Avrupa ülkeleri, son yıllarda Türkiye düşmanlığını iyice tırmandırdı. Geçtiğimiz aylarda Hollanda ve Fransa, seçim çalışmalarında Türkiye’yi hedefe koydu. Hollanda, aileden sorumlu bayan bakanımızı ülkesinde konuşturmadı, hatta Türk konsolosluğuna bile girmesine müsaade etmedi. Etrafındaki Türk vatandaşlarına köpeklerini saldı. Bakan da bu barbarlık karşısında Hollanda’yı terketmek zorunda kaldı. Almanya terör örgütü liderine tele konferans yoluyla konuşma yaptırırken Türkiye’nin Cumhurbaşkanına yaptırmadı.

            Fransa’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de oy kullanmadan bir gün önce, finale kalıp seçime girecek olan iki rakip aday Marine Le Pen ve Macron, yaptıkları televizyon programında Türkiye aleyhtarlığını iç politikalarına malzeme olarak kullandılar. Hatta Macron, “Ben cumhurbaşkanı olursam, Fransa’yı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Putin’e karşı koruyacağım” diyerek kinini kusmuştu.          

            Geçtiğimiz yıl küresel terörist Amerika’ya başkan seçilen Trump, seçim propagandaları süresince ırkçı ve ötekileştirici söylemleri arasında, Müslümanları ülkeye almayacaklarını ve onlara müsamahakâr olmayacaklarını söyledi. Koltuğa oturduğunun hemen akabinde, Amerika’ya Müslüman girişini yasakladı. Ne var ki, mahkeme bu kararı durdurdu.

            Almanya’da da 24 Eylül 2017 tarihinde yapılacak olan Federal meclis seçimleri dolayısıyla, zaten var olan Türkiye düşmanlığı tavan yaptı. Geçtiğimiz günlerde muhafazakâr Hıristiyan demokrat bir parti olduklarını söyleyen Angela Merkel ile sosyal demokrat olarak bilinen Martin Schulz, televizyonda kozlarını paylaştılar. Ne kozdu ama!!! Halledilmesi gereken iç sorunları ile ilgili çözüm önerileri sunacaklarına, görünüşte dünya görüşleri birbirine zıt iki parti lideri, Türkiye ve Erdoğan aleyhtarlığında ittifak halinde idi. Camilerin kapatılmasında, Türkiye’den din görevlisi gönderilmesinin engellenmesinde aynı görüşteydiler. Merkel, “Ben hiçbir zaman Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini istemedim” derken, sosyal demokrat lider Schulz da “Ben başbakan olursam, Türkiye’yi Avrupa Birliğine aldırmayacağım” dedi. Taa da alırsanız…

Geçtiğimiz Nisan ayında, özel bir Fransız televizyonunda Defarges (Defarj) adında bir siyaset bilimci olan ve birçok Fransız siyasetçinin hocası olduğu söylenen ve Fransa'da özgül ağırlığı fazla olan İslam ve müslüman düşmanı bir kefere; "Erdoğan öldürülmeli, suikast yapılmalı, iç savaş çıkarılmalı" demişti… Avrupalının Türk ve İslam düşmanlığını sıralamakla bitiremeyiz. Onbirinci asırdan beri bunlarla hesaplaşmamız hiçbir zaman bitmemiştir. Selçuklunun yıkılmasında, Osmanlının dağılmasında bunların kirli ihtirası vardır.

Rasulullah (s.a.v) "Küfür, tek millettir" diye boşuna demiyor. Yüce Allah, K.Kerim'de bunların iç röntgenlerini ve MR'larını deşifre ediyor. Onlar, müslümanların asla onmalarını ve kendi seviyelerine çıkmalarını, demokrasi ve insan hakları, din ve vicdan hürriyeti, yaşama hürriyeti, ifade hürriyeti gibi birçok insanî değerlere sahip olmasını istemezler. Bu kavramları dillerine dolasalar bile bunları kendilerinin dışında olanlara/müslümanlara çok gören ve içlerinde kin aysbergleri taşıyan ve müslümanların başardıklarını gördükçe de kudurarak kinlerinden parmaklarının uçlarını ısıranlar olduğunu açıklar Kur'an.... Onlara "KİNİNİZLE GEBERİN" dememizi ister. Buyurun, Âl-i İmran suresindeki o ayetlere kulak verelim:

"Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri sırdaş edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. ŞİDDETLİ ÖFKE, AĞIZLARINDAN TAŞMAKTADIR; KALPLERİNDE SAKLADIKLARI İSE DAHA DA BÜYÜKTÜR. Aklınızı kullanırsanız, size ayetleri açıkladık. Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "KİNİNİZLE GEBERİN." Şüphesiz Allah, içinizde saklı duranı bilendir. Eğer bir iyilikle karşılaşırsanız bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelince de memnun olurlar. Ama eğer zorluklara karşı sabreder ve samimi davranırsanız, ruh olgunluğu gösterirseniz, onların hileleri size hiçbir zaman zarar veremez. Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatıcıdır." (Âl-i İmran:118-120)

İşte bu kefere sürüsü, AB görüşmelerinde Türkiye’nin yüzüne karşı “Şu kriterleri yerine getirdiğinizde tam üyeliğe geçecekseniz” diye janjanlı sözler sarfederek 31 Temmuz 1959’dan beri elli sekiz yıldır kapıda bekletmeleri, Nato üyesi olan Türkiye’yi teröre karşı verdiği mücadelede yalnız bırakmamaları gerektiği halde teröristleri bağırlarına basmaları ve küresel terörist ABD’nin, bir PKK uzantısı olan PYD’ye tırlar dolusu silah yardımı yapması, ayette beyan edilen iki yüzlülüklerini,  kalleşliklerini ve içten pazarlıklarını ortaya koymaktadır.

Bu kefere sürüsünün değerlere bağlılığı, cahiliye dönemi putperestlerinin helvadan yaptıkları putlarına bağlılığı gibidir. Acıkınca yerler.

Sizin anlayacağınız, haçlı seferleri durmamıştır. Asrın araçlarını kullanarak değişik versiyonla çağdaşlaşmış şekliyle devam etmektedir ve edecektir de… Hak batıl mücadelesi Habil-Kabil’den beri sürmektedir, sürecektir de… Öyleyse AB haçlı ittifakına karşı İslam Birliği de bir şekilde kurulmalıdır ve inşallah kurulacaktır da…

Tek dişi kalmış canavar Batı’nın bir ikiyüzlülük örneği de Arakan’la ilgilidir. Geçtiğimiz günlerde Arakandaki katliam için Birleşmiş Milletler toplandı. Toplandı da ne oldu? Sadece kınama kararı aldı o kadar. Ölenler müslüman değil de İsrail veya batılı ülkelerden birinde olsaydı acaba kınama kararı ile yetinirler miydi? Yok be kardeşim küfür tek millet olduğu için, Müslümanlar lehine bu kefere sürüsünden insaf ve merhamet beklemek ham hayal olur. "Onların dinlerine tabi olmadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar" (Bakara:120) ayeti bu gerçeği bize haykırmaktadır. İslam âlemi Ümmet bilincine ulaşıp kenetleninceye kadar, vahşet görüntülerini seyrettikçe buğzederek diş gıcırdatmaktan ve gözyaşı dökmekten başka şimdilik yapacağımız yok gibidir. Yarabbi! Bizi kendimize getir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Beyazkuş 2017-09-06 20:28:34

Allah razı olsun guzel bir yazı müslüman olarak gönüllerimize islam birliği oluşturursak fiili olarakta inşAllah olacak çünkü rabbimizin vaadi var

Avatar
Yasemin 2017-09-10 21:04:43

Once kendi milletimize merhametli olmayi ogrenip aramizdaki kin nefret giybet ve tum cikarci ikiyuzlu tutumlarimizi birakmamiz lazim.iste o zaman Rabbimin yardimi yetisir ummet oluruz.islam birligi kurulur bu zulme dur deriz.