İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz 6
İmamlık ve mevlüthanlık ayrı ayrı mesleklerdir

Bilindiği üzere, İslam’ı doğru şekilde gelecek nesillere öğretecek, aktaracak ve onlara örnek olacak imamlar yetiştirilmesi çok önemlidir. Zira bu vazifenin hakkını vermek, Müslüman olarak kalmak ve İslam’ı bizden sonraki nesillere aktarmak, ancak ehil âlimlerin ve imamların yetiştirilmesi ile mümkün olabilecektir. 

Bu yazı dizilerimizde bizim kastettiğimiz özelliklerdeki imamlar kesinlikle cenaze ya da mevlüt peşinden koşan imamlar değildir ve olmayacaktır. Bizim önerdiğimiz imam, yaptığı din hizmeti nedeniyle kendisine verilecek paralara ve hediyelere tenezzül dahi etmeyecek derece iyi bir gelire sahip olan ve işi sadece imamet olan imamlardır. Bize göre uzman tıp doktorlarının aldığı gibi iyi bir ücreti hak eden imamlar, bu tür işleri hiçbir karşılık beklemeden yapmalı ve kimsenin eline bile bakmadan oradan onurla, gururla ve vakarla ayrılabilmelidir. Birilerinin ona zarf içinde para vermesini beklemek gibi acınacak bir duruma itilmemelidir. Okuduğu hatim, ilahi ya da mevlüt nedeniyle para bekleyen imamların saygınlıklarının toplumda nasıl azaldığı ve insanların onlar hakkında neler konuştukları tecrübelerle sabittir. Dolayısıyla imamlar bu zilletten kurtulmalı ve de kurtarılmalıdır. 

Kanaatimizce sadece işi mevlüt, hatim ve ilahi okumak olan özel mevlüthanlar bu işle meşgul olmalıdır.Bu konuda yeteneği olanlar imamlığı değil, özel olarak yapacakları bu tür işleri tercih etmelidirler. Zira imamlar mevlüt, hatim ve ilahi okuyan değil, dini konularda sağlam bilgiler veren örnek şahsiyetler olarak görülmeli ve böyle bilinmelidir. Mevlüt okutup ilahi söyletmek ve hatim indirtmek isteyenler bu işi özel yapan kişilere, gruplara ve şirketlere müracaat etmelidirler. Tekrar ifade edelim ki bunlar kesinlikle bizim idealimizdeki imamın işi değildir, olamaz ve olmamalıdır. 

Öte yandan “dini nikah” ve “resmi nikah” gibi bir ayrım da mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Resmi nikahı kıyma görevi belediyelerden ve muhtarlardan alınıp derhal müftülüklere bırakılmalı ve her türlü resmi kayıt buralarda tutulmalıdır.Bu şekilde “imam nikahı” gibi sonradan ortaya çıkan bir takım ucube uygulamalardan da bu şekilde kurtulmak mümkün hale gelebilecektir. Böylece bir imam, nikah kıydığı için para alan konumuna düşmekten de kurtulabilecektir. 

Aynı şekilde resmi nikahı olmadığı halde “imam nikahı” kıydırmak isteyen bazı art niyetli kimselere aracılık ederek kadınların ezilmesine imkan sağlayan başka bir uygulama da bu şekilde ortadan kalkabilecek ve en azından imamlar bu işe alet olmayacaklardır. Bize göre imamların bu tür nikahlara aracılık etmeleri ağır sorumluluk gerektiren bir husustur ve imamların bu tür nikah törenlerinden şiddetle kaçınmaları gerekmektedir. İmamlar toplumda saygınlık istiyorlarsa bu tür işlere asla bulaşmamalıdırlar. 

Çünkü biz imamların saygınlığının artması ve toplumda sözlerinin dinlenilir olmasını arzuluyoruz ve imamlarla mevlüthanlar, imamlarla “sözde hoca”lar arasında çok ciddi bir fark olması gerektiğine inanıyoruz. 

Diğer taraftan, daha öğrenci iken yeteneği olan ve imam olmayı düşünen kimse kendisi ile ilgili bir karar vermeli, ya imamlığı seçmeli ya da özel olarak çalışacağı “mevlüthanlık mesleğini” tercih etmelidir. “Ben hem imam olurum hem de düğünlerde ve sair gecelerde mevlüt ve ilahi de okurum” diyenlerin bu imam/hoca/önder sıfatını kullanmamaları gerektiği düşüncesindeyiz. Onlar kendilerini hoca/imam/önder olarak değil,“mevlüthan” olarak tanıtmalı ve toplumda da öyle bilinmelidirler. Bu konuda da çok dikkatli olunması gerektiğine inanıyoruz. Zira hocalık ile mevlüthanlık ayrı ayrı alanlardır. Her güzel ilahi ve mevlüt okuyan bizim kast ettiğimiz özelliklerde bir imam olamayabilir. Eğer gerçekten imam olacaksa tercihini ona göre yapmalı ikisinden birini  tercih etmeli ve daha önceki makalelerde bahsettiğimiz tahsilleri yapmalı ve kariyer basamaklarını tırmanmaya bakmalıdır.

Bizi böye bir düşünceye iten ise, sesi ve makamı güzel olan bazı arkadaşların uzun vadede içlerine düştükleri üzüntü verici durumlar olmuştur. Çünkü bu arkadaşlar sadece seslerine güvenmişler, bilgilerini yenilememişler, mevlüt okuma sevdasına düşmüşler, pek çoğu zamanla ihlasından uzaklaşabilmiş, bazıları ise bir takım yanlış işlere bulaşabilmişlerdir. Bazıları meşhur olmanın verdiği şimarıklıkla kendilerini en güzel tarzda uyaran din bilginlerine toplum önünde saldırmak ve onları susturmaya çalışmak gibi bir pervasızlığı ve terbiyesizliği sergileyebilmişlerdir. Ekranlarda görünür ve bilinir olmanın verdiği rahatlıkla ve vurdumduymazlıkla onların haklı olduğunu düşünebilecek insanlara kötü örnek olmuşlar ve bilmedikleri dini konularda ahkamlar keserek dinin yanlış tanıtılmasına sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle “imamlık” ayrı, “mevlüthanlık” ayrı olmalı ve herkes en iyi olduğu alanda konuşmalı ve söz söylemelidir.

Özetle, idealimizdeki imam ile mevlüthanlar hakkında kısaca bunları söylememiz yeterli olacaktır. Öte yandan mevlüt, hatim, ilahi, tevhid vs. okumakla ilgili bizim temel düşüncelerimizin çok daha farklı olduğunu da burada belirtmemiz uygun olacaktır. Burada mevlüt, hatim, ilahi vs. den bahsetmiş olmamız, kesinlikle bunları onayladığımız ve tavsiye ettiğimiz şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu husus makalemizin konusu olmadığı için şimdi burada bu düşüncelerimize temas etmiyoruz. Ancak bu konular üzerinde de çok ciddi şekilde çalışılmasının, topluma yerleşmiş olan bu tür “gelenek”lerin çok iyi analiz edimesinin, ulaşılacak doğru sonuçların topluma uygun dille anlatılmasının ve uzun vadede bir değişim ve dönüşümün başarılmasının gerekli olduğuna ve olacağına inanıyoruz. 

Sonuç olarak, “imamlık” ve “mevlüthanlık” farklı işlerdir ve herkes yaptığı işin hakkını vermelidir. Mevlüthanlar da bilmedikleri alanda konuşarak insanları yanlış bilgilendirmekten vazgeçmeli ve bu vebali omuzlarına almamalıdırlar. Zira dinin yanlış tanıtılmasına sebep olmak, aslında o dine yapılabilecek en büyük kötülük ve saygısızlıktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.