepazeliği ile kendilerine pay çıkarmalarına da fırsat verilmemiştir.

*Gelen kul, öyle tarikatçıların sahtekar şeyhleri gibi yattığı yerden bir anda alim kalkan bir varlık olmaktan öte Allah tarafından verilen bir ilme sahip…

Zaten “İnsan için ancak çalıştığı vardır” (Necm Suresi, 39) ayeti de çalışmadan boş beleş kimseye bir şey verilmediğini bize göstermektedir.

*Bundan istisna peygamberliktir ki Allah bunu da fırsatçılara söz bırakmayacak şekilde, “Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.” (Nahl Suresi, 43) ayetiyle açıklamıştır. (Bilmediği halde bilenlere sormayan İmamı Rabbaniciler bu ayeti üç-beş defa okusun.)

Demek ki peygamberlik dışında dünyada her ne elde edilecekse ki buna İmamı Rabbani gibi yalancılar da dahildir. Doğru ya da yanlış, hak veya batıl, sevap veya günah bir kul her ne tür fiil işlerse işlesin niyet ettiği şeye çalışmasının sonucunda Allah’ın izin verdiği kadarıyla ulaşabilir.

HZ. MUSA’YA GELEN HIZIR MIYDI?

Bir defa bu soruya cevap verme sadedinde milletin dağarcığında var olan Hızır tanımına bakmaka fayda var.

Kimdi bu Hızır? 

Noel Baba gibi insanları sevindiren, darda olup da onları sıkıntıdan kurtaran varlık.

*Şimdi bu tanım ışığında Hz. Musa’ya gelen varlığa Kur’an’ın anlatımıyla bakıyoruz. Keyf Suresinde gelen varlık Hz. Musa’nın var olan bir sıkıntısını gidermek için mi gelmiştir?

Hayır…

*Hz. Musa’nın borcu, derdi, karın ağrısı veya aile sorunları… gibi Hızır’ın gelmesini gerektiren bir sıkıntısı mı vardır?

Hayır…

Hz. Musa’nın bir derdi ve sıkıntısı olmadığına, gelen varlığın öncesinde var olan ama o gittikten sonra giden bir sıkıntısı da olmadığına göre gelen bu varlık Hızır değil. Hatta gelen kulun sergilediği şaşırtıcı işler sonucunda Hz. Musa hiç derdi ve sıkıntısı yokken bir yığın düşüncelere dalmakla dert ve sıkıntı sahibi olmuştur. Şimdi sormak lazım bu Hızırcılara, “Acaba Hz. Musa’nın ne derdi var idi ki kendisine Hızır gelmişti? Ya da gelen Hızır Hz. Musa'nın hangi sorununu gidermişti?"

Hz. Musa'ya gelen ‘kul’u yerli yerine oturtturduktan sonra geriye ne kalıyor?

Gelen varlık insan mıydı, melek miydi yoksa baş bir varlık mıydı? sorusu...

Emin olun Allah bu konuda bizim faydamıza bir şey olsa idi muhakkak gelen varlığın mahiyeti ve ismi hakkında bilgi verirdi. Mesele gelen kul ile Musa arasında geçen olaylar ile bizim alacağımız derslerdir. Gelen kul melek, insan, cin veya başka bir varlık olmuş veya adı Hızır, Ahmet, Mehmet, Hasan, Hatice veya Hayriye olmuş ilgili ayetleri okuyan için zerre miktarı bir değişik anlam ifade etmeyecektir.

HADİSLERDE HIZIR

Konu ile ilgili olarak Buhari de şöyle bir hadis geçmektedir: “Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Hızır’a, Hızır denilmesinin sebebi şudur; Hızır otsuz kuru bir yere oturduğu zaman ansızın o otsuz yer Hızır’ın arkasından yeşillenip dalgalanırdı!’ buyurdu.”

Nedense milletin hafızasında bu kadar yaygın yeri olan Hızır gibi bir varlığı Peygambere ömrü boyunca tanıklık etmiş binlerce sahabe duymuyor ama nasıl oldu ise son 3-5 yılında Peygambere yetişen Ebu Hureyre duyuyor. Bu hadisin uydurma olduğu konusunda alimler müttefiktir.  Bunun dışında İmamı Rabbani gibi yalancılar ile bazı hatırı sayılır alimler Hızır’ın varlığını teyit etmiş olsa dahi bunlar zandan öteye geçmeyen beyanlardır. Nasıl ki var olan Melekler alimlerin yorumuyla yok olamayacak ise aynı şekilde alimler "var" dedi, diye de Hızır denen bir varlığın olacağı boş bir temennidir.

Rivayet öylesine kendi içinde çelişkilidir ki insanın bu hadis karşısında olur olmaz şunu dememesi imkansız:

*“Madem Hızır’ın geldiğinin alameti ardında ot bitmesi ise çöl ve kutuplarda da ot bulunmadığına göre demek ki buralara Hızır uğramamaktadır. Ama bir şekilde burada bulunanlarda yardım almaktadır. Hızır bu bölgelere uğramadığına göre bu bölgelerde bulunanlara yardım eden varlık kimdir?”

*Ya denizde zor da kalan insanların durumu ne olacak? Denizde ve her tarafı demir veya başka alaşımdan yapılan gemide de ot bitmeyeceğine göre demek ki denizde zorda kalanlara Hızır’ın yardım etmediği muhakkak.

Ot bitmeyen yer sadece çöl, kutup ve denizden de ibaret değil elbette.

*Bir otun bitmesi için Güneş, uygun humuslu toprak ve nem miktarı gerekirken bu üç unsurun orantısız veya yok olduğu yerin onlarca metre altında bir madende çalışan insanların hali şimdi ne olacak?

*Hava ve rutubetin olmadığı gece ile gündüz sıcaklık farkının -400 ile +400 arasında seyrettiği ot bitmesi imkansız olan uzayda bulunan insanlara kim, nasıl yardım edecek?

*Ot bitmeyen apartman dairesinde yaşayan ve arabada seyahat eden insana şimdi kim yardım edecek?

Ama her nerede olursa olsun mü’min veya kafir, haklı ya da haksız hemen hemen tüm insanların yaşadığı olumsuz anlar olmuş ve bir şekilde kurtulmuşlardır. Hatta öyle anlar olmuştur ki insanın kendi bilgi ve gücü dairesinde o olayın üstesinden gelmesi imkansız iken bir şekilde felaha kavuşmuştur.

Peki, bu durumda gelen yardım ve yardım edici kimdir?

Bu konu insan için gaybi bir konu olduğuna göre elbette en doğru cevabı alacağımız yer Kur’an’dır.

Hep birlikte Kur’an’a gidip Allah’a; “Yarabbi gerçekten darda, zorda, sıkıntıda kaldığımız, belalarla karşılaştığımız, huzursuzluk hissettiğimiz öyle anlar oluyor ki kendi güç ve kapasitemizle çözemediğimiz bazı işlerden bir anda kurtulduğumuzu görüyoruz. Nedir bunun sırrı yarabbi? Kim bize o anlarda yardım ediyor?” diye soruyoruz.

Ve Allah bize şu ayetleriyle bu sorunun cevabını şöyle veriyor:

“Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti.” (Tevbe Suresi, 40)

“Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Hani size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular salıvermiştik.” (Ahzap Suresi, 9)

“İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır.” (Fetih Suresi, 4)

Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır.” (Fetih Suresi, 7) gibi bir çok ayette Allah görülmeyen ordular, kalbe indirilen ferahlık ve güven ile Müslümanlara destek verildiğini belirtmektedir.

Yine şu hadis İmamı Rabbani'nin buluştuğu şahsın Hızır olamayacağına en büyük delildir. Belki birileri ruhen buluşmuştur olabilir diyeceklerdir. Daha önceki yazımız ve az sonra aşağıda verdiğimiz Yasin Suresi'nin ilgili ayetleri de ruhen buluşma olamayacağını açık bir şekilde anlatmaktadır:

Abdullah ibni Ömer (RadiyAllahu Anhuma) şöyle dedi: “Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) ömrünün sonunda bize yatsı namazı kıldırdı. Selam verdikten sonra ayağa kalktı ve: ‘Bakın şu geceniz varya, işte bu geceden itibaren yüz yılın başında bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır!’ buyurdu.” Buhari 1/269, Müslim 2537/217, Ebu Davud

MÜSLÜMAN YARDIMI EVLİYALAR İLE HIZIRDAN DEĞİL ALLAH'TAN BİLİR VE SADECE ALLAH'TAN YARDIM İSTER

Müslümanlar, yardımı Hızır'dan beklemezler. Müslüman bir kimse yardımı Allah'tan ister ve gelen yardımı da Hızır'dan değil Allah'tan bilir:

“Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır. (Bakara Suresi, 214)

“Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri, inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı Allah dilediğini yardımıyla destekler.” (Ali İmran Suresi, 13)

“O zaman sizden iki grup, neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Allah onların (Velisi) yardımcısıydı.” (Ali İmran Suresi, 122)

Ayetlerde görüldüğü gibi insana yapılan gerek fiziksel gerekse moralmen yapılan yardımların tamamı Allah’ın yardımıyla ve onun görevlendirdiği ordularla gerçekleşmektedir.

YARDIM EDEN, SIKINTIYI GİDEREN HIZIR DEĞİL ALLAH'IN İZİN VE GÖREV VERDİĞİ MELEKLERDİR

Allah bu yardımı gerçekleştirdiği orduları da Kur’an’da yer yer şu şekilde açıklamaktadır:

"Muhakkak sizin üzerinizde hafız (gözetleyici) melekler var. Kiram (değerli) kâtipler var. Her ne yaparsanız bilirler" (İnfitar Suresi, 10-13)

İnsanın arkasında ve önünde, Allah'ın emriyle onu koruyan ve yaptıklarınızı kaydeden melekler vardır" (Rad Suresi, 11)

Şimdi ayetler ve hadislerde Hızır diye bir kavram bulunmadığına, Hz. Musa’nın da her hangi bir sıkıntısı olmayıp gelenin Hızır olmadığı ortaya çıktığına, ayetlerde insanlara yardım edenin yaratıcı olan Allah olduğu ve melekleri vasıtasıyla yardımını yaptığı da  beyan edilmişken İmamı Rabbani’nin Hızır ile buluştuğunu söylemesi tamamen palavradır.

İmamı Rabbani bu yalan ve cahilliği ile müceddit olamayacak kadar sıradan bir kimsedir.

ALLAH'IN ORDULARI MELEKLERDİR EVLİYA MÜSVEDDELERİ DEĞİL

Bazıları yukarıda ki Allah’ın ordularını, evliyalar olarak yorumlayabilirler. Evliyalar diye Allah’ın bir ordusu Kur’an’ın hiçbir yerinde zikredilmezken evliya denilen şahısların da nihayetinde insan olarak ölümlü olduğu ve ölümlü olan bir insanın ruhunun ise dünyaya gelme, işitme ve yardım etme gibi bir görevinin bulunmadığını yine Allah Kur'an'da beyan etmektedir.

Tarikatçıların en çok okuduğu surede Allah, İmamı Rabbanicilere "Allah’ın ordularının" peygamber ve evliyalar olmayıp meleklerden kurulu bir ordu olduğunu şu ayetlerle açıklamaktadır.

“Ve sur’a üfürülmüştür. İşte o zaman onlar, mezarlarından Rab’lerine koşarlar (uçarlar, yükselirler). Onlar: «Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler» derler.” (Yasin Suresi, 52)

Ayet net olarak ölen insanlar ile peygamberlerin dünya ile tüm irtibatlarının kesildiği, duymayacağı, Sur'a üfürülme anında dirileceği ve sur'a üfürülmekle birlikte olandan bitenden haberdar olacağını belirterek evliyaların ve peygamberlerin Kur'an'da sözü edilen Allah'ın orduları olamayacağını açıklamaktadır.

Malum İmamı Rabbaniciler kendi mürşitlerinin Allah'ın ordusu içinde hala yaşadığını, tasarruf ettiğini ve kendilerine fayda ve zarar vereceğini söylemektedirler. Atalar dini yaşayan İmamı Rabbanicilerin tez zamanda Kur'an'a dönmesi temennisiyle yazımıza yine 282. mektupta yer alan İmamı Rabbani'nin Şafii ve Hanefi mezhebi takıntısıyla devam edeceğiz...

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Son Güncelleme: 16.02.2017 18:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah 2017-02-16 20:52:19

sonra ortaya fetö çıktı sonra iskende evrenesoğlu sonra adnan oktar daha bir sürü melunlar ortaya çıkarak islamı kendilerine benzetmeye çalıştılar, haberc,l,k yapıyorsun bunu görmüyorsan ahmaksın bırak bu işi onun için dünyaya namsalmış olan imamı rabbanininde kitapları üzerinde tahrifat yapılmıştır,daha bir çok konuda olduğu gibi,sana bir çrnek vereyim 1960 ihtilalinde ihtilalcilerin yaşar tuna gör denilen yahudiyi izmir kestane pazarından alıp diyanet işleri başkan yardımcılığına getirildiğini ve 20 sene o görevde kalarak fetöyü diyanete alan 20 yıl onu koruyan ve onun gibi bir çok yahudiyi diyanete vaiz müftü mürakıp ve müdür daire başkanı olarak atadığını biliyormusun ve o kalıntıların halen devam ettiğini biliyormusun ,bunları araştırıp birlikte yazmaya varmısın korkaklar ölülerle ve mesele ve kişilerle uğraşırlar yürekli şahıslar davalarla uğraşırlar,hodri meydan diyanetteki mason ve yahudi kökenli görevliliri yazmaya varmısın?

Avatar
İmam 2017-02-16 22:19:59

Allah yolunda ölenlere ölü demeyin onlar diridirler ancak siz bunu bilemezsiniz... 2/154
Bay çok bilmiş o zaman bu ayeti açıkla onlar diridir diyor yani ruhen diri oldukları söyleniyor imamı Rabbanide Hızır ve İlyas as ile ruhen görüştüğünü söylüyor yani buradan anlaşılıyorki sen herşeyi kendi kafana göre yorumluyorsun ve imamı rabbaniye iftira atıyorsun yayınla bunu...

Avatar
aaaaaa 2017-02-13 09:01:28

Hızır Yaşamıyor mu?

1) Ebu Hureyre (RadiyAllahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem):

‘Hızır’a, Hızır denilmesinin sebebi şudur; Hızır otsuz kuru bir yere oturduğu zaman ansızın o otsuz yer Hızır’ın arkasından yeşillenip dalgalanırdı!’ buyurdu.”

Buhari 7/3209, Tirmizi 3358

2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ الْخُلْدَ

“Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik…”

Enbiya 34

3) Abdullah ibni Ömer (RadiyAllahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) ömrünün sonunda bize yatsı namazı kıldırdı. Selam verdikten sonra ayağa kalktı ve:

‘Bakın şu geceniz varya, işte bu geceden itibaren yüz yılın başında bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır!’ buyurdu.”

Buhari 1/269, Müslim 2537/217, Ebu Davud

4) Cabir bin Abdullah (RadiyAllahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem):

‘Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Musa hayatta olsaydı, bana tâbî olmaktan başka bir şey yapamazdı!’ buyurdu.”

Ahmed bin Hanbel Albani İrva 1589, Albani Sahiha 3207

Önemli Uyarı: Musa (Aleyhisselam) ile Hızır aynı zamanda yaşadığına göre eğer Hızır yaşasaydı, Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip tâbî olması ve Müslümanlarla beraber Cihad etmesi gerekirdi!

İbni Kayyım el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Hızır’ın yaşadığına dair rivayet edilen bütün hadisler uydurma olup asılsızdır!!! Hızır’ın hayatta olduğuna dair tek bir sahih hadis mevcut değildir!!!”

Âlimlerden Hızır’ın ölmüş olup şimdiye kadar diri olmadığı görüşündekiler; “Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik…” ayetini delil getiriyorlar ve şöyle diyorlar:

“Zira Hızır, ister Nebi olsun, ister veli, olsun nihayet bir insandır ve ölmüştür!”

Şeyhu’l İslam ibni Teymiye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Sahabe arasında, kendisine Hızır’ın geldiğini iddia eden hiç kimse çıkmamıştır!!! Çünkü Musa (Aleyhissellam)’ın çağdaşı olan Hızır, vefat etmiştir. Birçok kimseye gelip görünen Hızır, ancak ve ancak ya insan suretine girmiş bir cin ya da yalancı bir insandır!!!

İbni Teymiye Külliyat 1/331

Hızır’ın şu anda yaşamadığını ve öldüğünü söyleyen âlimler:

1) İmam Buhari 14) İbrahim El-Harbi

2) İmam Şafi 15) Muhammed Ali Es-Sabuni

3) İbni Teymiye 16) Ebu Hayyan El-Endulusi

4) İbni Kayyım el-Cezviyye 17) Celaleddin Es-Suyuti

5) İbnu’l-Cevzi 18) İmam Alûsi

6) İbni Hazm 19) Ebu Bekir ibni Arabi

7) İmam Nevevi 20) Elmalılı Hamdi Yazır

8) İbni Kesir 21) Fahreddin Er-Razi

9) İmam Kurtubi 22) İmam el-Munavi

10) Aliyu’l-Kari 23) Muhammed Derviş el-Hut

11) İbni Salah 24) Muhammed Nâsıruddin el-Albânî

12) İbni Ebi Şeybe 25) İmam Beyhaki

13) Taberani 26) İmam Mevdudi

Not: Akıllı bir Müslümana şöyle bir soru soruyoruz:

“Diyelim ki bu kadar delile ve âlimlerin görüşüne rağmen Hızır yaşıyor, bizim ne yapmamız gerekiyor!? Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kişinin, Hızır yaşadığı için ne yapması gerekiyor!?”

Yoksa cahil insanların dediği gibi:

“Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmezmiş deyipte şirke mi düşmemiz gerekiyor!?” Biz bu sözden Allah’a sığınırız! Çünkü kul sıkıştığı zaman ona yardım eden, ona rızık veren, hastalığına şifa veren, Allah (Azze ve Celle)’dir! Hızır’da her insan gibi doğup, yaşayıp sonra ölmüştür!!! Çünkü Allah (Azze ve Celle) kitabında şöyle buyuruyor:

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”

Ankebut 57

Avatar
yüksel 2017-02-13 18:27:01

saçmalamışsınız... hızır as. yardım ediyorsa da Allah cc. yaratmasıyla ediyor yani kimse hızır as. yarattı demiyor.

Avatar
adem 2017-02-16 22:50:14

....salih insanlara ''müsvedde'' hızır yoktur,imam rabbani cinci dir ,,diyerek.. bir yere varamassınız.....

Avatar
TURAN 2017-02-17 10:18:19

bütün tari̇katlarin kilavuzu imam rabbani̇di̇r. tari̇katlarda hurafe pi̇sli̇ği̇nden kurtulamiyorlar. ''kilavuzu karga olanin burnu pi̇sli̇kten kurtulmaz''

Avatar
Abdullah 2017-02-16 20:42:05

konuştuğunuz ve yazdığınız yazıyı uzun olmasına rağmen sabırla okudum,fakat büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.suçladığınız kişileri cehalet,c,n çarpması yalan ve delilsiz nefsani davranmakla suiluyorsunuz,sizede elinizde biraz olsun okumuş birşeyler bilen birini ikna edecek ne bir ilmi delil nede duyurucu bir bilgi veriyorsunuz,kendi anlayış ve yorumlarınızı ilim ve doğru diye yutturmaya çalışıyorsunnuz,o ahmaklık devri geride kaldı,Allah için sizin amaç ve maksadınız ne onu anlamak istiyorum doşrusu sadece laf kalabalığı yapıyorsunuz ve çok ahmakca ve cahilce davranışlar sergiliyorsunuz, o suçladığınız zatlarla aynı dönemde yazayıp onlarla canlı yüz yüze konuşmalıydınız,sen bilmiyormusunki islam düşmanı tapınak şovalyeleri kur'anı değiştirmeye yeltendiler başarılı olamadılar sonra masonlar ve batı müsteşrikleri uyduruk mesnedsiz zayıf hadisler uydurdular,sonra son devrin alimleri mevlananın mesnevisinin 8. kısmını baştan ayağı bozdular. sonra said'i nursinin kitaplarını bozdular .

Avatar
VAİZ 2017-02-20 10:37:46

şimdide hızır as mı inkar ediyorsunuz

banner220