İmamı Rabbani yazı dizimiz münafıkların maskesini düşürdü

İmamı Rabbani yazı dizimize başladıktan sonra İmamı Rabbani’nin sırtından geçinen ve isim yapan bazı kişi ve mahfilleri bir telaştır aldı.

İmamı Rabbani yazı dizimiz münafıkların maskesini düşürdü

İmamı Rabbani yazı dizimize başladıktan sonra İmamı Rabbani’nin sırtından geçinen ve isim yapan bazı kişi ve mahfilleri bir telaştır aldı.

12 Haziran 2016 Pazar 20:09
İmamı Rabbani yazı dizimiz münafıkların maskesini düşürdü
banner283

Mahmut Deniz /Özel
DiNiHABERLER.COM

İmamı Rabbani yazı dizimize başladıktan sonra İmamı Rabbani’nin sırtından geçinen ve isim yapan bazı kişi ve mahfilleri bir telaştır aldı.

Yazılarımıza cevap vermek yerine kalemi ve mikrofonu eline alan İmamı Rabbani hakkında kıyıda köşede edilmiş övgü dolu sözleri papağan gibi tekrar etmeye başladı.

Ellerinde en büyük silah da “Ehl-i Sünnet silahı”…

Arkadaşlar almışlar ellerine ehli sünnet silahını, önlerine geleni tarıyorlar.

Fikir yok…

Bilgi yok…

Okuma, ilim, düşünce hiçbir şey yok! Bol bol konuşuyorlar…

İmam-ı Rabbani’yi savunmak zorunda kalıyorlar. Çünkü bu güne kadar İmamı Rabbani üzerinden milletin yanında kendilerine bir yer tuttukları apaçık bir gerçek.

Dinihaberler'in, İmam-ı Rabbani’nin adının büyütüldüğü kadar büyük bir alim olmadığı, meşhur eseri Mektubat’ın Kur’an, Sünnet ve Allah’ın kevni ayetlerine ters bilgilerle dolu olduğunu izah etmemizle birlikte yüzlerine geçirdikleri sahte maske bir anda düşüverdi.

Hatalarını kabul etmek yerine suçüstü yakalanmanın ezikliği ve gidecek itibarlarının derdiyle var güçleriyle sitemize saldırıya geçtiler.

Aslında bunların İmam-ı Rabbani falan umurlarında değil.

Derdine düştükleri İmam-ı Rabbani temelinde bina misali çıktıkları kişilik ve himmet çarkının ellerinin altında kayma korkusu.

Bizi susturmak için adeta Mekke Müşriklerinin Kur’an duyulmasın diye buldukları alet ve edevatla gürültü çıkardıkları gibi bunlar da bağırıp çağırmakla dinihaberler’e daha fazla kişinin ulaşması ve etkilenmesinden korkarak her zaman olduğu “sapık, ehli sünnet düşmanı, şii, fetöcü, kafir..” kelimeleriyle yaftalama yarışına giriverdiler.

Gören de sanır ki dinihaberler Kur’an ve sünnete saldırmış, inkar etmiş yada aykırı şeyler söylemiş. (Haşa)

Öylesine sapıtmışlar ki İmamı Rabbani’nin hatalarını söylememize rağmen Kur’an’a denk etmiş olmalarından hareketle bu yaftaları bize yakıştırıyorlar.

Aslına bakacak olursanız bunlar İslam Mahallesinin sülükleri, keneleri, parazitleri…

Kendilerini ehli sünnet adı altında kamufle ediyor. Tarikat ve tasavvuf üzerinden pazarlıyorlar.

Bu mahallenin en büyük sorunu Allah’ın emri olan “okuma, akletme ve düşünme” melekelerinden yoksunluk.

Bu okuma, akletme ve düşünmeden yoksun parazitlerin sesi olmaya soyunmuş bir yobaz site bunların tamamını deşifre edercesine aleyhimizde yazılar yazarak ümmetin hakka ulaşmasına engel olmada epey bir gayret gösteriyor.

İhvanlar adlı bir site… Yobazlıkta sınır tanımıyor...

Bir kimse Türkiye’de tarikat ve tasavvuftan geçinen parazitleri tanımak istiyorsa bu siteyi ziyaret etmesi yeterli.

Sitenin işletmenlerinin okuma yazma dışında pek fazla bilgilerinin olmadığı dikkat çekiyor.

İmamı Rabbani ile ilgili olarak yayınladığımız yazı dizilerine cevap vermek yerine sataşmakla kendilerini adam sanıp sayfalarını doldurmuşlar.

İhvanlar sitesini işleten ve o site üzerinden reklam yapan akıl danışmanı pek alim hocalarından beklentimiz yazılarımıza cevap vermeleri.

İhvanlar denen cahillerin köşe tuttuğu yobazların sitesi, “CEVAP VERMEK YERSİZ” deyip aklınca uyanıklık yapıyor. BİZ BİLİYORUZ Kİ VERECEK CEVABINIZ YOK. SUNACAĞINIZ NAKLİ VE AKLİ HİÇBİR DELİLİNİZ DE BULUNMUYOR. HODRİ MEYDAN AŞAĞIDA VE YAZILARIMIZDA SORGULADIĞIMIZ BÖLÜMLERE ÇAPINIZ VE İLMİNİZ YETİYORSA CEVAP VERİN DE CAHİLLİĞİMİZİ ANLAYIP UTANALIM!

Yazılarımızda ne iftira ne çarpıtma ne de çamur babından hiçbir içerik olmamasına rağmen tarikat ve tasavvufun sırtından toplumu sömüren bu parazitlerden hala tatmin edici bir cevap gelmedi.

Dinihaberler olarak biz yazılarımıza devam edeceğiz. Lakin bu güne kadar yayımlanan yazılarımızda Mektubat’tan iktibas ettiğimiz konularla ilgili olarak şu sorularımıza cevap bekliyoruz:

  • Mearic Suresi 4. Ayetinde sözü edilen “50 bin sene” tabiri Allah’a aitken İmamı Rabbani bu ibareyi 13. Mektupta büyüklerin sözü olarak ele almasını nasıl değerlendirelim? Bu, Allah’ın Kur’an’da haram kıldığı şekliyle ayetleri anlamı dışına çıkarmak değil midir?
  • Allah Resulü’nünsükut buyurduğu “50 bin yıllık yol” müteşabihat iken İmamı Rabbani’nin yaptığı açıklamalar haddi aşmak, gaybi konuda ahkam kesmek değil midir?
  • Allah ve Resulü’nün açıklamadığı bir konuda makam ve mevkiler şeklinde gaybi tariflerde bulunmanın kişiye ve ümmete faydası nedir?
  • Kitap ve Sünnet dışında bu tür makam ve mevkiler uydurmak lehvel hadis değil midir?
  • Kitap ve Sünnette olmayan bir konu ile ümmeti meşgul etmek fitne kapısını açmak değil midir?
  • Kur’an ve Sünnetten kıyas yolu ile dahi ulaşılması mümkün olmayan makam tanımlarına ümmetin inanmasını gerektirecek dini gerekçe var mıdır?
  • Mektubat’ta sözü edilen makamlar çoğunlukla ibni Arabi tarafından dile getirilen ve birkaç kendini bilmez mürşit müsveddesinin uydurması iken neden sonraki mürşitler bu makam ve mevkilerden söz etmez ve ulaşamaz durumdadırlar?
  • İmamı Rabbani uydurduğu makamlarla ilgili kişinin imanını ölçercesine tarifler yapmakta yolun başı ve ortasında zahire aykırı şeyler olabilir gibi deli saçması beyanlarda bulunmaktadır. Bu tür bilgiler gaybi konudur ve gaybın anahtarları Allah’ın elinde iken İmamı Rabbani’nin bazı müritlerden bahisle yolun başında ortasında, şurada burada demesi ve hocasına da bunu arzetmesi Allah’a denk kendilerini İlahlar olarak görmeleri değil midir?
  • İmamı Rabbani zahir ve batın şeklinde ayrı iki dünyadan söz etmekte ve sözünü ettiği bu dünyalarında alimleri olduğunu beyanla kendi gibi sahtekarların dışında küçümsediği alimlerinin eserlerinin kaynak olduğu ama kendilerinin yazdığı eserlerin kendileri dışında kaynak kitap olmadığı ortada iken batın ve zahir şeklinde fitne çıkarmanın anlamı nedir? Batın delil olmadığı gibi insanların bu tür hezeyanlara inanması için elde aklı ve nakli hiçbir delil de bulunmazken batın adı altında uydurulan makam ve mevkilerin İslami bağlamda değeri nedir?
  • 16. mektupta yazdığı eseri peygambere öptürüp “Bu, kıyamete kadar imanı kurtaran bir eserdir” zırvalığına inanmamız  için bir neden var mı? Allah Resulü kendi hal, fiil ve sözlerinin  dahi Kur’an’ın önüne geçmemesi için hadis yazımını yasaklarken İmamı Rabbani’nin kitabının okunmasını tavsiye edeceğini söylemek ve buna inanmak akıl karı mıdır?
  • Peygamberde nihayetinde vefat etmiş ve bu dünya ile olan tüm irtibatlar kesilmiştir. Ölen peygamber de olsa insanlarla ilgili olarak “işitme, cevap verme yeteneklerinden” mahrum olduklarına dair var olan ayetler karşısında İmamı Rabbani’nin peygamberimizle konuştuğu şeklinde söylediği sahne, yalan değildir de nedir?
  • “Eşi ve benzeri olmayan kitap” tanımı Fussilet 41.ayete göre sadece Kur’an için geçerli bir deyimken İmamı Rabbani ve onun izinden giden sahtekarlarında kendi kitaplarını aynı şekilde nitelemesi Kur’an’ın etkisini gidermek, dini bozmak, kibir ve dinin tahrif edilmesi değil midir?
  • Keşf, İslam’da asla delil değildir? “Keşiflerde bulundum” demek kadar bu söze inananda aldanmıştır. Allah Kur’an’da ilim sahiplerini yaratılışına şahit kılar, ilim sahiplerini över ve bir çok hadiste ilim sahipleri üstün tutulurken keşf sahiplerinin ilim erbabına rakip gösterilmesi dinden sapma değil midir?
  • 256. Mektubunda imamı rabbani ispat etme imkanı olmayan, insanlığı ilgilendirmeyen bazı kurullardan söz ediyor. Bunların seçtiği ebdallardan imamlardan kutup ve gavslardan bahisle bir yığın bilgiler veriyor. Bunlara insanların inanmaması karşısında tarikatçıların insanları cahillik ve imansızlıkla suçlaması doğru mudur?
  • Gavs, kutup gibi yapılan tanımlamalar mevzu hadislerde geçmekte iken imamı rabbaninin bunları görüyormuşçasına ele alması ancak ahmaklığını göstermez mi?
  • İmamı Rabbani öylesine akılsızdır ki eline hadis olarak geçen her ne varsa gerçekmişçesine ele almış ve savunmaya geçmiştir. Fazlurrahman gibi zamana insanları Kur’an ve Sünneti zoraki yorumlarla akla ve çağa uydururken; İmamı Rabbani de Fazlurrahman’ın aksine bulduğu her hadisi Kur’an’a uygunluğuna bakmadan ispat etme derdine düşmüştür. Fazlurrahman Nassı akla uyarlarken, İmamı Rabbani de uydurma hadisleri topluma benimsetme gayreti gütmekle her ikisi de ifrat ve tefritin bir kutbudurlar.
  • Gavsve kutuplara hidayet verdirip rızık dağıttıran, memleketleri onların emrine verip sorumlu kılan imamı Rabbani cahil değildir de nedir?
  • Allah yaratmada ortaklar edinmez diye ayetlerinde defalarca tekrar ederken gavs ve kutup şeklinde uyduruk yarı ilahlar ve Allah’a ortaklar koşan bir insanın imani durumu nedir?
  • Allah’ı kadın suretinde/elbiselerinde/elbisenin parçalarında/kadının organlarında/çiçekte/tüm eşyada tecelli ettiğini gördüm demenin anlamı nedir? Bunu normal bir dil ile ifade etme sadedinde “Allah tüm eşyada mükemmel bir yaratılışla varlığını göstermekte ve seyredenleri aciz bırakmaktadır” demek varken kelimeleri Yahudilerin yaptığı gibi eğmenin bükmenin anlamı nedir?
  • Ruh, nefis ve beden ilişkisinden söz eden imamı Rabbani “Ruh Rabbimin katındandır” ayeti ortada iken ayrıntılı tanımlar yapmıştır. Bu konuda ortaya koyduğu veriler Allah’a iftira değil midir?
  • Allah, ruh gibi gaybi konularda iman edenlere sükut etmeyi buyururken imamı Rabbani’nin burada konuşması haddi aşmak, patavatsızlık ve Allah adına konuşma yetkisini kendinde görerek konuşması Allah’a iftira değil midir?
  • Mektubatın genel sistematiğine bakıldığında şeyhsiz, mürşitsiz bir arpa boyu yol alınamadığı apaçık görülmektedir. Kur’an ve Sünnet insanı özgürleştirir, İbrahim(as) misali tek başına hareket kabiliyeti olan her biri birer ümmet misali kişileri hedeflerken tarikat sistemi bu özgürlüğü Müslümanın elinden almakta ve yürüyen robotlar, köleler meydana getirmektedir. Aynı durum imamı Rabbani’nin kitabı boyunca tarif edilmekte değil midir?

Bu sorular  şu ana kadar yayımladığımız yazıların cevap bekleyen soruları. Bunların devamı elbette gelecek. Ama şimdilik ihvanlar adlı sitenin ardında gururla salınan tarikat ve tasavvuftan geçinen şeyh, hoca vealim müsveddelerine beklentimiz bu soruların bir an önce cevaplanmasıdır.

Hani nede olsa biz cahiliz ya! Merak edip haddimizi aşıp bu soruları sormuş olduk işte!

Sataşmayı bırakında ayet, hadis ve icmai ümmetten delillerle bu sorulara cevap verin artık!

Cevap verin ki biz de hatamız varsa tövbe edelim!

Eğer hatamız yok ise sizin orada hala ne işiniz var?

Daha ne zamana kadar bu milleti kendi süfli istekleriniz için oyalayıp kandırmaya devam edeceksiniz?

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 09.06.2017 17:26