İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz (10)
İmamlara “hocaaa!” diye hitap etmenin yanlışlığı 

Maalesef toplumun bir kesimi, hala imamlara hitap ederken son derece saygısız bir hitap tarzını benimseyebilmektedirler. Bu kaba kimseler tıpkı bedevi Arapların Hz. Peygamber’e yaptığı saygısızlığa benzer şekilde imamlara hitap ederken saygısızca “hocaaa!” diyebilmektedirler. İmama nezaketle “hocam” diye seslenmek yerine “hocaaa!” diye çağıranlar saygısız kimselerdir ve bunlar topluma çok kötü örnekolmaktadırlar.


Bu tür cahil kimseler kafalarındaki yanlış imam algısından kurtulamadıkları sürece imamlara böyle hitap etmeye devam edeceklerdir. Zira imamlar hakkında anlatılan olumsuz hikaye ve masalları dinleyen birisinin imama “hocaaa!” diye seslenmesi onlara göre gayet normal olabilmektedir. “Hocaaa!” yerine “hocam” demekle bir şey kaybetmeyecek kişi hala inatla “hocaaa!” diyorsa burada bir art niyet aramak yanlış olmayacaktır. “Alışkanlık olmuş işte, öylesine diyorum” diyenler bile hala bu hatalarını düzeltmeyip “hocaaa!” demeye devam ediyorlarsa bu duruma sessiz kalmak, bunun onaylandığı anlamına gelecektir. Ancak biz bu yazı dizimizde bu yanlışlığa işaret ederek rahatsızlığımızı belirtiyor ve “hocaaa!” demekte ısrar edenlerin çok büyük bir hata ettiklerini buradan açıkça belirtiyoruz. 

Özellikle son elli yıldır çekilen bazı filmlerde, oynanan tiyatrolarda, yazılan romanlarda ve çizilen karikatürlerde en çirkin ve itici karakter olarak gösterilen, üstü başı dağınık, saçı sakalı birbirine karışmış, haşin bakışlı, dişleri sapsarı, şalvarlı ve kara cüppeli, her türlü kötülüğü yapan, dedikodu üreten, laf taşıyan, milleti kışkırtan ve sadece kendi çıkarlarını düşünen bir kimse olarak imamları tanıtmak son derece yanlış olmuştur. Bu tür filmlerin etkisinde kalan birileri eğer “hocaaa!” diye hitap etmekte mahzur göremiyorlarsa bu onların hatasıdır ve bunu düzeltmek de yine onlara düşmektedir. 

Zira uzun yıllar ülkemizdeki sinemalarda ve televizyonlardaki dizi filmlerde bu karakterde imamlar gösterilmiş ve bazı odaklarca insanımızın kafasına yanlış bir imam algısı yerleştirilmek için her şey bilinçli olarak yapılmıştır. Bu tür filmlerin etkisinde kalan bazı densiz ve patavatsız kimseler ise imamlara “hocaaa!” şeklinde hitap etmeyi normal görebilmişlerdir. Onlar imama, “hocam” diyerek konuşma nezaketini sergileyememişlerdir. 

İki lafının birisi “hoca camideee!!” şeklinde olan bir aktörün ve o filmin senaristinin asıl maksadının sadece “şaka” olduğunu zannedenler ve buna saf saf gülenler nasıl da zehirlendiklerini fark etmekten aciz olan zavallı kimselerdir. 

Burada hemen şunun altını çizelim ki, bu tür filmleri seyrederek beyninde yanlış bir imam algısı oluşturmuş çok kibar bazı kimseler de imama “hocam” demekle beraber, bazen o imamların kuyusunu kazmak için her yolu mübah görebilmektedirler. İmamların bu tiplere karşı da son derece hazırlıklı, uyanık ve donanımlı olmaları gerekmektedir. 

Aynı şekilde, camiye devam eden kimi cemaat ise bazen imamın en ufak bir açığını yakaladıklarında derhal içlerindeki öfkeyi kusmaktan çekinmemektedirler. Mesela bir imam, işi nedeniyle bir vakit namaza geç kaldığında böyle saygısız kimseler, ellerine geçirdikleri bu ilk fırsatı büyük bir zevkle değerlendirmekte ve derhal imama “hocaaaa nerdeydin?” diye ukala bir ses tonuyla hesap sormaya kalkabilmektedirler. Bunları böyle yapmaya sevk eden ise bilinçaltlarına iyice yerleştirilmiş olan bu tür yanlış imam algılarıdır. Hissettirmeseler bile zaman zaman bu dışarıya yansıyabilmekte ve imamlara “hocaaa” diye küçümser tarzda konuştuktan sonra bu tipler geçici bir süre rahatlamaktadırlar. 

Dolayısıyla her şeyden önce insanların kafalarındaki bu “yanlış imam algısı”nın kökten değişmesi gerekmektedir ki bu tür yanlış eylem ve söylemler zamanla ortadan kalkabilsin. Aksi takdirde onlar yine “hocaaa!” demeye devam edebileceklerdir.

Bu yanlış algıyı yıkabilmek maksadıyla imamlara da bazı görevler düşmektedir. İmamların bu yanlış yaklaşımları ortadan kaldırabilmelerinin yolu, daha önceki başlıklarda bahsettiğimiz özelliklere sahip olmaları ve o kariyer basamaklarını tırmanarak vakur bir duruş sergilemeleridir. Kanaatimizce bu özellikleri haiz imamlar en az bir uzman doktor kadar maaş aldıklarında durum değişecektir. Böyle bir maaşa sahip olan ve sadece işine odaklanan kaliteli imamlara yapılan saygısızlıklar zaman içinde giderek azalabilecektir. Çünküinsanlar, her zaman olduğu gibi günümüzde de karşılarındaki kişileri gelirlerine, maaşlarına, makamlarına ve rütbelerine göre değerlendirmektedirler. İmamlık gibi onurlu bir mesleği yapanların gerçekten maddi anlamda iyi bir gelire sahip olmaları durumunda, bazı saygısız yaklaşımlar tamamen yok olmasa da kısmen azalabilecektir. 

Camilerin etraflarındaki ucube lojmanlardan kurtulan, kendi parası ile satın aldığı çok güzel bir evde oturan, rahat ve güvenli bir otomobile binen ve maddi sıkıntı yaşamayan bir imama karşı yaklaşımlar ister istemez değişecektir. Böyle bir geliri olan kimseye, zaten birileri kalkıp rahatlıkla “hocaaaa!” diye hitap etmekte zorlanacaklardır. Giyimi kuşamı yerinde, sözü sohbeti güzel, kimseye muhtaç olmayan, “alan el değil, veren el”olan, sürekli ilimle meşgul olarak kendini yenileyen ve cemaatine de güvenilir sağlam dini bilgiler sunan bir imamın saygınlığı bu şekilde daha çok artacak ve sözü de dinlenilir olacaktır. Onun sözünün dinlenmesi ise, İslam’a değer verilmesi anlamına gelecektir. İslam’a verilen değer ise, ebedi olan ahiret hayatına yapılan yatırımanlamına gelecektir. 

Dolayısıyla maddi bedeni için bu sayılı dünya günlerinde o kadar yatırım yapan birisinin, sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak maksadıyla kendisini sağlam dini bilgiyle hayra ve hidayet yoluna yönlendirecek böyle bir imamın iyi bir gelire sahip olmasına karşı çıkması, aslında ahirete ve orada hesap vermeye olan imanının derecesihakkında da bize bir fikir verebilecektir. 

“Sen bana bu dünyada bulgur ver, ben sana ahirette pirinç veririm” diyecek kadar ahiret inancı problemli olan birinin zaten imama saygı göstermesini beklemek yanlıştır. Bizim uyarımız, bu tür kimselerin hezeyanlarına bakarak dini ve dini değerleri yanlış algılayabilecek samimi Müslümanlaradır. Bu düşüncede olan birisi her an imamları küçük düşürmek için çabalarken, bunların maniplasyonlarına aldanan ve imamları küçümseyenlerin de dikkatli olmaları gerekmektedir. Çünkü böyle yapanlar aslında imamı değil, imamın temsil ettiği İslam’ı hedef almışlar, onu anlamamışlar ve de özümseyememişlerdir.

Bu nedenle bizim görmeyi arzuladığımız bir imam her zaman kendisine çay ya da yemek ısmarlanan garip ve fakir birisi değil, rahat bir şekilde ve ay sonunu düşünmeksizin kahveyi, çayı hatta yemeği başkalarına ısmarlayabilen son derece cömert bir imamdır. Zira böyle bir imamın sözü daha çok dinlenecek ve o toplumda saygı görecektir. İşte imamlar böyle onurlu bir konuma yükseltilmelidir. Buna yapacak olanlar ise gerçekten Allah’a ve ahiret gününe inananlardır. Zaten böyleleri Allah’ın mescidlerini imar edenlerdir. (Tevbe, 9/18-22) 

Bu itibarla bir toplumda imamlara hak ettiği değer verilir ve din gönüllüleri saygın konuma getirilirse hocalara yapılan saygısız hitap tarzları da zamanla en aza inebilecektir. Bunu başarabilmek için ise hem imamlara hem de milletimize çok büyük görevler düşmektedir. 

Konuyu daha iyi kavramak için Hz. peygamber dönemine bakmamız mümkündür. Kaba, sert, cahil ve düşüncesiz bazı bedeviler nasıl Hz. Peygamber’e hitap ederken hatalı ve yanlış davranabilmişlerse, günümüzde de bu geleneği devam ettiren bazı kendini bilmezler imamlara “hocaaa!” diye seslenmekle aynı yanlışı yapmaktadırlar. Tam da burada şu ayetleri hatırlamamız uygun olacaktır.

“ Siz ey imana ermiş olanlar! Sesinizi Peygamberin sesinden daha fazla yükseltmeyin, birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi o'nunla konuşmayın, yoksa bütün [güzel ve iyi] işleriniz, siz farkında olmadan boşa gitmiş olur. Bakın, Allah'ın Elçisi'nin huzurunda seslerini kısanlar var ya, işte onlar kalpleri, kendisine karşı sorumluluk bilinci ile [doldurularak] Allah tarafından sınananlardır; onlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. Gerçek şu ki [ey Peygamber,] seni evinin dışından çağıranlar var ya, işte onların çoğu akıllarını kullanmazlar. Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Hucurat, 49/2-5)

Görüldüğü üzere dini tebliğ eden Hz. Peygamber’e gösterilmesi gereken saygının nasıl olması gerektiği bu ayetlerde açıkça ortaya konulmaktadır. Zira elçiye saygı onun getirdiği habere saygı anlamına gelir. Elçiye saygısızlık onun getirdiği mesajı kabul etmeme anlamı taşır. O mesajın duyurulması ve öğretilmesi görevini her dönemde yüklenenlere yapılacak saygısızlıkta aynı şekilde mesajın kendisine yapılan saygısızlık anlamına gelecektir. Dolayısıyla bu ayetlerin en güzel şekilde anlaşılması, dini öğrenen ve öğreten gerçek din gönüllülerine saygıda kusur edilmemesi gerekmektedir. Bu itibarla günümüzde imamlara yapılan “hocaaa!” şeklindeki saygısız bir hitap tarzının en kısa zamanda ortadan kaldırılması şarttır. 

Sonuç olarak ifade edecek olursak, imamlara “hocaaa!” diye seslenen bu gibi kimselerin bilmeleri gerekmektedir ki,onların bu saygısız üslupları aslında imamların şahıslarına bir hakaret değil, bizzat İslam’a yapılan bir saygısızlıktır. Bir kimsenin inandığını söylediği bir dine bu şekilde saygısızlık etmeye hakkı yoktur. Eğer böyle yapmaya devam ederlerse gerçekten inanmadıkları ortaya çıkabilecektir. (Hucurat, 49/14; Ayrıca bkz. Bakara, 2/8-20; Nur, 24/47) Yok eğer inanıyorlarsa “hocaaa!” demekten vazgeçip saygılı bir şekilde “hocam” demeye başlamaları ve gerçek hoca efendilerin sözlerinden de hiç bir zaman dışarı çıkmamaları uygun olacaktır. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.