'Şehir Az İleride' romanı okuyucu ile buluştu
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER-   Kayıhan Yayınları tarafından yayınlanan Sitemiz Yazarlarından Ali Bozkurt’un 'Şehir Az İleride' Romanı okuyucuyla buluştu.

Herkesin kendisinden bir şeyler bulacağı bu romanın; öğrenciler, gençler, anneler, babalar ve toplumun her kesimi tarafından, bir takım dersler çıkarılarak, zevkle okunacağını ümit ediyoruz.

Roman, bir çocuğun 5-12 yaşları arasında yaşadığı ve tanık olduğu olayları anlatıyor.

Roman kahramanı Yüksel, beş yaşlarında bir çocuk iken hayatın felaket boyutu ile tanışır. Bu durum romanda şöyle geçmektedir:

Cuma günleri hocaya gidilmiyordu. Öğleye doğru arkadaşlarla oynarken az ötede iki kişinin telaşlı telaşlı konuşmaları duyuldu. Konuşmaları arasında babamın da adı geçiyordu:
“Aydın ile iş arkadaşı kavga etmişler, arkadaşı Aydın’ı bıçaklamış.”
Bir an acaba babamdan değil de Aydın Amca’dan mı bahsediyorlar, diye düşündüm. Hayır, konuşulan babamdı.
“Kâhta’da olmuş, dairenin önünde.” diyorlardı.
Bir felaket haberiydi duyduğum. Kardeşlerim, annem, evimiz geçti gözümün önünden. Beni de arkadaş olarak kabul eden Göksel’in yaşlı arkadaşı, beş ay sonra gitme hayali kurduğum okul binası, ilçenin sokakları, dükkânlar… Hepsi birbirine karıştı.

Şehir Az İleride romanında şu sorular cevap bulmaktadır:
*Şehirleşmek ve medenileşmek niçin önemlidir?
*Romanda öne çıkan kahramanların isimlerinin Aydın ve Yüksel olması ne ifade etmektedir?
*Bir ülkede yaşanan siyasi çalkantılar ve askeri ihtilaller sosyal hayatı nasıl etkiler? Romanda 1960 ihtilalini olduğu gün şöyle anlatılıyor:
Bize göre o sabah da, her günkü gibi bir gün başlamıştı. Ancak babam çok geçmeden eve döndü. Üzülmüş, kırılmış, çaresizliğe itilmiş gibi bir durumdaydı. Bir daha evden çıkmayacakmış gibi oturdu.
Merak içinde kalmıştık.
“İhtilal olmuş.” dedi.

İhtilal kelimesini ilk kez duyuyordum. Ne anlama geldiğini babamın açıklamalarından anlamaya çalıştım. Hükümet devrilmiş, Menderes ve öteki bakanlar gözaltına alınmışlardı.

Olayı şekil olarak anlasam da, mahiyetini tam olarak kavrayamamıştım. Hele ne kadar çok sevildiğine karşılama hazırlıkları sebebiyle yakından şahit olduğum Menderes’in bir suçlu gibi tutuklanmasına hiç akıl erdiremiyordum.
*Bir çocuk, önemli olayları nasıl tahlil eder? Önemli olaylar, bir çocuğun iç dünyasını nasıl etkiler?
*Sorumluluk sahibi bir aile reisinin işsiz kalması nelere sebep olur? Büyüklerin hayat mücadelesi, küçükleri nasıl etkiler?

Romanda iç içe anlatılan kısa hikâyeler, birçok erdemleri ortaya çıkaracak niteliktedir.

Bu romanı okuyan gençler, okumanın önemini daha çok kavrayacaklardır.

Bu romanı okuyan anneler, babalar, öğretmenler ve bütün büyükler çocukların dünyaları açısından çok değişik mesajlara ulaşacaklar ve onları daha çok önemseyeceklerdir.

Anne babalar ile çocukların bu romanı birlikte okumaları, etik ilkelerin kökleşmesine katkı sağlayacaktır.
 


Roman şu satırlarla bitiyor:

İnsan sevinince silah sıkar, ıslık çalar, bağırır, şapkasını havaya fırlatır. Ben de o anda avucumun içinde bulunan şehir taşını havaya fırlatmıştım. İki elimi birleştirip yakalamak için düşmesini bekledim; dikkat kesilmeme rağmen, havada görüp avuçlarımla yakalamam mümkün olmadı. Yakınlarda bir yerde “tıp” diye bir ses geldi. Şehir taşının toprakla buluşmasını haber vermişti bu hafif ses. Ancak sesin geldiği yeri bir türlü tespit edemedim. Diz üstü çöküp küçük bir harman büyüklüğündeki yeri avuçlarımın içiyle, parmaklarımla ince ince yokladım. Ancak şehir taşını bir türlü bulamadım.

Beni bırakıp tarihteki yerine gitmiş, iki bin yıl öncesine ait şehrin toprakları arasında yok oluvermişti sanki.

Beş yılı aşkın bir süre arkadaş olmuştu bana. Şehre açılan bir kapı, medeniyeti gösteren bir ışık gibiydi. En üzüntülü zamanlarımda, güneş huzmeleriyle bütünleşen parlaklığı, ümide doğru açılan bir yol olmuştu. Tam da hayatımı etkileyecek iki önemli müjde almışken;

“Artık ben devreden çıkıyorum, benim geldiğim şehirden daha büyük yerlere gidiyorsun.” der gibi, toprağa karışıp gözden kaybolmuştu.

Bir daha görünmek için, ya kuraklık tehlikesinden sonra üstüne düşecek bir damla yağmur veya çaresizlikten ağlayan gözlerden dökülecek bir damla gözyaşı gerekecekti belki de. Kim bilir?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol