17 Aralıkta da böyle olmuş sevgili ülkem iyice karıştırılmıştır. Bu millet ne darbeler gördü geçirdi sürekli antibiyotik kullanan insan gibi  milletimizde artık darbelere karşı  bağışıklık kazandı. Ağzı sulanıp bu darbeden payını almak için ellerini ovuşturarak kenarda bekleyenler artık ovuşturdukları avuçlarını yalayabilirler.

17 Aralık Operasyonu’nun asıl amacının “altın vuruş”; yani İran ticareti olduğu meydana çıkmıştır.

“Operasyonun içinde neden Halkbank vardı? Neden Halkbank'ın Genel Müdürü Süleyman Aslan vardı? Neden İran devletiyle yapılan ticari faaliyetlerde aktif rolü olan Reza Sarraf vardı?

İran, ambargo kapsamına girmeyen insani malzemeler, gıda, ilaç gibi maddeleri Türkiye üzerinden İthal ediyordu.

 Reza Sarraf işte burada devreye giriyor ve  Reza Sarraf'ın şirketleri İran'ın ihtiyaç duyduğu maddeleri  yurtdışından ithal ediyordu. İthal edilen maddeler Türk gümrüğünden girerek yerlileştiriliyor daha sonra İran'a ihraç ediliyordu. Reza Sarraf'ın ithalat  ve ihracat belgelerini Halk Bankası'na sunmasıyla, banka İran'ın ödeme talimatını dikkate alarak ithalat yapılan yurtdışı firmasına İran devlet şirketlerinin hesabından ödeme yapıyor. Yani Halkbank, Reza Sarraf ile hiçbir para alışverişi içinde değil.

Kısaca Reza Sarraf  konum olarak, İran devletinin Türkiye'deki tedarikçisi durumunda.

Gelelim kıyametler koparılan altın meselesine. İran, 2012 yılının ikinci yarısı ve 2013'ün ilk yarısında yüklü miktarda altın alımı yapmıştır. İran adına bu alımları yine  Reza Sarraf'ın şirketleri yapmıştır. Bu alımların büyük bir kısmı İstanbul Altın Borsası'ndan yapılmıştır.  Değeri 10 milyar doları bulan altınlarla ilgili İran adına yapılan ödeme Halkbankası'ndaki İran devlet şirketleri hesabından İstanbul Altın Borsası'na yapılmıştır.

Üzerinde bunca tartışma yapılan İran ile Türkiye arasındaki altın ticaretinin içyüzü budur. Bu kadar açık, şeffaf ve uluslararası ticaret kurallarına uygundur.

Sadece İran ile olan ticari durumla ilgili değil, son dönemde Azerbaycan ile imzalanan Güney Enerji hattı taşıma anlaşması, Kuzey Irak Kürt yönetimiyle yapılan güvenlik ve enerji anlaşmaları ve en son Hindistan'ın da Türkiye ile çalışmak istemesi ve bütün bu sirkülasyonun Halkbank üzerinden yürüyecek olması , bu bankayı hedef haline getirmiştir.”

10 yıl içinde Halk Bankası sürekli büyüyerek Avrupa'nın en önemli bankalarından biri haline gelmiş, Forbes dergisi de Halk Bankasını Avrupa’da son 5 yılda en hızlı büyüyen bankası seçmiştir.

Ve bu durumda kazanan zenginleşen Türkiye olmuş  tabi bu da birilerinin işine gelmemiştir.

İyi ki dersanelerin kapatılması olayları oldu da resmi daha net görmeye başlayabildik. Daha önce kimin nerede durduğunu gezi olayları sayesinde öğrenmiştik.Şimdi de dersane olaylarıyla ortaya dökülmesi için bekletilen kasetler, kayıtlar,yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmış oldu. Çer çöp meydana çıktı temizlik yapıldı.böylelikle  cemaatin bizlere yaptıklarına karşılık  yıllardır içimizde biriktirdiğimiz “aman müslüman kardeşimizdir,müslümanların arasına ayrılık, nifak girmesin” diye  sustuğumuz, gönlümüzü yaralayan, cam kırıkları gibi batan 28 şubat ,furuat , mavi marmara vs gibi olaylarda yaşadıklarımızın acısını dillendirdik. Bir taraftan dilimiz kalbimizdeki  acılarımızı söylerken bir taraftan da müslümanların bu duruma düşmelerine yüreğimiz burkuldu. Halimize sevinenleri gördükçe  üzüldük . Ama yıllardır susmuştuk ve susmakla bir yol katedememiştik. Şimdi herkes rengini belli etmiş oldu.Tüm bu gelişmeler olurken cemaat dışından itidal çağrıları yapanlar bile hor görülüp acımasızca cemaat tarafından eleştirilmiştir. Sırf cemaatin safında yer almadılar diye . Görgük ki cemaatin ufacık  eleştiriye bile tahammülü yoktu,  çünkü onlar sorgulanamazdı!

Anladık ki cemaatin derdi “Ne barış açılımı. Ne istikrar ve gelişme. Bir elinde dershane. Bir elinde dosyalar. Ve dilinde beddualar!”

Keşke hiç bir şey böyle olmasaydı. Ama öğrenmek bazen kolay yoldan olmaz acı çekerek olur. Doğumlar sancılıdır. Hele ki jeopolitik  bakımdan bu kadar önemli olan ülkemden Yeni bir Türkiye’nin doğması da elbette kolay yoldan olmayacaktır. Acılar çekilecek, bedeller ödenecektir. Güçlü bir başbakanla güçlü bir Türkiye hayal değildir.Türkiye için hayal olan birçok şeyin tek tek gerçekleştiğini gördük.Artık bunu  sağır sultan  duydu, kör cahiller gördü. Ama birilileri hala görmemek için direniyor.Bu kadar göz önünde ve net olan, bir çocuğun bile anlayabileceği mevzuları nasıl oluyor da bunlar anlamıyor diye saçımı başımı yolasım geliyor. Allah kimsenin basiretini kapatmasın.

Tüm olan olaylardan sonra inanıyorum ki aydınlık ve güçlü bir gelecek “Yeni Türkiye’nin” olacaktır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol