İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz 8
Camilerin temizliği ve güvenliği yerel yönetimlere bırakılmalıdır.

Öncelikle şunu ifade edelim ki, görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan imam ve müezzin camide ibadet yaptırması nedeniyle "din görevlisi" olarak adlandırılmış olsa da, aslında onlar, birilerinin yanlış tanıtmalarının aksine Hıristiyanlıktakine benzer şekilde “bir din adamları sınıfı”na mensup değillerdir. Bu ikisi birbirine asla karıştırılmamalıdır. Tersine imamlar hayatlarını bu işe adamaları, dini bilgide derinleşmeleri ve sırf Allah rızası için bu görevi yapmaları nedeniyle birer din gönüllüsü olup toplumun gönül doktorlarıdır. 


Öte yandan onları “din görevlisi” veya “namaz kıldırma memuru” diyerek küçümsemeye kalkışanlar aslında dini değerleri tam anlamıyla özümsemeyi başaramamış hased ve kıskanç kimselerdir. İmamları Hıristiyanlıktaki ruhbanlığa benzetmek suretiyle, onların ifa ettikleri vazifelerini yanlış tanıtmak ve buradan imamlara saldırmak ancak cahillikle, art niyetle ya da anlayış kıtlığı ile izah edilebilecek bir durumdur. 

Nitekim bugün imamlara camiyi açıp kapatma ve o mekanı temiz tutma görevini veren İslam değil ülkenin geldiği nokta, toplumda yaşanan bazı gelişmeler ve bir takım mecburiyetlerdir. 

Ancak; biz ilerleyen yıllarda camilerin açılıp kapanması, temizlikleri, bakımları ve güvenliklerinin sağlanması gibi konuların tamamen yerel yönetimlere devredilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanaatimizce böyle bir uygulama hayata geçerse, bu konularla alakalı bu zamana kadar imamların uğradıkları pek çok olumsuz durum ve haksız eleştiri de bu şekilde artık ortadan kalkmış olacaktır. 

Bizim bu düşüncemizi şu ana kadar seslendiren hiç bir kimseye tanık olmadık. İmamlara ait sendikaların bile böyle bir uygulamayı akıllarına getirdiklerini sanmıyoruz. Zira onların, bulundukları konumlarını pekiştirmeye çalışmaktan bu tür işlere fazla vakit ayıramadıkları görülmektedir ki, bunun sorumlusu o tür kimseleri o makamlara seçerek getirenler ve destekleyerek oralarda kalmalarını sağlayanlar olsa gerektir. Bu mevzuyu şimdilik bir kenara bırakıyor ve konumuza dönüyoruz. 

Bizim bu teklifimizi duyduklarında bazı imamların bile “olmaz ki, çok zor” deyip bir türlü inanamayacaklarını da tahmin ediyoruz. Ancak şunun altını bir kez daha çizilem ki, bizim daha önceki başlıklarda ifade ettiğimiz ve açıkladığımız vasıfları haiz bir imam/kanaat önderi asla bu tür işlerle uğraşmak zorunda bırakılmamalıdır. 

Çünkü, camiyi açıp kapamak gibi ayrı bir yükle daha karşı karşıya kalan, camilerin temizliğinden ve güvenliğinden sorumlu tutulan imamlara birilerinin rahatça gelip hesap sorması da, onların itibarına gölge düşürebilecek yaklaşımlar içermektedir. Zaman zaman gerek cami cemaatinden gerekse de bazı çevrelerden bir takım kimseler bu konuda imamlar hakkında suçlayıcı ve karalayıcı ifadelerde bulunabilmektedirler. Oysa bu, son derece çirkin bir durumdur. Bir örnek vererek konuyu açıklamaya çalışalım. 

Bir uzman tıp doktoruna hastanenin açılıp kapanmasını, ya da tuvaletlerin temizliğini sormak ve onu bu konuda eleştirmek ne kadar haksız ve yersiz ise, imamlara da camilerin açılıp kapanmasını, güvenliklerinin sağlanmasını, tuvaletlerinin temizlenmesini sormak ve imama böyle ağır bir yük yüklemek aynı şekilde haksız, çirkin ve kabul edilemezdir. Zira bir imama tuvalet temizletip, sonra da onun arkasında namaz kılmayı düşünen bir mü’min bize göre asla `kamil bir mü’min` değildir ve olamaz. Arkasında namaz kıldığı imama değer vermeyen, onu ezmekten hoşlanan, umuma ait tuvaleti bile temizletmeyi onun görevi sayan, ayakkabısı çalındığında imama suç bulan birisinin gerçek bir mü’min olup olamayacağı tartışılmalıdır. 

Aynı şekilde okuldaki herhangi bir öğretmene, okulun kapılarının açılıp kapanması görevini vermek, tuvalet ve lavaboların temizliğini yapmasını istemek ve onu bunlardan da sorumlu tutmak son derece yanlıştır. Öğretmenlere ve doktorlara reva görülmeyen bu muameleyi imamlara reva görmek ve bunu da savunmak olacak şey değildir. Bu nedenle bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması ve imamların bu tür konularda ne cemaate, ne de müftülüğe hesap vermek zorunda bırakılmaması gerekmektedir. Kanaatimizce bu tür ilave yüklerden imamlar bir an önce kurtulmalı, imamlar esas işleri olan sağlam dini bilgiyi edinme ve kendilerini geliştirme görevlerine odaklanmalı ve bu bilgileri cemaatleri ile paylaşmalıdırlar. Camilerin temizliği ve güvenliği konusunda ise yerel yönetimler çözüm üretmeli ve bizim özlediğimiz anlamda bir imamlığı deruhte etme imkanına imamlar bir an önce mutlaka kavuşturulmalıdır. 

Çünkü “camiyi neden erken açmadın?”, “neden camiyi kilitlemedin?”, “neden camiye geç kaldın?”, “bak camiye hırsız girmiş, nerdeydin?”, “niye camide nöbet tutmadın?”, “bir de maaş alıyorsun niye camiyi temizlemedin?”, “bu tuvaletlerin hali ne böyle?”, “imamlar ne iş yaparlar ki, hep yatıyorsunuz zaten!” “topu topu iki saat görev yapıyorsunuz ne yaptınız ki?”, “milleti yatırıp kaldırıyorsunuz başka bir iş yaptığınız yok zaten?” gibi sorulara, şikayetlere, hakaretlere ve terbiyesizliklere artık imamlar daha fazla muhatap olmamalıdır. 

Bu nedenle, camilerin din hizmeti dışındaki her türlü hizmetleri yerel yönetimlerin görevlendireceği kimseler tarafından yapılmalıdır. Bir başka ifadeyle, camilerin temizlenmesi ve bakımı konusu ya tamamen cami derneklerine ya da yerel yönetimlere devredilmelidir. Hiç bir kimse temizlikle, güvenlikle ve camilerin açılıp kapanması ile alakalı bir konuda gelip ne imama ne de müftülüğe herhangi bir şikayette bulunabilmelidir. Bu konu tamamen ya sivil toplum örgütü olan cami derneklerinin ya da belediyelerin uhdesine kanunla ve yönetmeliklerle bırakılmalı ve bu görevler sadece onlardan beklenmelidir. Kanaatimizce imama ve dine saygının gereği budur ve bu olmalıdır.

Zira arkasında namaz kıldıkları, vaazını ve hutbesini dinledikleri, çocuklarına Kur’an öğretmesi ve dini bilgiler aktarmasını istedikleri bir imamdan caminin tuvaletlerini fırça ve deterjanı eline alarak temizlemesini beklemek kanaatimizce son derece insafsız ve vicdansız bir yaklaşımdır ve hiç bir şekilde kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bunu bekleyebilecek zihniyetteki kişi, zaten İslam’ı gerçek anlamda özümseyememiş demektir. 

Az sonra arkasında namaz kılacağı kişiyi, üzerinde o sıfat ve elbiseleri mevcutken tuvalet temizliğine gönderen kimsenin biz `samimi bir mü’min` olabileceğine inanmakta güçlük çekiyoruz. Artık bugünden tezi yok bununla alakalı düzenmeleri sorumluların bir an önce yapması şarttır. 

Ancak bu konuda sendikaların güç birliği oluşturarak bu taleplerini gerekli yerlere iletmeleri ve konunun takipçisi olmaları gerekmektedir. Zira demokratik yöntemleri kullanarak hak aramasını bilmeyen ve baskı grupları oluşturamayan imamların öyle kolay kolay bazı haklarını alabilmeleri günümüz dünyasında pek mümkün olamamaktadır. Bu nedenle öncelikli olarak bu konuda halkımızın doğru bilgilendirilmesi ve `yanlış imam algısı`ndan vazgeçmelerinin sağlanması büyük bir aşama olarak görülebilir.

Bir doktordan eline süpürge alarak hasteneyi temiz tutmasını beklemek, bir öğretmenden okulun tuvaletlerini ovmasını ve lavabolarını silip temizlemesini istemek, bir hakimin adliye binasının gece bekçiliği görevini de yapmasını ummak nasıl abesle iştigal ise, o kimselerin konumlarına, temsil ettikleri değerlere ve saygınlıklarına aykırı ise, dinin temsilcisi konumundaki imamlardan da aynı şekilde cami tuvaletlerini temizlemesini istemek aynı şekilde abestir, son derece yanlış ve çirkin bir durumdur. 

Başka meslek mensuplarına gösterilen saygının yarısını imama göstermemek, imama hak ettiği değeri vermeyerek ona üvey evlat muamelesi yapmak ve onu her fırsatta ezmeye ve hırpalamaya çalışmak doğru değildir. Bunu yapan bir kimsenin ya psikolojik problemleri vardır ya da gerçek anlamda imanın zevkini henüz tadıp Hz. Peygamber’in mesleğini cami mihrabında ve vaaz kürsüsünde temsil eden ve yürüten imamın değerini fark edemeyecek kadar İslam’a ve dini değerlere yabancılaşmıştır. 

Öyleyse bu cahil tiplere düşen görev, ya psikologlara görünmeleri ya da dinleri İslam’ı ve onu tebliğ edip açıklayan Hz. Muhammed’i ve onun günümüzdeki temsilcilerini doğru tanımaya ve anlamaya çalışmalarıdır. Modern çağın seküler ve pozitivist bakış açısı ile dine ve imamlara bakmak, onları menfi bir tarzda değerlendirmek ve buradan yanlış çıkarsamalara gitmek yanlış olup, böyle yapanların bu kanaatlerini bir kez daha gözden geçirmeleri uygun oalcaktır. 

Özetle, bahsettiğimiz özellikleri taşıyan imamlar hak ettikleri saygınlığa bir an önce kavuşturulmak durumundadır.Bir imamın umuma ait bir tuvaleti temizlemesini beklemek, aslında imama yapılan bir saygısızlık değil, onun temsil ettiği Hz. Peygamber’in makamına ve İslam’ın kendisine yapılan büyük bir saygısızlıktır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.