İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz (14)
Camilerden yardım toplamak ve imamların durumu

Bilindiği üzere insanlar arasında sosyal yardımlaşma ve dayanışma her dönemde olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Günümüzde bu uygulama bazen vakıflar ve dernekler aracılığıyla, bazen de güvenilir insanlara teslim edilen emanetlerin hak sahiplerine dağıtılması şeklinde devam etmektedir. 

Camilerde Cuma günleri namaz sonrası yardım toplanması uygulaması da yıllardan beri devam etmektedir. Bu tür yardım toplamanın faydaları olmakla beraber bazı sıkıntıları da içinde barındırdığı bir gerçektir. Nitekim Cuma namazı sonrası toplanan bu yardımlar tamamen gönülülük esasına göre yapılmaktadır. Dileyen yardım etmekte, dilemeyen ise yardım yapmadan gidebilmektedir. Bu da gayet normaldir. Ancak, cemaat arasında bazı kişilerin “imamlar Cuma namazını para ile kıldırıyorlar” şeklindeki sözleri de zaman zaman işitilmektedir. 

Toplanan yardımlar genellikle camilerin yapımı, bakımı ve tamiri ile ilgili olduğu halde düşünmeksizin konuşan bu kimselere aldanan bazı saf kimseler de bu tür sözleri papağan gibi tekrarlayarak böyle bir düşüncenin halk arasında yayılmasına ve kökleşmesine yol açmakta, bu tür dedikodular nedeniyle de algı dünyalarında bozulmalar meydana gelen insanların imamlara bakışı değişebilmekte ve sonuç olarak imamların saygınlıklarına buradan bir gölge düşmektedir. Bu nedenle camilerde para toplanması uygulaması ile ilgili kanaatler yeniden gözden geçirilmeli ve bu hususta gerekli yasal düzenlemelere gidilmelidir.

Bize göre böyle bir uygulamadan imamların, vaizlerin ve müftülerin olumsuz anlamda etkilenmemesi ve uzun vadede buradan İslam dininin zarar görmemesi için bir takım yasal önlemlerin alınması şarttır. Mesela bu yardım toplanması konusu tamamen cami derneklerinin ve vakıfların  insiyatifine bırakılmalı ve hiç bir şekilde din görevlileri bu işe bulaştırılmamalıdır. Ayrıca imamlar, vaizler ya da müftüler vaaz ve hutbe sonunda o hafta yardım toplanacağını cemaate duyurmak mes’uliyetinden de kurtarılmalıdır. 

Zira yapılan güzel bir vaazın, okunan etkili bir hutbenin ardından bu tür yardım duyurusunu yapmak o konuşmanın ve hutbenin tesirisini yok etmekte ve insanlar yapacakları yardımın miktarına odaklanmaktadırlar. Namaz sonrasında ise bazıları bir takım spekülasyonlar da bulunarak imamları ve müftülükleri zan ve töhmet altında bırakan konuşmalar yapabilmektedirler. Bazıları toplanan yardımlardan bu işi yapanlara da biraz pay ayrıldığını, paraların hak ettiği yere gitmediğini ve bu yardımı toplayanların menfaatleri olmasa bu işe girişmeyeceklerini söyleyerek çirkin, seviyesiz ve basit değerlendirmelerde ve zaman zaman da iftiralarda bulanabilmektedirler. 

İlk bakışta bunların sayıları az gibi görünmekle beraber etki altına aldıkları kimselerin sayılarının giderek arttığı da müşahede edilmektedir. Geçmişte yaşanmış bir kaç yanlış örneğe bakarak, yardım toplama faaliyetlerinin tamamında yolsuzluk yapıldığı izlenimi uyandırılmasının fevkalade yanlış ve düşündürücü olduğu açıktır. Bu itibarla, camilerden yardım toplama konusunda hiç bir din görevlisinin, hiçbir şekilde böyle bir yardım toplama uygulamasında yer almaması ve bu işe kesinlikle karışmaması uygun olacaktır.

Elbette gerek ihtiyaç sahipleri ve gerekse camilerin gereksinimleri için yardım toplanması uygulamasına devam edilmelidir ve bunun sayısız yararları olduğu muhakkaktır. Zaten bizim kast ettiğimiz de bu uygulamanın toptan kaldırılması değildir. Lakin bizim amacımız ve söylemeye çalıştığımız şey, bu işe din görevlilerinin karışmaması ve ön ayak olmamasıdır. Onların geri planda kalmaları gerektiğidir. Vaaz ve hutbe harici yaptıkları konuşmalarında cemaati yardım etmeye teşvik etmekle yetinmeleridir.

Kanaatimizce imamların camide para toplamak, Diyanet takvimi satmak ya da buna benzer para ile ilişkili hiç bir konuda görev ve sorumluluğu olmamalıdır. Bu işler cami dernekleri ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılmalıdır. İmamları buradan dedikodularla yıpratmak isteyenlerin ellerine fırsat verilmemelidir. Bu işin cami dernekleri marifetiyle yapılacağı yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmeli ve bu durum da halkın bilgisine sunulmalıdır.

Bizi böyle düşünmeye iten yıllar içinde edindiğimiz tecrübeler, gördüklerimiz, bildiklerimiz, duyduklarımız ve yaşadıklarımız olmuştur. Tekrar altını çizelim ki, yardımlaşma elbette devam etmelidir ama bu iş sivil toplum örgütü olan vakıf ve dernekler aracılığıyla yapılmalıdır. İnsanlar imamların asla yardım toplamayla ilgilenmeyeceklerini bilmelidir. İmamları haksız yere yıpratmak isteyenlerin ellerindeki bu bahane de onların elinden alınmalıdır. 

Devletimiz ve onun bir takım kurumları fakirlere yardım konusunu kendileri halletmeli ve zenginler bu konuda sorumluluklarını yerine getirmelidirler. Hali vakti yerinde olan kimseler güvenilir dernek ve vakıflar aracılığıyla zekat ve sadakalarını hak edenlere ulaştırmaya gayret etmelidirler. Cami dışında bekleyen ve bu işi meslek haline getirmiş açgözlü dilencilere verdiği çok az miktarla kendini rahatlatan Müslümanlar da bu konuyu ciddi şekilde düşünmeli ve sivil toplum örgütleri vasıtasıyla daha dişe dokunur yardımları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışmalıdırlar.

Öte yandan camilerin yapımı konusunda para toplama işini esnaftan ya da halktan gönüllü olarak yapacak olanlar mutlaka vardır. Bu kimseler evde oturup televizyon seyrederek ömür tüketeceklerine, ya da cami avlusunda dedikodu yapacaklarına, veyahut imamlarla uğraşmayı kendilerine meslek edineceklerine cami dernekleri ya da diğer sivil toplum örgütlerinde görev alarak aktif hale gelmeli ve hayırlı bir faaliyette bulunarak ahiretlerine yatırım yapmalıdırlar. 

Çünkü, insanlardan yardım talep etmek için giden imamların bu gayretleri takdir edilmek bir yana, sanki imam bu yardımı kendisine istiyormuş gibi bir izlenimin doğmasına yol açılmaktadır ki bu doğru değildir. Bu nedenle imamların saygınlıklarının ve itibarlarının korunması adına bu yardım toplama faaliyetlerine onlar hiç bir şekilde dahil edilmemelidir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bu tür işleri emekli ya da vakti bol olan diğer insanlar yapabileceklerdir. Bize göre imamların zamanlarını bu tür işlere ayırmaları doğru olmayıp onların yapacakları çok daha önemli işler vardır. 

Tekrar belirtelim ki, yardım toplama işi tamamen bu gibi sivil toplum kuruluşlarına devredildikten sonra imamlar para toplama faaliyetlerine katılmamalıdırlar. Bize göre bir imamın en asli görevi, sağlam dini bilgiyi camide kendine ait odasında selim bir kafa çalışarak elde etmesi ve insanlara doğru ve güvenilir dini bilgiler aktarmasıdır. İmamı bu esas görevi olan İslam’ın doğru ve sağlam bilgisini okuma, araştırma, inceleme, anlama, yorumlama, kendini bir konuda derinleştirme ameliyesinden uzaklaştırmak ve başka yükleri de onun omuzuna vermek uzun vadede hem o topluma hem de İslam’a kaybettirecektir. Zira dini bilgide derinleşme ve ihtisaslaşma çok ciddi bir iştir ve imamlar tamamen buna odaklanmak durumundadırlar. 

Bizim kanaatimize göre, imamların ve diğer dini kurumlarda çalışan din eğitimi tahsili yapmış kimselerin zamanlarını bu tür yardım işleriyle çarçur etmek yerine İslami konularda tefekküre dalmaları çok daha hayırlı olacaktır. Sağlam bilgi üretip bunu yayması gerekenlerin para toplamaya, cami, okul, yurt, Kur’an kursu vs. inşa etmeye zaman ayırmaları, İslam toplumuna yapılacak en büyük kötülüklerden biri olacaktır. Çünkü akıllı bir toplum, neyi, nerede, nasıl ve ne kadar kullanacağını bilen bir toplumdur. Dini konularda uzmanlaşanları esas işlerine yönlendirmek ve bu tür yardım toplama işlerini ise emekli olanlara ya da gönüllülere devretmek aklın ve mantığın gereğidir. 

Özetle ifade edecek olursak, imamlar özellikle camilerde yardım toplamayla ilgili her türlü iş ve eylemden bir an önce uzaklaşmalı ve asıl işlerine odaklanmalıdırlar. Zamanını ilme ve müslümanların doğru bilgiler edinmesine, bir başka ifadeyle sağlam ve güvenilir dini bilginin üretilmesine, öğretilmesine ve yayılmasına harcamalıdırlar. Bize göre bir imamın ya da müftünün bu tür yardım toplama, kapı kapı dolaşma, bina yapma, bu binaların tamirat ve bakımıyla uğraşma vs. işlere bulaşması son derece yanlıştır. Bu tür işlerin sivil toplum örgütleri olan vakıf ve derneklere bırakılması en doğru olandır. 

Böyle yapıldığında para toplama faaliyetleri ile ilgili imamlar hakkında çıkartılan dedikodular da zamanla yok olacak, buradan imamları yıpratmak ve dine zarar vermek isteyenlerin ellerindeki bir bahane de böylece alınmış olacaktır. Bu bahsettiğimiz hususu halletmenin uzun vadede hem imama, hem o tür kişilere, hem de İslam’a çok büyük bir fayda sağlayacağı ise su götürmez bir gerçektir. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.