İmamlar Artık Yalnız Değilsiniz 9
Camilerde açık aramak ve iki yüzlüler

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, bazı kimselerin camilerin ve imamların açığını aramaya başlamadan önce çok geniş boyutlu düşünmesini öğrenmesi ve her türlü probleme çok yönlü bakmasını bilmesi gerekmektedir.

Maalesef bazı kimseler tekil olaylara bakıp ve de takılıp bütünü gözden kaçırmakta, hadiseyi daha kapsamlı olarak incelemek yerine imamları rencide eden söylemlerde bulanabilmektedirler.

Bir vakit caminin kapalı olduğunu gördüklerinde önce imamlara, sonra dine saldıranlar kendilerince çok büyük bir iş yaptıklarını zannetmektedirler. Oysa bilinmelidir ki, namazı ve ibadeti sadece camiye hapsetmek ve küçük sorunları bahane ederek içlerindeki kini İslam’a kusmak son derece yanlış, eksik ve problemli bir bakış açısının ürünü ve sonucudur. 

Bazı kimselerin beyin yıkama faaliyetleri sonucu oluşturulmuş bir takım şartlanmışlıklarından kurtulararak meselelere doğru yerden bakmasını öğrenmeleri gerekmektedir. İmam bir vakit namaza mazareti nedeniyle katılamadı diye kıyameti kopartanlar asla iyi niyetli kimseler değillerdir ve olamazlar. Bu nedenle bir kez daha ifade edelim ki, böyle insanların ellerine fırsat vermemek için camilerin açılıp kapanması, temizliği ve güvenliği hususlarının imamların sırtından alınıp, derhal yerel yönetimlere “kanunlarla ve yönetmeliklerle” devredilmesi uygun olacaktır.

Çünkü bazı yazarlar tarafından camilerde insanların alınlarını koydukları yerler, “secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzüyorsa, camilerin etrafındaki ihtiyaç yerleri ağır kokular içinde terk edilmiş korsan wc’ler haline dönüşmüşse” şeklinde yazılar yazılmakta ve bunların sorumlusu imamlar olarak gösterilmektedir. Kanaatimizce bu tarz bir saldırı hiç şık olmamaktadır. Dolayısıyla bunu bahane ederek imamlara saldırma hakkını kendinde gören kendini bilmezlere bu fırsat verilmemelidir. Bu konuda gerekli mercilere seslenmek yerine, camilerin tuvaletlerini imamların temizlemesini istemek ve onlara bu şekilde saldırmak hakkaniyetle, vicdanla ve insafla bağdaşmasa gerektir. Elbette buralar tertemiz olmalıdır. Ama bu görevi yerel yönetimler ve cami dernekleri yapmalıdır. “Temizlik imanın yarısı” deyip, umuma ait bir yerin temizliğini de imamdan beklemek tek kelime ile terbiyesizliktir.

Öte yandan “biz neden açık cami bulamıyoruz” diye soran bazı köşe yazarları ve benzerlerinin de öncelikle bunun nedenleri ve niçinlerini çok boyutlu sorgulamaları gerekmektedir. İmamların da insan oldukları, bakmak zorunda oldukları bir aileleri olduğu, hastalanabilecekleri, kaza yapabilecekleri veya başka türlü ihtiyaçlarının olabileceğini unutarak imamlara buralardan saldırmaları ve sataşmaları son derece yanlıştır. Bu nedenle camileri açıp kapamak imamların asli görevi arasında olmamalıdır.

“Anadolu’da yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camiler” diyerek ve sadece bir kaç örneğe bakarak genelleme yapan ve sanki tüm camiler böyle imiş gibi bir izlenim uyandırmaya çalışan bazı köşe yazarları da zaman zaman çıkabilmektedir. Oysa milletimizi camilerine değer vermeyen bir Müslüman güruhu gibi sunmak ve bir iki örneğe bakarak genel bir hüküm ortaya koymak son derece isabetsiz ve yanlış bir tavırdır. Zira münferid hadiselerden yola çıkarak bir takım genellemeler yapmak ancak sığ dimağların ürünüdür.

Özetle ifade edecek olursak, bazı köşe yazarlarının ve onlar gibi düşünen kimselerin imamların açığını aramaktan ziyade, meselere geniş boyutlu bakmasını öğrenmeleri, elmalarla armutları karıştırmamaları, basit ve düz mantıkla değil, bütüncül bakış açısı ile meselelere odaklanmaları, popülist yaklaşımlar sergilemekten kaçınmaları, haktan, adaletten, ilkeli ve tutarlı olmaktan yana bir tavır ve duruş takınmaları kanaatimizce çok daha uygun olacaktır. Zira “çamur at izi kalsın mantığı” ile hareket edilmesi son derece yanlıştır. Bu zamana kadar imamlara bu şekilde saldıranlar hep olmuştur. Ancak bilinmelidir ki, onların  bu saygısız yaklaşımları aslında imamların şahıslarına değildir. İki yüzlü ve yarım gönüllü inanmış bu tiplerin bu tavırları, uzun yıllar boyunca kalplerinde oluşturdukları kinin ve öfkenin dışa yansıması ve İslam dinine olan saygısızlıklarının ve nefretlerinin doğal bir sonucu olsa gerektir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.