Yüce İslam dini; adalet, merhamet, ihsan ve müsamaha gibi en güzel ahlaki değerlerin menbaı olan ilahi bir dindir.  Bu mukaddes dinin en önemli hedeflerinden biri de sosyal adaleti toplum bünyesinde yaygınlaştırmaktır. Bu hedefin gerçekleşmesiyle zulmün, haksızlığın ve güvensizliğin olmadığı huzurlu bir cemiyet meydana gelir. Zira "adalet mülkün temelidir." Arzu edilen sağlam toplumun oluşması için  adaletin dimdik ayakta olması , kanunların  caydırıcı ve müessir olması ve hukuku icra edenlerin nitelikli olması  zorunludur. En önemlisi de ,adalet  icra edilirken rüşvetten,kayırmacılıktan ve hertürlü olumsuzluklardan korunmuş olması şarttır.

Allah Teala, huzur ve barış içinde güvenli bir cemiyetin kurulması için biz müslümanları  göreve davet ediyor: "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adaletli olun zira bu, takvaya en çok yakışan davranıştır." (Maide:8), "Şüphesiz ki Allah, emanetleri ehil olanlara vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa:58), "Kendiniz, ana babanız ve yakın akrabalarınız aleyhine bile olsa Allah için doğru şahitlik eden kimseler olun." (Nisa:135)

Her cuma günü hutbelerin sonunda okunan Nahl suresinin 90.ayet-i kerimesi, toplumun bütün katmanlarına sunmuş olduğu; adaletin ve ihsanın ikame edilmesi, zulmün ve haksızlığın önlenmesi teklifini tazelemektedir. Huzur ve saadet dolu bir milletin inşası için  ne güzel  bir yol ve ne güzel bir irşad metodu...

Adaletin önünde imtiyazlı hiçbir sınıfın olamayacağına dair yüce Peygamberimizin (s.a.v) şu mesajına da kulak verelim: " Sizden evvelkilerin mahvolma sebebi şudur ki; onlar içlerinde soylu ve zengin bir kimse suç işleyince onu cezasız bırakır, zayıf biri suç işleyince ise ona kanunu uygular ve onu cezalandırırlardı. Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in (s.a.v) kızı Fatııma da suç işlese , ona da  hakettiği cezasını veririm." (Müslim,Hudut:2)

Fetihlerle, şanla, şerefle, ve ibretlerle dolu Asr-ı Saadet'te ve daha sonraki Raşid halifeler devri'nde adaletin simgesi haline gelen Hz.Ömer'in (r.a) günümüze ışık tutacak birçok uygulaması dikkatimizi çekmektedir. "O, kendi döneminde devlet teşkilatına yeni bir düzen verdi. İdari ve adli esaslar koydu, divanı tesis etti. Etrafa muallimler mürşitler gönderdi. Muhtaçlara tahsisat bağladı. Valilerini gönderirken servetlerini tesbit eder, bir nevi mal beyannamesi alırdı. Dönüşlerinde servetlerini fazla bulduğunda müsadare eder, ellerinden alır ve hazineye devrederdi. 'Sizi ticaret yapmaya değil, millete hizmet etmeye gönderdik' derdi." (Fakih Sahabiler, Osman Keskinoğlu:12) O büyük halife Ömer'in bir gün kenara çekilip ağladığı görülünce neden ağladığı sorulmuş. O ise: "Nasıl ağlamayayım, Fırat nehri kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım Ömer'den (r.a) sorulur." cevabını vermiştir. İslam'a göre sosyal adaletin gerçekleşmesi için, o ve onun gibilerinin kıymetli örnekliğine ne kadar da ihtiyacımız vardır.?

Toplumlarda sosyal adaletin tam ve kamil manada uygulanabilmesi için şu üç temel esasın göz ardı edilmemesi elzemdir. Birincisi; mutlak manada din ve vicdan hürriyeti, ikincisi; tam insani eşitlik, üçüncüsü ise; kuvvetli bir sosyal dayanışma. Fertlerin vicdanlarına adalet ve takva duygusu yerleşmedikçe, kanunlarla ve emniyet tedbirleriyle sosyal adaletin arzu edilen şekliyle gerçekleşmesi mümkün olmaz. Vicdan hürriyetinin olmadığı yerde zillet, sefalet  ve kölelik saiklerine karşı koymaya imkan ve ihtimal yoktur.  Bunun içindir ki, vicdanların hür ve Allah korkusu ile dolu olması gerekmektedir.

Dinimizin sunmak istediği adalet sisteminde, ne sadece ferdi çıkar ön plandadır, ne de fertler, devletin menfaatleri doğrultusunda köleleştirilir. Fertlere, meşru dairede çalışma hakkı, ticaret yapma hakkı ve servetini istediği gibi değerlendirrme hakkı vardır.Bununla birlikte  devletin de, şahısların can ve mal güvenliğini temin etmesi mecburiyeti vardır. Tebaanın devlete itaati, devletin de halkını sosyal güvenlik şemsiyesi altında gözetmesi esastır. Böylece ne devlet ezen ve zulmeden olur ne de fert mağdur olur. Dinimiz bu iki aşırı sistemin karşısına insan fıtratına en uygun ve mutedil olan modeli koymuştur. Bu sistem ile fakirler daima gözetilmiş ve zayıflar koruma altına alınmış oluyor. Hz. Ebubekir (r.a) halife seçildiği gün şunları söylemiştir. "İçinizde zayıf olanınız, hakkı kendisine iade edilinceye kadar yanımda güçlüdür. İçinizde kuvvetli olanınız da, üzerinde bulunan bir hakkı alıp hak sahibine verinceye kadar yanımda zayıftır. " İşte İslam dininin özünde bulunan  hukukun üstünlüğü prensibi ancak bu şekilde ifade edilebilirdi. 

İslam dininin adalet nizamı içerisinde yaşayan herkes; kadın olsun erkek olsun, fakir olsun zengin olsun, dost olsun düşman olsun ve hangi konumda olursa olsun kanun önünde eşit muameleye tabi tutulurlar.

Asr-i Saadet'te, İslam dininin ilahi prensipleri doğrultusunda; gerek mali, gerek hukuki ve gerekse ictimai alanlarda  eksiksiz bir adalet anlayışı tatbik edilmiştir. İşte bu adil ve insani kurallar çerçevesinde hayatımızı sürdürdüğümüz müddetçe huzurlu olacağımızdan emin olabilirisiniz. Lakin ortaya koyduğumuz ilahi mesajların aksi istikametinde yol almaya devam edersek, toplum bünyesinde meydana gelecek kargaşa, güvensizlik ve ıstıraplar yakamızı hiç bırakmayacaktır. 

O halde geliniz, mutlak adalet sahibi olan Cenab-ı Hakk'ın sapasağlam ipine sarılalım. Sarılalım ki dünyamız da ahiretimiz de mamur olsun. 
                                            Tevfik ve hidayet Allah'tandır...                                                                                                                                                               

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
İmam 2017-02-12 23:34:35

Değerli hocam kaleminize sağlık inşAllah ders nieti ile okunur ve okuyanlara da tesir eder.şahsen çok istifade ettim.

Avatar
Bi perva 2017-02-13 18:17:21

Sözün, zamanında söyleneni güzeldir. Bu güzel yazıdan ötürü teşekkürler.

Avatar
Metin K 2017-02-13 19:31:11

Hay kaleminle bin yaşayasın müftüm.Bütün yazıların gibi bu yazı da derdi,davası olan bir yazı olmuş.Daha sık yazarak bizi yol gösterici yazılarızdan uzun süre mahrum bırakmayın inşAllah.Saygılar.

Avatar
Aziz Ata. 2017-02-15 12:24:35

Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Avatar
Berkay Kumaşcı 2017-02-14 12:31:55

Değerli Müftüm;diğer yazılar gibi gündemi koklayan ucuz karalamalar yerine müslümanları aydınlatmaya yönelik çalışmalarınızı taktirle karşılıyorum.Allah sizlerden ebeden razı olsun...

Avatar
Şef fahri 2017-02-17 21:25:36

Yazılarınızı ilgiyle takip ediyoruz Daha sık olursa seviniriz Allaha emanet olunuz

Avatar
ferhat emekli 2017-02-16 15:21:23

sayın hocam yazınızı beni gerçek manada etkiledi Allah c.c laluhu sizden ve yetiştirenlerden razi olsun. yazının sonuna ilgili ayeti yazarsanız daha iyilo kanaatındayım.

Avatar
eski imamınız 2017-02-21 16:31:20

osman zeki hocam sizi ve yazılarınızı iyi ki tanımışım.çok şey öğrettiniz bize.bazen sıkıldık ama i̇slam adına bunları yapıyorum yarın bana dua edersiniz deyişiniz hala kulaklarımda.açıkçası biz sizin kıymetinizi bilememişiz.sağlık ve esenlikler dilerim.

banner220