Kötü söz, söyleyenin kızgınlığını ve iç dünyasını yansıtır. Zaten içinde barındırdığı düşünceyi bir vesile ile faş eder. Birinden; küfürlü bir söz, hakaret, alay, tahkir ve tezyif eden bir söz duyduğumuzda en kibar karşılık olarak “Kem söz sahibine aittir.” deriz. Ben bu lafın altında kalmam diyenler ise aynı cümlelerle karşılık verir. Kötü sözle yapılan nitelemeye muhatap layık olsa bile hiç kimse, muhatabın kişiliğini hedef alınarak hakaret edemez, küfredemez. Buna kimsenin hakkı yoktur. En fazla yanlış olan söz ve davranış eleştirilebilir.
           
Kötü söz sadece sahibine mi aittir. Kötü konuşan kişi, bu cümleyi ilk kuran kişi midir yoksa o da bir başkasından mı duymuştur? Maalesef, kültürümüzde vecize değerinde çok güzel sözlerimiz olduğu gibi duyulduğunda haya sahibinin yüzünü kızartacak bir o kadar da kötü söz mevcuttur. Birkaç yıl önce bir arkadaş meclisinde, dedikodu faslı başlamıştı, bir şahsın dedikodusu yapılıyordu, bir kişi hakkında o “onbirlerden” denildi. İlk defa duyduğum deyimin anlamını sordum. Bana, şaşkın bir şekilde “Aaa gerçekten bilmiyor musun?” diye sordular. Yahu bilmiyorum ne var bunda, bunu bilmemek gerçekten bir kusur mudur? Dedim. Yok kusur diyemeyiz ama toplumda böyle bir olgu var, en azından haberdar olmalıydın, dedi bir arkadaşım. Meğer onbirler denilen ruhsuz güruh içinde her tür küfür serbestmiş. Birbirinin annesine, kızına, eşine küfür edip ardından da gülerlermiş. Bu defa ben şaşırdım. Bir insan, kendi annesine, eşine, kızına yapılan küfüre nasıl güler, bu nasıl bir ruh halidir? Bu nasıl ahlaki bir yapıdır, karakterdir? demekten kendimi alamadım.
           
Arkadaşlara hak veriyorum. Toplumu ıslah etme görevi üstlenmiş olan bizler, toplumda böylesi soysuz ve ruhsuz bir güruhun en azından varlığından haberdar olmalıyız ki onlarla da etkili bir mücadele yürütmek için strateji geliştirebilelim.
           
Biz çocukken küfürlü sözleri sokakta arkadaşlarımızdan duyardık. Tam olarak anlamını bilmediğimiz söylerden bazılarını evde tekrarladığımda babam ve annem, yüzünü ekşiterek “Sus, böyle şeyleri bir daha duymayayım, bak dilin kara oldu, dilini kirlettin. Bu sözleri ancak kötü insanlar söyler” şeklinde ikaz ederler, ben de bir daha söylemezdim.
           
Küfürlü konuşmanın aynı tempoda hatta artarak devam ettiğini gördüğümde birkaç yıl önce buna karşı yaz kurslarında bir kampanya başlattım. Denetim ve ziyaret için gittiğim bütün yaz kurslarında bu konuyu işledim. Çocuklara şöyle bir metaforla konuyu izah etmeye çalıştım:
           
-Çocuklar, yolda gidiyorsunuz, yağmur yağmış, yolda su birikintileri ve çamurlar oluşmuş. Siz, “bu ne tatlı bir şey” diyerek, çamura parmağınızı daldırıp bir parmak çamuru ağzınıza götürür müsünüz? Çocuklar arasından yüzünü ekşiten ve ııııyyy çok iğrenç diyenleri duydum ve söze şöyle devam ettim:
           
-İşte çocuklar, küfürlü konuşmak da böyle bir şeydir. Küfürlü cümlelerle ağzınızı kirletmeyin.
           
Geçenlerde bir ortaokulda müdürlük yapan bir arkadaşla konuşurken yakında yaşadıkları şöyle bir olayı anlattı. Yedinci sınıfa giden iki kız öğrenci facebook da birbiri ile çok ağır küfürlü sözlerle tartışmışlar. Kızlardan biri kendi yazdıklarını silerek arkadaşının yazdığını babasına göstermiş ve veli olarak bu kızdan şikayetçi olmasını istemiş. Haklı olarak veli de okula gelerek durumu okul müdürüne anlatmış. Diğer kız çağrılmış. Diğer kız, o da bana küfretti, karşılıklı küfürleştik,demiş ve facebook sayfasını açarak yazışmayı göstermiş. Kızın babası, hayır olamaz, benim kızım böyle şeyler yazmaz, bunu siz uyduruyorsunuz, diyerek kızının arkadaşını suçlasa da velinin sosyal paylaşım mantığını ve sistemini bilmediği aşikar. Müdür Bey, yahu hocam, o yaştaki bir kız öğrenci bu sözleri nereden biliyor, ben bir erkek olarak duyunca yüzüm kızarıyor, bu nasıl bir şey? Diyerek şaşkınlığını ve tepkisini dile getirdi. Evet, beğenmesek de vakıa bu. Bunların sayısı azımsanmayacak kadar çok.
           
Kötü söz, küfürlü konuşma bir Müslüman olarak bize hiç yakışmıyor. Konuşanın iç dünyasını yansıttığı için de söz sahibi hakkında çok menfi bir kanaat oluşmasına yol açıyor. Ayrıca sözün ağırlığına göre de bir günah ağırlığı amel defterine kaydedilir.
           
Allah Teala Kur’an-ı Kerimde İbrahim Suresinin 24. 25. ve 26. ayetlerinde iyi söz ile kötü sözün misalini şöyle beyan eder:
           
“Görmedin mi, Güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izni ile her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün durumu da, yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.”
           
Buna göre kötü söz, köksüz, mesnetsiz ve yersizdir. Sahibine yüktür, onu küçük düşürür, beşeri ilişkileri tahrip eder. Kötü söz ve yersiz konuşmalar hadis-i şeriflerde “malayani” olarak nitelendirilmiştir. Peygamberimiz (s.a.s) de bir hadis-i şeriflerinde, “Kişinin malayaniyi terk etmesi, onun Müslümanlığının güzelliğindendir.” buyurmuşlardır. Buna göre kötü  ve malayani söz, kişinin manevi seviyesini de düşürmektedir.
           
Kötü söz, sahibinin iç dünyasını  ve kalitesini yansıtır ama güzel söz gibi kötü sözlerde büyüklerden ve çevreden öğrenilir. Kötü söz sadece sahibinin değil, onu taşıyan, yaşatan ve tepki göstermeyip anlayışla karşılayan herkesindir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.