İnsan için dünyada sahip olduğu en kıymetli, en büyük nimet hiç şüphesiz imandır. Zira iman, hem bu geçici dünyada hem de ebedî olarak kalacağımız ahiret hayatında huzur ve mutluluğu elde edebilmenin olmazsa olmaz tek şartıdır. İnsan ile Allah arasında kuvvetli bir bağ oluşturan, her işin temeli ve amellerin kabul şartı olan iman, Allah’ın mü’minlere en büyük lütfudur. Nitekim Kur’an’da, “Allah imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş, inkârı, fasıklığı ve isyanı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir” (Hucurât, 49/7) buyrulmuştur.

Allah Resûlü (s.a.s.), meşhur Cibril hadisinde iman esaslarını şöyle açıklamıştır: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kıyamet gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmaktır.”
(Buharî, İman, 37; Müslim, İman, 57)

Kur’an-ı Kerim, hayatımızın sonuna kadar imanımızı korumamız ve son nefesimizi Müslüman olarak vermemiz konusunda ciddi ikazlarda bulunmaktadır. Bir ayette şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.” (Âl-i İmrân, 3/102)

Hz. Peygamber (s.a.s.) de Müslümanın imanını korumak ve küfre düşmekten sakınmak konusunda hassasiyet göstermesinin önemini şöyle açıklamıştır: “Şu üç haslet kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlü’nü, her şeyden fazla sevmek, sevdiğini Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.” (Buharî, İman, 9, 14)

Hadis-i şerifte “imandan dönmek, yani mürted olmak” ateşe atılmaktan daha çirkin ve tehlikeli bir davranış olarak ifade edilmiştir. Aklı başında olan hiç kimse ateşte yanmayı istemez. Ateşe atılmanın ne kadar büyük bir acı ve ızdırap kaynağı olduğunu bilir. Bu nedenle akıllı insan iman nimetinin kıymetini bilmeli, imandan sonra her ne pahasına olursa olsun küfre dönmekten şiddetle sakınmalıdır. İmanının değerini bilip ona sahip çıkan mü’min imanın tadını tatmış, onun zevkine ermiş demektir.

İslam dini, Müslümanların gerek itikadî (inanç), gerek amelî (ibadet ve muamelat) bakımdan uymaları gereken hükümleri açıklamıştır. Müslüman, hayatı boyunca dinine, imanına zarar verecek, hak yoldan sapmasına sebep olabilecek söz ve hareketlerden son derece sakınmak mecburiyetindedir. Bunun için de imanını tehlikeye düşürecek söz ve davranışlar hakkında bilgi sahibi olması hayatî önem arzetmektedir. Kişinin din ve dünya işlerinde kendisine lazım olan bilgileri doğru olarak öğrenmesi dinî bir görevdir, zira bilmemek dinen geçerli bir mazeret değildir.

Farkında olmadan söylediği bir söz yahut sorumsuzca yaptığı bir davranış kişiyi imandan uzaklaştırıp küfre sürükleyebilir, dinden çıkıp mürted olmasına sebep olabilir. Bu konuda çok dikkatli olunmalıdır. Kişinin imandan çıkıp küfre girmesine sebep olan sözlere “elfâz-ı küfür” denilmektedir.

Genel olarak küfrü gerektiren söz ve ifadelerin oluşması için şu kriterlerden birine uyması gerekir:

1. Allah’ın zâtı, sıfatları ve fiilleri konusunda uluhiyyet makamı ile bağdaşmayan ve tevhid prensibine aykırı düşen her türlü söz ve fiiller.

2. Hz. Muhammed başta olmak üzere bütün Peygamberlerin getirdikleri vahyi inkâr etmek veya peygamberlerden birini kabul etmemek ya da onları küçümseyen veya alaya alan bir davranışın içine girmek.

3. Kur’an’ın tamamını veya bir kısmını inkâr etmek, ondaki iman, ibadet, ahlâk ve sosyal hayat ile ilgili hükümlerin yetersiz olduğunu iddia etmek veya haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarını da haram kabul etmek. Ancak bu tür sözlerin hüküm ifade etmesi için bu sözleri söyleyenlerin buluğ çağına ermeleri, sarhoşluk, uyku ve ikrah gibi hallerden uzak bulunmaları gerekir. (Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay. Sh. 143-144)

Özetleyecek olursak; bir kimse iman esaslarından sadece birini bile inkâr eder veya dini hükümleri beğenmez, küçümser, alaya alır veya reddederse dinden dönmüş, imandan çıkarak kâfir olmuş olur. Bu durumda konuştuğumuz bir sözün veya yaptığımız bir davranışın dinî hayatımız için telafisi mümkün olmayan ağır sonuçlar doğurabileceğini iyi düşünmeli, hareketlerimize ve ağzımızdan çıkacak sözlere dikkat etmeliyiz. Özellikle “elfâz-ı küfür” dediğimiz insanı küfre götüren sözlerin nelerden ibaret olduğunu iyi öğrenmeli ve bunları şaka da olsa söylemekten sakınmalıyız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.