” Ey İman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ulu-l-emre  (idarecilere de ) itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz- Allah’a ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resul’e götürün (onların talimatlarına göre halledin) bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”          Nisa su. 4 / 59.

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”         Hucurat su. 10.

Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor:“ Gerçekten Allah’ın dininde birbirinizin kardeşisiniz. Aranızda hiçbir şey tefrika oluşturmaz. Aranızda ihtilaf ve tefrika makam perestlik ve kalbinizin kötü olmasından kaynaklanır”.O’nun çok meşhur olan şu sözünü de yeri gelmişken hatırlayalım.

“Ya hilkatte eşimsin ya dinde kardeşimsin.”     Hz. Ali (ra)
Müslümanlar, Allah’a, Resulüne ve Ulu’l-emre itaat ettiği müddetçe ihtilafa düşmezler, ihtilafa düştükleri anda Allah ve Resulüne müracaat etmez, ilahi hükümleri kendi aralarında hakem karar vermezlerse veya ihtilaflı taraflardan herhangi birisi aradaki düşmanlık ve kırgınlığı güzel bir şekilde yok etmek için uğraşmaz, birbirlerini suçlarsa Müslümanların vahdet ve birliğinin bozulmasına sebep olup tefrika çıkmasını sağlayacaktır, Allah-u Teâlâ bunun sonucunu beyan buyuruyor: ” birbirinizle çekişmeyin, sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz kalmaz.”.    Enfal su. 46.
 
“Müminler, bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaşırlar.”Şura su.39.
“İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın..”        Maide su.2.
“Kul, din kardeşine yardımcı olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur.”   Ahmet b.Hanbel, II,252.

“Girmeden bir millete tefrika düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler onu top söndüremez.”        M.Akif ERSOY.

“Kul, din kardeşine yardımcı olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur.”   Ahmet b.Hanbel, II,252.
 
“Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”          Al-i İmran su.105.

“İhtilafa düşmeyiniz! Çünkü sizden öncekiler ihtilafa düştüler ve helak oldular.”  M.Ehadis, 156.

“Ayrılık çıkaran bizden değildir.”       F.Kadir.3/215.

“Cemaatten bir karış ayrılan kimse, İslam bağını (boynundan) koparmış olur.”   Ebu Davut. 4/241.

“ Allah Teâlâ’nın himayesi, cemaatle beraberdir. Şüphesiz şeytan, cemaatten ayrılanla beraber koşar.”     Müslim, İmare, 59.

Peygamber (sav) Efendimiz ayrılığa düşmememiz, birlik olmamız konusunda bizi şöyle uyarıyor:
“Öyle bir zaman gelecek ki, düşmanlarınız aç kurtların leşe saldırdıkları gibi birlikte size saldıracaklar. Misafirlerin tirit tepsisini birbirlerine ikram ettikleri gibi sizi yok etmeğe çalışacaklar:

Ashab-ı Kiram bu haberi, dehşetten titreyerek dinler ve sorarlar:
-Ya Resulellah! Biz o gün az sayıda olacağımız için mi bu hal başımıza gelecek? Peygamber (sav):
“ Hayır, Sizler bugünden çok daha fazla(sayıda) olacaksınız. Fakat bu çokluğunuz selin üzerindeki köpük ve saman çöpü gibi olacak. Bu hal olunca da düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuz çıkarılacak. Sizi saymayacaklar. Sizden korkmayacaklar. Ve sizin kalplerinizde vehn olacaktır.

Ashab-ı Kiram: “Vehn nedir Ya Resulellah!?”  Diye sordular. Peygamber (sav) Efendimiz:
-“Dünya sevgisi, dünyaya bağlılık, savaşıp şehit olmayı (ölmeyi) çirkin göreceksiniz”buyurdu.Ebu Davut, Melahim,5. Müsned, II.359.
Müslümanlar arasındaki vahdet, birlik, beraberlik ve kardeşliği yalnız Allah sağlayabilir:

“(Müminlerin) kalplerini birbirine ısındırıp kaynaştıran Allah’tır. (Ey Peygamber!) Eğer yeryüzünde olan her şeyi harcasaydın, sen onların kalplerini bağdaştırıp kaynaştıramazdın, ama işte Allah onları bir araya getirip uzlaştırdı. Şüphesiz ki O mutlak güç sahibidir. Hüküm ve hikmet sahibidir.”  Enfal su.63.

Bu ayette açıkça belirtiliyor ki dünya malı, maddi imkânlar insanlar arasında merhameti, kalplerdeki ülfeti ve gönüllerdeki sevgi ve muhabbeti icat edemez. Dolayısıyla hiç bir maddi güç Müslümanlar arasında vahdeti sağlayamaz, maddi ve dünyevi imkânlar bedenleri birbirine yaklaştırır ama kuru kalabalık oluşmasına sebep olur ama gerçek vahdeti asla sağlayamaz. Aynı şekilde kalplerde gönül bağı olan ve aralarında ülfet ve kardeşlik oluşmuş bir toplumun fertleri birbirlerine karşı merhametli, düşmanlara karşı ise şiddetli olacaklardır. Müminlerle ilişkilerde, tevazu ve hoşgörü ön plana çıkarılmalı, kardeşlik iklimi beslenmelidir, Bu tavır, Kur’an’ın öğüdüdür.

“Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı izzetli, onurlu bir duruş..”        Maide su.54.

.”O’nunla   (Resulullah ) beraber bulunanlar kafirlere karşı şiddetlidirler, kendi aralarında merhametlidirler..” Feth su.48/ 29.  Müslümanlar bu vahdeti sağladıkları zamanartık hiçbir güç onları yenemez, onların birlik ve beraberliğini bozamaz aralarına tefrika sokamaz.

“O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke’nin içinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah yaptıklarınızı görendir.”        Fetih su. 48/24.

“Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, Derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın.”

“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil,

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.”            Yunus Emre

Müslümanların yardımlaşma yöntemlerinden biri de, birbirlerine dua etmeleri ve birbirlerinden dua istemeleridir. Müslümanlar, birbirlerine karşı mağfiret talebinde bulunması, kin ve nefretten arınması için dua etmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerde bu durum bizlere şöyle bildirilmektedir.

“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Müminlere karşı kalbimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen, çok şefkatli, çok merhametlisin.”       Haşr. Su. 10.

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı babamı ve inanları bağışla.”İbrahim su. 41.

“Müslüman bir kimsenin, din kardeşinin gıyabında yaptığı duası kabule şayandır. O kimsenin başucunda Allah’ın görevli bir meleği bulunur. Din kardeşi için dua yaptıkça, o melek de ona dua eder ve “âmin, kardeşin için istediğinin bir misli de senin olsun” der.        Müslim, Zikir,86-88.

“Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin. Size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onu karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuza kanaat getirinceye kadar dua edin.”        Ebu Davut, Zekât, 38.

Peygamber (sav) Efendimiz kardeşler arasında sevgisizliği, kötü niyet ve düşünceleri, nefreti ortaya çıkarıcı davranışlardan uzak durmamızı ve Müslüman kardeşlerimize karşı, niyetimizi, gönlümüzü, dilimizi ve her türlü tavır ve davranışımızı ölçülü tutmayı bize öğütleyen hadislerinde ise şöyle buyurmaktadır:

“Geçmiş toplumların hastalığı size de bulaştı: Haset ve kin beslemek! İşte bunlar, kökten yok edicidir. Saçı tıraş eder demiyorum, aksine dini kökünden kazıyıp yok eder. Bu canı bu tende tutan Allah’a yemin ederim ki, İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.”    Tirmizi, Sıfatul-kıyame,56,

“Sizden biri, kendisi için istediğini (mümin) kardeşi (yahut da komşusu) için de istemedikçe iman etmiş olamaz.”      Müslim, İman, 171-172.

“ Mümin bir kişiye, Müslüman kardeşini hakir görmesi, ona değer vermemesi, kötülük olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve onuru Müslümana haramdır.”    Müslim, Birr,32.

“Ey İman edenler! Bir topluluk diğerinin alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın… Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakapla çağırmayın..” Hucurat su.11.

“Mümin kardeşine güler yüz göstermen sadakadır. İyiliği emredip kötülüklere engel olman sadakadır.”    Tirmizi, Birr, 45.

“Kardeşine gülümsemen, iyiliği emredip kötülükten sakındırman, yolunu şaşıranlara yol göstermen, yol üzerinde eziyet veren diken, kemik gibi şeyleri kaldırman, kabından mümin kardeşinin kabına su boşaltman da sadakadır.”     Tirmizi, et- Terğib, 5/284.

Biz Müslümanların sadece mümin kardeşlerimize değil, insanlık ailesine karşı da yükümlülük ve sorumluluklarımızın olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Peygamber (sav) Efendimiz:

“Kimin hizmetinde bir (hizmetçi) kardeşi varsa, yediğinden ona yedirsin, giydiğinden de ona giydirsin. Onlara güç yetiştiremeyecekleri şeyleri yüklemeyiniz. Şayet yüklerseniz kendilerine yardımcı olunuz.”    Buhari, İman,22; Müslim, Eymen,40.

“Zalim de mazlum da olsa kardeşine yardım et!” buyurdular. Kendisine: “Ya Resulellah! Mazluma yardım tamam, bunu anladık; zalime nasıl yardım edeceğiz?” deyince, "Zalimin de zulmüne engel olur, onu zulüm işlemekten alıkoyarsınız” buyurdu”.      Buhari, İkrah,7; Mezalim,4.

Birlik ve beraberliğin, kardeşlik hukukunun bazı temel unsurlarını, kalıcı ve sürdürebilir olmasının esaslarını, Peygamber Efendimiz (sav) in cevamiu’l-kelim (özlü söz) cinsinden olan şu Hadis- i Şeriflerinden öğrenmekteyiz:

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Din kardeşine haksızlık etmez. Onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim Müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim Müslüman kardeşinin hatasını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”      Müslim, Bir ve Sıla,58.

“Birbirinizle ilişkilerinizi kesmeyin, birbirinize arka dönüp sırt çevirmeyin. Birbirinize karşı kin beslemeyin. Birbirinize karşı çekememezlik etmeyin. Ey Allah’ın kulları!  Böylece birbirinizle kardeşler olun. Müslüman bir kimsenin din kardeşine üç günden fazla dargın (küs) durması helal değildir.”      Tirmizi, Bir ve Sıla,24. (Ayrıca bak. Buhari, Edep,57, Nikâh,46.

“Ey İman edenler1 Zannın birçoğundan sakının Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın..”    Hucurat su.12.

“Zandan sakının. Zira zan sözün en yalan olanıdır. İnsanların özel hallerinin araştırmayın. Konuşmalarını dinlemeye çalışmayın. Birbirinizin alışverişini kızıştırmayın. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun.” Buhari, Edep,58.

“O takva sahipleri bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcar, kızdıklarında öfkelerini yener, insanlar (ın kusurlarını) affederler; Allah, iyilik edenleri sever.”   Al-i İmran. 134.

Peygamber (sav)  Efendimizden rivayet edildiğine göre O şöyle buyurmuştur:
“Bir adam, başka bir köydeki din kardeşini ziyaret için yola çıkmıştı. Yüce Allah o kişinin yolunun üzerine bir meleği oturttu, Adam meleğin yanına gelince, melek ona; “Yolculuk nereye?” diye sordu.    

Adam; “Şu köydeki kardeşimi ziyarete gidiyorum”, dedi. Melek: “Ondan elde edeceğin dünyalık bir menfaatin mi var?” deyince, Adam: “Hayır, ben onu Aziz ve Celil olan Allah için seviyorum, o kadar”, dedi. Bunun üzerine melek: “Ben, Allah’ın sana gönderdiği elçisiyim. Senin o kardeşini sevdiğin gibi Allah Teâlâ da seni öyle seviyor” diye mukabelede bulundu.     Müslim, Birr ve Sıla, 38.

Müslümanlar birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma duygusuyla hayrı gerçekleştirmek, şerri yok etmek için tek bir saf halinde olmalıdırlar. Aralarında hiçbir tefrika olmadan aynı dava uğrunda dayanışma ve dostluk içerisinde nasıl mücadele etmeleri gerektiğini Kur’an-i Kerim bize anlatmaktadır:

“ Allah taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi, saflar halinde kendi yolunda savaşanları sever.”  Saff su.4.

“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve Muhacirleri barındırıp onlara yardımcı olanlar var ya; işte onlar gerçek müminlerdir..”    Enfal su. 74.

İslam Ümmeti, kendi içerisinde kardeşlik ittifakını kaybettiği dönemlerde, ne büyük musibet felaket ve yıkımlara uğradığı unutulmamalıdır. Son bir buçuk asırdır Müslüman toplumlarda kan gözyaşı ve savaşların dinmemesi, bir badireden öbür badireye sürüklenmeleri bizlere bunu göstermiyor mu?

“İnkâr edenler birbirlerinin velileri, yardımcılarıdır. Eğer siz birbirinize arka çıkıp yardımcı olmasanız, yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat çıkacaktır.”     Enfal su. 8/ 73.

“Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”     Al-i İmran su.105.

“ Kim, bir mazluma hakkını alıncaya kadar yardımcı olursa, ayakların kaydığı kıyamet gününde Allah (cc), sıratta onun ayaklarını kaydırmaz.”      Et-Terğib, 5/234

“Her kim, bir kula ihtiyacı halinde yardım ederse, ayakların kaydığı o kıyamet gününde Allah onun makamını sabit kılar.”        Et-Terğib, 5/ 238.
Müslümanların birliktelik ve bir araya gelmesinde sevgi ve samimiyet vardır. Dünyevi beklenti ve hesaplardan uzak bir iman ve dava birliği söz konusudur. Kuran-ı Kerim Müslümanlar arasındaki kardeşliği tasvir ederken, kalplerin telifinden, gönüllerin buluşmasından bahseder.

Müslümanların birlik ve beraberliği, kalıpların değil, kalplerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu durum müminlere bir Lütfü’nden ve ikramından, onlara bahşişinden kaynaklanır.

Bu gün,aynı dine mensup insanlar, “sen, ben” davasına kapıldılar, kin ve husumetin tuzağına düştüler. Kimileri dini kendi mezhep ve meşreplerinden ibaret gördüler. İslam kardeşliğini kendi dar çevrelerine hapsettiler. Küçüldükçe daha dindarlaştıklarını zannettiler. İnsanlık çapında Müslümanları bekleyen onca sorumluluk varken, birbirlerine muhalefet etmeyi adeta hayırlı bir amel gibi gördüler. Büyük düşünmeyi bırakıp kısır çekişmelerin ve küçük hesapların kurbanı oldular. Şeytanın en büyük ayartmalarından birinin, müminler arasında düşmanlık ve husumeti yaymak olduğunu unuttular.(5/51)  Yine diğer müminleri arkadan çekiştirmenin, onların ölü etini yemek kadar çirkin bir şey olduğu uyarısını yeterince kavrayamadılar. (49/12)

İslam ümmetine mensubiyet şuuru kaybedildi. Irk, Kabile, mezhep ve meşrep ümmete aidiyetin önünde bir engel, büyük halkaya dâhil olmanın önünde bir tuzağa dönüşüldü. Mezhebin, dinin kendisi değil, onun bir yorumu olduğu anlaşılamadı. Mezhepçiliğin dış mihraklar tarafından tahrik edildiği görülemedi. Yüce Allah bizleri uyarmakta olduğunu hatırımızdan çıkardık.   (Prof. Dr. İbrahim H. Karslı, Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi.)

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.”     En’am su.53.

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.”      Müslim, İman,93.  Ebu Davut Edep, 131.Tirmizi, S.kıyame, 45.

“Cennetin kapıları pazartesi ve Perşembe günleri açılır. Din kardeşi ile arasında düşmanlık olan kimseler hariç Allah’a hiçbir şeyi ortak (eş) koşmayan her Müslüman kul bağışlanır. Meleklere de: “Bu iki kişiyi aralarında anlaşıncaya kadar bekletiniz, barışıncaya kadar bekletiniz” denilir.”Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 4.

Numan b. Beşir’den rivayet edildiğine göre, Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Müminler birbirini sevmede, birbirine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”  Müslim,Birr, 66. Buhari, Edep, 27.

“Ey insanlar! Doğrusu sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.”    Hucurat su. 13.

“Şüphesiz ki Allah (cc) Âdem’i, yeryüzünün her tarafından aldığı bir avuç topraktan yaratmıştır. O sebeple insanlar yeryüzünün (rengine göre) oluşmuşlardır. Kimi kızıl, kimi beyaz, kimi siyah renkte; kimi de bu renkler arasında bir renktedir. Kimi murdar, kimi temiz, kimi de bu ikisi arası nitelikte bulunuyorlar.”   Ebu Davut, Sünnet,16; Tirmizi, Tefsir,1-2

  “Haberiniz olsun ki ne Arabın Arap olmayana, ne de Arap olmayanın Araba, ne beyazın siyaha, ne de siyahın beyaza bir üstünlüğü vardır. Üstünlük takva (Allah’tan korkup kötülüklerden sakınma) iledir.”     Müsned, Ahmet b. Hanbel, 5/411.

“Hiçbir kimsenin diğeri üzerine- dindarlık ve Salih amel dışında- bir üstünlüğü yoktur.”   Müsned, Ahmet b. Hanbel, 4/ 145. 158.

“Ne ezen olsun ne de ezilen. Özgürce yaşamak arzu edilen.
Kıyar mı bir cana insanım diyen. Dünyada barış kardeşlik olsun.

Bence budur yaşamanın mümkünü,  Birlik beraberlik dostluk kardeşlik.
   
Temizler kalplerde nefreti kini, birlik beraberlik dostluk kardeşlik.           

“O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”    Al-i İmran su. 134.

“Kim din kardeşinin onurunu korursa Allah da kıyamet gününde onun yüzünü cehennem ateşinden korur”.        Tirmizi, Birr ve Sıla, 20.
“Allah katında dünyanın yok olması, bir Müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir.” Tirmizi, Diyat,7.

“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.

Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.”                 Al-i İmran su. 118.

İmanımızı söndürtme Ya Rabbi! Bayrağımızı indirtme Ya Rabbi! Ezanımızı dindirtme Ya Rabbi!  Vatanımızı böldürtme Ya Rabbi! Birliğimizi,
beraberliğimizi bozdurtma Ya Rabbi! Birliğimizi bozmak isteyen, bizi birbirimize düşürtmek isteyen iç ve dış düşmanlarımıza fırsat verme Ya Rabbi! Huzurumuzu daim eyle Ya Rabbi! Bizi kardeş kıldın kardeşçe bu güzel ülkede yaşamayı nasip eyle Ya Rabbi!   (Amin)

Kemalettin AKSOY
Bayburt İl Müftüsü

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol