İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz (18)
Yurt dışında görev yapan imamlar ve dernek yönetimlerinin bakışları

Bazı dernek yöneticilerinin yurt dışına görev yapmaya gelen imamların eğitim seviyelerini ve birikimlerini hiç hesaba katmadığı ve sağlam dini bilgiye hiçbir değer vermedikleri somut bir vakıadır. Onların gözünde bir imamın Türkiye’de iken müftü ya da vaiz olmasının, alanlarında yüksek lisans ya da doktora yapmış olmalarının hiç bir önemi, değeri ve anlamı yoktur. Onların gözünde bütün imamlar birdir ve sadece namaz kıldırmakla ve çocuklara Kur’an’ı yüzünden okumayı öğretmekle görevlidirler. 

Bu tür kimseler sadece her dediklerini yaptıracakları, kızacakları, söylenecekleri, dalgalarını geçecekleri, kısaca sindirecekleri boynu bükük, garip imamlar aramaktadırlar. Onların emirlerine harfiyyen uyan, sesini çıkarmayan, silik ve sessiz imamlar arzulamaktadırlar. Kimlik ve kişilik sahibi, onurlu, ilkeli, tutarlı, yeri geldiğinde yanlışa itiraz eden, gördüğü hataları düzeltmeye çalışan imamları ise hiç istememekte ve de kesinlikle beğenmemektedirler. Kendilerinin dini konularda yaptıkları yanlışların ve hataların düzeltilmesi için çabalayan, onların eksik oldukları konuları tamamlamak isteyen hocaları ise hiç ama hiç görmek bile istememektedirler. 

Dernek yönetiminde bulunanların bazıları imamlara sudan sebeplerle kızdıklarında tehdit, şantaj ve baskı ile onları emirleri altına almaya çalışabilmektedirler. “Biz geçmişte başkaları tarafından ezildik, elimize fırsat geçti, biz de şimdi bizi dinlemeyeni ezeriz ve buradan sürdürürüz” diye imamları tehdit edebilmektedirler. Bu tür bir ruh yapısına sahip olan insanlarla görev yapmanın ne kadar zor olduğunu ise biz kamuoyunun ve gelecek nesillerin takdirine bırakıyoruz. 

Diğer taraftan geçmiş yıllarda bazı ataşelerin ve müşavirlerin kendilerini küçümsediği ve “işçi” gibi görerek kötü davrandığından şikayet eden kimi üniversite mezunu gurbetçiler ise bu duruma içerlemekte ve kendilerine hak ettikleri saygının gösterilmesi gerektiğini söylemektedirler ki, onlar da bu açıdan elbette sonuna kadar haklıdırlar. Ancak onların bu sıkıntılarını, direk konunun muhatabı olan kendini beğenmiş o tür üst düzey bürokratlara sormak ve hak aramak yerine, acılarını ellerine geçirdikleri zavallı imamlardan çıkartmaya çalışmaları ve bunun hesabını imamlara sormaları çok büyük bir başka yanlış ve adaletsizlik olsa gerektir. Öyle davranan ateşe, müşavir, başkonsolos hata etti diye bunun intikamını imamlardan almak kabul edilebilir bir davranış değildir.

Öte yandan imamların aldıkları maaşa kafayı takan ve hocaların parayı çok sevdiğini söyleyen kimileri ise, benzer maksatlarla yurt dışında bulunduklarını çoğu zaman unutmakta ve bunun kendilerine hatırlatılmasından da son derece rahatsız olabilmektedirler. Elbette herkesin kimseye muhtaç olmamak için çalışması ve parayı sevmesi normaldir. Ancak burada ilginç olan kimseye muhtaç olmamak için çalışan ve bir şeyler üreten insanların emeklerinin görünmek istenmemesidir. 

Kısaca ifade edecek olursak, yurtdışındaki cami derneklerinin büyük bir kısmı imamlara karşı sergiledikleri bazı olumsuz yaklaşımlarından bir an önce vazgeçmelidirler. Bu tür derneklere karşı büyükelçiliklerin ve müşavirliklerin yaptırım uygulama imkanları olmalıdır. Aldıkları keyfi kararlarla imamların severek ve isteyerek görev yapma aşkını öldüren ve söndüren bu tür kimseler bir an önce kendilerini sorgulamak durumundadırlar. Aksi takdirde buraya görev yapmaya gelen imamlar bu tür davranışlarla karşılaştıklarında bir an önce buradan ayrılmanın yollarını arayacaklar, ya da askerde olduğu gibi şafak sayacaklar ve hizmet üretme yerine problem çıkmasın diye susmayı tercih ederek süreyi doldurmayı isteyebileceklerdir. 

Bize göre, yurtdışına görev yapmaya gelen bu din görevlilerinin cemaate, gençlere, kadınlara ve çocuklara bir şeyler verebilmesi, onlara çok daha faydalı olabilmesi ve iştiyakla çalışabilmesi için derneklerden ve cemaatten gereken saygıyı, ilgiyi ve alakayı görmeleri kaçınılmazdır. Görev yapmaya gelmiş insanı küstürüp içine kapatarak bir şeyler yaptıklarını zannedenler ne kadar yanlış yaptıklarını ilerde anlayacaklardır ancak o zaman da iş işten geçmiş olacaktır.

Sonuç olarak, cami dernek yönetimleri büyük düşünmeli, imamlarla uğraşmayı bırakmalı ve gençlerin dini yönden eğitimine çok daha fazla ağırlık vermelidirler. Bu hususta hiç bir fedakarlıktan kaçınmamalı ve imamlarla iyi bir diyalog kurup hayırlı hizmetler için birbirleriyle yarış halinde olmalıdırlar. Güzel camiler yaptırmayı marifet olarak görmemeli, onun içini kaliteli cemaatle doldurmayı öncelikli hedef olarak belirlemelidirler.Kısaca dernek yönetimleri kaliteli cemaati yetiştirecek vakur ve onurlu imamlara sahip çıkmakla işe başlamalı ve bu konuda büyük bir çaba ve gayretin içerisinde olmalıdırlar.

İlk Yayım Tarihi: 2011-04-29 05:34:32

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol