Öne Çıkanlar diyanet Mehmet Görmez Bahçelievler Müftülüğü İlhami Şahin Hala Sultan Tekkesi

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman'ın İlginç Kitabı: Siyaset ve Fıkıh

İslam hukuku uzmanı olan Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet YAMAN ilginç bir kitaba imza attı. Literatürde pek örneği olmayan Siyaset ve Fıkıh isimli eserinin 3. baskısı İz Yayınları tarafından yapıldı. Siyaset kurumunun ve kamu yöneticilerinin fıkıh ilminin oluşumundaki etkilerinin izini süren Yaman, 11 başlık altında tespitlerde bulunuyor.

“Siyaset ve hukuk, insanın bulunduğu yerde onun doğası gereği zorunlu olarak bulunan/bulunması gereken iki kurum­dur. Ortak bilincin, ihtiyaçların ve hedeflerin bir araya getirdiği insan toplulukları, “ortak iyilik”i gerçekleştirmek ve dünya üzerinde yer edinebilmek için siyasete; kendi aralarındaki ilişkileri âdil bir zemine oturtabilmek için hukuka muhtaçtırlar.

Kısaca, yönetme sanatı diyebileceğimiz siyaset ile, hakkı sahibine ulaştırma ve adalet terazisi ile nimet-külfet dengesini sağlama sanatı diyebileceğimiz hukuk, bu bakım­dan hem birbirinden ayrılmayan hem de birbirini tamam­layan unsurlardır. Zira yönetimin tartışılmaz cazibesi ile elindeki güç ve imkânları, hukuk tarafından kayıtlanmazsa bu sanatın zorbalığa dönüşmesine fırsat verilmiş olur. Bunun paralelinde, arkasında siyasî bir irade bulunmayan ve siyasî otoritenin takibini yapacağı müeyyidelerle donatıl­mayan bir hukuk da, kendisinden beklenen fonksiyonları icra edemez.” diye sözlerine başlayan Yaman şöyle devam ediyor:

“Fakat her iki kurumun doğasında bulunan kimi özel­likler, bu olması gereken ilişkiyi zaman zaman zedelemiş ve daha çok birincisi yani siyaset lehine denge bozulmuştur. İnsan faktörünün yönetimde belirleyici olması, çıkar grup­larının siyasete egemen olup iktidar çatışmalarının başla­ması; buna karşılık, kaynağını toplumun ortak değerlerinden alan ve hukukî istikrar, emniyet ve adaleti gerçekleştirmeye çalışan hukukun bu tür yanlışları engellemek üzere devrede kalma çabaları, siyaset-hukuk karşıtlığını doğurmuştur. Siyasetin bağımsız ve otoriter karakteri ile, hukukun siyaseti ve siyasetçiyi denetleyici ve akl-ı selîm ile kişilerin temel hak ve hürriyetleri doğrultusunda kısıtlayıcı karakteri, bu sonuçta etkili olmuştur.

Bu karşıtlığı aşmak için siyasî güç merkezleri, değişik yollarla hukuka müdahale ederek onu kendi doğruları istikametinde şekillendirmeye çalışmış; hukuk da buna karşı duragelmiştir. Immanuel Kant’ın “Politika, yılanlar gibi akıllı ol der; ahlâk (dar anlamıyla hukuk) ise yılanlar gibi akıllı, kumrular gibi zararsız ol der” sözü ile, yüzyılımızın ünlü siyaset bilimcisi Harold Lasswell’in “Politika; kimin neyi, ne zaman ve nasıl elde ettiğini belirleyen bir faaliyettir” tarzındaki tanımı, bu iki kurumun doğasına dair ipuçları vermektedir.İslam hukuku parantezinde konuya baktığımızda da önümüzde çok farklı bir manzara belirmemektedir. Zira İslam hukukunun hem teknik olarak doğuş ve gelişme aşamasında, hem de daha sonraki dönemlerinde karşı karşıya kaldığı engellerden birisi “siyaset” ya da “politika” olmuştur.”

İşte bu iki kurum arasındaki ilişkinin boyutlarını, etkilerini ve sonuçlarını ele alan Siyaset ve Fıkıh isimli kitap, siyasetin, İslam kamu hukukundan usûlü’l-fıkha, fıkıh edebiyatının tür zenginliği ve muhteva açılımından yargıya, ictihadî faaliyetin seyrinden sivil fıkıh öğretimine kadar değişik noktalardaki müdahaleci ve engelleyici tavrını, iki ayrı bölüm halinde incelemektedir.

Siyaset ve FıkıhSiyaset Hukuk İlişkisininTeorik Boyutlarıbaşlığını taşıyan birinci bölümde şu koonular ele alınmıştır:
  • Hilafetin saltanata dönüşmesi ve müslümanların kamu hukuku anlayışları,
  • Siyaset ve maddî yönü itibariyle sünnet ve hadis,
  • Hukukun kaynaklarını tesbit ve yorumlamada siyasetin etkisi,
  • Anlam kaymasına uğratılan bir kavram: siyaset-i şer‘iyye,
  • Hîle-i şer‘iyye probleminin kurumsallaşmasında siyasetin rolü.
Kitabının ikinci bölümünde siyaset hukuk ilişkisininpratik boyutlarını konu edinen Ahmet Yaman burada:
  • Yönetimin dindarlık düzeyi ve bu düzeyin hukukun toplum vicdanındaki konumuna etkisi,
  • Irkçı siyasî anlayışlar ve hukuk,
  • Fıkıh edebiyatının tür zenginliği ve muhteva açılımında siyasetin etkisi,
  • Siyasî baskılar ve ictihadî faaliyetin seyri,
  • Yürütme organının yargıya müdahalesi ya da yargının siyasallaşması,
  • Sivil fıkıh eğitim - öğretimi ve siyasetgibi meselelere değinmektedir.
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman bu dikkat çeken hatta ezber bozan kitabında, teknik olarak İslâm hukukunun oluşum süreçleri ve sonrasında siyasetin, bu süreçlere yaptığı olumsuz etkilerimerkeze almıştır. Yazarın sonuç kısmındaki şu değerlendirmeleri kitap hakkında fikir verecektir:

“İslâm kamu hukukunun belli alanlarının yeterince gelişememesinde, yöneticilerin hukuk karşısındaki mubâlâtsız tavırlarının toplumu etkilemesinde, Sünnet verisinin varlığından habersiz ictihatların ortaya çıkışında, uydurma hadisler yoluyla ve ırkçı politikalarla hukuku belirlemede, fıkıh edebiyatının yelpaze daralmasında, yargının her zaman aynı ölçüde bağımsız bir kuvvet olamamasında, baskılar ile müctehidlerin kanaatlerine tesir etmede, siyaset-i şer‘iyye kavramının istismar edilerek zaman zaman haksızlık ve gasb aracı haline getirilmesinde, hîle-i şer‘iyyenin kurumsallaşmasında ve nihayet fıkıh eğitim ve öğretiminin geçirdiği evrelerde, diğer etkenler yanında, yönetim anlayışı ve tatbikatının da büyük çapta etkili olduğunu görmüş olduk. Yöneticilerin karakter ve dindarlığından kaynaklanan olumlu etkilerin varlığı tarihî bir gerçek olmakla beraber, siyasetin insan elindeki genel karakteri ile hukukun tabiatı, tarih boyunca bu ilişkinin olumsuz boyutunu ön plana çıkarmıştır.

İçinde yaşadığımız yüzyıla gelinceye kadar, İslâm tarihi boyunca hiçbir siyasî idare, İslâm hukukunu bütünüyle devre dışı bırakma teşebbüsünde bulunmadığı için, araştırma metninde, siyasî mülahazalardan kaynaklanan engellerden birisi olarak, onun, fıkhın hayatiyetine yani yürürlükte kalıp kalmamasına olan etkisine değinmemiştim. Bu bağlamda burada, İslâm hukukunun, yakın geçmişte Türkiye özelinde yaşadığı maceraya değinerek mezkûr engeli de örneklemek istiyorum.

Lozan Görüşmeleri sırasında İsmet Paşa 28 Aralık 1922 tarihinde yaptığı bir konuşmada, Mecelle ile ilgili olarak şu cümleleri sarfeder:

‘Alt Komisyon’da Türk Medenî Kanunu Mecelle’nin dinsel bir temele dayandığı ve çağdaş ihtiyaçları karşıla­yamadığı iddia edilmiştir. Türk Temsilci Heyeti, Türk Medenî Kanunu’nun kaynakları ne olursa olsun hiçbir bakımdan dinsel ya da teokratik bir niteliği olmadığı, Türk kanunu ile başka ülkelerin medenî kanunları arasında temel ilkeler ve koydukları hukuk kuralları bakımından önemli bir ayrılık bulunmadığı, özellikle hiçbir devletin medenî kanununun tıpkısı olmadığından arada bir takım farklar görülmesinin, Türk Medenî Kanunu’nun değerini hiç de azaltmayacağını belirtmiştir.’

Aynı şekilde Lozan’daki Türk delegasyonu, adlî kapi­tülasyonlar meselesinde başlangıçta 1917 tarihli Osmanlı Hukûk-ı Aile Kararnamesi’nebenzer bir düzenlemeyi de savunmaktadır. Rıza Nur, 23 Aralık 1922’de icra edilen bir oturumda, mezkûr kararnamenin İstanbul Hükümeti’nce yürür­lükten kaldırıldığını, oysa Ankara Hükümeti’nin bu kanunun yürülükte kalmasını gerekli gördüğünü söylemiştir.

Fakat 1922’deki bu yaklaşım, içeride meclis değişikliği ile beliren yeni siyasî mülâhazalar ve merkezî idarenin tasarrufu ile nasıl olduysa iki sene içinde değişmiş ve 1924 yılında bambaşka bir tercih yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3 Nisan 1924 tarihli toplantısında yeni adliye vekili Necati Bey, 30 Aralık 1923’te adliye vekili Seyyid Bey tarafından meclise sunulan ve büyük ölçüde 1917 tarihli Hukûk-ı Aile Kararnamesi baz alınarak hazırlanan Ahvâl-i Şahsiyye Tasarısı’nıngeri çekildiğini bildirmiştir. 11 Mayıs 1924 tarihinde ise ta‘dîl-i kavânîn komisyonları tekrar kurulmuş ve yeni bir talimatname ile çalışmalarına tekrar başlamıştır. Fakat bu talimatnamede artık, kanun­ların hazırlanma aşamalarında uyulacak esaslar içerisine “ahkâm-ı fıkhiyyeden istifade” ibaresi alınmamıştır.”


Kitap Sipraişi İçin Tıklayınız


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner205