Öne Çıkanlar diyanet Mehmet Görmez dinihaberler Diyanet İşleri Başkanlığı

Mektubat'ı, Kur’an gibi ezberletiyorlar!

Mahmut Deniz / ÖZEL
DiNiHABERLER.COM

İsmailağa cemaatinden aldığımız malumata göre Kur’an’dan sonra ezberlenmesini tavsiye ettiği ikinci kitap, İmamı Rabbani’nin Mektubat'ı.

Bereket versin ki İmamı Rabbani’yi eleştirirken tarikat tasavvuf düşmanı deyip toptan boynumuzu vuran olmadı. 

Dinihaberler.com tarikat ve tasavvuf anlayışını İslam kültürü içinde bir zenginlik olarak görür. Kur’an ve Sünnete uyduktan sonra tüm  yollar Allah’a ulaştıran yol hükmündedir. Ve tüm Müslümanlardan saygı ve hürmeti hak eder.

Ama kimse kusura bakmasın Kur’an ve sünnete aykırı bir söylem varsa başta dinihaberler olmak üzere tüm Müslümanlar eninde sonunda o sahtekarın hatasını gün gelir yüzüne vurur.

Şu unutulmasın ki, din Allah’ındır ve Allah bir şekilde dinini korur. Hiçbir hata ilelebet Allah’a rağmen gizli kalamaz. Allah, dini üzerinde operasyona kalkışanların cezasını elbette verir, settar sıfatının gereği olarak örtüleri açar ve herkesin o operasyon sahiplerinin art niyetini ve çalışmasını ifşa eder. 

Üzüldüğümüz nokta şu ki doğru yada yanlış, iyi niyetli yada kötü niyetli olarak başkalarının ettiği cümleler karşısında pervasızca “kafir, münafık, irancı, şii, vehhabi…” yaftaları yakıştıran İmamı Rabbanici tayfanın (diğer kitaplarına daha başlamadık) sadece mektubatın neredeyse tamamı Kur’an ve sünnete aykırı iken savunmak durumunda kalmaları...

Bu halleriyle sahip oldukları kitap ve ilimden emin olan Yahudi alimlerine ne kadar da benziyorlar. Yahudiler ve alimlerinin düştüğü en büyük hata da sahip oldukları ilimden şüphe duymayıp körü körüne savunmalarıydı.

Yazı cevap verilecek türden bir yazı değil lakin bize ulaşan bilgiler ışığında edindiğimiz izlenim o ki, bu yazıyı paylaşarak İmamı Rabbani’yi putlaştıranların yazılarımıza cevap verildiği nedeniyle kendilerini bir rehavetin kapladığı. 

Bu tür yazılarda amacın, “Biz cevap verdik. Bu sitenin haberlerini ciddiye almaya bile gerek yok. Sakın okumayın ve inanmayın” türünden şeytani bir vesvesenin ürünü düşüncelere kapılacak olanlara karşı cevap verme gereği duyduk. Yazıda bize verilmiş bir cevap maalesef yok. Hala yazımızda sorduğumuz sorular cevap bulmuş değil. 

Biz Kur’an’a rağmen İmamı Rabbani’nin kulu ve kölesi olup savunma sadedinde pek büyük bir iş yaptığını zanneden Orhan Gazi Yüksel’in eleştirilerinemadde madde cevap verelim:

1-    Kaynak kitap neden vermediğimiz sorgulanmış. Yıkıcı cemaatlerin cevap vermek yerine bu şekilde eften püften yollara başvurup kaçamak yapmaması adına kaynak açıklamadık. Biliyoruz ki hangi kaynağı verirsek verelim, “Aaa! O tercüme doğru değil. Falanların ki daha iyi..” deyip ipi gösterip cambazı gözden kaçıracaktınız. Rahat olun! İmamı Rabbani’ye dair tenkitlerimizi 3 Türkçe tercüme ile bir Arapça metin karşılaştırması ile yapıyoruz.

2-    Bizim yayınladığımız 256. Mektub tercümesinin bir bölümünde, “Bu büyükler de, onlar gibi bu dereceleri geçmişlerdir. İmamet makamını almadıkları için, onlardan ayrılırlar. Bu makama bağlı olan şeylerden mahrumdurlar” denilmiş. Çok bilmiş Orhan Gazi Yüksel ise bunun hiçbir Mektubat metninde olmadığını ama doğru olanın, “Bu iki büyük zat (imamet makamına bizzat nail olan ve imamet makamının sadece kemaliyle nasiplenen), o kemalin hâsıl olmasında beraberlerdir; farklılık ise o makamın vücut ve ademinde ve o makama taalluk eden şeylerdedir” şeklinde olduğunu söylemiş.

a) Orhan Gazi Yüksel burada ipe dikkat çekip cambazı gözden kaçırmak istemiş. takıldığı cümlenin konu ile uzaktan yakından alakası dahi bulunmuyor. Velev tercüme yanlış olsun. Biz yanlışlığı da dahil o üç cümleyi tamamen metinden çıkaralım. Peki ya geriye kalan cümlelerdeki hatalar ne  olacak?

b) Orhan efendi böyle bir metin yok diyor ama bir tercüme yapıyor. Demek ki ortada olmayan bir metinden ziyade olan metine verilen farklı iki anlam var. Tıpkı Kur’an’ın tek olmasına rağmen şu an piyasa da 41 farklı meal metni bulunuyor. Farklı meal verilmesi bir metnin orjinalinin yokluğu anlamına gelmez.

c) İlk iki cümle aynı iken üçüncü cümlede farklılık var gibi görünüyor. Biz Orhan Gazi Yüksel’in Katolik papazları gibi cümleyi miletin anlamayacağı halde bırakmayıp milletin anlayacağı hale çevirdik. Biz anlaşılır dil ile milleti bilgilendirdik. Orhan Gazi ise anlaşılmaz halde cümleyi bırakıp kendisinin ne büyük alim olduğunu kinaye ile aklınca İmamı Rabbani’nin büyüklüğüne yol açmaya çalışmış. Orhan Gazi, Katolik papazlığını bırak da senin cümle ile bizim kurduğumuz cümle arasında ne fark var, onu söyle. Haa, Hasan kel. Haa kel Hasan… 

3-    Yunanca İncil’i anlasa anlasa biz anlarız diyen Katolik Papazları gibi Orhan Gazi Yüksel yine bir tercümemize takılmış. Demişiz ki, “Peygamberliğin vilayet derecelerini…” Ne demeliymişiz peki, “Farsça nüshada “Kemalat-ı velayet ve nübüvvet” olarak geçiyor. Arapça ve Osmanlıca nüshalarda sadece “Kemalat-ı velayet” olarak alınmışmış…”

a) Farsça nüshaya göre esas alsanız “Velayet ve Peygamberliğin dereceleri” anlamına gelir ki bu daha büyük faciadır. Çünkü ve harfi burada “atıf vav”ıdır. Velayet derecelerinden söz edilebilir de Peygamberliğin derecesi nasıl oluyor anlamış değiliz. Galiba İmamı Rabbani Peygamberliği kendi tekkesinde yetişen müritlere indirgiyor ki bu küfürdür. Peygamberler Allah tarafından seçilen elçilerdir. Tekke de yetişen şeyh gibi onlara derece izafe edilmez. Olsa olsa Peygamberler arasında diğerlerine nispetle hitap/etki/karşılaşılan zorkuk açısından ulu’l-azm peygamberlerden söz edilebilir.

b) Arapça ve Osmanlıca nüshalarda anıldığı anlamda kemalatı velayet tercümeye uygundur. Lakin anlamını değiştirir mi? Asla… Çünkü 260. Mektupta İmamı Rabbani’nin açıklamaları da göz önüne alındığında “Peygamberlerin izinden giden evliyanın vilayet dereceleri yani Peygamberliğin vilayet dereceleri” tabiri doğrudur. Ve anlama da zarar vermemektedir. 

4-    Biz tercümemizde “İmamet ve hilâfet makamları, o derecelerin kendilerini geçerek elde edilir” demişiz; Orhan Gazi Yüksel ise bunun doğru olmayıp, “Bu iki makam asli kemaletle alakalıdır” şeklinde tercüme edilmesi gerektiğini belirtmiş.

a) Biz İmamet ve hilafet deyip makamların adını vermişiz. Orhan Yüksel de ikisini toplayıp “Bu iki makam” demiş.
b) Cımbızlama mantıkla ve bol maddeli “hata çıkaracağım” derdine düşen Orhan Gazi Yüksel, konunun anlam bütünlüğünü bırakıp kelimeler üzerinde şeytanlık yaparak yok olan itibarlarının derdine düşüyor. “Asli Kemalat” bazı merhalelerden geçtikten sonra ulaşılan bir son noktadır. Yani asli kemalat varılacak nokta olunca o noktaya ulaşmanın yolu nihayetinde “o derecelerin kendilerini geçmekle mümkün olacaktır”

5-   Demagojiye devam eden Orhan Gazi Yüksel “Bu derecelerin zıllerinde, görüntülerinde, imamet makamının karşılığı (Kutb-i irsâd) makamıdır” cümlesinde “zıl” kelimesi efendim görüntü olarak tercüme edilmişmişte, tasavvuf ıstılahında “zıll” gölge demekmişmiş de sonunda bizim dediğimize gelmişmiş… gibi bir yorum vermiş. Zıll kelimesine “gölge” denilse ne olur görüntü denilse ne olur. Nihayetinde gölge bir görüntüdür. Her derecenin kendine has bir zılli/gölgesi/görüntüsü/nişanı olur denmek istenmiş burada. İnsan ahmak olunca anlamı bırakıyor hangi kelimenin kullanıldığının derdine düşüyor. İşin aslına bakacak olursanız burada Orhan Yüksel, tam bir şeytanlık yapıyor. Şeytan da kendisine emredilen secde emri karşısında maddeye/görüntüye/sözün ilk anlamına takılmış; emrin ardındaki Allah’ın güç/kudret/ilim/hikmet… sıfatıyla kastettiği anlamı görmezden gelmişti.

6-    Orhan Gazi Yüksel yine laf ebeliği yapıp İmamı Rabbani’nin 3 satırını örnekle bu kadar çok anlamı nasıl çıkarmış da yazar bu kadar çok şey söylemiş diyor. Kendisine Kur’an’ın cilt olarak tek cilt olmasına rağmen tefsirlerin neden onlarca cilt yazıldığını hatırlatırız. Ya da kendi sözleriyle, “Kur’an tek cilt ama Mahmut Ustaosmanoğlu 18 cilt Ruhu’l Furkan Tefsirinden hiçbir şey anlama, hem de aynı bölümden çok şey anla; mektupla hiç alakası olmayan bir sürü mana çıkart! Tam Marko Paşalık bir vakıa... Yazarın bu halini ancak Marko Paşa anlayabilir.” desek haksız sayılmayız galiba. 

7-    Bu yıkıcı cemaatlerin yetiştirdiği insanların en büyük sorunu da bu madde de ele alınıyor. Karşıdakinin ilminden çapından yazıya bakıp anlamaktan aciz haşhaşiler sürüsü, kendi okuduğu birkaç cilt ile birkaç sözde sarıklının önüne diz çökmekle kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanıyorlar. Neymiş efendim biz demişiz ki, “Çünkü Gaybü’r-Rical adıyla meşhur bu tür makam ve mevkileri teyit eden tek bir ayet bulunmuyor.” Bu terim, “Gavs, Kutup, budela, ebdal…” gibi tasavvuf ıstılahında görünmeyen adamlar anlamında gaybü’rrücal başlığı altında incelenir. Orhan Yüksel denen şeytana pabucunu ters giydirmeye niyetli kimse ise buradan şöyle bir anlam çıkarmış, “"tasavvufta 'Gaybü’r-Rical' adıyla anılan bir makam ve mevki zaten yoktur.” Güler misin ağlar mısın?

Bu cahil bir de dilbilgisine girmiş. Demişiz ki, “Var olan hadislerin tamamı da Peygamberimizden 300 sene sonra uyduruluyor.” Bu cümleden arkadaş, “Gaybü’r-Rical adıyla meşhur bir makam ve mevki zaten tasavvufta yok ise, yazara soruyu daha açık ve net soralım: “Hangi konu hakkında var olan hadislerin tamamı uydurma? Ya da var olan hadislerin tamamı mı uydurma? Yani ortada uydurma olmayan bir tek hadis bile mi yok?” gibi tüm hadislerin 300 sene sonra yazıldığını iddia ettiğimiz gibi kastımız dahi olmayan bir anlam çıkarmış. 

Orhan Gazi Yüksel, taş yerinde ağırdır. Burada konu gaybü’r-Rical konusudur. Uydurulduğunu iddia ettiğimiz hadisler de haliyle bu konu ile ilgili olan hadislerdir.

Aferin İsmailağa cemaati. Darüsselam adlı site sizin reklamlarınız ve lalegültv reklamlarıyla dolu olduğuna göre bu elaman sizin içinizden yetişme biri. Yetiştirdiğiniz sahte ürün ortada. İsterseniz siz insanları Allah’a kulluğa çağırmayı bırakında önce haddini bilen insan yetiştirin. Emin olun! İnsanlara hadlerini bildirirseniz Allah’a karşı nasıl davranacaklarını da bilir, ayet ve hadisler üzerine bu kadar pervasız olmazlar.


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Efendi 1 ay önce

Münafık haberler sitesi

Avatar
Abdulkadir 1 ay önce

Allah CC bir kimseyi helak etmek isterse onu dostlarına musallat eder yani onlar başlar Allahın dostlarının aleyhine konuşmaya başar vesselam

Avatar
imam 1 ay önce

Dün yorum gönderdim sizleri tenkid edenleri yayimlamiyorsunuz

Avatar
feyza 1 ay önce

bu cemaatte 6 yıl kaldım islami ilimler aldım, mektubatta okuduk ama hiçbir zaman ezberleyin denmedi,kuran ezberi ve yapabilenler buhari,den hadis ezberi yapti,hi̇çbi̇r zorlama görmedi̇m.

Avatar
haace 1 ay önce

cübbeli hocam diyanet başkanımıza laf söylüyorda bunlara neden cavap vermiyor.

Avatar
Imam 1 ay önce

2017 model Abdullah b. Übey b. Selul lerde varmis memlekette hosssssssstttt
____ADMİNİN YORUMU___ BU RUMUZA BU YORUM YAKIŞIYOR MU? SENDEN İMAM DEĞİL KAPIDA KÖPEK BİLE OLMAZ.

Avatar
İmam 1 ay önce

Ben sizleri uzun bir süreden beri takip ediyordum ama sizlerin millet değerine olan saygisizliginiz bizleri derin den ozmustur feto şerefsizin faturasını diğer tarikatlara kesmeyiniz

banner205