Üç ayların ilki olan Recep ayının 27. gecesi Hz. Peygamber (s.a.s.)’in en büyük mucizelerinden birisi olan “İsrâ ve Mirac” hadisesinin meydana geldiği Mirac Kandili’dir.
 
İsrâ; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya geceleyin götürülmesi olayının adıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in İsrâ olayının ardından semaya yükselişi ve Allah’ın yüce katına kabul edilişine de “Mirac” denilmektedir.
 
Mirac, hicretten yaklaşık bir buçuk yıl önce, İslam tarihine “Senetü’l-hazen” olarak geçen hüzün yılında meydana gelmiştir. O yıl Peygamberimiz kendisini himaye eden amcası Ebu Talip ve vefakâr hanımı Hz. Hatice’yi peş peşe kaybetmiş, ayrıca İslam’ı tebliğ için gittiği Taif’te müşriklerin kötü muamelelerine maruz kalmıştı. Bütün bunlar Hz. Peygamber’i son derece üzmüştü. İşte böyle bir ortamda Hz. Peygamber (s.a.s.)’in üzüntüsünü ve sıkıntısını hafifletmek maksadıyla Allahu Teâlâ, O’nu yüce katına kabul etmiş, O’na çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Cenâb-ı Hakk’ın özel iltifatlarına mazhar olduğu mukaddes yolculuğundan kısaca bahsedelim.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklık arasında bir haldeyken Cebrail (a.s.) geldi, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı. Sonra Resûl-i Ekrem’i mahiyeti bizce bilinmeyen Burak adlı bir binite bindirerek Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürdü. Hz. Peygamber (s.a.s.) burada bütün peygamberlere imam oldu, onlarla birlikte namaz kıldı. Daha sonra Cebrâil (a.s.) O’nu göklere çıkardı, bütün semaları dolaştırarak peygamberlerle görüştürdü.
 
Daha sonra, “yaratılmışlarca bilinebilen şeylerin son noktası; akılları hayrete düşüren makam” şeklinde tarif edilen “Sidretü’l-Müntehâ”ya vardılar. Buraya kadar Hz. Peygamber’e kılavuzluk eden Cebrâil (a.s.) buradan öteye geçemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) refref denilen bir araçla yükselişini tek başına sürdürdü. Ve Rabbine yaklaşabileceği kadar yaklaştı. Burada kendisine ilâhi hakikatlerin sırları gösterildi. Rabbinin en büyük ayetlerini gördü. Dönüş yolculuğunda ise cennet ve cehennem gezdirildi, burada bulunacak insanların durumları gösterildi. Yine o gece Mekke’ye geri döndü. Hz. Peygamber (s.a.s.) gece olup bitenleri önce ailesine ve ashabına haber verdi. Onlar Peygamberimize hemen inandılar, miracını tebrik ettiler. Müşrikler ise Peygamberimizin bütün ikna çabalarına rağmen inanmamakta ısrar ettiler.
 
Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan bu hadise İsrâ ve Mirac diye adlandırılan iki aşamada gerçeklemiştir. Kur’an-ı Kerim’de bu kutsal yolculuğun İsrâ kısmından şöyle bahsedilmektedir: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) Bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız (bereketlendirdiğimiz) Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsrâ, 17/1)
 
İslam âlimlerine göre Necm suresi 5-18. ayetleri de Mescid-i Aksâ’dan sonraki aşama olan Mirac’tan bahsetmektedir. Bu ayetlerde ifade edilen hakikatleri şöyle özetleyebiliriz: “Resûlullah Rabbine öylesine yaklaştı ki aradaki vasıtalar kalktı ve Allah Teâlâ kuluna vahyini doğrudan doğruya verdi. O esnada orayı Allah’ın nuru kaplamıştı. Resûlullah gözlerin kamaşacağı, akıllara sığmayacak ve insanı hayretler içinde bırakacak şeyler gördüğü halde sağa-sola yönelmemiş, gördüğü olağan üstü şeylerin etkisiyle kendinden geçmemiş, edepte kusur etmemiş; aksine tam bir dikkatle müşahedelerde bulunmuş ve sağlıklı tespitler yapmıştı. (Bkz. Kur’an Yolu Meâl ve Tefsiri, C. 5, Necm, 53/5-18. ayetlerin tefsiri)
 
Allahu Teâlâ yüce makamında ağırladığı aziz misafirini eli boş göndermemiş, şanına yakışır hediyelerle O’na ikram ve ihsanlarda bulunmuştur. Hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimize verildiği bildirilen Mirac hediyeleri şunlardır: 1. Beş vakit namazın farz kılınması, 2. Allah’a ortak koşmayanların bağışlanacağı müjdesi, 3. Bakara sûresinin İslam dininin temel inanç esaslarını ihtivâ eden ve Müslümanların sorumluluklarını hafifleten “Âmene’r-resûlü…” diye başlayan son iki ayeti.
 
Bu gece tevbe-i istiğfar, dua ve ibadetlerle Yüce Rabbimize yönelmeli, Mirac hediyesi olan Bakara suresinin son iki ayeti ile İsrâ suresinin 23-39. ayetleri üzerinde tefekkür etmeli, kulluğumuzu gözden geçirmeliyiz. Özellikle mü’minin miracı sayılan namazın farz kılındığı bu mübarek gecede namazlarımızı gözden geçirmeli, çokça kaza ve nafile namazı kılmalı, Kur’an okumalı ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’e salavat getirmeliyiz.
 
Mübarek Mirac Kandili’ni inşallah 25 Mayıs Pazar gününü Pazartesiye bağlayan gece idrak edeceğiz. Bu kutlu gecenin birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını; ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini Yüce Mevlâmızdan niyaz ediyorum.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.