Miraç Kandili Recep ayının 27. Gecesidir. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Hz. Peygamber (sav) bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail (as) gelmiş, ona Burak adlı beyaz bir binek getirmişti. Burak adımını gözünün gördüğü son noktaya basmaktaydı. Önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürüldü ve orada iki rekât namaz kıldı. Oradan da göklere yükseltmiş "Sidretü’l-Müntehâ" denilen en üst makama ulaştırılmıştır. Hz. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir.
 
Gece yolculuğu anlamına gelen İsra, Hz. Peygamber (sav) in geceleyin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesini ifade eder. Miraç ise, Mescid-i Aksa’dan Sidretü’l-Münteha’ya kadar olan yükselişi ifade eder. Hz. Peygamber (sav) in fizikötesi âlemlere seyahatiyle ilgili bu iki safha sonraki dönemlerde birleştirilmiş ve Mi’raç Kandili adıyla kutlanmaya başlamıştır. Hadislerle İslam,D.İşl.Bşk. 7 / 22.
 
İsra olayı Kur’an-ı Kerimde, Miraç olayı ise Sevgili Peygamberimizin sahih hadislerinde bizlere bildirilmektedir. İsra suresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
 
"Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir". İsra su. 1.
 
İsra ve Mi’raç ile Hz. Peygamber (sav) in metafizik bir tecrübe yaşadığında şüphe yoktur. Müşrikler onun yanında yer almasalar da Yüce Allah (cc) Mi’raç ile Peygamberinin yanında olduğunu göstermiştir. Mi’raç ile, eşini ve amcasını kaybettiği "Hüzün Yılı"nda Mekke’de bulunan Sevgili Nebi’ye bir yükseliş tecrübesi yaşatmak suretiyle şevk (ve moral) verilmiştir. Resulullah (sav) e yaşatılan bu tecrübe "Namaz" ile taçlandırılmıştır. Hz. Peygamber (sav) yaşadığı bu olağanüstü tecrübeden sonra ümmetine yeniden dönmüş ve onları da namaz ile Yaratıcılarına ruhen yükselmeğe çağırmıştır. Müminler ise her namazda okudukları "Tahiyyat" ile Resululah (sav) in yaşadığı bu hadiseyi tekrar tekrar canlandırır ve Rableri katındaki yüksek mertebelere uzanmak için çırpınırlar adeta.
 
 
Evet, Mi’raç bir yükseliştir... Kulun Allah nezdinde yükselişi... Kullar bu yükselişi hiç şüphesiz O’nun razı olacağı bir hayat ile gerçekleştirirler. İhlas ile, takva ile, ibadet ve taat ile... Bilhassa namaz ile. Zira namaz müminin Miracıdır. Hadislerle İslam, D.İşl. Bşk.7/22.
 
İsra ve Mi’raç olayı, uykuda mı uyanıkken mi, ruhen mi bedenen mi olduğu eskiden beri tartışılmıştır. Bu yazımızda bu konuya açıklık getirmeğe çalışacağım inşallah..
 
A) Mi’raç’ın sadece ruh ile yani uykuda meydana geldiğini söyleyenler: Hz. Aişe (ra) ve Sahabeden Muaviye b. Ebu Sufyan bu görüşü savunmaktadır. Bunların delili şu ayet-i kerimedir.
 
1- "Mi’raç’ta sana gösterdiğimiz o görüntüleri insanları sadece sınamak için ortaya koyduk" İsra su. 60.
 
2- Mi’raç’ın rüyada olduğunu söyleyenlerin diğer bir delili de, Hz. Aişe (ra) nın :
 
" Ben Resulullah (sav) in bedeninin yatağından ayrıldığını hissetmedim." Dediğine dair rivayettir. Ancak İsra ve Mi’raç olayı meydana geldiği zaman Hz. Aişe (ra) henüz Resulullah (sav) ile evlenmemişti. Dolaysıyla Hz. Aişe (ra) nın yaşanan olaya tanıklık etmesi söz konusu değildir. Hz. Aişe (ra) ya ait olduğu söylenen bu Hadisin senedi de çok zayıftır.
 
3- Bunların bir başka delili de, Resulullah (sav) in Mi’raç olayını anlatmağa "Ben uykudayken" diye başlamasıdır. Hadisin devamı okununca durumun böyle olmadığı anlaşılmaktadır.
 
 
4- Diğer bir delilleri de, Enes b. Malik’in Mi’rac’ı anlatırken "Resulullah Mescid-i Haram’da uyurken" diye söze başlaması, Efendimizin de sözünü: " Uyandım, bir de baktım ki Mescid-i Haram’dayım." Diye bitirmesidir. Buhari, Tevhid, 37. 5717; Müslim, ;İman, 262, 162.
 
 
5- Görme işi uykuda olmuşsa bunun mastarı "rüya" dır. Uyanıkken olmuşsa "rü’yet" tir. Ayette rüya denildiğine göre, Mi’raç olayı rüyada olmuştur.
 
B ) Mi’raç uyanıkken ve bebenle meydana geldiğini söyleyenler: Ashap ve Tabiinin büyük çoğunluğu Mi’raç’ın uyanıkken ve bedenle olduğunu kabul etmiştir. Doğrusu da budur.
 
Ashab-ı Kiramdan Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdullah, Enes b. Malik, Hz. Ömer, Ebu Hüreyre, Abdullah b. Mesud ve Malik b. Sa’sa gibi yirmi kadar sahabe ve alim bu görüştedirler. Tabiinden bir çok meşhur âlim de bu görüşü savunmaktadır. Dehhak, Said b. Cübeyr, Katade, Said b. Müseyyeb, Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nehai, İbn Cüreyc ve İbni Cüreyc bu görüştedirler.
 
Bu görüşü savunan sahabe ve tabilerin delilleri ise şunlardır:
 
1- "Kul" manasına gelen ’abd’ ruhla cesedin her ikisine birden ıtlak olunur. Yalnız cesede kul denilmediği gibi, yalnız ruha da kul denilmez. "İsrâ"da geceleyin bir cismi yürütmektir. Bu kelime hiçbir zaman yalnız ruhu yürütmek manasında kullanılmamıştır. Resulullah (sav) gerek Mekke’den Kudüs’e, gerekse Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan göklere vâki olan seyahatinde hem cesedi, hem de ruhu ile bulunmuştur. Ayette, "Bir gece kulunun ruhunu götürdü" denilmiyor, " Bir gece kulunu götürdü" denilmektedir. Kulluk ruh ile olmaz, ruh ve bedenle olur.
 
Kur’an-ı Kerimde birçok yerde geçen "abd " (kul) kelimesi, ruh ve bedenin tamamını ifade eden insan vücudu için kullanılmıştır. Alak suresi. 9.10.
 
2- Beden ile gerçekleşmesi Mi’raç’ı mucize yapan en büyük sebeptir. Mucizeler, insanların ulaşmakta aciz kaldığı olağanüstü hadiselerdir. Allah’ın peygamberlerine bir ihsanıdır ve davalarına tasdik olarak verilir. Miracı insanlar nazarında mucize yapan en önemli sebep ruh ve beden ile gerçekleşmesidir. Ruh beraberinde beden ile gitmek ve bütün sema mertebelerini geçip arş-ı âlâya yükselmek yalnız Peygamberimiz Hz Muhammed (sav)e mahsus bir mucizedir. Müşrikler zaten bu duruma itiraz etmişlerdir. 
 
3- Mi’raç rüyada olmuş olsaydı mucize olmazdı. Peygamber (sav) in Peygamberliğine bir delil ve mucize olmazdı. O zaman Müşrikler de uykuda meydana gelen bir olayı yadırgamaz ve Peygamber (sav) i yalanlamazlardı. İmanı zayıf bazı Müslümanlar da Miraç olayını duyunca dinlerinden dönmezdi. Çünkü bu tür rüyaları herkes görebilir ve bu rüya yadırganmazdı.
 
4- Peygamber (sav) in Mescid-i Aksa’da Peygamberlere namaz kıldırması, Cebrail ( demesi) ın ona Burak’ı alıp getirmesi, göklere yükselip sema kapılarının açılması istendiği zaman Cebrail’e "Yanındaki kim?" diye sorulması, Onun da "Muhammed" diye cevap vermesi, Peygamber (sav)in diğer Peygamberlerle karşılaşıp konuşması, Peygamberlerin ona "Hoş geldin" demesi, beş vakit namazın farz kılınması meselesinde Hz. Musa (as) ile konuşması, işte bütün bunlar Mi’rac’ın uyanıkken ve bedenle meydana geldiğini göstermesi sebebiyle bu olayı duyanlar büyük bir imtihan geçirmişlerdir. Şifa-i Şerif Şerhi, 1/ 397.
 
5- Mi’raç’ın anlatıldığı bir hadiste Peygamber (sav) in "Cebrail elimi tuttu ve beni semaya çıkardı" diye söze başlayıp "Cebrail beni öyle yüksek bir yere çıkardı ki, orada kaza ve kaderi yazan kalemin cızırtılarını duymaya başladım" buyurması, onun Sidretü’l-Münteha’ya varıp cennete girmesi ve haber verdiği şeyleri orada görmesi de Mi’raç’ın hem ruh hem de beden ile olduğunu gösterir. Şifa-i Şerif Şerhi, 17397-98.
 
6- Abdullah b. Abbas (ra) şöyle demiştir: "Mi’raç, Peygamber (sav) Efendimizin rüyada gördüğü bir şey değil, mübarek gözleriyle gördüğü bir olaydır." Buhari, Menakibü’l Ensar.42. Kader.10.
 
7- Hasan-ı Basri’nin rivayet ettiği Mi’raç hadisinde Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Ben Hicr’de uyuyordum. Cebrail yanıma gelip topuğu ile bana dokundu. Doğrulup oturdum, fakat bir şey görmedim. Tekrar uykuya daldım." Bu olayın üç defa olduğunu belirttikten sonra sözlerine şöyle devam etti: "Üçüncüde Cebrail kolumdan tuttu ve beni Mescid-i Haram’ın kapısına götürdü. Bir de baktım ki, orada bir hayvan duruyor." Daha sonra Peygamber (sav) Efendimiz Burak ile olan yolculuğunu anlattı. İbn Hişam, Es-Sire.II,38. Şifa-i Şerif Şerhi.1/398.
 
8- Ebu Zer (ra) nın rivayetine göre, Resulullah (sav) Efendimiz: "Ben Mekke’de iken evimin tavanı yarılıverdi. Cebrail (as) indi. Göğsümü yardı ve içini Zemzem suyu ile yıkadı." Diye Mi’raç hadisesini anlatmağa başlamış, daha sonra da: " Cebrail elimden tutup beni semaya çıkardı." Diye sözlerine devam etti. Buhari, Salat,1; Hac, 76; Enbiya,5; Müslim, İman,263. Şifa-i Şerif Şerhi, 1/399.
 
9- Enes b.Malik (ra) da rivayetinde, Peygamber (sav) Efendimiz: "Beni alıp Zemzem suyuna getirdiler. Göğsümü yardılar." Diye bu olayı anlatmıştır. Müslim, İman,260.
 
10- Kur’an rüyada vahy olmaz. Kur’an ayetleri hiçbir zaman rüyada vahyedilmemiştir. Peygamberlerin rüyaları da vahiydir. Ancak bunlar Kur’an ayeti değildirler. Bakara suresinin son iki ayeti Mi’raç’da vahyolunmuştur. Dolaysıyla Mi’raç rüyada değil uyanıkken ve bedenle olmuştur.
 
11- Mi’raç olayı rüyada olmuş olsaydı, Müşrikler endişelenmezler, olaya gülüp geçerlerdi. Peygamber (sav) den delil istemezlerdi. Peygamber (sav)in Mescid-i Aksa’ya gidip geldiğini duyan müşrikler şiddetle karşı çıkmış ve bunun ispatını istemişlerdir.
 
Ebu Hüreyre (ra) nın rivayet ettiğine göre, Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Mi’raç dönüşü kendimi Kâbe’de Hicr mevkiinde buldum. Mekkeliler bana İsra seyahatinde gördüklerimi soruyorlardı. Hafızamda iyice tutamadığım şeyleri anlatmamı istediler. Hayatımda hiç olmadığı kadar tedirginlik ve üzüntü yaşadım. Derken Allah Teâlâ aradaki engelleri kaldırıp Beytü’l-Makdis’i gözümün önüne getirdi; ben de ona bakarak Kureyşlilerin sorduğu sorulara cevap verdim." Buhari, Menakibü’l-Ensar, 41; Tefsir,17; Müslim, İman,278. Şifa-i Şerif Şerhi. 1/400.
 
 
12- Miraç hakkındaki hadislerde gördüğümüz üzere, Efendimiz (sav)’in Burak adında bir bineğe bindiği bildirilmiştir. Burak, ancak beden için bir araç olabilir. Ruhun bir bineğe ihtiyacı yoktur. O hâlde Miraç, beden ile olmuştur. Zira eğer ruh ile olsaydı, bineğe ihtiyaç olmazdı.
 
13- Miraç’ın anlatıldığı İsra suresi 1. ayette "esra" kelimesi geçmektedir. "Esra" kelimesi, "Yürüttü." manasındadır. "Yürüttü." ifadesi de miracın bedenle olduğuna işarettir. Zira hayalen, keşfen veya rüyada bir kişiye bir yerin gezdirilmesi beyanında, "Yürüttü." tabiri kullanılmaz.
 
14- Yine miracın anlatıldığı Necm suresi 17. ayette: "Göz ne kaydı ne de kamaştı." buyrulmuştur. Göz ise ruhun değil, bedenin bir organıdır. O hâlde miraç bedenle olmuştur. Eğer ruh ile olsaydı, ayette "göz" tabiri kullanılmazdı.
 
15- İsrâ ve Miraç’ın ruh ve beden beraberce olduğu hakkında, sahabenin ve ümmetin icmâ’ı vardır. Başta Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali gibi pek çok kimse, bu hadisenin ruh ve bedenle meydana geldiği hususunda ittifak halindedirler. Ehli Sünnetin görüşü de böyledir.
 
16- Yüce Allah, İsrâ ve Mi’raç olayının geçtiği, İsrâ sûresine "Subhânellezî esrâ bi abdihî..." cümlesiyle başlamıştır ki, Araplar, hayrete mucip bir hadiseyle karşılaşıp ondan dehşete kapıldıklarında "Subhânellâh!" derler. Bu surenin de böyle bir cümleyle başlaması göstermektedir ki, burada acayip şeyler meydana gelecektir. Şayet bu, rüyada olan bir hadise olmuş olsaydı hayret edilecek bir durum söz konusu olmazdı.
 
Bazı mutasavvıflar Mi’raç’ın uyanıkken amma ruh ile gerçekleştiğini savunmaktadırlar.
İsra ve Mi’raç olayında ikinci bir tartışma konusu da, " Peygamber (sav) Efendimizin Mi’raç’da Yüce Allah (cc) i gördü mü, görmedi mi?" meselesidir.
 
İnşallah bir başka yazımızda bu konuyu sizlere açıklamaya çalışacağım.
 
Miraç Kandiliniz mübarek olsun. Namaz ile ruhen Miraç’a yükselenlerden eylesin.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol