İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz (15)
İmamların hatalarını abartarak genelleme yapma yanlışlığı

Toplumumuzda görülen sosyal hastalıklardan birisi de bazılarının çok rahatlıkla genelleme yapmaları ve toptancı bir yaklaşımla hareket etmeleridir. Bu kişiler bireysel bir hadiseyi, kolaylıkla bir kuruma, bir cemaate, bir partiye, bir tarikata, bir dine, bir şehre ya da bir ülkeye mal edebilmektedirler. Maalesef bu durum, dünyadaki diğer toplumlarda da görülen marazi bir haldir. Zira insanlar ciddi şekilde kafa yorup haklı veya haksızı ortaya çıkarmak yerine, yüzeysel değerlendirmelerde bulunup suçu daha geniş bir kitleye yükleme kolaycılığına sapabilmektedirler. Çünkü bu durum, onlara çok daha basit gelmektedir. Oysa böyle davranmanın ciddi manevi sorumluluğu olduğu açıktır.


Şöyle ki, halkımız arasında bazı kimseler zaman zaman imamlardan bazılarının yaptığı yanlışlıkları hemen dillerine dolamakta, bunları abartarak anlatmakta ve sanki tüm imamlar böyle imiş gibi bir izlenimin doğmasına yol açabilmektedirler. Bu, son derece çirkin ve yanlış bir tutum olup vebali gerektiren bir husustur.

Sadece bir kişiyi ilgilendiren bir hatayı, bir gruba, bir cemaate, bir harekete ya da bir kuruma mal edip hepsini birden suçlu ilan etmek ve karalamak kesinlikle doğru ve adil değildir.

Hangi kurumda ya da camiada bir hata yapan varsa o cezasını çekmeli ve suçun şahsiliği ilkesi geçerli olmalıdır. Bir polisin işlediği hata nedeniyle tüm emniyet camiası, bir subayın işlediği suç nedeniyle tüm ordu mensupları suçlu ilan edilmemelidir. Aynı şekilde bir imamın yaptığı kötü bir iş nedeniyle de tüm Diyanet camiası suçlu ilan edilmemeli ve buradan İslam’a saldırmak için bahaneler de aranmamalıdır. 

Elbette her kurum içinde organize olan suç örgütleri veya çeteler kuran kimseler olabilecektir. Bunlar çok yanlış işlere de bulaşmış olabilirler. Bunlara ise gerekli cezalar hukuk içinde verilmeli ve bunlar da o kurumlardan derhal ayıklanmalıdır. Zaten bizim kast ettiğimiz bu tür kimseler değildir. Bizim anlatmaya çalıştığımız husus, münferid bir hadiseninin genelleştirilerek toptancı bir yaklaşımla hareket edilmesi ve bir camianın ya da kurumun doğrudan hedef gösterilip yıpratılması ya da suçlu ilan edilmesidir. 

Ne gariptir ki bir imamın yaptığı yanlış bir işi, o kişinin karakterine ve ahlaki zaaflara bağlamak yerine, kurumuna ya da mensup olduğu dine dayandırıp hem kurumunu, hem de o dini suçlu ve kötü ilan etmek açıkça insafsızlıktır. Zira kötü örnek hiç bir zaman ve hiç bir yerde örnek olamaz.

Öte yandan ülkemizde bir imam suç işlediğinde toptancı bir yaklaşımla tüm imamları öcü ve tehlikeli gösterenler olduğu gibi, dünyada da aşırı radikal bir müslüman yanlış bir iş yaptığında İslam’ı kötü bir din olarak sunanlar vardır. O radikal müslüman dini doğru kaynaklardan öğrenemediğinde, yanlış geleneklerin tesirinde kalarak ya da popülist söylemlere kanarak bir terör eylemi gerçekleştirdiğinde suçlu ilan edilen maalesef İslam’dır. Nitekim bu durumu fırsat bilen özellikle Batılı medya organları büyük bir iştiyakla buradan İslam’a ve müslümanlara saldırmakta ve İslam diniyle terörü ilişkili göstermeye gayret etmektedirler. Böyle bir fırsatçılığı yapmalarının asıl nedeni ise, İslam ile terörü, müslümanlar ile terörizmi bir göstererek insanların İslam’a olan ilgisini azaltmaya ya da yok etmeye çalışmak olmalıdır. Onların bu genellemeci ve çıkarcı tavırlarına bakarak art niyetli ve maksatlı olduklarını söylememiz ise yanlış olmayacaktır.

Bu kötü niyetli tavırlara sahip kişilerin benzerleri maalesef ülkemizde de mevcuttur. Onların da çoğunluğu İslam’a farklı bir gözle bakmakta ve Ortaçağ Avrupa’sında Hıristiyanların yaşadıkları sorunlarla İslam arasında bir takımzorlama benzerlikler kurarak, hiç araştırmadan genellemeci bir tavırla İslam’ı da o kategoride değerlendirmekte ve çok büyük yanlışlar yapmaktadırlar. Bu tipler kafalarını kullanıp gerçekleri araştırmak yerine Müslümanların bazı yanlışlarına bakarak her fırsatta dinin kendisine saldırmaktadırlar. Oysa yanlışı yapan kişi bunu adet, gelenek, töre, örf, kültür ve bir takım yanlış din yorumları sonucu işlemiş olabilir. Ancak tüm bunları görmezden gelerek o yanlışı doğrudan İslam ile ilişkilendirip öyle sunmak ve genç nesilleri dinden soğutup nefret ettirmek doğru ve hakkaniyetli bir hareket tarzı değildir.

Dolayısıyla insanlar bu genellemeci tavırlarını yeniden gözden geçirmek durumundadırlar. Örnek vermek gerekirse, bir imamın cami lojmanına kaçak elektirik bağlayıp kullandığını duyan birisi, bunun dedikodusunu yapıp tüm imamları ve Diyanet camiasını karalamak yerine, elinde sağlam delil varsa o kişi hakkında derhal ihbarda bulunmalı ve bu ahlaksızlığı yapanın adli ve idari yönden cezalandırılmasını sağlamalıdır. 

Bu ihbar ve suç duyurusunu yapmayarak sadece dedikodu yapan ve buradan koca bir camiayı ve dini zan ve töhmet altında bırakanların kaçak elektirik kullanan o şahıstan hiç bir farklarının kalmayacağı açıktır.Elbette imamların arasından da sayıları az olmakla beraber yanlış yapanlar çıkabilecektir. Zira onlar da insandır ve hata etmeleri mümkündür. Ama buradan tüm imamları suçlu ve günahkar ilan etmek ise doğru değildir.

Bu itibarla toptan süpürüp almak ya da toptan süpürüp atmak yanlıştır. Aklı başında bir mümin her zaman ve her yerde seçici olmak zorundadır. Bir karar verirken, bir kitap okurken, bir televizyon seyrederken, bir gazete alırken, bir futbol maçını seyrederken, bir hoca efendiyi dinlerken, bir ilahiyatçının dini bilgilerine kulak verirken seçici olmayan ve eleştirel gözle meseleleri değerlendirmeyen ve kolayca karar veren ve inanan kimse kendi sonunu kendisi hazırlayan kişidir. (Hucurât, 49/6) Duyduğu, seyrettiği, okuduğu, gördüğü her şeyi hemen kabul eden, nedenlerini ve niçinlerini sorgulamayan, muhakeme yeteneğini körelten bir kimse gerçek anlamda ne Kuran’ı, ne de Hz. Peygamber’in Sahih Sünnet’ini tanıyıp öğrenebilir. Böyle yapan birisi bu tavrı ve duruşu nedeniyle öncelikle kendine, sonra da ailesine zarar vermektedir. Daha sonra ise içinde yaşadığı topluma ve inandığını söylediği dine bilerek ve isteyerek zarar vermektedir. 

Ayrıca yeri gelmişken şunun da altını çizelim ki, bahsettiğimiz bu ilke sadece dini konularla alakalı değil, hemen hemen her konuda geçerli olan bir prensiptir. Aldığı yanlış kararlar, verdiği yanlış hükümler nedeniyle hatalı yollara girenler, hem bu dünyalarını hem de ahiretlerini perişan edenler bu ilkeye göre hareket etmediklerinden dolayı resmen suçludurlar. Kandırılmak isteyenleri kandıracak tipler her zaman bulunur. Bu nedenle, akıllı kimse kolay kolay aldanmayan ve bir delikten iki kez ısırılmayandır. Aynı delikten defalarca ısırıldığı halde hala yalan vaadlere kanan, pembe yalanlara inanan, popülist söylemleri duymaktan zevk alan kimseleri aldatacak tipler her dönemde olmuştur ve bu tür beyinsizleri kandıracak aç gözlü ve iki yüzlü tipler bundan sonra da kıyamete kadar olmaya devam edecektir.

Özetle ifade edecek olursak genelleme yapmak ve yapılan bu tür genellemelere hemen inanmak, basit bir mantıkla ve yüzeysel düşünen kimselerin işidir. İblis de böyle düşündüğü, genelleme yapma kolaycılığına saptığı,  insan ve cin soyu hakkında yanlış bir akıl yürütmede bulunduğu, sonrasında da ırkıçılık yaparak bir üstünlük yarışına girdiği, kendini haklı ve çok bilgili zannettiği, hatasında küstahca inat ettiği ve tövbeye yanaşmadığı için Rabbinin huzurundan kovulmuş ve ebedi cehennemi hak etmiştir. Günümüzde de aynı yola girerek genellemeler yapan, açıkça yanlış kararlar alan, bunları inatla savunan ve hatalarını görmek istemeyen zavallı insanlar vardır ve maalesef bunların da ahirette kaybedeceklerini yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim şimdiden bizlere haber vermektedir. 

Kanaatimizce imamları ya da başka takva sahibi değerli önder mü’minleri yapmadıkları şeyler nedeniyle suçlayan, onların toplum nezdindeki itibarlarını sarsmaya ve yok etmeye çalışanların bu saygısız yaklaşımları aslında İslam’a olan nefretlerinin doğal bir sonucudur. Dolayısıyla bu adamların gerçek niyetlerini anlamadan, onlara inanıp yanlış karar verebilecek samimi müslümanların yapması gereken şey, sorgulayıcı, eleştirici ve seçici bir akılla meselelere bakmak ve her zaman her konuyu bütüncül bir yaklaşımla ve evrensel ahlak ilkelerine göre ele alıp değerlendirmek olmalıdır. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.