Öne Çıkanlar diyanet dinihaberler Diyanet Vakfı Hafız Kuran Kursu Formasyonu DİBBYS
banner222

İmamı Rabbani'yi cin çarpmış!
banner221

DiNiHABERLER.COM 
Mahmut Deniz / ÖZEL

(İmamı Rabbani'ye "müceddid-i elfi sani" deyip milleti kandıran Rabbaniciler, bu güne kadar hiçbir tenkidimize cevap veremediler. Buyrun, bu mektuba cevap verin ki biz de hata ettik deyip özür dileyelim. Hodri meydan!...

Bize köşesinde cevap veren sözde Prof Ramazan Ayvallı, Sefa Saygılı ve bilgisiz Yusuf Kaplan cevap versin!

Beyfendiler cevap vermek yerine şeytanlık yapıp, "Efendim tasavvuf dairesinde anlamak lazım İmamı Rabbani'yi!" gibi komik bir savunma içine giriyorlar. Bunların özrü kabahatlerinden de büyük.

Demek ki bu düşüncesizlere göre Allah'ın peygamberine ve mü'minlere indirdiği bir din var; bir de peygamberden ve mü'minlerden sakladığı ama peygamberlerden de üstün gördükleri İmamı Rabbani gibi sahtekarlara indirdiği başka bir din var.

Bunların iman ettiği Allah bile haşa ikiyüzlü!

Rabbanicilerin iman ettiği din öyle bir dinki, bu dini anlamanız için beyninizi ayakkabılığa bırakıp tam bir cahil şekilde huzurlarına girmeniz lazım ki tıpkı bunlar gibi her yalan yanlış şeye amenna demelisiniz.

Tasavvuf dairesinde anlamak lazım bu ilmi diyenler, "apaçık inen ayetler" (Hacc Suresi, 16) şeklinde başlayan bir çok ayeti inkar ettiklerinin farkında bile değiller.

Bu düşüncesizlere göre Kur'an'ın apaçıklığına rağmen Allah'ın gizlediği şeyler var ve bu gizli şeyleri de bildirmek Kur'an'a her yönüyle ters beyanları bulunan İmamı Rabbani gibi sahtekarlara kalmış oluyor.

"İmamı Rabbani ya doğru dediyse!" itirazlarına karşılık kendilerine "Ya kızdıkları ve tekfir ettikleri kişilerin de doğru söyleyebileceği ihtimalini" hatırlatmak isteriz. Gerek savundukları İmamı Rabbani ve gerekse kendilerinin tekfir ettiği insanların doğruluğunun test edileceği yegane kaynak Kur'an ve sünnettir. )

Bu mektupta İmamı Rabbani, “Hızır ve İlyâsaleyhisselâm ile buluşmayı bildirmektedir” deyip şu açıklamaları yapar:

“Allahu Teâlâ'ya hamd olsun! Onun seçtiği kullarına selâm olsun! Çok zamandan beri, sevdiklerimiz Hızır “alânebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” için soruyorlar. Onun için bu fakire lâzım olan bilgi verilmediğinden cevap yazmıyordum. Bugün sabah vakti toplanmıştık. İlyas “aleyhisselâm” ile Hızır “alânebiyyinâ ve aleyhimessalavâtüvetteslîmât” ruhani şekillerde geldiler. Hızır “aleyhisselâm” ruhani olarak dedi ki, “Biz ruhlar âlemindeniz. Allah Teâlâ, bizim ruhlarımıza öyle kuvvet vermiştir ki, insan şeklini alırız. İnsanların yaptığı işleri, bizim ruhlarımız da yapar. İnsanların yaptığı gibi yürürüz, dururuz, ibadet ederiz”.

“Namazları şâfi’î mezhebine göre mi kılarsınız?” dedim.

“Biz İslamiyet’e uymakla emrolunmadık. Kutb-i medârın işlerine yardım ederiz. Kutb-i medârşâfi’î mezhebinde olduğu için, biz de onun arkasında şâfi’î mezhebine göre kılıyoruz” dedi.

Bu sözünden anlaşıldı ki, bunların ibadetine sevap yoktur. Yanında bulundukları kimseler gibi ibadet ederler. İbadetin yalnız şeklini yaparlar. Bu konuşmadan da anladım ki, velâyetin kemâlâtışâfi’î mezhebine uygundur. Peygamberlik kemâlâtınınhanefî mezhebine bağlılığı vardır. Kıyamete kadar hiç peygamber gelmeyecektir. Bu ümmete bir peygamber gönderilse idi, Hanefi mezhebine göre ibadet ederdi. Hâce Muhammed Pârisâkuddisesirruh hazretlerinin, (Fusûl-i sitte) kitabındaki, “Hazret-i İsa alânebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm gökten indikten sonra, imam-ı azam Ebu Hanife radiyallahuteâlâanh mezhebine göre iş yapar” sözünün ne demek olduğu şimdi anlaşıldı. Bu iki büyükten yardım ve dua istemeyi düşündüm. “Allah Teâlâ'nın lütfuna, ihsanına, nimetlerine kavuşan bir kimseye biz ne yapabiliriz?” dedi. Sanki kendilerini aradan çektiler. Hazret-i İlyâsalânebiyyinâ ve aleyhissalâtüvesselâm”bu konuşmaya hiç katılmadı. Bir şey söylemedi. Vesselâm.”

İMAMI RABBANİ’NİN İLYAS İLE BULUŞMASI KUR’AN VE HADİSLERE GÖRE İMKANSIZ

İmamı Rabbani’nin burada verdiği bilgilerin doğruluğu ve yanlışlığını anlamanın tek yolu elbette Kur’an’dır.

Kur’an’a bakmaksızın İmamı Rabbani gibi din tahripçilerinin kitapları okunursa elbette çok büyük bir alim olduğu düşüncesiyle başlayacak yanılsama, Allah korusun Kur’an’ın önüne dahi perde olabilir.

Zaten Mektubatve benzeri kitaplara Kur’an ışığında bakıldığında Kur’an etrafına örülmüş bir örümcek ağı olduğu net olarak görülecektir.Kur’an’ın gerçek mesajını anlamayan veya anlamaktan yoksun bırakılan insanlar böcek misali Kur’an’a ulaşamadan bu ağa takılıp vefat edip gidecektir.

Mektubatve adını daha sonra zikredeceğimiz benzeri kitaplar da öylesine ustaca bir dil kullanılmıştır ki bu kitaplar Kur’an’ın anlaşılması ve amele dökülmesinden öte Kur’an kılıfı ile kendilerini anlatmaktadır.

Açık ifadeyle bu kitaplar Kur’an’ın anlaşılması ve hayata tatbik edilmesinden ziyade ortaya koydukları doktrinle İslam’ın çarpık bir kopyası olarak yeni bir hayat şekli/ibadet/iman ilkeleri/tefekkür/ahlak anlayışı ile müntesibe hitap eder.

Bu kitaplar ile hayatını idame ettiren veya bu kitapları kendisine düştür edinmiş şeyhlerin sunduğu hayat tarzını yaşayan bir Müslümanın hayatında Kur’an’a yer kalması neredeyse imkansızdır.

İlahiyat camiası ile Diyanet personelinin bir an önce bu tür kitaplara karşı cemaati uyandırması ve bilinçlendirmesi gerekir.

Buyrun, hep birlikte bu mektuptaki mantıksızlıkları irdeleyelim ve Kur’an’ın ışığında İmamı Rabbani denen yalancının İslam’ı nasıl tahrif ettiğini anlayalım:

İLYAS (AS) İLE DOĞRUDAN VEYA RUHEN KONUŞMAK MÜMKÜN MÜ?

Kur’an’da İlyas ismi O’nun, “kul” ve “peygamber” olduğu yönüyle zikredilir.

“Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.” (En’am Suresi, 85.ayet)

“Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.” (Saffat Suresi, 123.ayet)

Şimdi de bir kul olan her peygamber gibi İlyas (as)’ın da sonunun ne olduğuna dair ayetlere bakalım:

“Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürseya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz?...” (Al-i İmran Suresi, 144)

“Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar?“(Enbiya Suresi, 34)

“Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir.” (Ali İmran Suresi, 185)

Yani bu ayetler ışığında bakıldığında İlyas (as) bir kul/insan olması yönüyle diğer insanlar gibi ölüm kanununa tabidir. İlyas (as) da her canlı gibi vefat etmiş bu dünya ile tüm irtibatı kesilmiştir.

ÖLEN İNSANLARIN DÜNYADAKİLERLE İLETİŞİME GEÇMESİNİN İKİ İSTİSNASI VARDIR

İlyas (as)’ın da diğer insanlar gibi dünyaya dönemeyeceği, ölen insanların ruhunun tutulduğu uykuda olanların ise kısa süreli tutulup uyanınca tekrar bedene/dünya hayatına bırakıldığı ile ilgili olarak Kur’an’da şu ayet zikredilir:

“Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Zümer Suresi, 42)

Yine vefat eden insanlardan ölümle birlikte gerçeğe şahit olan cehennemliklerin dünyaya dönme istekleri “boş bir laf” olarak değerlendirilmekte ve Allah’ın ne olduğunu tam olarak açıklamadığı “berzah” adlı bir süreç/dönmeye engel şey olduğu ve bu nedenle dönülemediği ise şu ayette açıklanır:

“Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder. Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.” (Mü’minun Suresi, 99-100)

Ölülerin duyup cevap veremeyeceğine dair kuvvetle muhtemel iki hadis zikredilir: Biri Peygamberimizin mezarlığa gittiğinde “kabir ehline hitaben selam vermesi” ile ilgili hadis, diğeri ise;

Bedir savaşında harbin sonunda Kureyş'den ölenler bir kuyuya dolduruldu. Allah Resulü onlara hitap ederek:

"Ey filan oğlu filan ve falan oğlu falan! Allah ve Resulünün size vaad ettiklerini gerçek buldunuz mu? Ben Allah'ın bana vaad ettiğini gerçek buldum." dedi. Hz. Ömer:

"Ey Allah'ın Resulü! Ruhsuz cesetlere nasıl hitab ediyorsunuz?" diye sorunca Peygamberimiz:

"Benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi duyamazsınız. Şu kadar var ki, onlar cevap veremezler." (Müslim, Cennet, 76, 77) buyurduğu” zikredilen hadistir.

Yani hiçbir ayet ve hadiste ölen bir kimsenin dünyada uyanık/aklı başında/şuuru yerinde olduğu halde bir insanla konuştuğu vaki değildir. Bundan istisna,Allah’ın izniyle ölüleri diriltme mucizesi kendisine verilen Hz. İsa(as) (Ali İmran Suresi, 49) ile “kesilen sığırın parçasıyla öldürülen adama vurulması sonrasında diriltilen adam” örneğinde Hz. Musa(as)’dır.

ÖLEN PEYGAMBERDE OLSA KENDİSİYLE İLETİŞİME GEÇİLEMEZ

Sonuç olarak doğrudan, ruhen veya rüya yoluyla vefat eden kişi ve peygamberlerle iletişime geçtiğini söyleyen tek bir peygamber yoktur.

Ölülerle rüya veya ruhen iletişime geçtiğini söyleyenlerin tamamı kendi yalanlarını zamanla gerçek zanneden tarikat erbabıdır.

Ölülerle iletişime geçtiği iddiasında bulunan tarikat erbabı ya yalan söylüyor ya da muhtemelen rabıta ile şeytana açtıkları kapıdan cinler kendileriyle iletişime geçip dalga geçmektedirler.

Ölülerle iletişime geçenler çoğunlukla bu tür inanç grupları içinde olmakla bu konuda kendilerinin bir şey dememesini kendilerinde eksiklik olarak görüp yalan söylüyor olabilirler.

Ölen adamın ruhu ile konuştuğunu söyleyen bit’at ve hurafelere bulanmış tarikat ehli dışında aklı başında tek bir alim dahi yoktur.

İMAMI RABBANİ  YA YALANCIDIR VEYA CİNLER KENDİSİNE MUSALLAT OLMUŞTUR

Yani İmamı Rabbani İlyas (as) ile ruhani boyutta konuştuğu iddiası tamamen deli saçmasıdır. Zaten bu tür din tahripçileri doğrudan kendilerini anlatma imkanından mahrum kalınca rüya veya ruhani boyut gibi ispatı mümkün olmayan kavramların ardına saklanarak vermek istedikleri mesajı vermektedirler.

Ayetler ve mevcut hadisler ışığında konuya bakıldığında ruhların bizi duyduğu ile ilgili birkaç hadisin olduğu ama ayetin olmadığı; ruhların doğrudan/rüya veya ruhani boyutta insanlarla iletişime geçmesi ile ilgili hiçbir ayet ve hadisin bulunmadığı göz önüne alındığında İmamı Rabbani’nin İlyas (as) ile görüşmesi imkansızdır.

Geriye İmamı Rabbani’nin yalan söylediği yada bu tür zaaflar içinde olmasını gören cin şeytanların veya bilemediğimiz başka varlıkların kendisiyle dalga geçtiğidir.

Yazı aynı mektubun Hızır ve Şafii ile Hanefi bahsi ile devam edecektir.

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

banner220