Kadın, anamız, bacımız, halamız, teyzemiz, ninemiz, eşimiz, kızımız, kız yeğenimiz, komşumuz, mesai arkadaşımız. Kadın, hayatın kendisi ile devam ettiği varlık vesilesi. Kadın, insanlığın yarısı.

İnsanlığın yarısı, nitelemesini hem hakiki hem de mecazi anlamda kullanıyorum. İnsanı kadın yetiştiriyor, insan insanlığı kadın olan anasından öğrenmeye başlıyor evvela.

Allah, önce Adem Babamızı (a.s)’ı yarattı, Havva anamızı da ona eş yaptı. Arapça da zevc ve zevce kelimeleri, bir şeyin eşi yarısı anlamına gelir ama eskiden de günümüzde de kadın sosyal hayatın yarısı değil. Fizik gücü avantajını kullanan erkekler, erkek egemen toplum oluşturdular ve bu egemenliği paylaşmaya yanaşmadılar. Kadın, sosyal hayattan uzaklaşınca hayatın da dengesi bozuldu. Kadını sosyal hayattan uzaklaştırdıktan sonra daha edepli olmadık aksine kabalaştık. Eğe bir yerde hanımlar da varsa erkekler hem kılık kıyafetine hem de sözlerine daha çok dikkat ediyor. Hanımların yoğun olduğu yerde de uyuşmazlıklara daha çok rastlanıyor.

Çok anlamlı bir tespiti aktarmak istiyorum: Hacı Bektaş-ı Veliye ait olduğu söyleniyor, emin değilim. Olgun insan kimdir sorusuna, “Karşıdan gelenin kadın mı erkek mi olduğunu fark etmeyen, fark etse bile gelen kadınsa kadının güzelliği ile ilgilenmeyen, erkek ise onun zengin mi fakir mi diye düşünmeyen, geleni sadece insan olarak gören kimsedir.” cevabını veriyor. Bu olgunluğa erişmiş kaç kişi vardır acaba aramızda?

Çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan’ı kim yetiştirdi? Babası II. Murat mı? II. Murat Edirne’de padişah iken O, Manisa da vali idi. Aksşemseddin mi? Akşemseddin, İstanbul’un fethine yakın bir zamanda Fatih’in yanına geldi. Peki fatih’i doğurup büyüten anasının adını bilen var mı? Hüma Hatun. Hayma ana tiplemesini Diriliş dizsinde izleyeniniz vardır. Osmanlıyı, cihan devleti yapan kadınlarındaki asalet idi.

Kadın, şefkat ve merhametin, sevgi ve saygının da menşei konumunda. Fuzuli, Leyla’nın sevgide asaletini şöyle ifade ediyor: “Aşık-ı sadık menem, Mecnunun adı var.” Leyla diyor ki:

Mecnun, ikimize özel olan sevgiyi, aşkı, dağa taşa, kuşlara, hayvanlara insanlara herkese duyurdu. Ben ise kimseye duyurmadım. Sevgimize sadık kaldım. Bunun için asıl adı Kays olan Mecnun, deli olarak anılır oldu.

Eskiden bizim edebiyatımız, şiirimiz, sanatımız edep üzere inşa edilirdi. Şair “Yüzüne değen teli kıskanırım, başkasına konuşan dili kıskanırım.” Bir başka şar de şöyle diyor: “Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yarim.” Günümüzü ise Üstad Necip Fazıl şöyle anlatıyor:

“Utanırdı burnunu göstermekten süt ninem/ Kızımın gösterdiği kefen bezine mahrem.”

Cebimizde akıllı telefon taşıdığımız sanıyoruz. Telefonu akıllıca kullanmayanlar için telefon saatli bombadan farksızdır. Telefondan canlı yayın yapıyorlar, rezalet diz boyu.

Çocuklarımıza dikkat edelim lütfen. Eskiler, kızını dövmeyen dizini döver, dermiş. Dövmek de dayak da insana yakışmaz, kaba kuvvet acziyetin tezahürüdür. Kızını yada oğlunu iyi eğitmeyen dizini defalarca döver bu bir kaçınılmaz son.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner205